Arşivimizden  - From Our Archives

 

Salih Güler

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > TEMMUZ 2008 SAYISI - JULY 2008 ISSUE > Selim Güneş : İstanbul Lodoslar Kenti
Selim Güneş : İstanbul Lodoslar Kenti

 

İSTANBUL LODOSLAR KENTİ

 

Lodoslar kentinde

üç yanı tarih denizleriyle çevrili bu toprağın,

üstündeyim.

Sabah yıldızları solarken mor gökyüzünde

bir başıma,

yürüyorum.

Ortalıkta

kağıttan burgaçlar uçuşuyor.

 

Füruzan “Lodoslar Kenti” isimli şiirinden…

 


Çamlıca'dan, 2000

Kadıköy, 2000

Üsküdar, 2002

Beşiktaş, 2004

Eminönü, 2003

Şehir Hatları Vapuru, 2003

Kumkapı, 2003

Yedikule, 2004

 

Güneşini Arayan Gölge

 

Dostlarla paylaşılan hoş bir yemeğin hazzını, ne leziz yiyecekler ne sunulan içkiler, ne yudumlanan kahveler ne gönülden gönüle akan sohbetler ne de kucaklaşan bakışlar tek başına simgeleyebilir. Unutulmaz bir yemek bunların hepsinden artakalandır… Selim’in İstanbul’la sürdürdüğü uzun yolculuğunda, sohbet duraklarının tüm tazeliğini yansıtan fotoğraflarına sinmiş mistik atmosfer, ne Boğaz’ı ne Beyoğlu’nu ne de bildik mekanları anlatır. Selim bize, saniyenin yüzde biri gibi bir zaman aralığına sıkışmış kritik bir anın ifadesi olabilecek “o an”ın dışında kalan, geniş zamanların fotoğrafça izlenimlerini sunmaktadır.

       

Selim’in yolculuğu Boğaz’da başlar. İstanbul’un birbirine bakan yüzleri arasında süren kısa yolculuklar aslında, eve, iş yerine, okula veya herhangi bir mekana doğru süren koşuşturmacanın duraklama anlarıdır. Ne yana bakılsa İstanbul, doğu-batı ve denizlerle karşı karşıya kalınır. Burası İstanbul’un hem içi hem de dışıdır; burası dünyanın sıfır noktası, mola yeri olmalıdır… Bu seride yer alan, bir başyapıt sayılacak fotoğrafta, silüetleri birbiriyle kenetlenmiş birtakım adamlar saçlarında, omuzlarında bozkırın tozu-toprağı, başlarının üstünde Anadolu’nun rüzgarı, yüzyıllardır süregelen Batıya yönelişin bir çeşit sembolü sayılabilecek boğaz geçişindedirler…

 

Yolculuk şehrin ana caddelerinde sürer; sonra ara yollar, geçitler, pazar yerleri, gölgeli çıkmaz sokaklar… Eskiden bilâd-ı selâse (üç şehir) diye anılan bu olağanüstü coğrafyada, Tarihi Yarımada, Galata, Pera, Kadıköy, kıtalar, denizlerle kaplı derin vadiler ve milyonlarca yaşam arasında çılgına dönmüş İstanbul ışığı, soluklanacak yerler aramaktadır; klişeleşmiş İstanbul imgesinin, maddesel ve tarihsel olanın dışında varolan gizemli ışığın soluklanabileceğı yerler… Buraları, geniş zaman yolcusunun yorgun İstanbul ışığını kıstırdığı yerlerdir. Böylesine bir sessiz sokakta, ışık serin, durağan gölgelerle kucaklaşmaktadır. Gölgeler eski zamanların soluğunu, seslerini taşır; hüzünle karışık… Camsız, çerçevesiz, kenar süsleri yıpranmış pencerenin ardındaki odanın karanlığı, bu gizemi inadına güçleştirmektedir. Pencere kenarındaki yıpranmış duvarda, bahçedeki ağacın aynı koyuluktaki gölgesi sessizce gezinmektedir; bir bilinmezliği haykırarak…

 

Her yolculuk, her bakış, İstanbul imgesine yeni bir şey katar; her İstanbul aşığı yavaş yavaş inşa eder kendi İstanbul’unu. Her gölge güneşini arar…

 

 

Yusuf Darıyerli

Şubat 2008

 

 

Üsküdar, 2002

Üsküdar, 2006

İdealtepe, 2006

Galata Köprüsü, 2004

Eminönü, 2004

Beyoğlu, 2003

Beşiktaş, 2004

İdealtepe, 2004

Şehir Hatları Vapuru, 2004

Galata Köprüsü, 2004

Beyoğlu, 2004

 

YAŞADIĞIM, BİLDİĞİM VE SEVDİĞİM İSTANBUL

 

