Bookmark and Share
Phil Borges : Güçlü Ruh

GÜÇLÜ RUH

ENDURING SPIRIT

Phil Borges



 Agino 27,
Marsi Hills, Ethiopia 


Agino, a Mursi warrior, was adamant about wanting a Polaroid of himself. However, when I pointed the camera at him, he immediately looked down. I later learned that the Mursi believe that looking directly into the lens can cause blindness. Although unauthorized fighting within the Mursi tribe is a taboo, warriors who kill an enemy are accorded great status. Each curved scar on Agino’s arm represents an enemy killed. Mursi Tribe.

 

Agino, kendi polaroidini inatla çektirmek isteyen bir Mursi savaşçısıydı. Yine de kamerayı ona yönlendirdiğimde hemen yere baktı. Sonradan öğrendim ki Mursiler objektife doğrudan bakmanın körlüğe sebep olacağına inanıyorlarmış. Mursi kabilesinde izinsiz savaş bir tabu olmasına rağmen bir düşmanı öldüren savaşçılara büyük itibar gösterilir. Agino’nun kolundaki her eğri iz, onun  öldürdüğü düşmanları temsil eder. Mursi Kabilesi.


Kalime 22
Algo 8
Marila, Ethiopia
 

Kalime and her son had just spent the day working in their cornfield. This year’s drought has threatened both the growth of their crops and the survival of their entire tribe, the Karo. There are fewer than 500 Karo tribespeople remaining today. Kalime said they have had enough to eat this year, but no one knows what the tribe will do if the rains don’t come by next year. Karo Tribe.

 

Kalime ve oğlu mısır tarlasındaki işlerini henüz bitirmişler. Bu yılki kuraklık hem ekinlerinin büyümesini hem de tüm Karo kabilesinin yaşamını tehdit etti. Bugün, Karo kabilesi halkından 500’den daha az insan kalmıştır. Kalime, bu yıllık yeteri kadar yiyecekleri olduğunu ama eğer yağmur yağmazsa gelecek yıl ne olacağını kimsenin bilmediğini söylüyor. Karo Kabilesi.


Mimi 9
Yavello, Ethiopia


As one of five children, Mimi spends most of her day collecting firewood and water. Her parents will soon choose which one of their children will go to school. Mimi said she would love to go but doesn’t believe she will: Not only is her help crucial to the family’s survival, but parents also customarily choose boys over girls to receive an education. Borana Tribe.

 

Beş çocuktan biri olan Mimi, günün çoğunu yakacak odun ve su toplamayla geçirir. Ailesi yakında hangi çocuklarını okula yollayacaklarını seçecek. Mimi okula gitmeyi çok istediğini ama hem ailesinin yaşamını sağlaması için onun yardımının çok önemli oluşundan hem de geleneklere göre ailelerin eğitim için öncelikle erkekleri seçmelerinden ötürü gidebileceğine inanmadığını söylüyor. Borana Kabilesi.

 

Rudi 7
Tana Toraja, Indonasia

 

Rudi’s small village is a day’s walk from the nearest road in the mountains of Sulawesi. He took me to his one-room house where many of the villagers were crowded around a small television watching Mike Tyson fight Evander Holyfield. After my arrival, all eyes were in constant motion between me and the television set. As Tyson bit his opponent, I couldn’t help but wonder what these people thought of me and my culture. Toraja.

 

Rudi’nin küçük köyü, Sulawesi dağlarındaki en yakın yola bir günlük yürüyüş uzaklığında. Beni, köylülerin çoğunluğundan oluşan bir kalabalığın, Mike Tyson- Evander Holyfield dövüşünü izlemek için ufak bir televizyonun başında toplandığı tek odalık evine götürdü. Oraya vardıktan sonra tüm gözler benim ile televizyon arasında sabitlendi. Tyson rakibini ısırdığı için yardım edemedim ama bu insanların benim ve kültürüm hakkında ne düşündüklerini merak ettim. Toraja.


