e-Panel
Petek Arıcı Zarif kimdir?
Resim ve fotoğrafla ilgilenen, bunlarla ilgilenecek zaman yaratmaya çalışan sıradan biri..
Nü çeken nadir kadın fotoğrafçılardan birisiniz, kiymetinizi bildiğimden, sorularım biraz bu kategori ağırlıklı olacak..
Çok naziksin Faika :)
Güzel Sanatlar eğitimi aldınız. Hangisi yaşamınıza daha önce girdi; resim mi fotoğraf mı? Ve hangisi şu an yasamınızda daha ağırlıklı olarak saltanat sürüyor?
Elbette resim hayatıma fotoğraftan daha önce girdi. Ortaokuldan beri güzel sanatlar eğitimi almak istiyordum. Hedeflerini erken koyan bir çocuktum diyebiliriz. Ortaokul ve lisede sevgili resim hocam sayesinde üniversiteye hazırlığı bitirmiştim bile. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ne girdim ve böylece resim, hayatıma hiç çıkmamacasına girmiş oldu.
Okul döneminden sonra atölye ve iş hayatı bir arada yürümeyince resim yapabildigim zamanlar oldukça kısaldı. İşte o vakit hayatıma fotoğraf girdi. Bir şekilde üretime devam etmeliydim ama bu, az vaktimi alan bir uğraş olmalıydı. Her zaman söylerim; fotoğraf benim için bir araç, resimlerime kadraj araştırıcı bile diyebiliriz.
Her ne kadar resim çalışmalarınız soyut ağırlıklı ise de fotoğrafta nü ve portre ağırlıklı çalışıyorsunuz. Hatta zaman zaman yakın çekim ve detay da… Gönlünüzde yatan aslan hangisi, hangi kategoriyi daha çok seviyor ve önemsiyorsunuz?
Resimde bir eğitim süreci vardır. Objenin/modelin gerçeğini birebir çizemezseniz soyuta ulaşmaya çalıştığınızda bocalarsınız, ortaya çıkan yavan bir iş olur. Bir altyapısı vardır, onu oluşturmadan istediginiz kadar soyut çalışın, bilen göz onun yanlış oldugunu anlar. Soyuta geçmek büyük bir eğitim ve çalışmadan sonra gerçekleşir. Fotoğrafta da aynı şekilde oldugunu düşünüyorum.
Gönlümde simdiye kadar soyut vardı fakat bu birkaç ay sonra ne olur, canım ne ister, ne çizer, ne çeker söyleyemem.
Resim yaparken fotoğraflarınız, fotoğraf çekerken de resimleriniz birbirini etkiliyor mu? Fotoğraflarınızı daha sonra resimlediğiniz oldu mu? Ya da yaptığınız bir resmi sonrasında fotoğraf olarak kurguladığınız?
Bahsettiğim gibi fotoğraflarımı bir araç olarak kullanıyorum. Resimlerime aktarılacak kadrajlar onlar benim için. Mutlaka bunu resme çevirmeliyim dediğim onlarca fotoğrafım var, bir vakit gelecek bunlar bir proje ile karşınıza çıkacak zaten.
Portre ve nü tarzı çalışmalarınızda kullandığınız mekan nedir? Stüdyo mu yoksa hem iç hem dış mekan mı çalışıyorsunuz ?
Rahat olduğum her ortamda fotoğraf çekebilirim yeter ki günışığı olsun mekanda. Yapay ışıklardan hiç haz almıyorum.
Kullandığınız makine ve ekipman nedir?
Canon 350D kullanıyorum, eski bir model artık ama hala çok memnunum makinamdan.
Karma ya da bireysel fotoğraf sergisi açtınız mı? Nü fotoğraflarınızı fotoğraf paylaşım siteleri dışında hiç sergilediniz mi?
Şimdi sergi elbette paylaşım açısından güzel yapılması gereken bir organizasyon. Ama ben hiç zevk almıyorum sergi açmak ve sergilere katılmaktan. İşlerin önünden geçip giden bir izleyici beni tatmin etmiyor açıkçası..
