Arşivimizden  - From Our Archives

 

Salih Güler

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > ÖZEL SAYI 2007 > Rengim Gökmen "Klasik Müzik Sevilmez" : Levent Yıldız
Rengim Gökmen "Klasik Müzik Sevilmez" : Levent Yıldız

Müzisyen bir aileden geliyorsunuz. Çocukluğunuzdan bu yana sizi etkileyen, müzik kariyeri seçmenize yol açan kişi / olay / besteci / eser ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

 

Bir olay bir kişiden ziyade birkaç olaydan bahsetmek daha doğru olur. Yaşamımı etkileyen ve kişiliğimde önemli yeri olduğunu düşündüğüm özellikle annemin, onu yitirdikten sonra babamın bugünkü konumuma ulaşmamda önemli rolleri var. Ama özellikle meslek yaşamımda Ahmet Adnan Saygun ve İlhan Baran, küçük yaşlarda girdiğim Komposizyon bölümünde, kişilikleriyle, tarzlarıyla, öğrettikleriyle beni en çok etkileyen hocalarımdır diyebilirim. Özellikle Saygun’un beni komposizyon bölümüne alması tüm yaşantımı değiştirmiştir.


 

Müziği meslek olarak seçmemden ziyade orkestra şefliği mesleğine yönelmem daha bilinçli bir yönleniştir. Bunda da hiç unutamadığım bir konserin önemli yer tuttuğunu hep belirtmişimdir. 1967 yılında henüz küçük bir konservatuvar öğrencisi iken Zubin Mehta yönetiminde Los Angeles Filarmoni Orkestrası’nın bir konserini C.S.O konser salonunda, hem de orkestra arkasında annemle izlemiştim. Konser sonunda Zubin Mehta ile annemin beni tanıştırması ve Mehta’nın bana o gün ayaküstü bir imza vererek, bazı önerilerde bulunması ve teşvik etmesi daha henüz komposizyon öğrencisi bile olmamama karşın, ilerde orkestra şefi olmayı istememin tohumlarını içime serpen olaydır diyebiliriz.


 

Tabi hiç kimse ben müzikçi, ben orkestra şefi olacağım diyemez, dememelidir. Bunu istemek çok önemlidir ancak yeteneğiniz, koşullar, sabrınız ve bazen birazda şans belirler her şeyi.


 

Anatol France’a gelen genç bir yazar adayının “Üstat ne dersiniz yazar olmalı mıyım sizce?” sorusuna ünlü yazarın, “Elinden geliyorsa olmamalısın!” yanıtı çok şey anlatıyor. Galiba en önde gelen şey istemek.


 

Orkestra şefi olmaya ne zaman karar verdiniz? Neden şefliği seçtiniz?

 

Deminde söz ettiğim gibi bu sevginin ilk tohumlarının içime düşmesi annemin beni durmadan operalara, konserlere, balelere götürdüğü çocukluk çağlarıma kadar gidiyor. Ancak daha sonra besteci olma sevdasıyla biraz yiten bu duygu, komposizyon bölümünün son yıllarında yeniden ortaya çıktı. Müzik inanılmaz bir okyanus. İnsan duygularının anlatımında, olağanüstü zengin evrensel bir dil. Senfonik orkestra bu dilin en zengin, görkemli ifade aracı. Bu okyanusun en derin noktalarına dalabilmek bir orkestra şefinde olması gereken, ince gözlemcilikle mümkün olabilir. Ancak France’ ın söylediği gibi bu mikrop size bulaştığı zaman pek fazla kaçış yok.


 

CRR İstanbul Senfoni Orkestrası her zaman genç bir orkestra oldu. Sizde kurulduğundan bu yana, düzenli olarak orkestrayı yönettiniz. Şimdi danışman şefisiniz. Bir senfoni orkestrasının olgunlaşması, profesyonelliğe tam ulaşması için nasıl bir disiplinde ne kadar süreyle çalışmak gerekli?

 

Bir senfoni orkestrası oluşturmaya karar verdiğimizde hedeflerimizin de ne olduğunu çok iyi belirlememiz gerekiyor. Çocuk, öğrenci, gençlik orkestraları olduğu gibi, yılda birkaç kez toplanan festival orkestraları yanında tam zamanlı yılda 100 ve üzerinde konser veren orkestralar var. Tabi bir orkestra kimliğine ulaşabilmek için iyi müzikçilerden oluşması yetmiyor. Takım ruhu, birbirini iyi tanıyan orkestra müzikçiliğini ayrıntılarını bilen, repertuar, hazmetmiş(sindirmiş) çalıcıların yıllar içinde yaratabilecekleri bir sonuç. CRR Sanat Yönetmeni Sayın Yalçın Çetinkaya bu orkestranın önüne çok önemli hedefler koydu. Bu hedefler doğrultusunda çalışmaların yoğunlaştıran CRR İstanbul Senfoni Orkestrası hala genç bir orkestra ancak son yıllarda yaptığı aşama çok umut verici. Yaptığı son derece başarılı konserler bunun kanıtı. Ancak Sayın Çetinkaya’nın bu orkestranın önüne koyduğu hedefler yönünde yolu henüz yarısını aldığını söyleyebiliriz.


 

İyi bir orkestra müzisyeninin sahip olması gereken özellikler nelerdir?

