Arşivimizden  - From Our Archives

 

Salih Güler

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > MAYIS 2007 SAYISI > Sadık Üçok : Eski Galata Köprüsü
Sadık Üçok : Eski Galata Köprüsü


Eski Galata köprüsü altında bir yaşam vardı. Simdiki köprünün turistik cafelerine benzemezdi o zamanın Köprü altındaki mekanları. Neredeyse herkes birbirini tanırdı. Kim hangi köşede oturur belliydi. Aksamları işinden çıkıp bir iki kadeh içmek isteyenler, dost sohbetlerinde birseyler paylaşmak isteyenler köprü altına gelirdi. Gıcırdayan ve sallanan köprüde sohbetler, yenilenler, içilenler daha da keyifli gelirdi insanlara.

 

Birçok dostluklara vesile olan, birçok yazarın, çizerin ortak mekanı bu mekan maalesef artık yok. Ne yazık ki yerini tutacak başka bir yer de yok.

 

Mekanı anılarında yaşatanlar fotograflara baktıkça hatırlayacaklar gözleri geçmişe dalarak hüzünle...

 

Eski Galata köprüsü çalışmalarımı - zaman içinde belgesel nitelik kazanmış fotograflarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

O zamanı yaşamışlarınız fotograflara "Ahhh ahh ne günlerdi" diye bakarken, birçok genç arkadaş "vay be kaçırmışız" diye hayıflanacak belki de.

Sadık ÜÇOK




Galata Köprüsü

Eminönü ile Karaköy arasında uzanan bugünkü köprü, burada yapılmış olan dördüncü köprüdür. Köprü kendisi böyle değişmekle birlikte, adı her zaman "Galata Köprüsü" diye bilindi. Bu ad köprünün birleştirdiği iki yakadan birine bir öncelik vermektedir. İster köprünün varlığından öncelikle Galata sorumlu olsun, ister köprü öncelikle "Galata`ya geçmek" için önemli olsun, sonuçta Galata`nın bir ayrıcalığı var.

Bu ayrıcalık gerçekten vardı; Osmanlı toplumu Batılılaşmaya çalışıyor, değişiyordu. Dünyadaki, "Batı", İstanbul`da, "Kuzey" deydi; yani, Haliç`in kuzey yakasında. Saray, 19. yüzyılda Batılaşmaya karar verince, Topkapı`dan Dolmabahçe`ye taşındı ve bu birkaç kilometrelik yer değişimi, ülkeyi ve başkenti bir uygarlık yörüngesinden bir başkasına taşıdı.


 

Haliç`te köprü yapma fikri çok eskiden beri vardı ve bunu yapmak teknik olarak mümkündü. Leonardo da Vinci`nin bile Haliç Köprüsü için eskizler yaptığı bilinir. Ne var ki, şehrin can damarı olan liman, köprüyle kapanmak durumunda kalacaktı. Bu nedenle, İstanbullular, yüzyıllarca, sandalla yetindiler. Ama, 19. yüzyılda, ortasından açılabilen, böylece, gemilerin Haliç içine girmelerini engellemeyen köprü yapmak mümkün olunca, İstanbul`un "iki yakasını bir araya getirme" işi somutlaştı.

 

İlk yapılan köprü Galata değil, Unkapanı`dır; 1836`da, II. Mahmut zamanında buraya ahşap bir köprü yapıldı ve adı Hayratiye kondu. Unkapanı, Haliç`te ticari limanın bittiği yerdir. Karaköy-Eminönü arasındaki ilk köprü, gene ahşap olarak, 1845`te yapıldı. Yenilenen, değişen bu köprüler arasında, İstanbul halkının en fazla yakınlık duyduğu, hayatının parçası saydığı köprü, 1912`den 1992`deki yangına kadar çalışan Galata Köprüsü`dür. Balık lokantaları, kahveleri, balık tutanları ve başka birçok özellikleriyle bu köprü bir kişilik olarak varolmuştu.

 

Modern çağın ulaşım koşullarında, köprü gibi araçlar, öncelikle işlevsellikleriyle varolur. Örneğin, son yapılan köprü, en azından şimdilik, yerine getirdiği işlevin ötesinde herhangi bir karaktere sahip değil. Oysa yanan Galata Köprüsü yalnız üstünden geçilen değil, üstünde yaşanan bir mekandı ve şehir folklorunun parçası haline gelmişti.