Irma 9
Tana Toraja, Indonesia

 

Irma had just arrived home from school when I saw her. She set down her BOOKS, picked up a scythe and waded into this large rice field. Within minutes she was joined by some forty men, women and children from her village. They started from the edge of the field and worked toward the center. In less than an hour, they had cut and stacked the entire crop. Most of the farming is done collectively in Tana Toraja. Toraja.

 

Onu gördüğümde Irma okuldan henüz eve gelmişti. Kitaplarını bıraktı ve bir tırpan alarak hemen bu geniş pirinç tarlası için çalışmaya girişti. Birkaç dakika içinde ona köyünden kırk kadar adam, kadın ve çocuk katıldı. Tarlanın kenarından başladılar ve ortaya kadar çalıştılar. Bir saatten kısa sürede tüm ekinleri kesmiş ve yığmışlardı. Tana’da işlerin çoğu ortaklaşa yapılır. Toraja.


Milique 69
Yasmina 8
Noragara, Irian Jaya

 

Yasmina is Milique’s twelfth grandchild. For the past year Yasmina has spent much of her time alone with her grandmother in their terraced garden, tending the sweet potatoes, garlic and onions. Fourteen-hour days are not unusual. It is common among many tribal peoples to pair the young with the very old. People at these two stages of life are considered to have the most in common, since one has just left the spirit world and one will soon reenter it. Loni Tribe.

 

Yasmina Milique’nin 12. torunu. Geçen yıl Yasmina zamanının çoğunu, büyükannesi ile birlikte teraslı bahçelerinde tatlı patates, sarımsak ve soğanla ilgilenerek geçirdi. 14 saatlik gündüzler anormal değildir. Pek çok kabilede gençlerle çok yaşlıların bir arada olması doğaldır. Yaşamın bu iki sahnesindeki kişilerin birlikte olmalarına, birinin ruh dünyasından henüz çıkmış olmasından diğerinin de yakında tekrar girecek oluşundan ötürü sıkça rastlanır. Loni Kabilesi.

 

Echuka 24
Eragai 21
Baragoi, Kenya

 

Echuka and Eragai are good friends who had spent all day walking in 110-degree heat to the market in Baragoi to get salt for their camels and goats. They called me “the fish” because of the quantitity of water I was drinking. They didn’t seem to need to drink at all. The four cowry shells on Eragai’s head indicate that she has had a miscarriage. She will wear the shells for the rest of her life. Turkana Tribe.

 

Echuka ve Eragai tüm günlerini, develeri ve keçilerine tuz almak için 110 derece sıcaklıkta Baragoi’deki pazara yürüyerek geçiren iki iyi arkadaştır. Çok su içtiğim için bana “balık“ adını taktılar. Onlar bu kadar susamış görünmüyorlardı. Eragi’nin başında, onun çocuk düşürdüğünü simgeleyen  dört deniz kabuğu vardı. Bundan sonraki hayatı süresince bunları taşıyacaktı. Turkana Kabilesi.

 

Kinesi 6
Mt. Nyria, Kenya

 

Kinesi often helps his older brother take care of the family goats. He is the only one of seven children who was selected by his parents to attend school. Since his Samburu family is semi-nomadic, sometimes he must walk alone nearly four hours -- over terrain populated by baboons and leopards -- to get to the only school in his district. His mother says that Kenesi runs most of the way -- not from fear of predators, but from the excitement of school. Samburu Tribe.

 

Kinesi ailenin keçilerinin bakımı için büyük ağabeyine yardım eder. O, ailesinin, okuması için seçtiği 7 çocuktan sadece teki. Samburu ailesi yarı göçebe olduğundan bazen babunlar ve leoparlarla dolu bölgeden geçerek tek başına 4 saat bölgedeki tek okula gitmek için yürümesi gerekir. Annesi Kenei’nin, yırtıcıların korkusundan değil de okulun heyecanından ötürü yolun büyük kısmını koştuğunu söylüyor. Samburu Kabilesi.

