Öncelikle bu kelimenin ne anlama geldiğini ve nasıl oluştuğundan bahsetmek istiyorum. Lise yıllarındayken sıra arkadaşımla, bir gün, can sıkıntısından Türkçe'nin en uzun kelimesini yazmaya karar verdik. Peki bu kelime nasıl birşey olmalıydı? Kaç kelimeden meydana gelmeliydi? Bir anlamı olmalı mıydı? Kökü hangi sözcükten gelmeliydi? O zamanlar biyoloji hocamızın en çok kullandığı "kavramak" sözcüğünden yola çıkmaya karar verdik. 
İlk başlarda 'kavra', sonra 'kavram', sonra 'kavramsal', sonra 'kavramsallaşmak' derken türkçedeki bütün ekleri kullandık. Belki bir anlamı yoktu ama hızlıca okuyunca çok hoşumuza gitti. Tekerleme okur gibiydi. Kulağa hoş geliyor arada bir söyledikçe haz alıyorduk. Neden sonra bir yere yazmamamıza rağmen aklımda kalmıştı. Hele siz de bir alışın, bırakamayacaksınız...
Gelelim manzara fotoğrafçılığına. Öncelikle şunu belirteyim ki ben kesinlikle manzara fotoğrafçısı değilim. Bu işi hakkıyla yapan birçok kişi tanıyorum, görüyorum. Benimkisi eğlencelik, görsellik adına kendini tatmin etmek.

Manzara fotoğrafı çekmek için bence çok iyi bir makinaya gerek yok. Bu dalda ana konu görselliktir. Karşındaki insanı ferahlatan, onu kendine çeken, baktıran, aklında kalıcı unsurlar bıraktıran fotoğraf benim gözümde başarılı fotoğraftır. Burdan şu sonuç çıkar; Manzara fotoğrafında başarıya giden her yol mübahtır. Tabi ki Photoshop'tan bahsediyorum. Günümüzün kaçınılmaz teknolojisi, her işte başyardımcımız, çerçeve yaparken bile ihtiyaç duyduğumuz, hatta utanmasak misafirliğe giderken bile yanımızda taşıyacağımız bir program. 

Bu teknolojiyi iyi kullanan bir insan, güzel kadrajlanmış, kompozisyonu sağlam ama renkleri soluk, hafif netsizliği olan fotoğrafı görsellikte zirvelere çıkarabilir. O fotoğraf artık kendisini photoshopçunun narin ellerine bırakmış, başka insanların beğenmesi için adeta yalvarmaktadır. Eğer biraz duygusal bir insansanız, siz de bu yalvarmalara dayanamayacak, ps'yi açıp, saatlerce o fotoğrafı güzelleştirmek için uğraşacaksınız. Elbette bu işin sonu hüsranla bitebilir. Ama asla yılmak yok. Deneme üstüne deneme yaptıkça sizde keyif almaya başlayacak, bir yerden sonra bırakamayacaksınız. Zaten bırakmanıza gerek yok. Keyif aldıktan sonra niye bırakasınız ki?
Manzara fotoğrafında sadeliği seven biriyim. Kadrajda olabilidğince az obje olmalı, hatta hiçbirşey olmamalı, dikkat çeken tek obje olsa yeter. Aslında neden bahsettiğimi anladınız. "Uzun Pozlama" Bu tekniğe bulaşanlar kolay kolay kurtulamazlar. Çünkü, düşünsenize bir kere, İnsan gözünün asla göremeyeceği birşeyi, yani uzun pozlamayı yapıyor makinalar. Siz hiç gözünüzle 30 saniye denizi pozlayabildiniz mi? Tabi ki hayır. O zaman imkanınız varsa bu fırsatı kaçırmayın derim. Kendiniz hemen bir deniz ya da göl kenarına atın. Üç ayağınızı kurun. Sabitledikten sonra güzel bir şekilde kadrajınızı ayarlayın. 

Benim tavsiyem ön planda bir tane odaklanacağımız obje olsun. Böylece uzun pozlamanın meydana getireceği saflığı, huzuru, temizliği bir güzel şekilde bozmuş olacaksınız. Şaka yapıyorum tabi ki de. Kompozisyon açısından son derece önemli bu. Kadrajınızı ayarladıktan sonra diyaframı sonuna kadar kısmanızı tavsiye ederim. Böylece hem her yer net olacak hem daha uzun süre pozlama yapacaksınız.
Ayarlarımızı yaptıktan sonra nazikçe deklanşöre basabiliriz. Aman yavaş basın. Sert basarsanız, en ufak oynama bile o güzelim fotoğrafı mahvedebilir. Hatta imkanınız varsa kumanda kullanın, o da yoksa self-timer kullanın. Makina çekimini yaparken siz de manzaranın tadını çıkarın. 
Hele o pozlamayı yaptıktan sonra sonucu beklemek yok mu, resmen analogla çekmiş gibi oluyorsunuz. Çünkü hemen göremiyorsunuz, makina kendini toparlıyor ve sonuç; gözlerinize inanamıyorsunuz. Çünkü heryer pürüzsüz. 30 saniye boyunca üzerinize gelen dalgalar yok olmuş, kendini adeta tüle bırakmış. Bu kısa süreli şoktan sonra hemen bir sonraki denemeye geçiyorsunuz. Bir daha, bir daha.. Gün hiç bitmesin istiyorsunuz. (Burada ilk uzun pozlamalarımı yapmama vesile olan İnci İşler ve Nuray Alptekin'e teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Sağolsunlar, varolsunlar :)
Nerden nereye geldik. Kavra'dan başladık, uzun pozlamaya geldik. Hayatınızda hep böyle değişik tadlar almaya çalışın. Tarzınız sonradan ortaya çıkar zaten... Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Yazı ve Fotoğraflar : Recep GÜLEÇ
Arşivden :
İçimizden Biri : Recep Güleç
Recep Güleç : Balıkçı Vedat Amca
Ostim Çalışanları
Fotoğraf Değerlendirme
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
31 Temmuz 2008 ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Adaların Sesi"
04 Ekim 2008 MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"06 Ekim 2008 ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
11 Ekim 2008 KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"