Bookmark and Share
Özant Kamacı : Pause

'PAUSE'



'Pause' yaklaşık bir senelik bir çalışmanın ürünlerinden. Geçtiğimiz sene Haziran ayında Heathrow havaalanı çevresinde inişe geçmekte olan uçakları izleyen uçak gözleyicilerini (plane spotters) incelemeye başladım. Uçakları gözleyen bu grup, yaz kış demeden ellerine geçen her fırsatta, bazıları yüz kilometrenin üzerinde seyahat ederek, havaalanı çevresindeki özel yerlerine geçip inen uçakları takip ediyorlar. İnsan ile makine arasındaki bu romantik ilişkiyi aylarca takip ettim.  

 

Havaalanı çevresindeki gözlemlerim sırasında, bu konudaki birkaç proje beni çok etkiledi. Wolfgang Tillmans’ın 'Concorde' ve Brian Griffin’in 'Hatton X' isimli projeleri bunlardan bazıları. Bu dönemde kendimi bir 'uçak gözleyicisi' yerine koymayı düşündüm ve kameramı kişilerden çok uçak, gökyüzü ve havaalanı çevresindeki geniş alanlara yönelttim. 

 

Havaalanı çevresindeki çalışmalarım sırasında uçak ile ağaçlar arasındaki gördüğüm bir ilişki beni çok düşündürdü... Bununla ilgili daha fazla araştırma yapmaya başladım. Lee Friedlander'ın pek çok çalışması, Hans Van Der Meer'in Avrupa’nın küçük kasabalarındaki amatör futbol ligleri projesi ve genel olarak Jeff Wall'un 'durdurma' (interruption) fikrine yaklaşımı benim de çalışmalarımı etkiledi.   

 

Bu aşamadan sonra fotoğraf aracının gözlemlerimizi iki boyutlu ortama taşımasındaki gücünü anlamak için denemelerime devam ettim. Jonathan Bayer'in 1977 yılındaki Photographers Gallery’de düzenlenen 'Concerning Photography' isimli serginin kataloğunda bulduğum bir yazısı beni çok etkiledi. Bayer bu yazısında sanatın hareket ettiği estetik formu tanımlayıp, bu çerçeveyi oluşturan beklentilerin kışkırtılmasıyla beynin ve düşüncelerin harekete geçirilmesini anlatıyor... Bu konumdaki izleyici, gözlemlerinde kendi birikimleri ve düşünceleri ile adeta yaratıcı konumuna geliyor.. 

 

Bu gelişmeler sonucunda gelişme ve teknolojinin sembollerinden sayabileceğimiz uçak ve doğayı temsil edebilecek ağaç gibi, günlük hayatımızda bildik yeri olan iki nesneyi gözlemcinin beklentilerini kışkırtan bir şekilde bir araya getirmeye çalıştım. Aylarca gözlemlediğim insan - makine - doğa projesinin bir yan ürünü olan bu çalışmada izleyici ummadığı bir senaryoyu görüyor. 

 

Aynı çalışmalarımın bir başka projesi de 'Landing' (iniş). Bu diğer projede uçak gözlemcilerini John Constable ve Caspar David Friedrich resimlerinden esinlenerek doğanın güzelliği içerisinde görüntülemeye çalıştım. İnsanın makine ile kurduğu romantik ilişkiyi, insanın doğa ve yaratılışa hayranlığına kıyaslamaya çalıştığım bu projede, izleyicilere 'gözleyeni gözletmek' ve fotoğrafın dışına adeta ikinci bir lens eklemek istedim.

 

Projelerimden sergilediğim seçme fotoğrafları www.ozant.com isimli web sitemde bulabilirsiniz.

 

Özant KAMACI 

 











 

“Pause” Hakkında

 

Özant Kamacı’nın “pause” isimli çalışması doğrudan görünenlerin haricinde farklı ve daha geniş kodlamaları barındırıyordu… Bu nedenle çalışmayı değerlendirmek bana heyecan verici geldi.

 

 

İkiz kulelere dalan yolcu uçaklarının görüntüsü, tüm dünyada insanlığın ortak belleğine kazındı. Öyle ki, sadece “ikiz kuleler” terimini duymak bile bu görüntüleri hafızamızdan çağırmaya ve beynimizde hareketli bir videonun defalarca oynamasına yetecek kadar güçlü… Saldırı birçok soru işaretini de beraberinde getirmişti: bu dışarıdan gelen bir tehdit miydi, yoksa tamamen içeride planlanarak mı düzenlenmişti? Terör dışarıdan kaynaklı olursa mı daha tehlikeliydi, yoksa içeride yaratılmaya çalışılan bazı senaryolara eşlik eden davranış biçimi olduğunda mı? Sonuçta ölenler masum insanlardı…

 