Üniversite döneminde bir kaç karma sergiye katıldım resimlerimle. Geçen sene de ''Kadınlar için Kadınlar tarafından'' organize edilen karma sergilere katıldım, satılan fotoğrafların ücretleri kadın yardım kuruluşlarına aktarılıyor... Amacı destek olunca gönlümün daha rahat olduğunu söyleyebilirim.
Kendinizi hangi kategoriye koyuyorsunuz; amatör, profesyonel? Bu işten hiç para kazandınız mı? Calışmalarınız herhangi bir yerde yayınlandı mı? Kitap, dergi vs…? Yayınlanmadıysa düşünüyor musunuz?
Sanatla uğraşan bir kişinin profesyonel oldum dediğini duymak beni gerçekten üzer. En büyük ustalar bile hala amatör ruhlarını korumuşlardır. Hep öğrenmek, hep araştırmak gerekir. Sanat başka nedir ki? İlerlemek... üretmek... Fotoğraftan para kazandım, beğeni kazanan işlerimi talep edenler oluyor. Resimlerimin ve fotoğraflarımın insanların evlerini süslemesi gerçekten büyük bir zevk. Mesela her isteyene resim vermem, testten geçtikten sonra hak kazanmaları gerekir :) Talep eden insanların anlayarak aldıklarını düşünüyorum ve paylaşımdan kaçınmıyorum.
Çalışmalarım yayınlandı, kitapta da dergilerde de. İnternet ve basılı magazinle daha çok kişiye ulaşabiliyorsunuz..
Kadınlar için kadınlar tarafindan projesine katıldığınızı biliyorum, bunun dışında katıldığınız ya da içinde olduğunuz başka bir proje var mı? Aslında sorma amacım bireysel mi proje bazında başkaları ile birlikte mi çalışmayı tercih ediyorsunuz, bunu öğrenmek?
Katıldığım en zevk aldığım organizasyon ''Kadınlar için Kadınlar tarafından'' 'dır. Şu anda kuratörümle yurtdışında bir kaç proje bazlı karma sergi planı yapıyoruz.
Belki bazıları okurken itiraz edecektir ama; her ne kadar kökenimiz anaerkil bir yapıya sahip olup, sonrasında fena halde babaerkil bir toplum haline geldikse de, önce kadın sonra da ''nü'' fotograf çeken kadın fotografçı olmanın ayrıcalık ve zorluklarından bahseder misiniz?
Kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum inan. Türkiye diyorsun bir kere. Türkiye'de herşey zor. Okumak, iş bulmak, geçinmek.. ki sen sanatla ilgileneceksin, bu lükse giriyor artık. Yaşanılan çevreye göre filizleniyoruz.. Neyse ki şanslı bir aileden geliyorum. Yılbaşında sevgili dedeme fotoğraf bastırdım ve çerçevelettim. 3-4 adet fotoğraf, biri manzara fotoğrafı diğerleri de nü... Dedemin tercihi nü fotoğraftan yana oldu ve ne kadar hoşuma gittiğini anlatamam. 75 yaşındaki dedemin odasında benim nü fotoğraflarım var.
Fotoğraf konusunda en büyük destekçim de eşim. Onun desteği olmasa hiçbirşey yapamazdım açıkçası.
Türkiye'de kadın fotoğrafçı olmanın avantajları var bence. Bir kere modellik yapmak isteyen çok bayandan teklif alıyorum. Daha rahat ve güvenle benimle çalışıyorlar.
Fotoğraf yaşamınızda başınızdan geçen ilginç ve de can sıkan bir anınız var mı, özellikle nü çalışmalarınız kaynaklı ?
Hiç can sıkıcı bir olayla karşılaşmadım. Bunu engellemenin yolu model sözleşmesi imzalatmaktan geçiyor :) Bence Nü çalışırken bu belgeyi modelinize imzalatmanız şart.
Modellerinizi nasıl buluyorsunuz? Profesyonel mi amatör modeller mi?
