Arşivimizden  - From Our Archives

 

Salih Güler

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > MART 2007 SAYISI > Sanat Akımları : Neoklasizim
Sanat Akımları : Neoklasizim

NEOKLASİZM; 

Jacques Louis David  & Francisco de Goya

 

18. yüzyılda Barok ve Rokoko’nun aşırı süslemeciliğine tepki olarak çıkmış olan Avrupa sanat akımı  Neoklasizm; sanatta yeniden ilkçağ unsurlarının ön plana çıkması anlamına gelir. Bu dönemde, eski Yunan ve Roma tarzı tekrar canlandırılmıştır. Işığın getirdiği etkilerden uzak, perspektif ve derinlik aramayan, arka plana ağırlık veren keskinleşen çizgiler belirgin özelliğidir.
































































Bu dönemin resim sanatında en etkin isim Jacques Louis David ve gene sanatçının bir öğrencisi olan Dominique Ingres’dır. Öncelikle bu iki sanatçının meydana getirdiği Yeni klasikçi akımın hemen önündeki durum bir hayli karmaşıktır. 1789’daki devrim gerçekleştiği sırada, başta Rokoko gelenekçiliği olmak üzere yanısıra ahlakçı yaklaşımlar, pompei stilindeki klasizm ve burjuva naturalizmi dikkat çekmekteydi. Fakat koruyucu dediğimiz çeşitli hamiler için yapılan sanat, artık bu dönemde halk için yapılmalıdır görüşüyle yer değiştirince bu yönde bir yaygınlık da söz konusu olmaya başlıyordu.



 

 






























































Neoklasizm, devrim ülkülerini ve devrimin gücünü dile getiren bir anlayışla yola çıkan ressam David’i dönemin sembol ressamı haline de getiriyordu. Zaten Neoklasizm ve David’in ortaya çıkmalarından sonra Rokoko tarihe karışmış oldu. David’in ortaya çıktığı an da Fransız resmi hem toplumsal hem de plastik açıdan bir kriz içindedir. Sanatçı 1755 yılında Roma’ya gitmiştir. Işık ve gölge ile elde ettiği hacimli röliyefsi etkiler onun için çok önemlidir. Zaten Roma’dan döndüğü sırada antik temaları seçmiş ve ifadeci bir anlayıştan yana olmuştur. Fransa’nın sahip olduğu resimlerin ve sanat felsefesinin değişmesine epeyce hizmeti dokunmuş olan sanatçı, sanat dünyasında değerli değersiz ressam ayrımına gidilmemesini sağlamıştır. Tiyatro ile de ilgilenmiştir. Zaten çok figürlü resimlerindeki tiyatro düzeneğinin de temelleri buralara dayanmaktadır. Devrime paralel olarak, sanat yapıtının didaktik bir özelliğe de sahip olması gerektiğini söylemiştir. Fransızlar kahramanlık çağında yaşadıkları dygusundaydılar ve o yılların olayları ressam için Yunan Ve roma tarihinin olayları kadar dikkate değer nitelikteydi. Sanatçının belki de en önemli eseri “Marat’ın Ölümü” isimli resmidir. Devrim yöneticilerinden olan Marat , gözü kararmış genç bir kadın tarafından banyoda öldürülünce David, Marat’ı dava uğruna canını veren bir şehit olarak resmetti. Belli ki banyoda çalışma huyu olan varmış Marat’ın.  Bu yüzden de küvetin yanına masa koymuş, saldırgan kadın bir dilekçe ile ulaşmış Marat’a.Bu durum büyük ve görkemli bir tablo için elverişsiz görünse de David, polis raporlarının gerçek ayrıntılarına bağlı kalarak bu duruma bir kahramanlık havası vermiştir.




 




























































Fransa’da insana dayalı bir Neoklasizm gelişirken, yani bir portre ve ifade olgusu ağırlıktayken, özellikle İngiltere’de, manzara resimlerinde özellikle suluboya çokça kullanılmıştır. Yanı sıra “Yaşam ile Ölüm arasındaki Hayvan Mücadeleleri” de çok önemli bir konu olarak dikkati çeker. Bu yönde önemli isimlerden birisi; George Stubbs’dur. Bir başka konunun ise ; “sosyete kompozisyonları” olduğunu söyleyebiliriz. Bu yönde, o zamanın İngiltere’sinde dikkati çeken isim; Arthur Devis’dir. Bir çeşit Rokoko üslubunu devam ettirir bu sanatçı.

 

Neoklasik resmin İtalya’da ne durumda olduğuna bakacak olursak; bu dönemde şehir resimleri yapıldığını görebiliriz. Bu resimlere Venduta resimleri de denmektedir. Ressamları içinde de en önemlileri; Canaletto, Guardi ve Pannini gibi isimlerdir. Bu sanatçılar, fotogerçekçi tarzda ele aldıkları İtalya’nın önemli meydanlarını, şehir köşelerini resimlerine aktarmışlardır. Resmettikleri yerlerin topografik karakterlerini ortaya koymak en önemli özellikleridir bu ressamların... Bunlar birer belge anlamı da taşımaktadırlar biz izleyiciler için. Kısaca resim sanatının belki de fotoğraf sanatı ile eşdeğer anlama ulaştığı, adeta özdeşlediği bir resim kulvarınıda Venduta ressamları oluşturmaktadırlar.



