Camı delivermişler bir iki santim, dışarıdaki sarmaşık çiçekten bir dal almışlar parmaklıklar ile tel kafes telinin arasından geçirdikleri ipliğe sardırarak. Bulaşık yıkadıkları evyenin üzerine çiviye dolayıvermişler öylesine. Kadın ruhunun güzelliğini koğuşlarına yansıtmak için. Duvarlarından hala suların damladığı kırk elli kişilik koğuşun iki tuvaleti var. Kadınlar koğuşunun havalandırma bahçesi on iki metrelik duvarların ortasında üç’e yedi metre uzunluğunda bir yer. Güneşi az gördüğü için kadın mahkumların rutubetli elbiselerini kurutmaları bile mümkün değil. Onları erkek mahkumlardan ayıran kalın duvarlar şair Sabahattin Ali’nin bilemediği bir gerçeği gizliyor. Onların gökyüzünde güneş yok.. Ne kadar görmek isteseler de güneşi kocalarını veya adamlarını, kardeşlerini öldürdükleri için hapiste bile ayrı cezalılar.
Sobalar yazın bile yanarmış kadınlar koğuşunda, çürüyen borulardan çıkan is rutubetle birleşip aşağıya yağarmış. Kimselere duyurmadan ömür çürütmüşler burada, katil Ayşeler, hırsız Fatmalar veya kan davasını kendileri çözenler. İçerde kadınlar yok artık, kim bilir kaçı burada öldü, kim bilir kaçı dışarı çıkabildi.
Sinop Cezaevi burası, umudun bittiği yer olmasına rağmen özgürlük tutkusunun edebiyata şiire yön verdiği yer.
O devirde buraya girildiğini ama dışarı çıkılmadığını Samsun 19 Mayıs Üniversitesinin eski bir rektörünün yazısından veya itirafından anlıyoruz. Şöyle diyor eski rektör ; “Çünkü o dönemde, Sinop Cezaevine girilir, ama çıkılmazdı. Nemden kibritin bile yanmadığı bu mekanda, mahkumlar çürümek ve ceza sürelerini tamamlayamadan ölmekle, karşı karşıya kalırlardı.”
Bir başka koğuş kapısı. 26.koğuşun. Kapıda tebeşirle yazılmış bir liste. “Mevcut, Bıçak Jilet, tığ, tez” şu kadar kayıtlı. Bir başka koğuş. Duvarlarında sanki biraz önce Allah kurtarsın sizi de deyip gitmiş veya iyi adamdı rahmetli diye uğurlanmış mahkumların kafa izleri duruyor. Kale duvarlarında kuşların ayağı ile gelen tohumlardan çıkmış yeşil bitkiler çiçek açmış. Demir pencere duvarlarından çıkan çiçekler 30 yılını geçiren mahkumların gördüğü tek yeşillik gri ve siyahın taş ve demirin arasındaki tek güzellik.
Kale günümüzden dört bin yıl önce yapılmış. Ama hapishane olarak kullanımı 1568 yılından itibaren 1999 yılında Kültür Bakanlığına devrine kadar sürmüş. Binlerce mahkum, binlerce idamlığın gelip geçtiği bu mekan artık bir müze.
Bir başka koridor bir başka hücre, üçü dördü bir arada görebildikleri bir şey yok duvardan başka. Şansı olan bir metre kadar bir pencerede kalın örgü telin arasından dışarıdan geçeni görebiliyor. Burası da hücrelerin kapısı… Bir başka zindan, yalnızca hela taşı ve ibrik var, on santim yüksekliğinde bir beton yatak, duvarların diplerinde akan rutubetin tahliyesi için açıldığı oluklar… Sabunluk buranın adı… Azılıların ceza yeri. Buraya giren üç yada dört gün içinde rutubetten yumuşacık bembeyaz sabun gibi çıktığı için adı sabunluk.
Evliya Çelebi, bu kenti 1640 yılında anlatırken şunları yazmış. "Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkumları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkum kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar."