Modellerimin hepsi amatör, profesyonel modelle bir kere çalıştım bakışlarında hiçbir anlam yüklü değildi açıkçası. Dostlarım dışındaki modeller beni kendileri buluyorlar. Bir tanışma süreci yaşadıktan ve kısaca bir arkadaşlık yaşadıktan sonra fotoğraflarını çekebiliyorum. Bir paylaşım mutlaka olmalı..
Hiç kendinizi nü çekimlerinizde model olarak kullandınız mi? Bu soru ile mutlaka muhattap olmuşsunuzdur? Tepkiniz ya da cevabınız ne oluyor?
Kendimi model olarak hiç kullanmadım, kullanmayı da düşünmüyorum. Portre olarak poz verdiğim 2 kişi var sevgili dostum Salih Güler ve Akif Hakan Çelebi, başka hiçbir fotoğrafçıya da poz vermem :)
Bu tür sorular geliyor ama sadece mail yoluyla, modellik yaptığımı düşünerek poz vermem rica ediliyor. Sinirlenmiyorum, boş olduklarını düşünüyorum açıkçası bir özgeçmiş okunmadan sadece fotoğraflara bakıp iletişim kurmaya çalışan erkekler onlar.
Türk fotoğraf dünyasina bakış açınız nedir? Nereye doğru gidiyoruz?
Türkiye bu dönem hiçbir yere ilerlemiyor hiçbir konuda.. Güzel günler göreceğimizi umut ediyorum..
Türk fotoğrafında 'nü' ye bakış açısı nedir?
Şimdi sevgili Faika erkeklerin bakış açısı ve kadınların bakış açısı farklı oluyor çeken de olsa, izleyen de olsa. Nü fotoğrafta da bir erkek egemenliği söz konusu maalesef. Fotoğraftaki kadını, eti göstermek/görmek değil, duyguları görmek isterim nü çalışmalarda. Maalesef gördüğüm fotoğraflar pornografi tarzı fotoğraflara kayıyor...
Nü ceken –bilinen- kadın fotoğrafcı sayısı oldukca az, bunu neye bağlıyorsunuz?
Hiç bir fikrim yok açıkçası. Bence bir kadın fotoğrafçının en iyi görebileceği obje kadın vücududur. İstek ve olanaksızlıkla alakalı olabilir.

Fotoğraf çalısmalarınızda hedefiniz nedir?
Sadece benim gördüğüm gibi görmelerini istiyorum her izleyenin, fotoğraflarımı en iyi anlay(t)an insan Şule Tüzül, göstermek istediklerimi o kadar güzel anlatır ki... Ona bir teşekkür de buradan etsem fena olmaz.
Röportaj : Faika Berat PEHLİVAN
...
FOTOGRAF INSANA NE YAPAR?
Şule Tüzül
"Imgenin siradanligi,
imgelemce yogun
iki durum arasindaki akisi vermek yerine,
bir ani dondurmasindandir."
John Berger – Görme Biçimleri
Kadin…
Bir yaziya "kadin" sözcügü ile baslamanin nedeni ve tabii bunu yapmanin en güzel yani, söyleyeceklerinizi dikkatle dinlemesini arzuladiginiz okuyucuyu ilk anda yakalayabilmesidir. Iyi ama, sonrasi…?
Iyi bir okuyucu gibi, iyi bir fotograf izleyicisi de bu tür oyunlara gelmez. Iyi bir fotograf izleyicisi, fotografa en az fotografçi kadar zaman ve emek harcayan biridir, ki zamani degerlidir, emek ve zaman verecegi fotografi seçerken, kendini kolayca yakalayan fotograflara bu nedenle temkinli yaklasir. Çünkü onun fotografla olan iletisimi, fotografa baktigi anda baslayip bitmez, fotografla karsilasma ani bir baslangiçtir, kimi zaman bir ömür boyu sürebilecek olan bir etkilesimin baslangici. Hem zaten bir insanin hayatinda kaç fotograf ilk bakista yakaladigi heyecani sürdürebilir ki?..
