Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > ARALIK 2008 SAYISI - DECEMBER 2008 ISSUE > Ozan Sağdıç ile Fotoğraf Üzerine
Ozan Sağdıç ile Fotoğraf Üzerine

Fehmi Mine: ‘Göreceksiniz bir gün Ozan’ın fotoğrafları Avrupa mecmualarında yayınlanacak’ demişti. Bu kehanet gibi beyan herhalde bana teşvik oldu...


Sizin için fotoğraf nedir; anlamlı meslek, bir uğraş, yoksa yaşamınızın vazgeçilmez parçası?

 

Geriye doğru baktığımda profesyonelce bir amatörlük ve amatörce bir profesyonellik görüyorum. Siz buna “Yaşam boyu safiyane bir tutku” da diyebilirsiniz.


Ozan Sağdıç, 55.Yıl Fotoğraf Sergisinde, Ankara
 

Fotoğraf, yaşamınıza nerede ve nasıl girdi? Fotoğrafçılık geçmişinizden söz eder misiniz?

 

İlk basit 6x6 kutu makineyle, baba memleketim olan Edremit’te 19 yaşında tanıştım. Çevremdeki görüntüleri çerçevelemeyi kartpostalları, dergi ve kitap resimlerini, hatta pul koleksiyonumdaki fotoğrafları izleyerek öğrendim. Makineyi satın aldığım Fehmi Mine, önceleri fotoğrafçılık yapmış. O tarihlerde gözlükçülük yapıyordu ama aynı zamanda karanlık odasını dağıtmamıştı ve fotoğraf malzemesi de satıyordu. Dükkânına er eğitim alayında yedeksubay olarak görevlerini yapan iki İstanbullu meraklı amatör fotoğrafçı uğramaktaydılar. Birinin adını (daha sonra Hayat mecmuasının fotomekanik atölyesinde çalıştığı için) anımsıyorum: Ferit Can, diğerininkini unutmuşum. Ama o da önemli bir isimdi. Fehmi Mine ilk filmimi yıkamış ve sonuçları görmüştü. O iki meraklı yedeksubaya “Göreceksiniz bir gün Ozan’ın fotoğrafları Avrupa mecmualarında yayınlanacak” demişti. Bu kehanet gibi beyan herhalde bana teşvik oldu.


 

Kabataş Erkek Lisesi’nde yatılı okuyordum. Liseler tam o yıl üç yıldan dört yıla çıkarıldı. Bir yıl fazla okutulduk. Oldukça başarılı bir öğrenci olduğum halde bu angarya beni okulumdan soğuttu. Kısa yoldan hayata atılmak için yollar aramaya başladım. Kader beni 1955 yılında sembolik bir aylıkla “İstanbul Umum Fotoğrafçılar Derneği”nin kâtipliğine sürükledi. Zamanın profesyonel atölye fotoğrafçılarının hemen hemen hepsiyle tanışmak, işlerini izlemek şansına kavuştum.


 

Daha sonra 1956 yılında “Amatörlerden fotoğraf alınacak” diyen bir gazete ilânıyla gittiğim Doğan Kardeş Matbaası’nda fotoğraflarım beğenildi. “Pek yakında çıkacak olan Hayat Mecmuası”nda çalışmak üzere, Hikmet Feridun Es’in deyimiyle “Babıâli tecrübesi olmayan taze bir göz” olarak keşfedildim(!). Kısmet foto muhabirliği imiş. 1960’da dergi Ankara’da büro açtı. Ben gönüllü olarak Ankaralı oldum.


 

Bu süreçte yaşadığınız ve unutamadığınız birkaç olayı anlatabilir misiniz?

 

İlginç anılar pek çok da, anlatılması uzun sürer. Kısa bir şeyler istenirse: Örneğin, eski tarihlerde Anadolu’yu gezerken, çoğu zaman yabancı turist sanılmamla ilgili pek çok anıya sahibim. Bir keresinde Ihlara vadisinde iki genç bana sırasıyla İngiliz mi, Fransız mı, Alman mı, İtalyan mı, Hollandalı mı, Amerikalı mı olduğumu sordular. Hiç birine olumlu yanıt vermedim. Bir türlü Türk olabileceğim akıllarına gelmiyor. Sonunda “Ya, neyin nesisin be adam” dediklerinde sırf muziplik olsun diye “Japon!” dedim. Hayrettir, inandılar “Tevekkeli değil” dediler.


