e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü

Serkan Güneş, 1980 yılında İstanbul’da doğduktan sonra İsveç’e yerleşti. Yaklaşık 7 yıl evvel başlayan fotoğraf tutkusu onu profesyonel bir doğa fotoğrafçısı yaptı. Son yıllarda tüm dünyada kazandığı ödüller ve başarıları ile sıkça adını duyurmaya başladı. Yakın bir dönemde Türkiye’de de çalışmalar yapmayı planlayan Serkan Güneş bu ay dergimize konuk oluyor… Serkan bey Fotoritim’e hoş geldiniz diyorum öncelikle.
En başta bana derginizde yer ayırdığınız için teşekkür ediyor ve bu başarılı ve kaliteli sayfaları Türkiye’deki fotoğraf severlere ilham kaynağı olması adına nice seneler devam ettirmenizi temenni ediyorum.

Fotoğrafçılığınız hobi olarak başlayıp, oradan profesyonel doğa fotoğrafçılığına nasıl dönüştü? Bunun öyküsünü bizlerle paylaşır mısınız?
Fotoğrafçılığa eşimin bana 21. doğum günümde aldığı basit bir dijital fotoğraf makinesi ile başladım. Sonra bir arkadaşım aracılığı ile halen Stockholm'de yaşamakta olan ve benim iyi bir dostum, 30 senelik fotoğraf tecrübesi olan Ömer Yazıcıoğlu ile tanıştım. 1970’ten kalma
Şimdiye kadar açtığınız sergiler ve aldığınız başarılar nelerdir?
2006 yılında, Shell’in sponsorluğunu yaptığı, BBC Wildlife Magazine’nin, Natural History Museum ile ortaklaşa düzenlediği ’’Yılın Doğa Fotoğrafçısı’’ (Shell Wildlife Photographer of the Year) yarışmasının en iyi portfolyo kategorisini kazandım (Eric Hosking Award). Bu kategori 18 – 26 yaş grubunu kapsayan bir kategoridir ve diğer kategorilerin aksine fotoğrafçının portfolyosuna verilen bir ödüldür. Ödül benim 6 fotoğraftan oluşan portfolyoma verilmişti. Yarışma her sene düzenleniyor. Toplam 55 ülkeden 18,000 fotoğraf katıldı. Bu yarışma dünyada doğa fotoğrafçıları için düzenlenen en prestijli yarışmadır. Yarışmadan sonra İsveç basını da bana çok ilgi gösterdi. Çünkü kazandığım kategoriyi hem ilk Türk hem de ilk İsveçli fotoğrafçı olarak kazanmıştım. Ardından röportajlar, sergiler, seminer ve kurslar birbirini takip etti. Şimdi de aynı süratle devam ediyor.
İlk ciddi büyük sergimi kazandığım yarışma sayesinde Londra’daki Doğa Tarihleri Müzesinde açma şansım oldu. Daha sonra İsveç’te çeşitli fuar ve etkinliklerde küçüklü büyüklü birçok sergim oldu…
Fotoğraf tekniğiniz ve fotoğrafa bakış açınız hakkında neler söylemek istersiniz?
Maalesef genç fotoğrafçıların tekniği boş verip ben hislerimle veya duygularımla fotoğraf çekiyorum" söylemlerine çok karşıyım. Ben aksine fotoğrafçılığın teknik kısmına çok önem verip bu konudaki tüm engelleri okuyarak ve deneme yanılma yöntemiyle ortadan kaldırmış bulunmaktayım. Elbette ki her zaman öğrenecek çok şey var fakat sağlam temellere kurulu bilgileri tazelemek ve yenilemek çok daha kolay. Ama sakin yanlış anlaşılmasın fotoğraf sanatındaki duyguya da çok önem veriyorum. Teknik bilgilerimin yeterli olması sayesinde fotoğraflarımı çekerken kendimi sadece ışık ve kompozisyona verebiliyorum. Bu da bir karede duyguyu yakalamanın tek yolu diye düşünüyorum.