Büyük ağabeyim üniversiteyi kazanmıştı. Diğer bir ağabeyim Kuleli Askeri Lisesi’nde okuyordu. Ben ilkokulu, benden bir büyük ağabeyim de ortaokulu yeni bitirmiştik. Daha iki yaşımdayken bir kaza sonucu babamızı kaybettiğimizden, annem öğrencilik yaşamları başarılarla dolu dört erkek evladını okutup,  onlara iyi bir gelecek sağlamak için İstanbul’a taşınmamıza karar vermişti.  O zaman amcamın bir kamyonu vardı. Bir gün amcam ve onun oğlu da bizimle beraber olmak üzere, kamyonu ev eşyalarıyla doldurup İstanbul’a geldik. 1972 yılıydı.  Lodos rüzgarının Boğaziçi’ni çalkaladığı bir havada yine ilk kez bindiğim arabalı vapurla bata çıka Harem’den Sirkeci’ye geçerken,  ilk defa gördüğüm bu şehrin karşı konulamayan esrarengiz cazibesi görsel hafızamı daha o anda esir almıştı.

 

Ortaokul ve lise yıllarım oturduğumuz Kocamustafapaşa semtinde geçti. Davutpaşa genç takımının oyuncusu olarak o zamanlar henüz futbol sahası olan Çukurbostan’da top peşinde koşardım.  Şehremini’ye sinemaya giderdik.  Başka yerlere girmeye yaşımız tutmadığından, aynı zamanda surlarına da tırmandığımız Samatya semtindeki eski bir kıraathane, yırtık çuhalı bilardo masasıyla ilk ıstaka vuruşlarını kaçamak öğrendiğimiz yegane mekan olmuştu.  Liseli gençlik yıllarında okulu kırdığımızda banliyö trenine atlar hem top oynamak, hem de sandal sefası yapmak için Menekşe sahiline uzanırdık.

 

Yıllar geçtikçe İstanbul’un farklı semtleri, farklı sokakları, farklı yüzleriyle de tanışıyordum.  Lise son sınıftayken Levent’e taşındık. Üniversite yıllarımda hayatıma giren briç dolayısıyla Beşiktaş çevresine sıkça uğrar olmuştum. Satranç merakım başlayınca da Beyoğlu’nu mesken tuttum.

 

Askerliğimi yedek subay olarak yaptığım Ankara’dayken, bir gecede sabahlayarak okuyup bitirdiğim Yaşar Kemal’in “Deniz Küstü” isimli romanıyla İstanbul’u ne kadar çok sevdiğimi ve artık İstanbul’suz yapamayacağımı anlamıştım. Hala daha da İstanbul’un dışında yaşayabileceğim ikinci bir şehrim olmadı.

 

Kendi İstanbul’umun peşinde şehir içi yolculuklarım da sürüp gitti. 1986 yılında Levent’ten ayrılarak Anadolu yakasındaki Bostancı’ya ve 1999’da da İdealtepe’ye taşındık. 

 

1995 yılında eşimle birlikte bir haftalığına Paris’e gitmiştik. Yola çıkmadan önce gezilip görülmesi gereken yerleri, müzeleri ve fotoğraf çekebileceğim mekanları araştırırken Robert Doisneau’nun albümünü aldığımda, Paris’in kendine özgü havasını ve ruhunu benim asla yakalayamayacağımı hissetmiş ve gidince de Paris’te sadece anı fotoğrafları çekmiştim. İşte o anı fotoğraflarıyla dönmüştük seyahatimizden. Bir de benim için önemli bir kararla: Artık yaşadığım, bildiğim ve sevdiğim şehir olan İstanbul dışında fotoğraf çekmeyecektim.

 

1998 yılında Yusuf Darıyerli’yle birlikte gerçekleştirdiğimiz İstanbul-İstanbul isimli sergi, bu kararıma dayalı yaklaşımımın ardından çok verimli geçen üç yılın sonunda ortaya çıkan bir çalışma olmuştu.

 

İstanbul hep o ilk karşılaştığımız andaki gibi Harem’den Sirkeci’ye, Asya’dan Avrupa’ya, doğudan batıya doğru zaman zaman sert esen lodosa bağrını vermiş bir andan diğerine koşar adım gidiyordu. 1995’de fotoğraf çekeceğim mekanı sınırlamayı tercih ettim. 2000 yılından itibaren O’nda akıp giden zamanı ancak yatay kadrajlı fotoğraflarla yakalayabileceğimi anladım. 2003’e geldiğimizde benim için İstanbul bundan böyle sadece 24 mm objektife sığabiliyordu.

 

1991 yılında gerçekleştirdiğim dia gösterimin adı “Benim İstanbul’um”du. Ne varoşlar, ne yeni yeni inşa edilen siteler, ne de gökdelenlerin boy gösterdiği semtler benim İstanbul’um olmadı.