 

Her iyi müzikçinin iyi bir orkestracı olamayacağı bir gerçek, daha doğrusu bunun içinde ayrı bir emek sarf etmesi gerekiyor. Buna karşın her orkestracı her şeyden önce iyi bir müzikçi olmak zorundadır. Bunun yanında takım çalışmasına yatkın, hoşgörülü, özverili, karşısındaki ile empati kurabilen kişilerin iyi orkestracı olabildiklerini gözlemlemişimdir her zaman.


 

Opera, uzman olduğunuz alanlardan biri. İnsan sesi deyince aklınıza ilk gelenler neler?

 

Müziğin, insan sesiyle başladığı bir gerçek. İnsan sesiyle şarkıyla yakın olamayanlar, iyi müzikçi olamazlar. Müzik yapmanın en zor öğesi ‘’Cantabile’’ şarkı söyler gibi çalmak söylemektir. Bunun için hangi çalgıyı çalarsanız çalın, güzel şarkılama yapmayı hedeflemelisiniz.


 

Türkiye’de devlet opera ve balesi genel müdürlüğü yaptınız. Aspendos Festivali’nin kurucususunuz. Bizim geleneksel kültürümüzün bir parçası olmayan bu sanat dallarının daha geniş kitlelere sevdirilmesi ve yaygınlaştırılması için neler yapılmalı?

 

Bu sanatlar hiçbir geleneksel kültürün bir parçası değildir. Geleneksel bazı kültürlerin izlerini taşımakla, içinden türemekle birlikte, ulusallıklarını aşmış, evrensel olmuş, kültür ürünleridir bunlar bütün sanatların daha doğrusu kültür öğelerinin birbirine bağımlı olduğu büyük bir sürecin en tepesinde yer alan bu sanatlara, genel kültür ve eğitim düzeyimiz arttıkça daha yaklaşabileceğiz.


 

Kendinizi yakın hissettiğiniz besteciler kimler?

 

Söyleşilerde en zor yanıt verebildiğim soruların başında bu geliyor. Aşkların arasından seçim yapmak gibi bir şey bu. Benim genellikle çok sevdiğim ancak müzik dehalarının ve yarattıkları eserleri daha rahat çözümleyebildiğim besteciler yanında, yaratıcılık boyutlarına inanamadığım, insanüstü yaratıcılık süreçleri yaşadıklarını düşündüğüm besteciler vardır. Bunların müzik analizlerini ne kadar derine inerek yaparsak yapalım nasıl küçücük esin kaynaklarını bu denli dev yapıtlara dönüştürebildiklerini aklım almaz. Üç B ( Bach-Beethoven-Brahms) bunların başında geliyor. Geç romantiklerden G. Mahler ve Sibelius’a da çok özel bir yer verdiğimi belirtmeliyim gönlümde. Debussy ve Ravel de unutulmaması gereken dehalardır.


 

CRR’de ya da diğer görevlerinizde, mümkün olan her konserinizde bir Türk eserini seslendirmeye özen gösteriyorsunuz. Bu anlamda, misyonunuzu bizimle paylaşır mısınız?

 

Bir ülkenin evrensel platformdaki yerini yaratıcılarıyla, yani bestecileriyle alabileceğine inanıyorum. Daha çok bestecimizin olması, bu ülkede daha çok yaratıcı ortaya çıkması da, bunların çalınmasıyla mümkün. Bir Türk orkestra şefi olarak uluslararası alanda Türk bestecileriyle ve Türk orkestralarıyla varolabileceğimize inanıyorum.


 

Rengim Gökmen’in hobileri nelerdir? Klasik müzik dışında hangi müzikleri dinler?


Bu meslek insana çok hobi zamanı bırakmıyor. Daha doğrusu çok sevilerek yapılan bir iş varken onunla hiç ilgisi olmayan hobilere neden gereksinim duyulur onu pek çözebilmiş değilim. Yanlış anlaşılmasın hobilere saygı duyuyorum. Ancak boş zamanlarımı değerlendirdiğim, okumak, seyahat etmek, sinema ve sanatın diğer alanlarıyla ilgi eylemlerim hep müzikle olan bağımı zenginleştirdiği için değer kazanıyor yaşantımda.


 

Onun dışında boş zamanlarımda, klasik müzik dışında her şeyi yapmakla özgür kılarım kendimi. Zaten klasik müzik bir felsefedir, bir boş zaman değerlendirme aracı değil. Besteciler (özellikle Beethoven) ‘sevilsin ve dinlensin’ den ziyade kendi görüşleri doğrultusunda eser yazmışlardır. Klasik müzik sevilmez, saygı duyulur ve üzerinde düşünülür. Onun dışında dinlendiğim zamanlarda müzik seçiciliğim hep’’ Akdeniz merkezli’’ olarak geliyor. Ülkemizden başlarsak Türk, Yunan, İtalyan, Fransız, İspanyol halk ve pop müzikleri benim için daha yakın.


 

Dinleyiciler için özel bir mesajınız ?

 

CRR dinleyicileri bu salonun onlara sunduğu eşsiz değerdeki sanat olaylarıyla kendilerini ödüllendirsinler. Unutulmamalı ki Türkiye’deki hatta dünyadaki çoğu insan böyle sanat olaylarını yakından izleyebilme ve bir senfoni orkestrasına şehirlerinde sahip olabilme olanağından yoksun. Burada kaçırdığımız her sanat etkinliğinin, yitip giden bir zenginleşme fırsatı olduğunu unutmamalıyız.

 

Röportaj : Füsun ÖZGÜÇ (Cemal Reşit Rey Konser Salonu Dergisi)

Fotoğraflar : Levent YILDIZ

 

www.crrks.org   
 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz. No comments for this document yet, you can make comment from the form below.
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.