 

Tuzhisar Sultan Hanı’nda bir çocuğun, yarısı kemirilmiş karpuz dilimini bana uzatıp da “Mösyö ham yap ham!” deyişini de unutamıyorum. Bir keresinde de yaşlı bir kadının fotoğrafını çekmek istemiştim. Olumsuzluk işaretleri yaptı. Ben ısrarcı olunca da “Göreneksiz şey” deyip sırtını döndü. Beni görgüsüzlükle suçlamıştı.


 

Hayat Mecmuası için çalıştığınız yıllardan bahsedebilir misiniz?

 

Hayat, henüz televizyonla tanışmadığımız yıllarda, her eve girebilen ve satışı günlük gazetelerin dört beş katı olan çok etkili bir yayın organıydı. Tifdruk tekniği ile basıldığından o zamana kadar Türkiye’de kimsenin görmediği nefasette fotoğraflar basabiliyordu. Bu, bizim şansımız oldu. Kadrolu ilk iki fotoğrafçı elemanı Ara Güler ile ikimizdik. Sonradan, zaman içinde başka arkadaşlarla da nöbet değişimleri olmuşsa da, sanırım foto-jurnalist olarak akıllarda kalan yalnız ikimiz olduk.


 

Hayat’a girdiğim günlerde tesislerin her seksiyonunun başında toplam on Alman uzman çalışıyordu. Ben meraklı ve hevesli bir genç olarak her bölümde beş on gün çalışarak, o ortamın havasını koklayarak foto muhabirliğimin yanında iyi bir matbaacılık ve basım organizasyonu eğitimi de görmüş oldum.


 

Hayat’ta çalışanların en büyük derdi patronla olmuştur. Şevket Rado adeta iki ruhlu bir adamdı. Radyo konuşmalarında kadife yumuşaklığında ve matbaa dışındaki dostluklarında sözü sohbeti yerinde bir Dr. Jekyl idi, ama matbaanın içinde asık suratlı, aksi bir Mr. Hyde’a dönüşüyordu. Kötü yüzünü Ara’dan ve Şemsi Güner’den dinleyin. Ben Ankara’da, yani uzağında bulunduğum için yine de iyi idare ettim sayılır.


İmren Doğan (Fotoritim) ve Ozan Sağdıç
 

O bir yana, Hayat mecmuası içinde birçok değerli insanın dostluğunu kazanmış olmak benim için gurur nedeni olmuştur. Onurlu bir gazetecilik dönemi yaşamak da, hem dışarıdaki dostluklar yönünden hem de benim kişisel gelişimim açısından kazanç hanesine yazabileceğim hususlar.



“…fotoğrafın sualtı ve safari fotoğrafçılığı dışındaki bütün dallarında gayret gösterdim...

 

Basın fotoğrafçılığı yanı sıra fotoğrafın hangi türlerinden zevk aldınız?

 

Yaşadığımız zaman kesitinde, ülkemizde fotoğraf eğitimi olmadığı gibi, pek branşlaşma şansı da yoktu. Hem bu yüzden, hem de kendi kişisel yapımın çok yönlü oluşundan sanırım, ben fotoğrafın sualtı ve safari fotoğrafçılığı dışındaki bütün dallarında gayret gösterdim. Bir de savaş fotoğrafçılığını dışarıda tutmak gerek. Bu konuları başarıyla işleyen arkadaşlara gıpta duyuyorum. Fırsat buldukça alkışlıyorum. Genelde, fotoğraf çekmenin bizzat kendisi bana büyük heyecan veriyor. Fotoğrafın beni en çok çeken yönü, insanın insanla ve doğayla ilişkileri. Ancak soyut bir ayrıntıyı, bir manzarayı, sanayi tesisini ya da mimari eseri, çiçeği, böceği fotoğraflarken de heyecan duyuyorum.


 

Biraz da Rubailerden bahsedebilir misiniz?