 

Köprülerin yapılması, 19. yüzyılın ikinci yarısında, İstanbul`un organik bütünlüğünü güçlendirdi. Avrupa kapitalizmini daha doğrudan temsil eden Galata ile prekapitalist özellikleri daha belirgin olan Eminönü bölgesini birleştirdi. Galata`da işyeri çalıştıran yabancılar, Levantenler ve gayrimüslüm azınlıkların çoğu Beyoğlu bölgesinde yaşıyordu. Dünyanın en eski ve -en kısa- metrolarından olan Tünel (1875`te, Londra`dan bir iki yıl sonra açıldı) iş merkezi ile yaşama alanı arasında gidiş gelişi kolaylaştırdı. Bundan sonra Beyoğlu kısa sürede Avrupa tarzı apartmanlarla dolarken Taksim ötesindeki alanlar, Şişli, Nişantaşı ve Tatavla, yani Kurtuluş da yoğun yerleşime açıldı. Böylece, ana ulaşım yönleri değişti. Köprüler yapılmadan önce ana yollar doğu-batı ekseninde uzanırken, köprü sonrasında kuzey-güney aksları belirleyici oldu. Aynı yıllarda (1870`ler) başlayan tramvay ulaşımda ciddi bir devrim yarattı. 

   

Gene aynı tarihlerde, Galata Köprüsü, kenarına kurulan iskelelerle, deniz trafiğinin de merkezi haline geldi. Kadıköy`e, Adalar`a, Boğaz`a ve Haliç`in içlerine gidip gelmeye başlayan yeni buharlı vapurların hareket noktası burasıydı. Zamanla bu iskeleler çoğalınca, köprüden ayrılarak Eminönü ve Kadıköy`ün rıhtımlarına yayıldılar. Abdülaziz zamanında yapılan demiryolu da Sirkeci`ye kadar geldiği için, Eminönü, modernleşen İstanbul`un büyük ulaşım merkezi haline geldi. (Yakın zamana kadar büyük İstanbul Hali de tarihi yarımadada, iki köprü arasındaki alanı kaplıyor ve bölgeye taşınması zor bir yük oluyordu). Dolayısıyla bugün gördüğümüz haliyle Eminönü, geçen yüzyıl ortasında başlayan kentsel modernleşme sürecinin durmadan değişim geçiren ürünüdür. Doğrusu, insan Eminönü`nün şöyle yüz elli yıllık tarihini gözünde canlandırmaya çalışınca, başı dönüyor. 1950`lerden sonraki yeni süreçte ise şehri desantralize etmek, bu arada Eminönü`nün yükünü hafifletmek için uğraşıyoruz.


 

Bu baş dönmesinden kurtulmak için çok eski, asude zamanlara dönelim. Bizans döneminde bu bölgede ve karşısındaki Karaköy`de Yahudiler yerleşmişti. Bizans Yahudileri, Karaim kolundan geliyorlardı. Bu kolun Türk kökenli olduğu genellikle kabul görür. "Karaköy" adının aslının "Karai Köy" olduğu söylenir ki, akla yakın bir tezdir.

 

Fetihten sonra İstanbul`un ilk "apartman"larının Eminönü`nde Yahudiler tarafından inşa edildiğini biliyoruz. Yerleşim yoğunlaşıp ev yapacak arsa bulunamayınca, normal olarak en fazla üç ya da dört katlı olan klasik binalar yerine; yedi katlı ahşap evler yapılmış. Bu bina tipine "Yahudihane" adı verilmiş. 17. yüzyılda bu bölgede şimdiki Yeni Cami`nin yapılmasına karar verilince, semt halkını oluşturan Yahudiler de Hasköy`e gönderildi. Yörede, Arpa Emini Sokağı`nda eski bir havra, üzerine lokanta olarak (Ege Lokantası) kullanılmıştı. Sonra bu havra, üzerine yapılan Denizcilik Bankası binasının içinde kalarak kayboldu (şimdi de başka bir bankanın şubesi).

 

Murat BELGE

Kaynak : İstanbul Gezi Rehberi / Tarih Vakfı Yurt Yayınları ISBN 975-333-002-2

 


Slayt şovun yüklenmesi bağlantı hızınıza göre zaman alabilir, lütfen bekleyiniz...