Dışarı çıkıyorum, küçük bir çocuk “Abi Pala burada size bilgi versin eski gardiyan” diye yolu kesiyor. Pala eski gardiyan, aynen Evliya Çelebinin anlattığı gibi pala bıyıklı bir adam. Öylesine ezberlemiş ki anlattıklarını öylesine motor gibi ki insanlar soru sormadan dinliyor. Mahkum önce buraya gelir şurada sıraya girer orda bir hoş geldin dayağı yerdi. Turistler pala ile resim çektirme muhabbeti bitip otobüsler gidince, Pala kendisini içeriye almadıklarını rehberlik yapamadığını anlattı.
Pala niye kadınlar koğuşu öyle, rutubetin içinde güneşi az gören bir yer.. “Onların çoğu koca katili diye oraya vermişler, erkek zihniyeti işte”, “Pekiyi kaçan oldu mu hiç” diyorum anlatıyor. Ama anlattığı ne derece doğru bilinmez.
“ Bir idamlık vardı, kanalizasyondan kaçtı, yüzüp yüzüp karaya çıkmış, acıkmış bir eve girmiş ekmek istemek için, ama evin izinden gelen polis oğlu, bunu yakalayıp yine cezaevine geri getirdi. Kaçtığı için yeniden yargılandı. Yargılanırken af çıktı, adam idamdan yırttı, kaçmasaydı idam edilecekti. Biz sonra onun kaçtığı deliğe demirle ördük, bir daha kaçan olmasın diye. Ama sonra biri eksik çıktı. Aradık baktık ki. Demir ördüğümüz yerde boğulmuş kalmış kanalizasyonun içinde”
Pala “müze olduktan sonra hiç geri gelen oldu mu, tahliye olanlardan” diye soruyorum… Dalıyor gözleri bakıyor siyah siyah..
“ Geldiler iki kişiydiler, 75-80 yaşlarında. Birbirlerine yaslanarak titreyen ayakları ve bastonları ile korka korka girdiler avlu kapısından. Onlar beni tanıdı ama ben onları çıkartamadım. Koğuşlarına gidince ikisi de ağladı. Kolay değil 30 yıl burada sağ kalabilmek, ekmeğini suyunu paylaştığın insanları hatırlamak ve burada geçen yıllara birden geri dönmek.”
Sinop cezaevine her gittiğimde bu sefer hüzünlenecek değişik bir şey yok artık diyorum. Tur rehberlerinden ayrılıp girilmeyen odalara giriyorum. İkinci kattaki koğuşlar rutubetten nasibini daha az alan yerler duvarları kuru. Çay ocakları var dışarıda.. O bölüme girerken üst kirişe yazılmış bir yazı dikkatimi çekiyor. “Kan Kanla değil, Su ile Yıkanır, Öç Almanın Sonu Yoktur”. Sözü söylenin adını mahkumlar anlasın diye okunduğu gibi yazmışlar, William Şhekspir diye. İlk gittiğimde kadınlar koğuşunda camdan uzatılan sarmaşık çiçeklerini görmüştüm, ikinci gittiğimde yalnızca ipi kalmıştı. Son gittiğimde ip çivilerinden sökülmüş aşağı düşmüştü, yeniden yerine bağladım. Fotoğrafçı olarak o ipe ve orda yatan kadınlara karşı bir sorumluluğum niye var onu da merak ediyorum.
26 Koğuşun kapısındaki jilet tığ tez yazan yoklama tahtası yok artık, biri koparıp gitmiş diyor rehberlik eden bakanlık görevlisi. Mahkumların denklerini astıkları tahta askılar yerlere düşmüş, ağır demir kapılar çürümüş. Özelliğini ve ince detaylarını yavaş yavaş yitiriyor cezaevi.
Sinop Cezaevinde binlerce insan yıllarını geçirdi, cezasını çekti. Duvarlardan akan nemle çürüdüler yavaş yavaş, kimi avluda asıldı, kimi yatağında göçtü gitti. Her koğuşun içinde binlerce öykü gizli. Her hücrenin binlerce tutuklusunun sarı kirli duvarlarına işlemiş hüznü var
Koca kale, koca taşlar bu hüznü hala içine sindiremiyor. Suç ve ceza adına insanın insana ettiği eziyete şahit oldukları için hala ağlıyorlar..
Gittiğinizde göreceğiniz bu ağır hüzündür işte.