 

Babam hem şairdi, hem de şiir hocası. Ama ben ondan hiç ders almadım. Bir başka şair bir büyüğümün tavsiyesine uyarak, -kendimi dağıtmamak için- tek yöne yönelmek ve orada başarılı olmak uğruna şiir yazmayı ve hatta okumayı uzun seneler reddettim. “Eğer bende bir şiir gücü varsa, o benim fotoğraflarımda ortaya çıksın” dedim. Fakat insanın genlerinde olan dürtülerin önüne geçilemiyor çoğu zaman. Eski edebiyatımızda ve başka dillerde yazılmış şiirlerin günümüz Türkçesiyle, yani anlaşılır bir dille nasıl söylenebileceği konusunda biraz kalem oynattım. Şairlik taslamayacağım, şairlik iddiasında değilim. Şairler, kalıba düşkün ve içeriksiz örnekler veren meslektaşları için küçümseyerek “manzumeci” derler ya. Ben iftiharla -dilimize yabancı şairleri dillendiren- çok iyi bir “manzumeci” olduğumu söyleyebilirim.


Funda Gönendik (Fotoritim) ve Ozan Sağdıç
 

Bana “Rubailerden söz et” diyorsunuz. Ben bir şey söylemiyeyim. Sözü bu konuda söz sahibi olan sayın Talat Halman’a bırakayım: “Mevlâna Celâleddin Rumi’den 1200 rubai çeviren Ozan Sağdıç, bu ceviri türünün bir üstadı. Özellikle Hayyam dörtlüklerinde, başka pek az çevirmenin yaklaşabildiği bir virtüöz...


 

Türk siyasi tarihinin canlı tanıklarından birisiniz... Bu nasıl bir duygu? Bu döneme ait anılarınızı yazmayı düşündünüz mü? Bir kitap halinde derlemeyi?

 

Sadece düşünmekle kalmadım. Yazdım bile, hâlâ da yazmaya devam ediyorum. “Yirminci Yüzyıl Denen O Mazi” anı dizisi üç cilt olarak planlandı. İlk cildi yayınlandı. Kimi nedenlerle üç cildini birden yeniden planlamak gerekiyor.


 

Hiç fotoğraf yarışmalarına katıldınız mı? Fotoğraf yarışmaları ile ilgili kısacık da olsa görüşlerinizi alabilir miyiz?

 

Gençlik yıllarımda, bir kaç yarışmaya katılmıştım. Örneğin bir bankanın açtığı bir yarışmada toplam 12 derece ve mansiyon almıştım. Renkli dalındaki birinciliği de Othmar ile paylaşmıştım. İngiliz Photography dergisinin açtığı ilk geleneksel yarışmanın ilk birincisi ben olmuştum. Sonraları, profesyonelliğim ağır basınca kendi insiyatifimle yarışmalara katılmadım. Benim adıma fotoğraflarımı yarışmalara gönderen arkadaşlarım oldu. Sanırım Mehmet Bayhan’ın gönderdiği bir fotoğrafımla Fiap’tan Türkiye’ye ilk madalyayı getiren ben olmuşum. Bayhan’dan aldığım bir mektup öyle söylüyor. Bunların hepsi eski hikaye. Yani ben çok büyük bir yarış içindeyim, rakibim de çok zorlu! Yani hep ve durmadan kendimle yarışıyorum.


 

Yarışmalar, gençler için düşünüldüğünde, elbette çok yüreklendirici. Ödül kazanmak da herhalde zevkli bir şey olmalı. Bu yüzden o maratona katılmalarını uygun görürüm. Seçici kurul üyelikleri, birçok yeni işler görmek ve fotoğrafı koklayıp iyi malı ortaya çıkarma konusundaki sezgilerimi sınama şansını bana bağışladığı için, doğrusu çok hoşuma gidiyor.



“Yaşamımız boyunca, ‘fotoğraf işine gönül verenler örgütlenmeli’ düşünce ve gayreti içinde olduk.”

 

Bir Dernek üyesi misiniz? Derneklerin işleyişi ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?

 

Yaşamımız boyunca, “fotoğraf işine gönül verenler örgütlenmeli” düşünce ve gayreti içinde olduk. Nereden olumlu bir haber gelse, bizde yankısını buldu. AFSAD onursal üyesi olduğumu ilân etmişti. FSK kurulurken kurucu üyeleri arasında bulundum. Bir zamanlar FIJ (Uluslararası Gazeteciler Sendikası)  kartını taşıdım, kısa bir süre için ASMP (American Society of Magazine Photographers) üyesi olmuştum. Yine bir süre Gazeteciler Cemiyeti’nin İstanbul Şubesi üyesiydim. Elimde Ankara Gazeteciler Cemiyeti merhum başkanı Beyhan Cenkçi’nin cemiyetin onursal üyesi olduğuma dair bir mektubu var. Halen geçerli midir, bilmiyorum.


