Fotoğrafı tamamen bir malzeme olarak kabul eden ve kullanan bir sanatçıyım. Fotoğrafın sınırlılıklarına bağlı kalarak sanatın sınırsızlığında üretim yapmaya çalışmanın yerine, birincil olarak düşünceyi ön plana alıp, teknik olarak bazen geleneksel bazen gelenekselin tam karşısında bazen de diğer malzemelerle iş birliği yaparak üretimimi yapmaktayım. Diyalektik anlamda, kullandığım malzemeyi sürekli sorgulayarak, bir anlamda "mix media'' olarak oluşturduğum çalışmalarımı fotoğraf emisyonunu kullanarak görselleştiririm.
Platon'dan bugüne kadar hiç kimse sanatı malzeme olarak tanımlamadı. Boya, fırça, keman, fotoğraf bunarın hepsi birer malzemedir. Sanat bilginin başka bir biçimi, gerçeğin yalan yoluyla söylenmesidir. Fotoğraf sanat değil bir teknolojidir. Fotoğrafı kimin çektiği ve onunla ne anlattığı önemlidir. Elimizde ki malzeme bir tahta da olabilir, kumaşta bir fotoğrafta. İşin sanat boyutu onu yapan kişiyle ilgilidir.
Bir sanatçının yaşam tarzı ve felsefesi yaptığı şeye bir enerji yükler. Örneğin çıplak bir beyin fotoğrafını ele alalım. Bu fotoğrafı herkes çekebilir. Bunun sanat olabilmesi için kimin çektiğine bakılır. O beyin fotoğrafını Aziz Nesin çekerse birikimini, kültürünü koyarak çeker ve artık o sadece beyin fotoğrafı olmaktan çıkarak başka anlamlar taşır. 
Türkiye fotoğrafçılık tarihinin güncesini tutan, bunun araştırmasını yapan kimse olmamış. Bu yüzden bu konuda eğitim alan genç arkadaşlarda bilinçsiz yetişiyor. Tarih Vakfının çıkardığı bir kaç kitap var. Türkiye'de ki fotoğrafçıları buluyorlar onları bir dizin yaparak kitaplaştırıyorlar. Yaşayan fotoğrafçılardan istedikleri özgeçmişle fotoğraf tarihi kitabı yayınlanıyor ancak ölen fotoğrafçılar örneğin rahmetli Gökhan Yatla gibi fotoğrafçıların özgeçmişlerini gönderemiyor. Onlarca kitabı olan fotoğrafçı Çerkez Karadağ, bu yönteme itiraz edip özgeçmişini göndermediğinden hazırlanan kitapta yer almıyor. Bu yöntemle Türk fotoğrafçıları tarihi araştırılırsa kimse bu sanat ve sanatçılar hakkında bilgi sahibi olamaz, durum budur.
Bugün emekli olan, cebinde parası olan kişiler Afrika'ya giderek aslan fotoğrafları çekerek burada sergilenir, televizyonlarda röportaj verirler. Bunları izleyenlerse fotoğrafçılığın, aslan fotoğrafı çekmek, manzara çekmekle sınırlı olduğunu zannediyor. Güzel bir görüntü yakala, deklanşöre bas ve bitsin.
Herkesin içinde bir yaratıcılık duygusu vardır. Birey olduğunu fark edip, kendini tanıdığında içindeki duyguları çok güzel ifade edebilecek şeyler çıkartabilir. İnançların, korkuların, ailen, nerede büyüdüğün, ilk aşkın, ilk öğretmenin tümü seni sen yapar ve ortaya farklı seçicilikler çıkartır. Özgünlük ortaya çıkar. Bunun farkına varan insanlar, sorgulayarak konulara herkesten farklı yaklaşırlar. Burada sanat adına belirleyici olan devamlılıktır.
Dijital işi kolaylaştırdı ve hızlandırdı. Yöntem farklı ulaşılan sonuç aynı. Eskiden fotoğraf çekerken makaralarca film çeker, onun banyo sürecini bekler heyecan duyardım. Ayrıca çok iyi bir kare yakalayıp çektiysem banyo etmeden de onun iyi olacağını bilirdim. Dijital makinelerde eskisi kadar emek harcamıyoruz.
Sanatçının geçmiş yaşamı, hayata bakışını bilirseniz belki anlayabilirsiniz ama bunu anlayabilmek zor. Önemli olan siz o esere baktığınızda içine alabilecek duyguları yakalayıp yakalamadığı. Bir yerde sanatçıyla kesişiyor aynı duyguları hissedebiliyor olabilirsiniz, çıkış noktaları farklı olsa bile... Ayrıca sanatçı bunu size sözle ifade edebiliyor olsa resim yapmaz, fotoğraf çekmez ya da her ne yaptıysa ... Çıkar ve konuşur.

Çağdaş denge
Üç gözlü kedi ve kaslı adamın portresi "gelecek nesil"
Platon'un mağarası-"öz portre"
İsimsiz-5
İsimsiz-9
Çağdaş bir insan portresi
İsimsiz-8
Bir gün evvel
Gerçeğin yansımaları ile zaman geçirmek-"özportre"
Savannah'tan hediyelik
Van Gogh adam arazide
Hata
İsimsiz-6
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"