Ne zaman fotoğraf çekmeye çıksam aynı yerlerde bulur oldum kendimi. Önceleri tesadüf sandığım bu durum, şimdilerde daha anlaşılır bir hal aldı benim için.
Neden buralarda olduğumu biliyorum; Altındağ’da izlerim var, izlerde saklı dünlerim, dünlerde çocuksu düşlerim... Altındağ’da olmak, o havayı solumak; o insanlarla, kendi kaderine terkedilmişliğiyle yaşama tutunmaya çalışan sokakları ve evleriyle iç içe olmak biraz hüzünlü olsa da, daha derinlerde bir yerlerde mutluluklar da yaşatır bana.
Daha küçücük bir kızken dolaştığım yerlerde; sardunya süslü pencerelerden el sallamasa da anılarda kalan dostlar, hala sessiz gülümseyen yüzler görürüm baktığımda... Sakalar İlkokulu’nun bahçesinde koşuşturan küçük çocuklarda kendi çocukluğumu, kalenin merdivenlerinden çıkan baba kızda kendi küçük adımlarımı gördüğüm gibi. Dokunduğum, çaldığım, sığındığım, ardında oyunlar oynadığım kapılar dünlerime tanıklık eden dostlar gibidir. Uzandığım her bir kapı tokmağıyla, şimdi çok gerilerde kalan çocukluğum karşılar beni.
Dünlerime yaptığım yolculukların en keskin virajları bu sokaklarda, bu yüzden belki bir kaç ay aradan sonra gittiğimde sökülen bir kapı tokmağının beni bu denli hüzünlendirmesi ya da eski bir tanıdığın evinin yandığını gördüğüm an içimde kırılan umutların derin acılar yaşatması... Öznel, ama bir o kadar gerçek; benim çocukluğumun tanıklarının yok edilmesi içimi acıtıyor. Belki de bu yüzden; sessiz bir çığlık gibi yitip gitmeden hemen önce, bir şeyler yapmam gerekti. Tam da bu duygularla ne yapabilirim diye düşünmeye başladığım an bu proje oluştu.
Dünlerimi düşlerime taşımaya karar verdiğimde; Altındağ insanlarını, sokaklarını, evlerini ve hayatlarını değil, fırtınalar koparan anıların haykırışlarıyla bezeli, rengarenk ve sıcacık dünyalara girişin simgesi kapılarını fotoğraflamaya karar verdim.
Var olabilme inadıyla direnen, kırık dökük ama renkli, fotoğrafik anlamda inanılmaz güzel imkanlar sunan kapıları; tokmakları, kolları, anahtar delikleri ve en önemlisi izleriyle detaylandırmak ve belki yakında tamamen yok olabilecek bu güzellikleri belgelemek, geçmişle gelecek arasında bir köprü kurabilmek, inanılmaz bir duyguydu.
Garip bakışlara aldırmadan önünde saatlerce kaldığım, üst üste kilitler vurulmuş kapılarda ne aradığımı merak eder oldu insanlar. Belediyeden mi gelmiştim? Gazeteci miydim? Ne zaman yıkılacağını biliyor muydum buraların? Yıksalar da kurtulsak diyenler de vardı, evini almak isteyenlere asla satmayanlar da... Kimi çoktan bırakıp gitmişti, kimi eski bir dosttan bahseder gibi anlatıyordu evini. “En acısı” diyordu Mustafa amca “bu evleri yakıyorlar, bir sene sonra gel bak kaç tanesini bulacaksın?”.
Yoğun duygular, umutlar ve umutsuzluklarla dolu altı ay sonunda bitti çekimler. Fotoğrafları alıp elime baktığımda, gönlümde yer eden kareler; geçmişte dokunduğum, çaldığım, açtığım, kapadığım, izler bıraktığım kapılardı.
Şimdi ürkek bakışlarla yıllara meydan okurcasına ayakta durmaya çalışan bu kapılarda, geçmişe yapılan yolculuğun kısa bir öyküsünü bulacaksınız ve o kısacık öyküde, dünlerden düşlere taşınan derin ve güçlü bir isyanı. Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Altındağ’da izlerim var
İzlerde saklı dünlerim
Dünlerde çocuksu düşlerim
Dünlerden kalan ne varsa çocukluğuma dair
Kuytularında dünlerim gizli
Mavisinde umutlarım
Bu kapının ardında oynadığım oyunlar
Aç kapıyı bezirgan başı
Elim sende
Artık sen de yoksun fatma teyze
Şakacı kapılarda geçmişe dokunurken
Eski kapılarda yeni hayatlar buldum ben
Günebakan gibi
Hayata tutunmak
Pas tutmuş kapılarda inadına var olmak
Kalabalıkta yalnız
İki dolu bir boş
Hayatın renkleri yaşlanmışlık izleri
Anahtarı başkalarında şimdi
Artık açılmayan kapılar eskiden açılırdı
Çocuksu korkulardan beni alır korurdu
Küçük bir kız gibi kapıları çalarken
Biliyorum artık evde yoklar
Babamla çaldığım kapılar bir bir yıkılıyor
Dünlere kilit vurulurken özlemim büyüyor
Kapanan her kapıyla uzaklaşırken anılar
Hüznümü çoktan yeşile gömdüm ben
Düşlerimi ararken dünlerime döndüm ben
İnatla açılıyor olmasına şaşırmadan
Kapıları çalmak İstiyorum
Serpil ERİKCİ
e-Panel
M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı
Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi
Anadolu Fotoğraf Dergisi