Öykülerin fotoğrafını çekmek istiyorum
O'nu, bir pasajın girişinde gördüm...
Elinde şemsiye vardı...
Ayağında ise sandelet...
Üzerinde kısa kollu bir gömlek...
Yanında boş bir tabure....
Arkasında yeşil bir duvar...
Bir taburenin üzerinde uyukluyordu...
...Ve yüreğim ağladı o an...
Bayramdan bir gün önceydi....
Yani, "Arefe" günü..
Yani herkesin karınca kaderince bayram hazırlığı yaptığı, çarşıda, 'iğne atsanız yere düşmez' denilen günlerden bir gün...
Alışverişten geliyor ve işyerime çıkıyordum..
İşte öylece gördüm O'nu orada...
Birden dudaklarımın kuruduğunu, gözlerimin ıslandığını farkettim...
Boş tabureyle birlikte orada uyuklayan adam beni alıp alıp duygu fırtınalarının içerisine attı...
Çantam da bulunan Coolpix makinamı çıkardım...
Flaşı kapalı halde fotoğrafını çektim.... Ekrandan baktım fluuu.. Çünkü ışık yetersizdi... Bir giyim mağazasının boşalttığı karton kutuların üzerine makinayı koydum ve fotoğrafını çektim... Sadece iki kare...
Sonra döndüm arkamı gittim...
İşyerine gelince fotoğrafları bilgisayarıma aktardım... Bir kaç satır yazar, gazeteye 'fotoğrafaltı haber' koyarız diye düşünüyordum...
Bilgisayara aktardığım fotoğrafa dikkatlice baktım...
Sadece baktım.... Hiç birşey yazamadım... Öylece baktım durdum...
Tam 25 yıl gazetecilik yapmıştım...
Bu ülkenin hemen hemen her yerinde haber fotoğrafı çekmiştim...
Doğu'da, Güneydoğu'da..
Yurt içinde yurt dışında...
İdamlıklar koğuşuna gizlice girmiş, haklarında idam hükmü verilmiş mahkumlarla konuşmuş, GAP'ın temeli atılırken fotoğraflamış, Fırat'ın sularının sevdası Harran'a kavuşmasını belgelemiştim...
...Ve daha neler neler.... Hayatım haber fotoğrafı çekmekle geçmişti...
Bir nehre düşen otomobilin içerisinde boğulan yavrusunun cesedini çıkaran babanın feryadını çekmiştim...
Bir annenin en acı anlarına ve en tatlı anlarına şahitlik etmiştim...Bir damadın düğün gecesi kanlıları tarafından düğün evinde, halay da öldürülmesini fotoğraflamıştım... Ama beni hiç bir fotoğraf bu kadar etkilememişti...
Öylece baktım durdum O Amca'nın fotoğrafına...
Yazamadım iki satır...
...Ve ben o fotoğrafa yazamadan Bayram tatiline gittim... Gittim gitmesine ama aklım hep O Amca'daydı...
Yeşil bir duvarın önünde oturan, elinde şemsiyesi olan, yanında boş bir plastik sandalye, kirli bir pasaj girişi ve O Amca..
İşte O Amca benim 25 yıllık fotoğrafa bakış açımı değiştirdi...
Haber fotoğrafı çekerken aslında, yaşamın kıyısında oyalanmıştım... "Fotoğraf Yaşamın Ta Kendisi"ydi aslında.. Ben bunu 25 yıl sonra farketmiştim...
Ben fotoğrafları yazdığım haberlere meze yapmıştım tabiri yerindeyse... Ama haber yaşamsa eğer , yaşamı anlatan aslında fotoğrafın ta kendisiydi... Ben bundan sonra fotoğraf çekmeliydim... Yani yaşamı anlatmalıydım... Biraz geç kalmıştım belki ama olsun... Bundan sonra hiç olmazsa bu güzellik ile yaşamalıydım...
O Amca, benim "Fotoğraf Sevdamın" başlangıcı olmuştu...
O Amca sayesinde tanıştım ben fotoğraf ile...
Fotoğraf çekmeye başladım ve O Amca'nın fotoğrafını şu satırlarla paylaştım Fotoğraf sitelerinde:
"Daha o zamanlar D200’ümü almamıştım...
Bayram haftasında rastladım ona...
Bir pasajın girişinde...
Başı öndeydi...
Yanında boş sandalye...
Elimde Coolpixim...
Pasaj karanlık...
Flaşlı çekerek Amca’yı rahatsız etmek istemiyorum...
Coolpix , "Flaşsız çekmem" diyor...
Ben, "Çekeceksin" diyorum..
...Ve çektim...
Bu kadar oldu...
Ama ben Amca’yı, ne Bayram’da ne Bayram tatilim de unutamadım...
Niye başı öndeydi acaba...
Peki yanındaki sandalye niye boştu...
Acaba, yanındaki sandalye kimsesizliğini mi, yanıbaşında kimsenin olmadığını mı söylüyordu bize...
Bilmem...
Ama Bayram boyunca, ellerinden öpmek istedim Amca’nın...
Amcamın...
Beğeninize..."