 

Fotoğraf dernekleri, Batı ülkelerindeki kulüplerin işlevini gördüğü sürece yararlı olabilirler. Dayanışma ve saygı esas. Olumlu rekabet de hoş. Bu yönleri bana çekici geliyor. Diğer yandan, kötü rekabet ve klikleşme alâmetleri gördüğüm ortamlar beni çok üzüyor.


 

Arşivinizi nerede ve nasıl saklıyorsunuz?

 

Üç mekânım var: Bürom. evim ve depom. Her biri tıklım tıklım dolu. Negatiflerim pergamin kağıttan föylerde klasörler halinde; diyalar da asetat mahfazalarda, çekmece biçimindeki kutularda duruyor. Dört beş yıldır olanak ölçüsünde seçme ve belli portfolyolar içinde yer alabilecek işe yarar negatif ve diyalarımı tarayarak sayısal ortama geçirmeye çalışıyorum. Onlar da konularına göre disklere kaydediliyorlar.


Ozan Sağdıç, 55.Yıl Fotoğraf Sergisinde, Ankara
 

Dijital makine kullanıyor musunuz? Dijital fotoğraf nedir?

 

Niye kullanmayayım? Fotoğrafın oluşumu fiziksel, yani optik bir olaydır, oluşan görüntünün kayda geçirilmesi ise kısa tarihi boyunca kimyasal bir olaydı. Şimdilerde giderek elektronik, yani sayısal bir olay haline gelmiştir. Bu sürece direnmenin mantıksal bir nedeni yok. Mesele bu kadar basit.


 

İlk makineniz?

 

İlk makinam 1953 yılında 30 liraya satın alınmış, sadece tek bir enstantanesi ve sabit iki diyaframı olan, presli saçtan mâmûl ve üzeri çağla rengi pütürlü fırın boyayla boyanmış “Daci” marka Alman malı bir kutu makineydi. Fotoğraftan kazandığım parayla 1955’te satın aldığım ilk makina ise Çekoslavak yapımı çift objektifli refleks makine 6x6 Flexaret idi.


 

Ailenizin tarihi ile ilgili bir kitap yazıyorsunuz bildiğimiz kadarıyla.. Biraz bilgi verebilir misiniz?

 

Daha önceki bir soruyu yanıtlarken sözünü ettim; bir zamanlar 2000 yılı bizim için kolay kolay ulaşılamayacak bir yerlerde, milenyum değişimi gibi ideal bir noktadaydı. Oysa, gelip geçiverdi bile.Yirminci yüzyılın üçte ikisine ben kendim tanık olmuştum. Daha öncesi de aile büyüklerimin anılarında canlı olarak yaşamaktaydı. Şimdi geçmiş bir zaman dilimi olan 20. Yüzyıl’da ailemin ve benim başımdan geçenleri anlatırken doğal olarak yaşadığımız ülkenin sosyal evriminin de bir panoraması oluşuyor.


 

Fotoğraflarınızın da kitaplaşmasını düşünüyor musunuz?

 

Bu konuda ne çok hazırlığım var bilemezsiniz. Ben proje üretmekten yana oldukça becerikliyim. Ama sponsor bulmakta o derece çekingen ve beceriksizim. O adamlar da, ortalıkta dolaşmıyorlar tabii... Allah kısmet ederse, birçok fotoğraf kitabımı yayınlanmış olarak görebileceksiniz sanırım bir gün.

 

 

