Arşivimizden  - From Our Archives

 

Salih Güler

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > EKİM 2007 SAYISI > S.Ali Ünal : Mülteciler
S.Ali Ünal : Mülteciler


MEÇHULE UMUT YOLCULUĞU

Mekkeli müşriklerin baskısı dayanılmaz hale gelmişti. Necaşi diye adaleti ile ünlü bir hükümdar vardı. Eski ismiyle Habeşistan, şimdiki adıyla Etiyopya ve Somali. İlk hicreti yapan sahabelere kanat germişti bu ünlü hükümdar. O gün sahabeyi kabul eden Somali halkının torunlarından bazıları bugün Ankara'da. Üstelik muhacir (mülteci) olarak. İç savaş, açlık, salgın hastalık gibi nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan Somalililer başkent Ankara'da hayata sarılıyor.


 

"Küçük bir kamaranın içinde 50 kişiydik. Yol boyunca güneşi hiç görmedik. Dışarı çıkmamıza izin verilmiyordu. Bizi getiren bir yük gemisiydi. Mürettebatın yemeklerinden arta kalanlarla karnımızı doyuruyorduk. Aramızda hasta olanlar vardı. Tam olarak yolculuğumuz ne kadar sürdü bilmiyorum. Zaten İstanbul'a kaç günde geldiğimizi de gemi çalışanlarından öğrendik. 27 gün sürmüş. Bütün bu eziyetlere savaşın acısından kaçmak için katlandık." Bu sözler Emel Alisaid'e ait. Başkent Ankara'da yaşayan 250 Somaliliden biri o.


 

Somali dendiğinde çoğu insanın aklına felaket haberleri gelir. Adeta hayatlarının bir parçası olmuş açlık, susuzluk, salgın hastalıklar, iç çatışmalar... Hayatta kalmak isteyenler ise her şeylerini geride bırakıp ülkelerini terk ediyor. Yaklaşık bir milyon Somalili, çeşitli Afrika ve Avrupa ülkelerine göç etmek zorunda kaldı. Kimi mülteci kamplarında yaşamlarını sürdürüyor, kimi de kaçak olarak gittikleri ülkelerde kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. İsimleri farklı olsa da hepsinin hikâyesi hemen hemen aynı.


 

Ankara'dakiler de bu gruba dâhil. Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 50 Somalili, şehrin dışında bir apartmanda yaşıyor. Hayatta kalmalarının başka yolu olmadığından kendilerini şanslı hissediyorlar. Birçoğu yakınlarından ayrılarak yollara düşmüş. Vatan hasreti çekseler de devam eden iç savaştan dolayı gitmeyi göze alamıyorlar. Ankara'daki bu yeni hayata dört elle sarılıyorlar. Başkentin ücra bir köşesinde yaşamlarını sürdüren Somalililerin Ankara'yı seçmeleri elbette tesadüf değil. Mülteci olmak için Ankara'daki Birleşmiş Milletler ofisine başvuru için gelmişler, ancak çoğu tercihini burada kalma yönünde kullanmış.


 

Eskişehir, Kayseri gibi illere gitmeleri tavsiye edilmiş olsa da orada soydaşları olmadığı için uyum sağlayamayıp geri dönmüşler. Başkentin gazinoları ile ünlü Ulus'taki İsmetpaşa semtinde oturmuşlar bir süre. Ancak eşi olmayan ve çocuklu kadınlar için zor olmuş bu semtte yaşamak. Uluslararası yardım kuruluşu İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH), yardıma ihtiyacı olan Somalililere sahip çıkmış. Vakıf, Ankara'nın Sarayköy beldesine birkaç kilometre uzakta, bir apartman tahsis etmiş mültecilere. Her türlü gıda ve kıyafet ihtiyacını karşılayan vakıf, elektrik problemini de jeneratörle çözüyor.


 

Güneşi bir ay sonra gördük

 

Emel Alisaid ve beş çocuğu bu apartmanda yaşayan ailelerden biri. Yakında bir çocuğu daha dünyaya gelecek. Ama yeni doğacak çocuğu babasını tanıyamayacak. Çünkü Emel'in sağlık memuru eşi 8 ay önce mafya tarafından kaçırılmış. O günden beri de haber alınamamış. Eşini kaybeden Emel, hayatta kalabilmek için çocukları Safa, Merve, Hanen, Lamiya, İbdisam ile ülkesini terk etmeye karar vermiş. Yol parası için bütün mal varlığını satmış. Somali'den ayrılmak için 1500 dolar karşılığında bir yük gemisiyle anlaşmış. Nereye gideceklerini bilmeden yola çıktıklarını söylüyor Emel. Dile kolay beş çocukla gemide bir ay yolculuk... Başından geçenleri hatırlamak bile istemeyen Emel, Somalili 50 kişiyle meşakkatli ve uzun bir yolculuk yapmış.