Iyi bir izleyici oldugumu iddia edemem, ancak iyi bir izleyicinin de zaten böyle bir iddiasi oldugunu düsünmüyorum. Bu yazinin konusu ise, ne iyi bir izleyiciyi ne de fotografi sorgulamak, fotografin bir izleyiciye neler yapabilecegine dair biraz sohbet etmek belki.
Fotograf çeken bir cep telefonuna sahip olmakla herkesin fotograf çekebilecegi varsayimindan hareketle, fotograf çekmenin ve fotografçi olmanin artik çok kolay oldugunu düsünenlerden degilim. Aksine, dünyadaki tüketim çilginliginin her alanda yarattigi kirliligin, büyük çogunluguna fotograf diyemeyecegimiz milyonlarca kareden olusan bir görsel çöplük için de geçerli oldugunu söyleyebiliriz. Bu çöplükten siyrilabilecek kareleri yaratacak yasamlarin varoldugu gerçegi, bu kareleri farkedebilecek kaliteli izleyicilerin varolmasi gerektigi gerçegini de beraberinde getiriyor.
Kadin ve bedeninin, insani ve toplumsal tüm kimliklerinden soyutlanip, bir nesneye dönüstürüldügü, böylece kolayca ve en kisa yoldan popülizmin göz kamastiran koridorlarina fotografçiyi buyur ettigi kareler ve bu karelerin izleyicileri her zaman varolacak, olabilir, bence olmalidir da. Bu durumu elestirmek ve reddetmek kimseye bir fayda saglamaz. Ama sunu diyebiliriz; bazi fotografçilar ve izleyiciler de vardir ki, popülizmin çabucak geldigi gibi çabucak gidiveren bu hazzi ile yetinemezler. Onlar hep daha fazlasini arayacaktir. Üstelik onlar bilirler ki, hiçbir arayis kolay degildir, aci ve sancilari kaçinilmaz olan bir yoldur bu. Aradiklarini sandiklari sey hep bir sonraki duraktadir, her durakta bunu farkederler, yine de aramaktan vazgeçmezler.
Fotografi bir kadin bedenine indirgemek istemiyorum. Fotografa konu olan nesne ve kavramlar ne olursa olsun, söylediklerim fotografa dair genel bakisimi yansitmaktadir. Ama bence iyi bir giristi ve madem basladik sürdürmenin sakincasini da görmüyorum, sizi popülizmin tuzagina düsürdügümü düsünüyorsaniz, siz bilirsiniz, devam edip etmemek size kalmis.
Bir kadin bedeni, her ayrintisinda bir hikayeyi barindirabilir; yillar öncesinden kalan bir dokunusun ürpertisi, bakmakla görülmeyen ama yillarca süren bir iliskinin aci ve tatli anilari, damlayan bir gözyasinin hiç kaybolmayan nemi, kimi zaman bir isyan, kimi zaman koyu bir nefret… ve her zaman varolan bir ask… Ya da töre cinayetleri, tabular, ahlak kurallarinin ardina gizlenen ikiyüzlülüklere dair birkaç cümle bile bulabilirsiniz bir bedenin kivrimlarinda.
Fotograf tüm bunlari içine alabilen bir mucizedir; fotogafçinin isikla ustaca oynadigi bir oyunun yasam sahnesinden koparip aldigi mucizevi bir soyutlama…
Benim için fotografçi, hazzi siradisiligin dikenli ve bataklik dolu yollarinda arar, sundugu yaratimlarin begenilmesi ile yetinemez. Anlatma ve anlasilma beklentisi yoktur. Fotografçinin duyarliligi, yasamin onun ruhunda ve yüreginde açtigi yaralarin, biriktirdigi duygu ve düsüncelerin tasiyamayacagi kadar çok olmasina neden olur. Fotograf bu açidan bakildiginda paylasimin çok ötesine geçer, bir çesit itiraf, iç dökme, çogu zaman bir kusma biçimidir. Fotografçi imgeleri dondurmakla kalmaz, bir karenin içine tüm çiplakligi ile kendini koyar.