Yazı ve Fotoğraflar : Sinan VARGI
Sinan VARGI Hakkında
1957, Ankara doğumludur. 1973 yılından beri fotoğraf çekmektidir. Basın Yayın Yüksek okulu mezunu olup, 1979 yılına kadar çeşitli gazetelerde foto muhabirliği yapmıştır. Bir çok dergide öyküleri yayınlanan Sinan Vargı, Tüketici Hakları Derneği Genel Başkan Yardımcılığı, Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi Genel Sekteretliği ve İnsan Hakları gibi konularda çalışmalarını sürdürmektedir. Vargı ayrıca bir otobüs firmasının Gezgin dergisinin de editörlüğünü yapmaktadır.
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
Yorumlar - Comments
Toplam 45 yorum,
1-45 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
o duvarların dili olsada size daha çok şey anlatabilseydi keşke .ellerinize sağlık
Yüksel Coşkun eklemiş - adds
| 09 Kasım 2007 Saat - Time
15:38
fotoğraflarınızla bütünleşmiş güzel bir anlatım,tebrikler
Ersan ÇETİN eklemiş - adds
| 25 Kasım 2007 Saat - Time
20:52
bende sinopluyum ve istanbulda yaşıyorum gercekten cok güzel olmus ellerinize sağlık benim dedemde orda yattı ve cok sanslıyım hala yasıyo sadece arkadası cebine esrar koyuyo ve dedem yakalanıyo hiç bi ilgisi yokken cok acıyorum o insanlara allah kimseyi o duruma dusurmesin
hilal akça eklemiş - adds
| 28 Aralık 2007 Saat - Time
22:09
ellerinize sağlık bende sinopluyum istanbulda yaşıyorum ama bir türlü sinop cezaevini gezme şansım olmadı çok merak ediyorum ama gitmek de istemiyorum bir yandan çünkü siz resimlerler ve yorumlarınızla anlattınız ben kahroldum gidip görsem daha kötü olacak.turistlik amaçlı gezmeye bile cesaret edemediğim halde bir çok insan acıyla orada yaşadı.Allah kimseyi düşürmesin.hilal eğer yazımı görürsen senden bi ricam olcak deden hala yaşıyosa sana belki ceza evinden bişeyler anlatmıştır.onları paylaşırmısın yanlış anlama çok merak ediyorum.mail adresim yada msn olarak ekleyebilirsin seyhan.selin@hotmail.com.
seyhan ÖZIŞIK (bayan) eklemiş - adds
| 29 Şubat 2008 Saat - Time
14:03
orası çok kötü bir yer ben gidip gezdim
mine nur şen eklemiş - adds
| 13 Mart 2008 Saat - Time
22:33
Sinancım, resimlerini yirmi sene önesi olduğu gibi bugün de çok beğendim ve takdir ettim... İlk fotoğraf yıkamayı, tab etmeyi ve daha benzeri bir çok şeyi seninle paylaşmıştık, hatırlarsan... Bunca yıldan sonra, özellikle ki ben yurt dışından döndükten sonra seni nette bile olsa yeniden bulabilmek çok güzel... Bana bunca yıldan sonra ulaşabilirsen çok sevinirim....Başarıların daim olsun hasretle kucaklarım...
L. Ahu Bingöl eklemiş - adds
| 28 Mart 2008 Saat - Time
17:39
Ahucuğum seninle görüşmeyeli 30 yıl oldu..
sevgiler..