 

 

Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı'nı geçerek Akdeniz'e ulaşan gemide yol boyunca kamaradan dışarı kimse çıkmamış. Bir ay sonra ilk güneşi de İstanbul'da görmüş kafile. Bir gün otelde geceledikten sonra BM'ye başvurmak için Ankara'ya yola çıkmışlar. Paraları da başkente gelmeleriyle bitmiş: "Ankara'ya geldiğimizde zor günler geçirdim. İsmetpaşa semtinde dört ay kadar kaldım. Yaklaşık 500 dolarım vardı ve kısa zamanda bu para da bitti. Türkçe konuşamadığım için kimseden yardım da isteyemiyordum. Gittiğim her yerde bana söylenen Türkçe bir cümle ise aklımdan hiç çıkmıyor; yok para." Bir süre İsmetpaşa'da kalan Emel, daha sonra bugün yaşadıkları apartmana taşınmış. Şimdi yemek ve yatacak yer sıkıntısı yaşamadıklarını anlatıyor. Tek özlemi ise savaşın ardından ülkesine geri dönmek.


 

Eşini ve çocuğunu bırakarak kaçtı

 

Emel Alsaid ile aynı evi paylaşan Farhiyye Abdi'nin hikâyesi de farklı değil. Eşini, anne ve babasını kaybeden Farhiyye altı ay önce Türkiye'ye gelmiş. Somali'deki her şeyini satarak tek başına ayrılmış vatanından. Kendisini Avrupa'ya götürecek gemiye 500 dolar ödemiş. Şimdi ise kendilerine uzatılan yardım elleriyle hayata sarılıyor.

 

Aynı apartmanda yaşayan Abdülfettah Muhammedadu da bir buçuk yıldır eşi ve çocuklarından uzakta. Somali'de savaşa götürülen Abdülfettah, canını kurtarmak için ülkesini terk ederken üç çocuğunu, eşini ve annesini arkasında bırakmış. Ailesinden bahsederken gözleri doluyor. Onun yolculuğu 12 gün sürmüş. 950 dolar karşılığında İtalya'ya gitmek üzere anlaşmış gemi sahibiyle. Ama karaya ayak bastığında İzmir'e indiğini sonradan öğrenmiş. Oradan İstanbul'a geçmiş. 5 ay kadar Aksaray'da Afrikalıların yoğun olarak yaşadığı bir mahallede kalmış. BM ile görüşmek üzere geldiği Ankara'dan bir daha ayrılmamış. Yarım Türkçesi ile Somalili arkadaşlarına yardımcı olmaya çalışan Abdülfettah, Türkçeyi öğrenirken çok zorlandığını dile getiriyor.


 

Şehrin dışındaki bu apartman haricinde İsmetpaşa Mahallesi'nde de birçok Somalili yaşıyor. Mahallede birçok ev sahibi odaları 100 ile 200 YTL arasında kiraya veriyor. Yaşadıkları ortam ise hiç sağlıklı değil. Hemen her gün bir olayla karşılaşan Somaliler, izinleri olmadığı için çalışamıyor. BM'nin mülteci olarak kabul ettiği az sayıda Somalilinin dışındakiler geçimlerini yardımlarla sağlıyor. BM'nin verdiği yardım ise aylık 140 YTL.


 

Üç çocuğu ile İsmetpaşa'da bir odada yaşamaya çalışan Hatice İbrahim, yaklaşık bir yıldır Ankara'da. İlk eşini savaşa kurban verdikten sonra, ikinci kez evlenen Hatice'nin yüzü bir daha gülmemiş. Çünkü savaşa giden ikinci eşinden de haber alamamış. İbrahim, Yasemin ve Yusra isimli üç çocuğuyla yola çıkmaya karar verdiyse de parası olmadığı için bir süre beklemek zorunda kalmış. Sonunda gemi sahibine altınlarını vererek ikna etmiş. 28 gün süren yolculukta bazı günler 2 gün boyunca aç kalmışlar. İstanbul'a gelen, oradan Ankara'ya geçen Hatice, 150 YTL'ye kiraladığı bir odada kalıyor. O da hiçbir geliri olmadığı için yardımlarla geçinebiliyor.