Röportaj: İmren DOĞAN - Funda GÖNENDİK 
 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 8 yorum, 1-8 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Bu önemli fotoğrafçı ve fotoritim tarafından aracılık edilen çalışmasına ilk olarak yorum yapmak bana gurur veriyor...kendisi ile İstanbul Fotoğraf Merkezinde tanışmış, kitabımı hediye etme ve hazırladığı kendi kitabının eskizini görme mutluluğuna da erişmiştim. Çoktan gün yüzüne çıkmış olması ve kalıcı hale getirilmesi gereken bir kısmını burada gördüğümüz bu özgün ve çarpıcı fotoğrafların sahibini kutluyorum
orhan yayla eklemiş - adds | 06 Aralık 2008 Saat - Time 12:14
Sevgili Ustam,
Okudukça sesin yankılandı kulaklarımda. Kapadokya kitabı için Erciyes dağının çevresinde dolaştığımız, benim için yaşadığım en güzel fotograf gezisini, Konyadaki Şeb-i aruz gecesini anımsadım. Ve sayısız sohbetlerimizdeki tadı ...
Ben Ankara'yı terk ettim, senin memleketine geldim. Pelit Köy yol işaretini her görüşümde "Ustam'ın memleketi " diye anarım.
Bu güzel söyleşi ve fotograflar için teşekkürler.
Uzun ve sağlıklı ömürler dilerim.
Uğur Bilge eklemiş - adds | 08 Aralık 2008 Saat - Time 17:47
Fotgraflariyla Comhuriyet sonrasi Anadoluyu kendine ozgu fotograf anlayisi ile gozlerimiz onune seren Ozan SAGDIÇ a Fotoritim de emegi gecenlere tesekkurler.
Nezaket Koç
nezaket koç eklemiş - adds | 15 Aralık 2008 Saat - Time 23:48
Keyifle okunan bir yazı ve baktıkça insanı imrendiren nefis fotoğraflar. Kutlarım Ozan Bey. Bir gün kitaplarınızı da görmek dileğiyle...
H.Bahadır LAÇİN eklemiş - adds | 16 Aralık 2008 Saat - Time 14:53
ustaya saygılar...
fahrettin Şankaynağı eklemiş - adds | 18 Aralık 2008 Saat - Time 20:58
Biz Ankara da onunla birlikte olanlar biliyoruz ki Ozan hocamız sadece "bir fotoğrafçı" değildir.Müthiş bir klasik müzik hayranı ve arşivcisidir.Rubailerin çevirmenidir.Kültür yapılarının ve kentlerin tanıtımcısıdır.Birçok konuda birçok kitabın yazarıdır.
Bilmiyorum bana katılır mı? Hayat mecmuası çalışması bittikten sonra "İstanbullu" olmalı idi.
Bu sitede ve 50 yıl sergisinde izlenilenlere izleyemediklerimizi de ila edersek.50 yıllık bir görsel belgenin yaratıcısıdır sayın Ozan SAĞDIÇ.
Bu fotoğrafları,kalıcı bir kitap'a dönüştürmek Devlet'e,yani Kültür Bakanlığı na düşen bir görevdir.

Sayın hocamıza, bugüne dek fotoğraf dünyamıza yaptığı katkılar için teşekkür borçluyuz.
Teşekkürler

Sayın Ozan SAĞDIÇ hocamıza selam ve saygılarımı sunuyorum.

Ali Rıza AKALIN
Ali Rıza AKALIN eklemiş - adds | 27 Aralık 2008 Saat - Time 15:11
Sanat İşte Bu! Tek kelimeyle harika. Ustaya selam ve saygılarımı sunuyorum. Gerçekten çok güzel. Fotoğrafların değerini anlatacak kelime bulamıyorum. Bu arada hayırsız devlete sesleniyorum. Lütfen sanatçılarına sahip ol. Elinden tut. Bir daha böyle değerleri çok ararsın da bulamazsın.
Recep Altun eklemiş - adds | 06 Ocak 2010 Saat - Time 22:41
Fotoğraflarında espiri,konu,anlam ve hicv olan benden önceki kuşağın temsilcisi Ozan Sağdıç,Her görüntü mm alanı matematiksel ve estetik duyarlılıkla resmedilmiş usta tarafından.Şans elbet etkendir ama asıl etken şans ta olsa görüntüyü 12 den vurma ustalığını elde etmiş avcıdır bu konuda.Bu ustalık bazan doğuştan bir yetenek,bazan da edinilen kültürel birikimle oluşur.Pek çok kez aklımda olan müzik eserleri bana ilham olur.Bu hususiyeti müzik öğretmeni ağbeyimin bana küçük yaşlarımdayken kemanıyla seslendirdiği melodilerden kaptığımı düşünürdüm.Kendi kendime müziksiz fotoğraf olmaz derdim.İşte bu hususiyeti değerli Ustamızda da görüyorum.Hiçbirşey tesadüf değil.Ozan Sağdıç Usta Türkiyemizin bir şansıdır.İyi ki Halk olmuş.Teşekkürler Tanrım.
Kâzım Zaim eklemiş - adds | 08 Aralık 2011 Saat - Time 16:39
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.