 

Sukulen 57
Mt. Nyria, Kenya

 

As a young girl, Sukulen began having dizzy spells and hearing voices. She said she was very frightened and thought she was getting ill. Her grandmother assured her that she was healthy and was, in fact, very gifted. Sukulen is now a highly respected “predictor” in her tribe. Two months before I arrived, she had told several people in her village that I was coming, and had described in detail my appearance and the equipment I was using. Samburu Tribe.

 

Genç bir kız olan Sukulen başdönmesi nöbetleri geçirmeye ve sesler duymaya başladı. Çok korktuğunu ve hastalanacağını düşündüğünü söyledi. Büyükannesi onu, sağlıklı olduğuna ve aslında bunun doğuştan bir yetenek olduğuna ikna etti. Sukulen şimdi kabilesinde çok saygı gösterilen bir kahin. Ben oraya gitmeden iki ay önce benim oraya gideceğimi köyündeki pek çok insana söylemiş ve benim görünüşümü, kullandığım ekipmanı detayı ile anlatmış. Samburu Kabilesi.


Dimicia 69
Sinchi 14 mos.
Santa Teresa, Mexico

 

Sinchi is Dimicia’s great-granddaughter. In a few days Sinchi and her parents will leave on a 75-mile pilgrimage to a sacred location in the rugged Sierra Madre mountains to hunt for hikuri, the small peyote cactus. Although Dimicia will stay at home while Sinchi’s parents search for hikuri, all three will take peyote and -- using a type of intuitive telepathy -- share in the pilgrimage and ceremonies. Huichol.

 

Sinchi Dimicia’nın en büyük kız torunu. Birkaç gün sonra Sinchi ve ailesi hikuri adlı, içinde narkotik madde bulunan bir cins kaktüs aramak için, sarp Sierra Madre dağlarındaki kutsal bir bölgeye, 75 millik uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkacaklar. Sinchi’nin ailesi hikuri aramak için gittiklerinde Dimicia evde kalacak olmasına rağmen üçü de uyuşturucu alacak-sezgisel bir telepati kullanarak-  ve uzun yolculukta ve törenlerde paylaşacaklar. Huichol.


Alan Slickpoo III 19 mos.
Lawiston, Idaho

 

I watched Alan as he danced tirelessly for nearly an hour, working his way in and out of the adult dancers. His mother told me, “He has been dancing since he was able to walk. He feels the drums and, bang, he’s out there dancing. It’s wonderful. Old ways are being remembered and taught to the young. We’re coming back.” Nez Perce-Yakima.

 

Alan’ı yaklaşık bir saattir yorulmaksızın yetişkin dansçılar gibi dans etmeye çalışırken izledim. Annesi “Yürümeye başladığından beri dans ediyor. Dışarda dans ederken gürültüyle vuran davulları hissediyor. Bu harika! Eski yöntemler hatırlanıyor ve gençlere öğretiliyor. Geri dönüyoruz. “ diyor. Nez Perce-Yakima.


Roy Pete 44
Crow agency, Montana

 

When he was a child, Roy Pete had “visions of my people coming home.” Having attended powwows now for 20 years, he says many feelings come up while dancing in the ceremonial circle. “You come to an understanding that you are part of a much larger process and very connected to it,” he told me. “It is such a feeling of returning.” Roy works as a software engineer in Wyoming. Navajo Tribe.

 

Roy Pete küçük bir çocukken “insanlarımın eve gelirkenki görüşlerine” sahipti. Şu anda 20 yıldır toplantılara katılmış biri olarak tören çemberinde dans ederken pek çok duygunun geldiğini söylüyor. “çok daha büyük bir sürecin parçası olduğunuzu ve ona çok bağlı olduğunuzu anlıyorsunuz. Bu bir geri dönük hissi.” diyor. Roy Wyoming’de yazılım mühendisi olarak çalışmakta. Navajo Kabilesi.