 
















































Neoklasik resmin İspanya’daki durumuna gelince; burada karşılaştığımız önemli kişiliğin adı; Francisco de Goya’dır. Bu sanatçı 18.yüzyılın sonlarında ortaya çıkardığı resimlerle, bir anlamda Klasik resmi romantik ve gerçekçi resme, bir o denli de gerçeküstücü resme yaklaştıran insan olmuştur.  Saragossa doğumlu İspanyol Ressam ve baskı sanatçısı.Bir yaldızcı ustasının oğlu...





 






































Goya’nın hayatında 1776-93 yılları arasında geçen günler mutlu bir devredir.1776 da gravür denemelerine gerçek ve tek hocası olan Velazques’in resimlerinden kopyalar yapmakla başladı.1779 da San Fernando Güzel Sanatlar Akademisine seçilmiştir. 1788 de IV Carlos’un tahta çıkışından sonra saray ressamı olmuştur.

 

Erken dönem yapıtları Mengs ve özellikle üzerinde çalıştığı Velazques’in etkisinden kısa sürede ayrılıp daha doğal daha canlı vetümüyle kişisel bir anlatıma yönelmiştir. 1780 ler sonundaki duvar resmiyle,duvar resim endüstrisine bir yenilik kazandırdı.

 

1792 de Güney İspanya’yı ziyareti sırasında ağır bir hastalığa yakalandı ve sağır oldu. Hastalık onu paralize ve kör olacakken kurtulmuş, bu hastalığa kurşun zehirlenmesinin yol açtığı sanılmaktadır. Bunalımını atlatmayı başardı fakat sanatında sertlik belirdi. Gravür çalışmalarına yeniden başladı ve Caprishos adlı gravürleri yaptı. Bu aynı zamanda Goya’nın Mayalar, Madrit yaşantısı ile ilgili Sandiner’in Gömülüşü, Boğa Güreşi ve Tımarhane gibi Sanatçının içinde bulunduğu bunalımın izlerini taşıyan tabloları yaptığı bir dönemdir.Goya’nın figürleri başka bir dünyaya ait gibidir. Goya’nın İspanyol Sarayına kabulünü sağlayan portrelere yüzeyden bakılınca daha çok Van Dyck veya Rynolds tarzında resmi portreler gibidir. Onun ipeğin ve altının parıltısının yeniden yaşatan ustalığı Tiizano veya Velazques ‘i hatırlatıyor fakat o modellerine değişik bir gözle de bakıyor.Bu ustalar güçlü kişileri pohpohlamış değil elbet ama Goya çok acımasız görünüyor.Onların tüm kofluğunu ve çirkinliğini, aç gözlülüğünü, boşluğunu ortaya koymuştur.Ondan öce de sonra da, hiç bir saray ressamı koruyuculuğuna ilişkin böylesi belgeler bırakmamıştır.




 

Goya, geçmişin geleneksel alışkanlıklarından bağımsızlığını yanlızca bir portre ressamı olarak göstermemiştir. Rembrant gibi o da bir çok asit oyma bırakmıştır. Bunların çoğu yanlızca çizgileri değil gölgeli bölgeleri betimlemeye olanak veren ve akuatina yani leke baskı denilen yeni bir teknikle yapmıştır. En önemli nokta Goya’nın oymalarının ünlü Kutsal Kitap öykülerini, tarihsel olayları ve günlük yaşam sahnelerini betimlemedikleridir. Çoğunlukla büyücü kadın ve gizemli karaltılarının hayali görüntüleridir. Ve daha çok Goya’nın İspanya’da kendisinin denediği, insanın acımasızlığı ve baskıya, aptallık ve gericiliğe karşı suçlamaları olmak savındadır. Kimi zamanda sadece onun kişisel kabularına biçim verir gibidirler...

 

IV Carlos ve ailesi, kişilerin idealize edilmeden yaptığı en yetkin ypıtları arasındadır. Sanatındaki gerçekçi ve mizahi eğilimler yapıtta dengeli biçimde yer almıştır. Özellikle giysilerin renkleri ve krallık portresine gerekli zenginliği getirmiştir.Aynı yıl sanatçı 2 önemli resminin daha gerçekleştirmiştir. Giyinik Maya ve Çıplak Maya adlı tablosu Velazques’in Aynalı Venüs’ünden sonra İspanyol resmindeki ilk çıplak portresi olması bakımından önemlidir.






















































Yaklaşık 500 yağlı boya ve duvar resmi, 300' e yakın aside yedirme ve taş baskılarıyla son derece üretken olan sanatçı, herhangi bir sanatsal uslüptan çok bazen mizahi bir anlatımın bazen de kıyasıya bir yerginin yer aldığı yapıtlarında, gerçekci bir anlayışla özgün tutumunu oluşturmuştur. Bu bağlamda anlatım aracı olarak gördüğü duygu ve heyecan hem kendi yaşamından hem de yapıtlarından eksik olmamıştır.


Hazırlayan: İnci İŞLER

Yorumlar - Comments
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
neden puantinizm sanatını eklemiyosunuz sinir oldum heryere baktım ama bulamıyorum.................................
ÇILDIRCAM ARTIK EKLEYİN ŞUNU!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
:( :(
MERVE eklemiş - adds | 19 Mart 2007 Saat - Time 19:24
Çok güzel hazırlamışsınız ama resimleri çok az:(
seda eklemiş - adds | 05 Aralık 2007 Saat - Time 17:53
görsel öğesi zengin fakat bu sanat akımının günümüzde etkisi olup olmadığı açık anlatılmamış
büşra sönmez eklemiş - adds | 10 Temmuz 2008 Saat - Time 16:13
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.