Hangi ülkelerde çalışmak ilginizi çekiyor? Türkiye'de doğa fotoğrafçılığı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Kuzey ülkelerinin el değmemiş doğasına hayran olduğumdan bu ülkeleri tercih ediyorum. Dağlardan fiyortlara, buzullardan hayvanlara, detaylardan çiçeklere aradığım her şey kuzeyde bulabiliyorum. Ayrıca Afrika'ya bir fotoğraf gezisi yaptım ve oradaki ışığa ve vahşi hayata da hayran kaldım.
Türkiye'de bir kaç küçük çalışma yaptım ve daha da çok çalışmak istiyorum. Ülkemiz uzun senelerden günümüze farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığından el değmemiş doğayı bulmak biraz daha zor olabilir ama bu imkansız anlamına gelmiyor. El değmemiş doğayı bulmak ve fotoğraflamak yine biz doğa fotoğrafçılarına düşüyor. Eğer bir aksilik olmazsa Bizim kendi Grand Kanyonumuz olan Kapadokya'yı nisan ayının ortasında fotoğraflayıp burada kuzey Avrupa'ya göstermek istiyorum…
Teknik ekipmanlarınızdan; özellikle en çok tercih ettikleriniz konusunda bilgi alabilir miyiz?
Tekniğe ne kadar önem versem de teknik konusunda konuşmayı fazla sevmiyorum. En önemli ekipmanım sehpamdır. Ayaksız çektiğim ve yayınladığım karem olduğunu hatırlamıyorum. Herkesin düşündüğünün aksine ayak enstantane yerine diyafram özgürlüğü sağladığından ayak fotoğraf makinemin bir parçasıdır…
Dünya doğası hızla kaybolurken, bir doğa fotoğrafçısı olarak neler düşünüyorsunuz? Neler gözlemliyorsunuz bu konularda? Doğa fotoğrafçılarına bu konularda ne gibi görevler düşüyor sizce?
Tabii ki doğanın kayboluşu üzücü fakat dünyada çok ciddi çalışmalar var. Bu çalışmaları oturup izlemektense biz de bir şeyler yapmalıyız diyorum. 'Çevre Dostu' kavramını unutmadan her alışverişimizde doğayı bir kez daha düşünmeliyiz. Ayrıca doğa fotoğrafçısı olarak doğanın güzelliğini ne kadar çok gösterirsek insanları onu korumaya o kadar teşvik etmiş oluruz diye düşünüyorum.
Doğada yalnız çalışmayı mı seversiniz? Çekimlere nasıl hazırlanırsınız? Öncelikleriniz nelerdir?
Doğada yalnız çalışmayı tercih ederim. Ağaçlarla, çiçeklerle ve doğayla baş başa kalınca kendimi fotoğraflarıma daha iyi verebiliyorum ve bahsettiğim “duygu”yu fotoğraf karesine yansıtmak daha kolay oluyor… Dışarıda geçireceğim her bir gün için evde de bir gün hazırlık yapmam gerekiyor. Eğer iki haftalığına bir seyahate çıkacaksam en az iki haftalık bir ön hazırlık yapmam gerekiyor. Bu hazırlıklar önbilgi araştırması ve ekipman hazırlığı şeklinde ikiye ayrılıyor. Ülke veyahut mekandaki bitki örtüsü, vahşi yasam ve coğrafik durumu iyice inceliyorum. Ayrıca hava durumu da çok ama çok önemli bir faktör… Gideceğim mekanın hava koşullarına ve mevsime göre kıyafetler götürüyorum. Çoğunlukla kuzey ülkelerinde çekim yaptığım için nefes alan cinsten, kalın kışlık kıyafetleri sıkça kullanıyorum.
Siyah beyaz ve renkli çekim arasında yaptığınız tercihi neler etkiliyor?
Doğa fotoğrafçılığını seçmemin nedenlerinden bir tanesi de doğadaki harika renkler olduğundan renkli çekimleri tercih ediyorum. Fakat dijital ortamda renkli fotoğrafları siyah beyaza çevirme olanağını asla unutmuyorum. Form ve çizgi ağırlıklı fotoğrafları siyah beyaza çevirerek bir kaç deneme yaptığım oluyor.