Doğadan tamamen izole ve güvenli yaşama ortamı sağladığı iddia edilen, beton ve çelikten inşa edilen, depreme dayanıklı, klimalarla belli sıcaklıkta tutulan ve dış ortamdaki iklimsel değişiklikleri içeriye hissettirmeyen, pencereleri ile “gerçek olan dış dünyayla” görsel bağlantı kurmaya izin veren, ancak teknolojik anlamda her türlü iletişim ağını barındıran bu soğuk, pahalı ve devasa yapıların; güvenli ve hızlı yolcu taşımacılığının simgesi durumunda olan, yine pencereleri ile dış dünyayla bağlantı kurmaya izin veren ancak her tür en üst düzey teknolojiyi barındıran, pahalı yolcu uçakları ile yerle bir edilmesi, birçok anlamda dünya vatandaşlarında derin bir şok yarattı. Bu şok, teknolojinin sağladığı ve görsel haberlerin çok hızlı bir biçimde tüm dünyaya yayılmasının yarattığı "canlı izleme" olgusu ile beraber, neredeyse dünyanın her yerinde yaşayan, birçok dünya vatandaşı tarafından "an ve an" izlendi. Garip bir gerçek de şudur ki, uçakta otururken ikiz kuleleri izleyen, ikiz kulelerde bulunurken dışarıdaki uçakları izleyen ve yine tüm bu olan biteni ekranları karşısında izleyenlerin tamamı bir yüzeyin ardından aynı anda bakmaktaydılar: pencerenin.

 

Görmek inanmaktır. Her iki pencereden bakanlar o an neler hissetti bilemeyiz ama 3. pencereden, yani ekranlardan bu olayı izleyenler olarak bizler uçaklarla yapılan bir terör eyleminden farklı algılamadık konuyu… Oysa uçakların sağladığı tahribatın da ötesinde bazı ekstra güçlerin bu yıkımda rolü olduğunu düşünmek sanırım hayalcilik olmaz…

 

Ekrandan izleyenler için bu olaylar bir bakıma simülasyon gibi de algılanabilinmektedir. Şok ediciliğinin yanında gerçek dışı gibidirler. Ekrandan izlemenin yarattığı sonuçlar beynimizde konunun yerleşimi esnasında yapay bir gerçeklikle ilişkilendirilmesine de gerekçe oluşturabilirler. Bu ise en az yıkım kadar tehlikeli bir süreci başlatmaya neden olabilir.

 

“Pause” serisinde, 11 Eylül’de ikiz kulelere dalanlarla aynı taşıma araçları, bu defa doğada yaşayan varlıklar içerisinde, en temel, en statik, en güçlü ve birçok canlı için barınak görevi gören yapıya, yani ağaçların içerisine girmiş gibi bir "anda" fotoğraflanmışlar. Fotoğrafın teknik manada, işte tam da uçakların ağaç dallarının "içerisinde" bulunma anını dondurabilmesi sayesinde görüntü yepyeni bir mana kazanmış. Kanımca böyle bir konuyu video enstalasyonu ile bu kadar etkileyici sunabilmek mümkün olamazdı… Belki de birçoğumuzun hiç dikkatini çekmeyecek bir rastlantı, çok kısa bir zaman dilimi içerisinde gözden kaybolabilecek bir an dondurulmuş ve sunulmuş.

 

İnsanoğlu bu dünyada barış içerisinde ve insancıl yaşamasını beceremedikçe, sanırım büyük tehditlerin sadece doğadan gelebileceğini düşünmek -bu devirde- çok da manalı olmaz. Bu dünyayı bitirip diğer dünyalarda medeniyetler kurmayı da düşünebiliriz… Peki var olanı koruyamayacak kadar zihinsel olarak gelişememiş durumda mıdır insan beyni? Uygarlık tarihinde insanoğlunun yarattığı birçok medeniyet yok olmuş ve yerine yeni medeniyetler kurulmuş. Bunların bir kısmını kalıcı devasa yapıları ile görebilsek de, büyük doğal afetler ve tufanlarla yok olanlar, derin okyanus sularının altına gömülmüş olanların ne kadarından haberdarız? İster doğa, isterse insanoğlunun çıkaracağı bir büyük savaş nedeniyle olsun, yaratılan tüm teknolojiler, yapılar ve medeniyetler, kısacası “kalıcı” diye düşünülen her şey bir gün yok olup gidebilir. Ancak, doğa insanoğlunun yarattığı tüm teknolojiler ve güvenli diye addettiği yapıların yanında yine de en güvenli ortam olmaya, varlığını ve döngüsünü sürdürmeye devam edecek… Dallar her ne kadar cılız ve zayıfmış gibi görünse de onlar geleceğe uzanan birer köprü adeta ve ironik bir biçimde her şeyi kuşatabilecek ve taşıyabilecek gücü de özlerinde barındırmaktalar aslında…

 

Baybars SAĞLAMTİMUR

24.06.2009  



"Özant Kamacı, "Pause" isimli serisi ile, AOP 2009 Yılın Fotoğraf Öğrencisi seçilmiştir: http://www.the-awards.com/AOP_student_awards "



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
çok farklı bir çalışma ...sevdim...
memduh ekici eklemiş - adds | 13 Temmuz 2009 Saat - Time 14:56
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.