 

Tek başlarına gelenler ise bir odayı paylaşıyor. Kiraların yüksek olmasından şikayet eden Abdullah Muhammed Osman, 6 kişi bir odada yaşamak zorunda kaldıklarını anlatıyor. Babasını savaşta kaybetmiş. Annesi ve kardeşlerinden uzun süredir haber alamıyor. Avrupa'ya gitmek için yola çıkan Abdullah, geldikleri gemiden dışarı çıktığında İstanbul'da bulmuş kendini. O da diğer mülteciler gibi BM ile görüşmek üzere Ankara'ya gelmiş.


 

Ankara'da yaşayan mültecilerin birçoğunun iltica talebi henüz kabul edilmemiş. Kendilerine bir statü verilmediğinden ne çalışabiliyor ne de resmi olarak yardım alabiliyorlar. BM'den yardım alabilenler de kendilerine verilen 140 YTL ile geçinmeye çalışıyor. Yaşam mücadelesini kazanmak için ellerinden geleni yapan Ankara'daki Somalili mültecilerinin bildiği ortak bir isim ise İHH'nın gönüllü çalışanı Mustafa Sinan. "Aynı dini paylaştıkları Müslüman kardeşlerin" İsmetpaşa bataklığında daha fazla yaşamasına razı olamadığını söyleyen Sinan, Somalililer için hayırseverlerden ciddi yardım aldıklarını dile getiriyor. Sinan, onların tüm ihtiyaçlarını karşılamayı görev olarak kabul ediyor. Somalililerin birçok sorunla boğuşmak zorunda kaldığını belirterek, en büyük sorunu çocukların yaşadığını ifade ediyor. Onların oynayabilecekleri bir park ya da okul gibi bir dertleri yok. Tek dertleri ana babalarının bıraktığı savaş dolu dünyada, kendi ülkelerinde huzurlu bir evde yaşamak...


 

Somali, 14. yüzyıl sonlarından itibaren Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Batılı sömürgecilerin Somali'ye saldırıları 19. yüzyılın ortalarından sonra başladı. İngilizler ve İtalyanlar ülkeyi işgal etti. 1960'ta bağımsızlığını ilan etseler de iç çatışmalar halka rahat yüzü göstermedi. Çatışmalar, sosyalist anlayış sahibi Tümgeneral Muhammed Siyad Berri'nin 21 Nisan 1969 tarihinde gerçekleştirdiği askeri darbeyle yönetimi ele alması ve sivil cumhurbaşkanı Şermarke'yi öldürmesiyle başladı. Hazırladığı anayasa ile kendisine sınırsız yetki alan Berri, Somali halkına her türlü zulmü yaptı. Bunun üzerine ilticalar başladı. Yüz binlerce Somalili Etiyopya topraklarına sığındı. Berri'ye karşı oluşan muhalefet 1990 sonlarına doğru iyice şiddetlendi ve bütün ülkeyi sardı. Sonunda yenilgiyi kabul etmek zorunda kalan Berri, Ocak 1991'de ülkesini terk etti. Ancak Berri'nin kaçmasından sonra ülke yönetimi konusunda aralarında anlaşamayan muhalif gruplar silahlarını birbirlerine çevirdiler ve iç savaş başladı. Aynı döneme denk gelen kuraklık ülkede büyük bir açlık faciasının ortaya çıkmasına sebep oldu. Somali'deki yaralar çatışma ortamı yüzünden hâlâ sarılamıyor.


 
 

Çöl sıcağından Sibirya Ayazına...