Gelecek ile ilgili ne gibi planlarınız ve projeleriniz var? Kendinize hangi hedefleri belirlediniz?
Dünyada mümkün olduğu kadar çok el değmemiş mekanlar görüp fotograflamak istiyorum. Bu tip yerlerden mutlaka yani projelerde doğacaktır. Ayrıca dünyaca ünlü dergi National Geographic’te fotoğraflarımın yayınlanması hedeflerimden bir tanesi… Bahsettiğim derginin İskandinav ülkelerinde çıkan aylık sayısında Norveç'le ilgili bir projem bu yaz yayınlanacak. Ayrıca daha öncede bahsettiğim gibi Türkiye’de daha çok fotoğraf çekip Avrupa’da güzel ülkemizi göstermek istiyorum.
Kitap ya da albümünüz var mı? Çıkartmayı düşünüyor musunuz? Bize bir doğa fotoğrafçısının okuması gereken bazı yayınlar önerir misiniz?
Yaşadığım şehir olan Stockholm'un doğasını yaklaşık 5-6 senedir fotoğrafladım ve fotoğraflarımı bir kitapta topluyorum. Eğer yayınevi ile anlaşmalarımız kısa sürede sonuçlanırsa ilk kitabim bu sene sonu veyahut önümüzdeki sene başı çıkacak.
Teknik kitaplar önermek istemiyorum çünkü bunlardan çok var. Ama ilham kaynağı olması anlamında bir kaç kitap önerebilirim.
Ansel Adams: Classic Images
Ernst Haas: Creation
Galen Rowell: Mountain Light
Jan Töve: Beyond Order
Frans Lanting: Life
Çekim gezileriniz sırasında yaşadığınız ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Genellikle fotoğraflarımda kompoziyona çok önem verdiğimden çok nadirdir ki eve geldikten sonra karenin içinde yeni bir şeyler keşfedeyim. Afrika'ya yaptığım ilk gezimde Tanzanya'da Serengeti adli çok meşhur milli parkta çekim yapıyordum. Serengeti’deki Büyük Savanna'nın çeşitli yerlerinde uzun seneler önce meydana gelen volkanik patlamadan sıçramış kayalar vardır. Bunlar çok devasa olmalarıyla birlikte üzerlerinde genellikle aslan veyahut çitaları gözetleme mekanı olarak kullanırlar. 
İşte aslansız çitasız yakaladığım bu kayaların birinin fotoğrafını çekmeye karar vermiştim. Manzara fotoğraflarımda ön plana çok önem verdiğimden daha yakına gelmek istedim ve sonunda kendimi kayanın üzerinde buldum. Büyük kaya parçaları ön planda olmak üzere harika manzara ve yağmurlu bir gökyüzüyle fotoğraf karemi çektim. Eve geldiğimde şok olmuştum. Bu bahsettiğim büyük kaya parçası adeta bir file benziyordu. Fotoğrafın Afrika’da çekilmiş olması ve bu kaya parçasının adeta bir fil fosili gibi fotoğraf karemde görünmesi çok enteresandı.
Doğa fotoğrafçılığına gönül vermiş yeni fotoğrafçılara neler önerirsiniz?
En başta bir fotoğrafçı ekipmanını çok iyi tanıması lazım. Sonra görsel sanatların çoğunu mümkün olduğu kadar takip etmelerini tavsiye ederim. Çok sayıda fotoğraf ve resim (tablo) lere bakmalarını öneririm. Bol bol sergi gezmeleri iyi olur düşüncesindeyim. Ayrıca mümkün olduğu kadar tanınmış değişik doğa fotoğrafçılarını takip etmelerini ve onların stillerini ve tekniklerini anlamaya çalışmalarını tavsiye ediyorum. 
İlk önceleri bu sanatçıların stillerini uygulamaya çalışmakta fayda var. Sonunda kendi stilleri oluşur. Fotoğrafçılık konusunda çok sayıda yayın takip etmelerini de öneririm. Ama her şeyden önce doğayı çok sevmeleri ve korumaları lazım.
Röportaj: Levent YILDIZ
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.