Lucille Windy-Boy 71
Rock-Boy, Montana

 

Lucille, a recent widow, is well known around Rocky Boy for the high-quality tepees she sews. Her husband had been widely known throughout the territory as an important spiritual leader. When I met Lucille, she was surrounded by some of her 42 grandchildren and 32 great-grandchildren. They proudly told me that Lucille and her husband had started college five years ago and earned their bachelor degrees together. Chippewa—Cree.

 

Lucille yeni dul kalmış ve Rocky Boy civarında, diktiği kaliteli çadırları ile tanınan biridir. Kocası bölgede çok tanınmış ruhani bir liderdi. Lucille ile karşılaştığımda 42 torunu ve 32 torun çocuğu ile etrafı sarılmıştı. Onlar bana Lucille ve kocasının 5 yıl evvel fakülteye başladığını ve birlikte mezun olduklarını gururla anlattılar. Chippewa—Cree.

 

Botok 76
Tsangpa 79,
Settlement Camp #1
Ladakh, India

 

Botok and Tsangpa were classified as wealthy by the Communist authorities in 1962, because they owned almost 1,000 sheep and goats. Threatened with imprisonment, they fled across the border into the Indian state of Ladakh with their three daughters and Tsangpa's other husband - it is not uncommon for Tibetan women to take more than one. Tibetan.

 

Botok ve Tsangpa, 1000 kadar koyun ve keçiye sahip olduklarından ötürü 1962’de komünist otoritelerce zengin olarak sınıflandırıldılar. Hapisle tehdit edildiklerinden 3 çocukları ve Tsangpa’nın diğer kocasıyla birlikte sınırın öteki tarafına, Ladakh Hint eyaleti’ne kaçtılar. Tibet kadınları arasında birden fazla kocaya sahip olmak olağan bir durumdur. Tibet.

 

Yama 9
Lhasa, Tibet

 

Yama came with her parents and three sisters on a 6 week pilgrimage to the Jokhang Temple in Lhasa from the province of Kham. “Yama helped carry our 10 month old daughter much of the way.” Her father said. “We noticed very early that she was born with the true spirit of wanting to help others.”

 

Yama, ailesi ve 3 kız kardeşi ile birlikte Kham’dan Jokhang Tapınağı’na 6 haftalık uzun ve zorlu bir yoldan gelmişti. Babası “Yama yolun çoğunda 10 aylık kızımızı taşıyarak yardım etti” dedi. “Onun diğer insanlara yardım etmek isteyen gerçek ruh ile doğduğunu çok erken farkettik.”


Tseten 91
Choglamsar, Ladaka

 

Tseten was almost 50 when he was forced to give up his large herd of goats and yaks and flee Tibet. He is now one of 2,000 Tibetans living in a refugee camp near Choglamsar, Ladakh where he has only one goat and a small plot of ground to grow some vegetables. He said”because of my Buddhist training I am happy living anywhere”.

 

Tseten büyük keçi ve yak sürüsünü bırakmaya zorlandığında ve Tibet’ten kaçtığında hemen hemen 50 yaşındaydı. O şimdi Choglamsar, Ladakh yakınındaki mülteci kampında yaşayan 2000 Tibetliden biridir ve sadece bir keçisi ile biraz sebze yetiştirebildiği küçük bir arsası var. “Budist eğitimim nedeniyle herhangi bir yerde yaşamaktan mutluyum” diyor.

 

Yadira 5
Amazon Basin, Ecuador

 

Yadira is one of 320 Secoya Indians living along the Aguarico river in Ecuador's northern Amazon. Since oil was discovered in 1972, more oil has been spilled in this area than was spilled by the Exxon Valdez accident in Alaska. The Aguarico river has been covered by over a foot of oil on several occasions. In this time, the Secoya have seen most of the animals in their territory disappear. Today an oil company is again trying to start seismic exploration in Secoya territory. (Secoya)

 

Yadira, Ekvator’un kuzey Amazon’undaki Aquarico nehri boyunda yaşayan 320 Secoya Hintlisinden biridir. 1972’de petrol bulunmasından beri bu bölgeye, Alaska’daki Exxon Valdez kazasındakinden daha fazla petrol dökülmüştür. Aguarico nehri pek çok defa bir adımdan fazla petrolle kaplanmıştır. Bu zamanda Secoyalılar hayvanlarının çoğunun kaybolduğunu görmüşlerdir. Bugün bir petrol şirketi Secoya bölgesinde yeniden sismik araştırma başlatmaya çalışıyor. (Secoya)


Naigiblhha 30
Karakoram Highway
Pakistan

 

Naigiblhha is an economic refugee from Afghanistan. He crosses the border from his home in Kabul once a year to work with a road crew on the Karakoram Highway in Pakistan. His wage of $1.25 a day is a relative fortune in Afghanistan. The Karakoram Highway was built along the caravan routes of the old Silk Road used by Chinese pilgrims over one thousand years ago. The construction, a joint venture between China and Pakistan, lasted from 1966 to1982 and cost one life for every kilometer of highway completed.


Naiginlhha, Afganistanlı ekonomik bir mülteci. Kabul’deki evinden bir yıl evvel, Pakistan Karakoram otoyolunda işçisi olarak çalışmak için sınırı geçmiş. Günde 1.25 dolar olan ücreti Afganistan’dakine oranla daha iyi. Karakoram otoyolu, 1000 yıldır Çinli seyyahlar tarafından kullanılan eski İpek yolu karavan rotaları boyunca inşa edildi. Çin-Pakistan ortak yapımı olan inşaat, 1966’dan 1982’ye kadar sürdü ve bitene değin her kilometrede bir cana mal oldu.

 

Shasha 9
Daarga, Etiberia

 

Shasha lives in a remote village on the banks of the Amur River, which is frozen nearly nine months of the year. She understands very little of her native Nanai language despite her grandmother's coaching. Her grandmother said Shasha has fainting spells and has heard voices - typical characteristics of potential shamanic abilities. However, Shasha has little interest in her traditions, and prefers doing math and watching tv with her best friend Lena. (Nanai)

 

Shasha, neredeyse yılın 9 ayı donmuş halde bulunan Amur nehri kıyılarındaki uzak bir köyde yaşıyor. Büyükannesi çalıştırmasına rağmen ana dili olan Nanai’yi çok az anlıyor. Büyükannesi onun baygınlık nöbetleri geçirdiğini ve sesler duyduğunu söylüyor (Potansiyel Şamanik yeteneklerin tipik özellikleri- Sasha geleneklerine daha az ilgi duyuyor ve en iyi arkadaşı Lena ile matematik çalışıp televizyon izlemeyi tercih ediyor. (Nanai)


 
www.philborges.com 


Çeviri (translation by) : Berna AKCAN
 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 12 yorum, 1-12 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
ne denebilir ki...

her bir kare sanat eseri...
çarpıcı, doyurucu, mükemmel...

teşekkürler...
guzin tezel eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 16:16
büyük fotoğrafçı foto aktivist Phil Borges'in bana göre en iyi serilerinden biri bu. Sukulen'in portresi, ömrümde gördüğüm en iyi fotoğraftır ve hiçbir fotoğraf beni onun kadar heyecanlandırmamıştır.
fatih eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 17:37
insanda Phil Borges'le birlikte oralarda olmak isteği uyandıran güzel bir çalışma,modellerin ruh hallerini ve yaşadığı yerleri çok güzel anlatmış...
Yaşar Uğur eklemiş - adds | 04 Aralık 2008 Saat - Time 11:00
Bu güzel konu,çeviri ve fotoğraflar için teşekkürler.
Her fotoğraf ayrı güzel.Ne diyeceğimi bilemiyorum.
Hayret ve heyecan içinde her bir fotoğrafı inceledim.