 

Bu albüm çocukluğumdan itibaren yaşadığım, bildiğim ve sevdiğim benim İstanbul’umda, 2000 ile 2006 yılları arasında, 24 mm objektif kullanarak yatay kadrajda çektiğim fotoğraflarımdan oluşuyor.

 

 

Selim GÜNEŞ 

 


 

Selim GÜNEŞ Hakkında

 

1961 Borçka doğumlu.

Elektrik mühendisi.

Reklam sektöründe çalışıyor.

1989 yılından itibaren fotoğrafla ilgileniyor.

Fotoğraf ve yazıları pek çok dergi ve yayınlarda yer aldı.

İstanbul'da yaşıyor. İstanbul fotoğrafı çekiyor.

İFSAK üyesi.


www.selimgunes.com
 

YAYIN

“İSTANBUL - Lodoslar Kenti”, 2008, Fotoğraf Albümü

 

KİŞİSEL SERGİ

“İstanbul - İstanbul”, 1998, Kişisel Sergi, Taksim Sanat Galerisi, İstanbul

Kıtaların, farklı kültürlerin kesişme noktası İstanbul; eşsiz coğrafi yapısı ve görkemli tarihiyle yüzyıllardır ona yönelmiş olan insanlara esin kaynağı olagelmiştir. Biz de günümüz İstanbul'unun geçmişin izlerini taşıyan klasik yönünü anlatmak için şehrin çok kültürlü, renkli yapısına uygun olarak siyah/beyaz ve renkli fotoğrafları bir arada kullandık.

Yusuf Darıyerli – Selim Güneş

 

KARMA SERGİLER

“Berlinİstanbul”, 2005, Karma Sergi, Karl-Marx-Allee-103, Berlin

Bu iki şehri karakterize eden unsurlar iki parça ve ülkenin geri kalan kısmına hiç benzemiyor olması. Üç Berlinli, üç İstanbullu fotoğrafçı kendi şehirlerini yorumladı...

 

“Bu şehir İstanbul”, 2003, Karma Sergi, Decatur House, Washington
 
Tarihin en büyük imparatorluklarının başkenti, farklı kültürler ve inançların kesişim noktası; “Bu şehir İstanbul”dasınız...

 

“El Carneval El Va”, 2002, Karma Sergi, Salonnico Marzo, Selanik İtalyan,Yunan ve Türk fotoğrafçılardan Venedik fotoğrafları...

 

“Enine Boyuna İstanbul”, 2000, Karma Sergi, İDGS Galerisi, İstanbul

Bu sergi ile amaçlanan İstanbul'a ait insanları, insanların yaşam biçimlerini; mimariyi, geçmişle bugün arasında sıkışıp kalan sokakları, caddeleri; detayları, detaylardaki yaşam izlerini enine boyuna yorumlamak, panoramik ya da değil ince ve uzun şekillendirmektir.

 

“İstanbul, Farklı Bakışlar”, 1999, Karma Sergi, Parc De Bagatelle, Paris

Farklı bakışlar, zira şimdiye değin farklı ufuklardan gelen sayısız fotoğrafçının görüntülediği bir kent. Bu sergide yer alan her görüntü bir küçük öykü anlatıyor, bazen de bize kenti teneffüs ettiriyor.

 


Selim Güneş, portre (fotoğraf : Yusuf Darıyerli)
 

GÖSTERİLER

“John Lennon”, 2003

John Lennon'ın besteleri eşliğinde, onun yaşamından ve dünya tarihinden fotoğraflar ile onun düşlerini paylaşmayı amaçlayan bir gösteri…

 

“Güvercinler - Çocuklar”, 2000

İçgüdü ve dürtü kavramlarının ele alındığı bir (iki kısa) gösteri.

 

“Uçmak”, 1998

“Uçurumları sevenin kanatları olmalıdır...” F. Nietzsche

 

“Yolculuk”, 1995

Herkesin “kendi yolculuğu”na çıktığı bir gösteri.

 

“Sevgi Üzerine Bir Gösteri”, 1993

1992 yılında bir trafik kazasında kaybettiğim annemin anısına...

 

“Benim İstanbul'um”, 1991

Martı çığlıklarının klakson seslerine baskın olduğu bir İstanbul özlemiyle çekilen fotoğraflardan oluşan bir gösteri.

 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 2 yorum, 1-2 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Sevgili Selim Güneş değerli hemşerim ve hocam iyiki İfsak'taki atölyene başladım iyiki seni tanıdım bakış açımı değiştiriyorsun başarılarınızın takipçisiyim selamlar sevgiler
NEŞE TÜZÜN eklemiş - adds | 15 Temmuz 2008 Saat - Time 10:39
ÇOK GÜZEL.....
AYSE SECİLMİS eklemiş - adds | 21 Temmuz 2008 Saat - Time 07:35
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.