18 Şubat Pazar günü Mogan Gölü'ne doğru yola çıktık. Aslında amacımız daha çok kayıkları çekmekti ama hayat sürprizlerle doluydu. Kim bilirdi o gün karşımıza Vedat amcanın çıkacağını?
Gölün etrafındaki çalılıkları ve kayıkları çekerken bir adam yaklaştı yanımıza. Ağzında sigara, bir yandan içine çekiyor, bir yandan da bize soruyordu. "Niye çekiyorsunuz ölü balıkları?". Çekme amacımızın onu suçlamak olmadığını, amatör fotoğrafçılar olduğumuzu söyledik. Sonra da açıkladı balıkların ölüm nedenini: "Kışın buraları buz kaplar, balıklar da soğuktan ölür." Cevabımızı aldıktan sonra yavaş yavaş Vedat amcanın fotoğraflarını çekmeye başladık. 
Bir yandan da sohbet ediyorduk. Sohbet ederken iki takım elbiseli adam bize doğru yaklaşmaya başladı. Kendilerinin "av müfettişi" olduklarını belirttiler. Ama bizi daha çok Vedat amca ilgilendiyordu. Kendilerine inanmadığımızı sanan müfettişler kimliklerini çıkarıp gösterdiler :))
Konuştukça laf lafı açıyordu. Sorduk kaç senedir burdasın diye. 50 diye cevap verdi. Hemen bir tahminde bulunarak "70 yaşında varsındır o zaman be amca". "Tabi yaa!" diye cevap verdi. Zaten yüzündeki kırışıklıklardan belli oluyordu. Adeta yaşam haritasını yüzünde taşıyordu. 50 yıldır yaşadığı kulübeyi gösterdi. Yaklaşık 4 metrekarelik, daracık bir kulübe. İçine iki tane insan zor sığıyordu. Bir tane sobası, üstünde demliği, küçük bir masa, yatak ve birkaç parça giyeceği vardı. Küçücük kulübesine koca yaşamını sığdırmıştı adeta. Biz de kendi kendimize soruyorduk "Bir insan burada 50 yıl nasıl yaşar?". Cevabını veremiyorduk tabi. Bu sefer sorumuzu Vedat amcaya yönelttik: "Amca, hiç mi akraban yok, eşin, çoluk çocuk yok mu?". "Yok!" diye cevap veriyor. Ordaki kayıklarla, çalılıklarla arkadaşlık yapıyormuş. 
Gözümüze yan taraftaki rakı bardakları çarpıyor. Fırsat buldukça içermiş. Hele bir de kendine içki arkadaşı buldu mu değmeyin keyfine.. Çaktırmadan bizden para da istiyor Vedat amca. "Hep fotoğraflarımı çekiyorsunuz ama hiç para vermiyorsunuz, hiç rakı getirmiyorsunuz" diye sitem ediyor. 
Kulübesine girdiğimizde duvarda asılı Türk bayrağını ve özenle korunmuş Atatürk fotoğrafını gösteriyor. "Taaa babamdan kalma bu fotoğraf" diyor. Bir miras gibi özenle korumuş ve baş köşesine asmış.
Vakit kısıtlı olduğu için fazla kalamıyoruz orada. Bir dahaki gelişimizde fotoğraflarını getireceğimizi söylüyor ve ayrılıyoruz..
Yazı ve Fotoğraflar : Recep GÜLEÇ
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"