ismet örs eklemiş - adds | 05 Aralık 2008 Saat - Time 17:20
baka baka bitirilemeyecek, hikayelerin arasında kaybolunacak cinsten etkileyici ve çok emek harcanmış fotoğraflar.hikayelerin sıcaklığı,tonların soğukluğu arasındaki süper kontrast,çok etkileyici...
saygılar
bernis sütçübaşı eklemiş - adds | 07 Aralık 2008 Saat - Time 16:06
Milique ve Eragai... gördüğüm en güçlü kadın kareleri, kadrajınıza saygı.
Kadın olmak dünyanın her yerinde ağır bir etiket.
Fotoğraflar keyifle üretilmiş koca bir emeğin ürünü besbelli.
Üzerine doğduğumuz toprağın yaşam koşullarımızı bu denli değiştiriyor olması korkutucu.
Bir yanda mümkünlükler içinde yaşarken hiç bir şeye elini sürmeye, ses çıkarmaya gücü olmayanlar, bir yanda da varlığını, ruhlarını yitirmeden anlamlandırabilen güçlüler.
gülşah sütlüoğlu
Gülşah Sütlüoğlu eklemiş - adds | 07 Aralık 2008 Saat - Time 19:30
mükemmel kareler !
aslı tiryaki eklemiş - adds | 15 Aralık 2008 Saat - Time 22:30
o yüzlere bakarken hikayelerini bilmemiz gerekmiyor.. fotoğraf herşeyi anlatıyor. insana dair herşeyi.. kendi hayalgücümle o insanlara bir hayat varsaymak bile müthiş bir duygu
Bihter Tırpan eklemiş - adds | 20 Aralık 2008 Saat - Time 09:05
Gerçekten çok etkileyici fotoğraflar...fotoğraflarınızdaki her bir insana bakınca bambaşka duygulara götürüyor izleyici ...
Özge Türkmen eklemiş - adds | 24 Aralık 2008 Saat - Time 16:18
merhaba.. Zaman zaman tüylerimin ürpertisine zaman zaman şaşkınlıklara ve gülümsemelere hayretlere engel olamadan sindirerek baktım baktım..fotoğraf adına her şey var karelerde ustaaca işlenmiş ve fotoğrafın öyküsü gerçek olunca asla kurguya kaçmadan yalın bir anlatım..ne diyebilirim..harika..büyüleyici...
hami özsomar eklemiş - adds | 29 Aralık 2008 Saat - Time 15:10
Nefis fotoğraflar, büyülü bir atmosfer. Yalın ve gösterişsiz sözcüklerden yola çıkarak, hayalgüçlerine yelken açtıran basit cümlelerle örülü yaşam öyküleri. Fotoğraflardaki ışık harika. İfadeler çarpıcı. Tonlar çok güzel. Kompozisyonlar çok sade. Keyifli bir yolculuktu bu. Teşekkür ederim.
H.Bahadır Laçin eklemiş - adds | 29 Aralık 2008 Saat - Time 15:49
Bütün o mükemmel portrelerde, vahşi, modernleşerek bozulmamış ve katıksız insana ait saf sıcaklığı hissediyorum... Doğdukları gibi çıplak, masum ve maskesiz yüzler bunlar... İçimizi ısıtan o bakışları, sokağa çıktığımızda, modern hayat içinde neden göremiyoruz acaba, neden bu kadar yabancı ve olağanüstü geliyor bu saydam bakışlar bizlere? Sanırım P. Borges bize bu soruları sormak üzere fotoğraflamış ve sunmuş olsa gerek... Sizleri bilemem ama ben, o soruların ve bu sıcak bakışların karşısında ezildiğimi hissettim....
ilke Veral eklemiş - adds | 29 Aralık 2008 Saat - Time 16:02
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.