Fotografçi kimligini seçen kisi, buna paralel olarak ikinci bir tercihe daha zorlanir: ya popülizmin kisa vadeli dönüsleri ile yetinerek siradanliga yakin durmak zorunda kalacak, ya da hiçbir sey beklemeden fotografi yasam biçimi yaparak yasamini ve kendini fotografa koyma cesaretini gösterecek. Bu fotografla soluk alip vermek demektir, ki insan çogu zaman soluksuz kalabilme ihtimalini de gözardi etmemelidir.
Bu noktada artik yönümüzü fotograf izleyicilerine çevirelim. Insani, çevresi ile etkilesimi zenginlestirir ya da yoksullastirir diye düsünüyorum. Fotografla olan iletisimimiz de benzer bir süreç izleyecektir. Izleyici de, fotografçi gibi, imgelerden olusan bir kareye baktiginda, dogal bir tercihe zorlanir; bakar, begenir ya da begenmez, tam da o noktada süreç tamamlanir, yoluna devam eder. Ya da bakar, bu bakis bir baslangiçtir, fotografin söylediklerine kulak verir, en azindan dinlemek için muhakkak bir çaba gösterir. Iste o anda, fotografin söylemi izleyicinin soru ve cevaplari ile örtüsüyorsa, noktasi olmayan bir iletisimin içine girilmistir. Izleyici, fotografçinin tüm söylediklerini duyar, bazen daha fazlasini… Fotografçinin söyledigi ile izleyicinin anladigi farkli olabilir, bu önemli degildir. Önemli olan, her ikisinin de bir karenin içinde farkli sekilde bile olsa, kendilerini bulmus olmalaridir. Fotograf izleyiciye cevap verir, yeni sorular sordurur, degistirir, dönüstürür, sarsar ya da dinginlestirir. Fotograf bazen bir tokattir, bazen yanaginiza dokunan belli belirsiz bir oksayis... Bazen bir masaldir, bazen bir çiglik… Izleyicinin tüm bunlari fotografta bulabilmesi için, fotografla yüzlesebilmesi gerekir. Fotografla yüzlesmek yasamla yüzlesmekten farksizdir, çünkü izleyici yasamda neyi görmek istiyorsa, fotografta da onu görür, çünkü gerçegin ne kadarina katlanabiliyorsak o kadarini yasariz. Çünkü fotograf diriltebilir, öldürebilir, utandirabilir…
Bir fotograftaki bir kadin bedenine baktigimda, eger kendimi o fotografta bulabiliyorsam, fotografçi fotografi ile bir bedeni giydirmis derim. Bu durumda, fotografta gördügüm imge, bir bedenden ibaret degildir, o bedenin hikayesini anlatir. Isigin düstügü her nokta, hikayenin bir cümlesi gibi izleyiciye seslenir. Sasirtici olan, bir bedenin bir hikayeyle giyinebilmesi degildir. Sasirtici olan, izleyicinin geçmis anilarinin, düsünce ve duygularinin, bazen kendine bile itiraf edemedigi aci ve düs kirikliklarinin bir fotografta karsisina çikabilmesidir. Izleyici kitap okurken yaptigi gibi bazi cümlelerin altini çizer. O fotograf, altini çizdigi cümlelerle hafizasindaki yasam karelerinin arasinda yerini alir.
Ruhumuzdan ve yüregimizden bagimsiz geçen herhangi bir an, yasanmamis bir ansa, bir fotografa baktigimizda yasamla karsilasma sorumlulugunu, o fotografla birlikte paylasiriz.
Fotograf insana ne yapar? Insan istemedigi sürece, fotograf insana hiçbir sey yapmaz, siradan bir imge olmanin ötesine geçemez! Öyleyse isteyin, pisman olmayacaksiniz!...
Not: Bu yazi Petek Arıcı Zarif'in (www.petekarici.com) artistik nü ve portre çalismalarindan esinlenerek kaleme alinmistir. Kendisine tesekkürü borç bilirim.
Kaynakca : LACIVERT - TEMMUZ-AGUSTOS 2006 SAYISI
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved