
ÖZER KANBUROĞLU İLE RÖPORTAJ
Hacer Yılmaz
Kısaca fotoğraf geçmişinizi öğrenebilir miyiz?
1988 yılında ilk eğitimimi Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde aldım. Ardından 1989 yılında İFSAK’a üye oldum. 1994 yılında Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü, Fotoğraf Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldum. 4 kişisel sergi açtım. 30’un üzerinde gösteri yaptım. 20’nin üzerinde bildirim, sempozyumlara kabul edildi. Fotoğraf konusunda 8 kitap 3 albüm yayımladım. Halen Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Fotoğraf ve Grafik Sanatları Bölümü’nde Bölüm Başkanı olarak görev yapmaktayım.
“Öyküler” isimli serginizin fotoğrafları nasıl oluştu? Tasarlanmış bir çalışma mı ya da eski fotoğraflardan seçme mi?
Tasarlanmış bir çalışma değildi. Fotoğraflar daha önceden vardı zaten... Ama bu şekilde sergilemem bana çok cazip gelmedi. Ben fotoğrafta devamlı arayışları olan bir insanım. O nedenle Sibel’in daha önce Açık Gazete’deki yazılarını okuyunca, bu işin Sibel’le olabileceğine karar verdim. Sevgili Sibel’le tanıştıktan sonra onun çok iyi bir yazar olduğunu daha iyi anladığımda, ben teklif ettim. Sibel’de hiç tereddüt etmeden projeyi kabul edip, öyküleri yazdı. Hiç müdahale etmedim Sibel’e… Fotoğrafları gördüğünde ne hissediyorsa onu döktü yazıya…
Yarışmalardan, yayınlardan ve sergilerden fotoğraflarınızın çoğunu tanıyoruz. Sizden yepyeni bir konseptte farklı sergiler bekliyoruz. Üzerinde çalıştığınız yeni projeler var mı?
Devamlı üreten bir insanım. Ama eskisi gibi salt gördüğümü değil, belli konularda fotoğraf çeken birisiyim. O dönemler, yani gördüğüm her şeyi çektiğim yıllar amatörlüğümün ilk yıllarında kaldı. Dolayısıyla son 5 yıldır bu serginin dışında Renkler, Portreler ve Çıraklar adlı 3 sergi daha hazırladım. Hatta katalog tasarımlarını dahi bu aşmada bitirdim. Ancak bunları ortaya çıkarmak için mutlaka sponsor gerekiyor. Maalesef bu konuda çok başarılı değilim. Şu an yaşanan ekonomik sıkıntıdan dolayı da, sergime sponsor olacak bir kurumun ortaya çıkacağını da hiç sanmıyorum. Hepimizin bildiği gibi bu işler sponsor desteksiz olmuyor. O nedenle bu projelerimin, hazır olmasına rağmen ortaya çıkması zaman alacak.
“Öyküler” serginizin öyküleri Sibel Bengü’nün yazdığı öykülerle beraber sunulmuş. Bunun sergiye katkısı nasıldır?
Genelde biz fotoğraflarımızı kendi duygularımızı katarak çekeriz. Sonuçta ortaya çıkan fotoğraf, o hali ile izleyiciye neyi anlatıyorsa o kadarını başarabilir. Bu sefer izleyiciye salt görüntü değil, başka bir gözle o görüntü içerisinde yaşanmışlığı olmayan ama yaşanabilecek bir öyküyü de paylaşmak istedik. Yani izleyicinin sadece fotoğrafa bakmasını değil, o fotoğraftan içeri girip o dünyanın içerisinde böyle bir yaşanmışlık olabileceğini düşünmesini istedik. Bu bağlamda Sibel’in öyküleri deyim yerindeyse her fotoğrafa tam oturdu.
Teknik olarak bu sergi için neler söyleyebilirsiniz?
Doğrudan injekt siyah beyaz kağıda basılmış bir sergi... Yani bir karanlıkoda çalışması değil. Tam tersine bir aydınlık oda çalışması… Sevgili dostum Uğur Varlı’nın titiz ellerinde çıkmış bir sergi. Bu vesile ile gerek Uğur’a, gerekse tüm ekibe teşekkür ederim. Onun dışında fotoğrafın ölçüleri 90X70 mm. ve fotoblok üzerine monte edilmiş durumda…
Sizin için özel olan kareler var mı? Anlatmak istedikleriniz varsa alabilir miyiz?
Eğer bir sergide, toplumla fotoğraflarımı paylaşıyorsam hepsi benim için önemli ve özeldir. Ama tabii ki çok çok özel kareler de var ama onlar da ben de kalsın.
“İzlenimler”, “Detaylar”, “Sepetçiler”, “Mimariler” ve “Öyküler”. Daha önce açtığınız sergilerden bu serginizi ayıran öykülerle yorumlamanın dışında bilmediğimiz özellikler var mı?
Bu sergide daha önce görmediğiniz 20 adet fotoğrafı da göreceksiniz Bu arada sergide 40 fotoğraf olduğunu da belirteyim. O fotoğraflarla, diğer bilinen fotoğraflarım neredeyse aynı dönemde çekilmiş fotoğraflar… Dolayısıyla bir konu bütünlüğü göreceksiniz ve hem eski fotoğraflarımı hem de o dönemde çekilmiş çoğu fotoğraf severin bilmediği fotoğrafları, ortak bir dille yazılmış öyküler ile birlikte izleyeceksiniz.
Eski sergilerinizden bugüne kadar yaptığınız işlerde değişmeler var mı?
Ben her zaman eski fotoğraflarımı geride bırakan bir fotoğrafçıyım. Hiç eski işlerimin tekrarına düşmedim. Zaten yukarıda bahsettiğim Renkler, Portreler ve Çıraklar sergilerim ortaya çıktığında bu cümlelerim daha da anlam kazanacak
Benim sormadığım ama anlatmak istedikleriniz var mı?
Hayır yok... Ama bana FOTORİTİM olarak bu imkan verdiğiniz için çok teşekkür ederim.








































FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Özer Kanburoğlu : Sepetçiler
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
Yorumlar - Comments
Toplam 10 yorum,
1-10 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Elinize emeğinize sağlık.
Çok güzel bir çalışma.Çok güzel bir birliktelik.
Selamlar...
Mehmet DAĞ
Mehmet DAĞ eklemiş - adds
| 01 Şubat 2009 Saat - Time
19:57
Teşekkürler.
Özer KABUROĞLU' na
Sibel BENGÜ' ye
ve FOTORİTİM' e...
Mikdat Besni eklemiş - adds
| 02 Şubat 2009 Saat - Time
11:45
Hep düşünürüm "fotoğraf" ençok hangi sanat dalına benzer diye...Usta cevabını vermiş sergisiyle halbuki...Şimdi ise düşünmeye devam ediyorum."Fotoğrafçı" en çok kime benzer diye...Ben cevabı buldum galiba..." Fotoğrafçı" ya saygı ile...
S.Haluk Uygur
s.haluk Uygur eklemiş - adds
| 03 Şubat 2009 Saat - Time
03:16
"Genelde biz fotoğraflarımızı kendi duygularımızı katarak çekeriz. Sonuçta ortaya çıkan fotoğraf, o hali ile izleyiciye neyi anlatıyorsa o kadarını başarabilir. Bu sefer izleyiciye salt görüntü değil, başka bir gözle o görüntü içerisinde yaşanmışlığı olmayan ama yaşanabilecek bir öyküyü de paylaşmak istedik. Yani izleyicinin sadece fotoğrafa bakmasını değil, o fotoğraftan içeri girip o dünyanın içerisinde böyle bir yaşanmışlık olabileceğini düşünmesini istedik."demişsiniz ve bunu da çok güzel başarmışsınız. Ben fotoğraflara hem öykülerini okuyarak, hem de aslında başka bir öyküsüde olabilir mi diye ikinci kez baktım.Sibel hanımın öyküleri sayesinde fotoğraflarınıza daha fazla öyküler yüklemeye çalıştım.Bu çalışma için size ve Sibel hanıma teşekkürler...
Gülsüm ÜNAL eklemiş - adds
| 03 Şubat 2009 Saat - Time
15:04
Fotoğraf - öyküleriyle bizlere seslenen, Özer bey ve Sibel hanıma emekleri için sonsuz teşekkürler.
Sevgilerimle
Cem Güneysu eklemiş - adds
| 03 Şubat 2009 Saat - Time
16:27
Sevgili Özer hocam,
fotograflarınızdan feyz alıyorum..
selam ve saygılar..
Fotoğrafları öykülerle izledim, bir de fotoğrafları öyküler olmadan izledim. Sadece fotoğrafları izlemek bana daha iyi geldi. Öyküler, fotoğraflara yazılmış maniler gibi bir izlenim uyandırdı.
Gültekin Alkurt eklemiş - adds
| 10 Şubat 2009 Saat - Time
11:53
fotoğrafın gerçekliği, fotoğraf, fotografçı, algılayan ve kullanıcısına göre değişir. bu değişikliği sağlayan herkesin kendine göre ayrı bir öyküsü olmasıdır. öykülü fotoğraf ise bunlara öykü yazanında kendi bakış açısından yorumunu getirsede okuyucular açısından fotoğrafı farklı bir gözle değerlendirmesine yol açar. Belki de kişilerin özgür düşüncesine bir müdahale olarak da değerlendirilir. Fotoğraf sizin düş gücünüzle ilintilidir. yazı düşüncenizin somutlaştırılmış halidir. her ne kadar fotoğrafta soyut haldeki düşüncenizi iki boyutlu olarak ele aldığınızda somuta indirgemiş olsanızda sizi yine farklı mecralara sürükler. Söyleşinizde "Bu sefer izleyiciye salt görüntü değil, başka bir gözle o görüntü içerisinde yaşanmışlığı olmayan ama yaşanabilecek bir öyküyü de paylaşmak istedik. Yani izleyicinin sadece fotoğrafa bakmasını değil, o fotoğraftan içeri girip o dünyanın içerisinde böyle bir yaşanmışlık olabileceğini düşünmesini istedik." diye belirtmişsiniz. Fotoğraflarınız yeterince yaşanmışlık ifade ediyor. Onlara ayrıca bir kez daha yaşanmışlık yüklenmesi fazla bir yüklenme gibi oluyor. Fotoğrafta alt yazı veya öykü veya bir şiir tabii ki olmalıdır. Bu kişinin fotoğrafını genellikle daha da güçlendirir. fotoğraflarınıza ayrı ayrı ve öyküleriyle baktım. Her bir fotoğrafınızın başında fotoğraflarınızın bana kendi öykülerimle ve kendi öykülerinizle bakın diyen bir ses duydum. YAPTIĞINIZ FARKLI ÇALIŞMADAN VE EMEKLERİNİZDEN DOLAYI SİZE VE SİBEL HANIMA TEŞEKKÜRLER. ALİ İHSAN ÖKTEN
Her biri kompozisyon ve kadraj konusunda ders niteliğinde fotoğraflar. Fotoğrafın tabiatı gereği durağan yapısının, dinamizime çevrilmesinde ki ustalığı takdir ediyorum. Gelecek çalışmalarınızı merakla bekliyorum.
Arda OSKAY eklemiş - adds
| 01 Mart 2009 Saat - Time
12:17
Burada değerli görüşlerini açıklayan/paylaşanlar arasında bir fotoğraf cücesi/çömezi oldumu çok iyi biliyorum. Bu nedenle, boyumu geçmeden, ben de görüşlerimi belirtmeğe çalışacağım. İleri yaşımda, geç de olsa, fotoğrafa bulaşmaktan çok mutlu birisiyim. Değerli usta, Özer beyi kitapları ile tanıdım, kitapları ile sevdim. Piyasada bulunan tüm eserlerini, onun doyumsuz güzellikteki akıcı, sade ve yalın anlatımı ile okumak büyük bir zevk oldu benim için. Okuyanı yormayan, yazarken kendini okuyucu yerine koyabilen,mesajını açık-seçik bir dille anlatan değerli bir yazar aynı zamanda Özer bey.. Hele son çıkanlardan olan "Digital Fotoğrafçılık" adlı kitabı, benim gibilerin ve daha birçok fotoğrafçının okumaya doyamayacağınız güzellik ve akıcılıkta. Sayın Kamburoğlu'nun eserleri ülkemizde değil de ABD de basılsaydı, Scott Kelby dahil bir çok fotoğraf yazarları çoktan işini kaybetmiş olurdu
diye değerlendiriyorum.
Öyküler adlı sergi ve kitabı bence çok başarılı bir çalışma olmuş.. Hele, Sibel Bengü hanımın şiirsel anlatımı ile daha bir güzel olmuş derim. Sibel hanım, şiir diliyle öykü yazıyor..Bu müthiş bir başarı.. Öyküdeki tümcelerini alt alta getirseniz öykü olarak yazılanın şiire dönüştüğüne tanıklık ediyorsunuz. Güzel anlatımı ile fotoğraf ve edebiyatı adeta bütünleştiriyor..
Bu güzellikleri bana tatdırdığı ve yaşattığı için değerli iki ustaya, Özer beye ve Sibel hanıma, şükranlarımı sunar, başarılarının devamını dilerim..
Celalettin Yunç eklemiş - adds
| 17 Temmuz 2009 Saat - Time
09:39