Sadık Üçok Hakkında

1963 Adapazarı doğumluyum. Hürriyet grubunda profesyonel karikatürist olarak çalışırken fotografa merak saldım. 1985 yılında Hürriyet gazetesinin efsane muhabiri Hüsnü Savaş' tan satın aldığım 1973 model bir Pentax makine ile ilk fotograflarımı çekmeye başladım. Dergi çıkışı mutlaka uğradığım eski Galata Köprüsünde fotograf çekmekten büyük bir haz alıyordum. İnsan, mekan ve dokunun bir arada olduğu muhteşem bir ortamı vardı eski Galata köprüsünün. Yaşayan bir köprüydü ve fotograflanması gerekiyordu. Ben de öyle yaptım. 1990 yılına dek benim için bir platoydu orası. Fotograflarımda insan ve mekan kavramını birlikte işlemeyi tercih ediyorum. Fotografın tarihe mal olacağı bilinciyle fotograf çekmeye çalışıyorum. Grafikerlik ve Fotografçılığı aynı anda sürdürmenin zorlukları olsa da,  her iki işimi de severek yapıyorum.



Yasal Uyarı : Bu sayfadaki tüm yazı ve görseller, eser sahibine ait olup, kısmen veya tamamen izinsiz olarak alınması, kopyalanması ve kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç teşkil etmektedir.  

Yorumlar - Comments
Toplam 10 yorum, 1-10 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Sadık Bey,
Gerçekten belgesel niteliğinde fotograflarınızı izlerken çok gerilere gittim. O eski banka ve cocacola reklam tabelaları , eski model arabalar, köprüde yürüyen insanların bazısının giyim kuşamı ile tarihte kısa bir gezinti yaptım sayenizde. Eşimle birlikte o köprüden çok geçerdik Eminönü Karaköy arasını. O günleri yadettim.Hatırlattığınız ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler.
Berna AKCAN eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 13:51
merhabalar;

Birbirinden güzel anların fotoğraflarının sergilendiği,ayrıntılı tarihçesinin aktarıldığı, Galata köprüsüne ait bu sunumda, eski anılarımızı tazeleme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.
Yazıyı okuyan her İstanbullu, kendinden bir anı bulacaktır bu sayfalarda kuşkusuz.Hele Köprüaltındaki kahvelerde akşam saatlerine yakın yorgunluk sohbetleri.Unutulacak günler değildi kuşkusuz.
Sevgiler.Cem
Cem Güneysu eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 15:54
Fotograflariniz ve Murat Belge'nin o derin ve okumaktan (dinlemekten) her daim haz aldigim tarihi bilgisi birbirini ne guzel tamamlamis... Sevdigim ve ozledigim o Istanbul ve Galata turu icin cok tesekkurler...
Faika Berat Pehlivan eklemiş - adds | 03 Mayıs 2007 Saat - Time 21:02
sevgili sadık abi.. köprüaltı fotoğrafların çok etkileyici.. eski zamana, kaybolmuşa dair derin izler taşıyor...
ceyda özdemir eklemiş - adds | 09 Mayıs 2007 Saat - Time 00:17
köprülerin iki yakayı birleştirmesi gibi fotoğraflarınızda bizi asil tarihimizle tekrar yüzleştirdi.şimdi o köprülerin altında kedisiyle tesbih satan insanların yerine tiner çeken gençlerimizi görmek ne acı.ışığınız bol olsun.
hasan yavuz eklemiş - adds | 10 Mayıs 2007 Saat - Time 17:32
"VAY BE KAÇIRMIŞIZ..."

HAKLISINIZ SAYIN ÜÇOK...

AYŞE GÜLMEDİM eklemiş - adds | 15 Mayıs 2007 Saat - Time 14:54
Sevgili Sadık,
"galata köprüsü fotoğraflarına dip notu..."
galata köprüsündeydik ya...
o gün parmağımıza bir kuş konduğunda
ürkütmemek için heykel gibi olduk ya...
işte böyle bir şey ömür dediğimiz
fotoğrafların..
fotoğraflarımız...

Halil Eyuboğlu
halil eyuboğlu eklemiş - adds | 21 Ağustos 2007 Saat - Time 16:42
Sadık bey merhaba;
belgesel tadında izledim fotoğraflarınızı ve aynı güzellikteki yazınızı...
tebrik ediyorum
feridun bakırcı eklemiş - adds | 01 Aralık 2007 Saat - Time 11:53
Sadık Hoca
hakkaten bu eski seri Galata Köprüsü çalışmalarını her gördüğümde çok keyif alıyorum
bambaşka zamanlarda
bambaşka hayatlara
ne güzel bir pencere açmışsın o günden bu güne
Ellerine sağlık
Süleyman Uçar eklemiş - adds | 28 Şubat 2008 Saat - Time 12:05
sayın sadık bey. sayfanıza facebook ta eski istanbul grubu üzerinden link vermeme ve fotoğrafların, adınızı vererek grupta paylaşılmasına izin verirmisiniz.
ümit kıruç eklemiş - adds | 01 Haziran 2008 Saat - Time 14:49
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.