Sonra arkası geldi....
Fotoğraf artık hayatımın vazgeçilmez bir parçasıydı...
Hani klasik bir deyim vardır, "Dünyaya vizörden bakmak" ben artık dünyaya vizörden bakmaya başlamıştım... Nereye baksam hemen orayı bir çerçevenin içerisine alıyordum...
Yaşamım artık daha da bir anlamlıydı...
Fotoğraf inanılmaz değişimleri beraberinde sunmuştu bana... Fotoğraf görünmeyen ya da benim görmediğim bir çok değeri gösteriyordu ve dünyama zenginlik katıyordu...
Daha sorumlu, daha dikkatli, daha duyarlı bakmaya başlamıştım yaşama..
ÖYKÜLERİN FOTOĞRAFI
-------------------------
Mut'un bir dağ köyünde dostlarla birlikte gezerken yaşlı bir karı kocayı gördüm.. Baktım bir kanepenin üzerinde oturuyorlar... İyice yaklaştığımda tezekten yapılmış evlerinin bahçesinde oturdukları kanepenin bir tarafının tamamen kırık olduğunu, kanepenin sağlam tarafına sıkışarak oturduklarını ve sohbet ettiklerini anladım.. Yüzlerinde bir tebessüm vardı..
Kenapenin bir tarafı tamamen kırılmıştı... Evin halinden ve karı kocanın kılık kıyafetinden maddi durumlarının hiç iyi olmadığı ve yeni bir kanepe alacak güçlerinin olmadığı hemen anlaşılıyordu...
Selamlaştıktan sonra, "Kanepe kırılmış" dedim... Yaşlı adam büyük bir bilgelikle cevap verdi, " Biz de sağlam tarafına oturuyoruz... Yetiyor bize.."
Kadın da tamamladı, " He ya yetiyor bize bak ne güzel oturuyoruz"
Sevdiğimin elini daha sıkı sıkı tuttum...
Öyle ya," Aşk bu kanepe neden kırık, neden yeni bir kanepe almıyoruz" diye dırdır etmek, şikayet etmek yerine, "Kanepenin sağlam tarafını paylaşmak" değil midir?

...Ve işte yukarıda da yer alan bu fotoğrafı büyüterek evimin en görünür yerine astım...
Fotoğraf derin düşünme, görülemeyenleri görebilmek için çaba harcama yetisinide beraberinde getiriyordu...
Ve kararımı vermiştim... Öyle fotoğrafflar çekmeliydim ki her fotoğraf bir haber olmalıydı, hatta ve hatta her haberim bir öykü anlatmalıydı..
Öykülerin fotoğrafını çekmeliydim..
İşte o günden bu yana Fotoğraf ile öyküler anlatmanın peşinden koşuyorum...İnsanı fotoğrafıma baştacı yapıyorum...
Göçer çadırlarında Küçük bir kız çocuğunu gülen gözlerinde dahi, "Yarınsızlığı" anlatmaya çalışıyorum...

Yine dağ başında bir Göçer Çadırı'nda 50 yaşında bir kadının öfkesinin, 60 yaşında adam ile evlendirilmiş, daha 20'sine bile gelmemiş genç kızın sessizliği ile buluşup "KUMA sorununun çığlıkları" olmasını istiyorum...
Karadeniz yaylalarında ayakları tutmayan bir kadının, "Yüreği ile dünyayı gezmesini" vurgulama çabasındayım...
Bir fabrika işçisinin, " Yarınlara haykırışını" kareye sığdırmak istiyorum...
Kahramanmaraş'ta Bakırcılar Çarşısı ve Büyük Sır Köyü'nde, Kastamonu Abana'da, İnebolu'da, Rize'nin Hemsin'inde, Levent Köyü'nde, Antakya'nın Samandağı'nda, Kırıkhan'ında Mersin'in Mut'unda, Zeyve'sinde, Karaman'ın Yeşildirek'in de, Ereğli'nin Meke'sinde hep öykülerin peşinde koşuyorum...
Fotoğraf ile öyküler anlatabilir miyim?
Bilmem...Ama en azından onun için çabalıyorum...
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.













TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"