 

Kışın çetin geçtiği bugünlerde herkes kar yağışı ve kapıya dayanan doğalgaz krizini konuşuyor. Başkentin yanı başında ise başka hayatlar var. İç savaş, açlık ve salgın hastalıklar yüzünden ülkelerini terk eden çoğu kadın ve çocuk 50 Somalili, dağ başındaki bir apartmanda hayatta kalma mücadelesi veriyor. Afrika'nın kavurucu sıcağından gelen bu insanlar, Sarayköy beldesinde karşılaştıkları soğuğa direnmeye çalışıyor. Kışlık kıyafetin bile ne olduğunu bilmeyen Somalililer, diz boyu kar içinde hayata tutunuyor. En büyük sorunları suların donması. Çeşmenin esirgediği suyu kardan çıkarmaya çalışıyorlar. Tencereye doldurdukları karı eritip su elde ediyorlar. En büyük burukluğu ise çocuklar yaşıyor. Hem arkadaşlarıyla dışarı çıkıp oynamak istiyorlar hem de ilk defa gördükleri kar ve soğuğa yenik düşmekten korkuyorlar. Kar topu zevkine korku da eşlik ediyor. Afrikalı misafirlerin çalışma izni yok. Bu sebeple hayırseverlerin yardımıyla ayakta duruyorlar. Her gün bin türlü zorluk çekseler de canları güvende olduğu için mutlular.


 

Beş çocuğu ile Ankara'ya gelen Emel Alisaid, soğuğa alışmanın kendileri için çok zor olacağını söylüyor. Alisaid, "Hayatımda hiç kış yaşamadım. İlk karı da burada gördüm." diyor. Kış aylarının bir an önce bitmesini beklediklerini söyleyen Emel, çocuğunu da Ankara'da doğurmuş. "Ben soğuğa alışık değilim. Ama çocuğum burada ve kış mevsiminde dünyaya geldi. O, soğuğa benden daha alışık olacak." diyen Emel, oğluna Mustafa ismini vermiş. Fahriye Abdi de aynı apartmanda yaşayıp, diğer Somalililer gibi karlı günlerin 'acısını' çekenlerden. "Kazağı ilk defa burada giydim. Bazen Türkiye'de olduğumu unutarak dışarı çorapsız çıkıyorum. Tabii dışarıdaki soğuk bana nerede olduğumu hatırlatıyor." diyor. Küçük Merve'ye göre de özgürlük yaz aylarında başlayacak. "Günlerdir oyun oynayamıyoruz." diyen Merve, yazın gelmesini dört gözle beklediğini söylüyor.


 

İsimler farklı ama hikaye aynı...

 

Başkentin Afrikalılarının her birinin ismi farklı; ama hikâyeleri aynı. İç savaş, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle her şeylerini satarak kaçmışlar ülkelerinden. Birçoğu Avrupa hayaliyle gemilere binmiş. Emel Alisaid hikayesini şöyle anlatıyor: "Küçük bir kamaranın içinde 50 kişiydik. Yol boyunca güneşi hiç görmedik. Dışarı çıkmamıza izin verilmiyordu. Bizi getiren bir yük gemisiydi. Mürettebatın yemeklerinden arta kalanlarla karnımızı doyuruyorduk. Aramızda hasta olanlar vardı. Tam olarak yolculuğumuz ne kadar sürdü bilmiyorum. Zaten İstanbul'a kaç günde geldiğimizi de gemi çalışanlarından öğrendik. 27 gün sürmüş. Bütün bu eziyetlere savaşın acısından kaçmak için katlandık." Emel'in sağlık memuru eşi mafya tarafından kaçırılmış. O günden beri de hiç haber alamamış. Emel, hayatta kalabilmek için çocukları Safa, Merve, Hannan, Lamia, İptisam ile ülkesini terk ederek Türkiye'ye kaçmış. Emel Alisaid ile aynı evi paylaşan Fahriye Abdi'nin hikâyesi de farklı değil. Eşini, anne ve babasını kaybeden Fahriye, sekiz ay önce Türkiye'ye gelmiş. Somali'deki her şeyini satarak tek başına ayrılmış vatanından. Kendisini Avrupa'ya götürecek gemiye 500 dolar ödemiş. Şimdi ise kendilerine uzatılan yardım eliyle hayata sarılıyor. Somalililerinin Ankara'da olması ise tesadüf değil. Mülteci olmak için Birleşmiş Milletler'in (BM) Ankara'daki bürosuna müracaat eden Somalililer, başvuruları sonuçlanana kadar başkentte kalmaya karar vermişler. Uluslararası yardım kuruluşu İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH), sahip çıkarak bir apartman tahsis etmiş onlara. Tüm ihtiyaçlarını hayırseverlerin karşıladığı Somalililer, zorluk çekseler de can güvenlikleri olduğu için mutlular.


 

Türkiye'de 72 milletten 135 bin yabancı yaşıyor...

 

Dünya üzerindeki mültecilerden BM'ye kayıtlı olanların sayısı 9,2 milyon. BM'nin Haziran 2005 raporuna göre mülteci sayısı son 25 yılın en düşük seviyesinde olmasına karşın rakam 20 milyonu buluyor. Türkiye'de vatanı olmayanlar da dâhil 72 ülkeden 135 bin yabancı uyruklu ikâmet ediyor. 1998 yılından bu yana 530 bin kişi sığınma talebinde bulundu. Yabancı uyrukluların Türkiye'de bulunma nedenleri arasında ilk sırada (24 bin 393 kişiyle) öğrenim gelirken, ikinci sırada (22 bin 832 kişi) çalışmak yer alıyor. Tedavi, bilimsel araştırma ya da eşine refakat gibi değişik nedenlerden dolayı Türkiye'de bulunanların sayısı ise 87 bin 771. Türkiye'ye yasadışı giriş yapmak, yasadışı konumda bulunmak ya da vize ve ikâmet sebepleriyle son iki buçuk yıl içerisinde, 162 farklı ülke uyruğuna mensup 219 bin göçmen yakalandı. Bunlardan büyük çoğunluğu Iraklı. Sayıları 44 bin 395'i bulan Iraklıları 24 bin ile Moldovalılar, 20 bin ile de Afganistanlılar izliyor. Türkiye'de 12 bin de Pakistanlı var.


S.Ali ÜNAL


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Şimdi borcumuzu ödeme zamanı...ZAMAN GERÇEKTEN ANLAYAN İDRAK EDEN İÇİN BORÇ ÖDEME ZAMANI...Sahabeye kucak açan habeşistan kralı necaşinin torunları onlar...

somalili bu kardeşlerimize el uzatmak nasip olan şanslı kullardan biriyim..şimdi size gerçek bir hayat hikayesi anlatacagım...

star televizyonunda muhabir olarak görev yapıyorum. geçen sene ramazanda hacıbayramdaki iftar çadırırnı haber yapmak içim gittiğimde tanıştım somalili haticeyle...ve üç küçük melekle ibrahim, yasmin ve yusra..onların hikayesini haber yaptm...haberi londradan izleyen bir azeri asıllı hanımefendi bin dolar gönderdi..birikmiş kiralarını ödedik..çocuklara bayramlık aldık..Hatta Yasmin ve Yusra o gece çok sevdikleri barbili çizmeleriyle uyudular...İbrahim ise, abiydi artık...o da cat botlarıyla uyudu..hatta eskimesin diye 1 hafta giymedi botlarını..ve allah bana güç verdiği sürece hatice ve üç meleğine baktım..ve sonra hatice'nin kocası Ali de katıldı aramıza...Kaçıp gelmeyi başarmıştı işte..Hatice'nin sabahlara kadar yaptığı dualar kabul olmuştu. Bir süre Konyada çalıştı Ali...

Ve BM, onları kanada'ya gönderdi 6 ay önce...Gözyaşları içinde ayrıldık birbirimizden..Onları kanadada bir süre idare edecek toplu bir param yoktu yanlarına verecek ama altınlarım vardı..Degerli degillerdi yasmin. yusra ve ibrahimden.Bozdum bir çırpıda hepsini..Paylaşmak buydu işte...

Hatice hiç unutmadı beni bende onları...şimdi yasmin,yusra ve ibrahim okula gidiyor..ingilizce ögreniyor..

Hatice, buradaki arkadaşlarına benim telefonumu vermiş...elmiya aradı ramazanda...Abla yardım diyor...canım benim..Elmiya'nın da meleği 2 yaşındaki cebrail..babası ise iç savaş nedeniyle tutuklu belki de öldü onlar bilmiyor...Ve 5 yetimiyle abla yardım diyen seyyide...

onlar müslüman...bizim kardeşimiz...onlar aç biz tokuz...yazıklar olsun..komşusu açken tok yatana...onlar sahabeye kucak açan habeşistan kralı necaşinin emanetleri..hadi sahip çıkalım..

dileyen arkadaşlara hatice , yasmin ve yusranın fotoğraflarını gönderebilirim...

LAMİA AYHAN---STAR TV

0-312 -466 70 10

lamiaayhan@gmail.com
LAMİA AYHAN eklemiş - adds | 14 Ekim 2007 Saat - Time 06:23
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.