sinanvargi@gmail.com
Sinan Vargı eklemiş - adds
| 11 Nisan 2008 Saat - Time
14:51
bır gunlugune sınop a bı arkadasın davetı uzerıne gıttık taa oralara gidipte ceza evını görmeden donmek olmaz dedıler gıttım yuce ALLAH ım hayatımda hiç bır seyden bu kadar cok etklenmdım korkunc ınanılmaz bı yer orda yasamak zorunda kalan mahkumlara acımamak gögsunde kalp yerıne tas tasımak gerektıtır.hele baynalar kogusu offff şimdiki hali cok hafıf cok kapaı 24 saat acık olmasına ragmen korkunc bı rutubet kokusu kapıyı sureklı kapalı dusunmek
haluk sahin eklemiş - adds
| 19 Mayıs 2008 Saat - Time
01:19
ewt bende sinopluyum manisa somadayım geçen sene gittim gezdim ceza evini parmaklıklar arkasını da izliyorum bu sene haziranın 20 de yine gidecegim çok begendim sinopu bu yazı sinopta geçirecegim allah kısmet ederse
muhlis aksoy eklemiş - adds
| 05 Haziran 2008 Saat - Time
22:47
Her sene sinop a qıderız ama bu sene cezaevını qormek nasıp oldu...içeriye adım atar atmaz bi titreme qeldı içime...Girdiqinizde solda zindan var öle bişi olamaz diyorum o kadar karanlık ki..İlerleyıp qıttıkçe deqısık duyqular kapladı ıcımı, her koqusa qırdıqımde ıcerıden qelen bır rutubet kokusu... qerek kadınlar koqusu olsun qerek erkekler yada cocuklar koqusu qidilip qorulmesını tavsıye ederım...qozlerınız dolu dolu cıkıyosunuz kapıdan...
yeşim özışık eklemiş - adds
| 05 Eylül 2008 Saat - Time
21:18
fotğraflar süper yazı mükemmel tebrik ederim.cezaewini görmeyi çok istiyorum
çiğdem güler eklemiş - adds
| 03 Ekim 2008 Saat - Time
17:17
süper olmuş sinan hocam anadolu otelde beraberdik sizinle hayran kaldım konuşmanıza tekrer görüşmek dilegiyle. Ademuzel18@hotmail.com zyban umarım bana zarar vermemiştir üstadım.
ademuzel eklemiş - adds
| 22 Ekim 2008 Saat - Time
23:36
29 Eylül 2008 tarihinde yaptığım Karadeniz turu kapsamında Sinop'u tanıma fırsatı buldum.Anlatılanlar yada okuduklarım kadarıyla bildiğim bir yeri Sinop Cezaevi'ni de bu gezi sayesinde dolaştım ve fotoğrafladım.Gezi fotoğrafları ile hazırlayacağım cd için müzik, makale ararken sizin sayfanızla tanışma fırsatını yakaladım.Gezi esnasında etkilenmiştim, sayfanızda yer alan satırlar ile bu duygum bir kat daha arttı. Fotoğraflar keza öyle ayrıca benzer kareleri yakalamış olmaktan da kendi adıma mutlu oldum. Bu arada turlarda zaman konusu önemli olduğu için ve sınırlı zamanda gezildiği için ceza evinin dışardan görüntüsünü alamadım ve eğer izin verirseniz birkaç kare fotoğrafınızı alarak cd kaydımda kullanmak istemekteyim. Cd kaydı bir anı olarak kalması adına kendimce yaptığım fonda müzik ve yazı geçişleri yer alacak olan amatör bir çalışma bu arada. Cevabi mailinizi beklediğimi bildirir, çalışmanızdan dolayı tebrik eder ve devamını dilerim.
Sevilay Balandı eklemiş - adds
| 27 Ekim 2008 Saat - Time
17:10
allah allah bu ceza evi cok kötüymüş
duygu elevli eklemiş - adds
| 19 Kasım 2008 Saat - Time
12:13
allah kımseyı düşürmesın oralara gerçekten zor dizilerde flımlerdeki gibi değil.
bu arada çok güzel olmuş
sibel gün eklemiş - adds
| 26 Kasım 2008 Saat - Time
12:54
ne desem saçma olur belkide dünyenın sayılı isimlerinden bi tanesi sinop cezaevi orayı görmek gezmek istiyorum ama sibel arkadaşımızında dedigi gibi allah kimseyi düşürmesin tabiki çok kötü bişey
cihan menekşe eklemiş - adds
| 04 Ocak 2009 Saat - Time
03:40
ben o cezaevine çok gidip görmek gezmek istiyorum.ilk önce dediğim kelime ALLAH kimseyi düşürmesin tabiki çok kötü bi yerr resimlerde de kadar basit değil..
eda yanık eklemiş - adds
| 31 Ocak 2009 Saat - Time
23:39
sevgili okuyanlar ben parmaklıklar ardında dizisini izliyorum dizi güzel ama cezaevi berbat allah yardım etsin ordakilere sabır versin bu yazıları okudum nerdeyse aglaycaktım
caner eklemiş - adds
| 20 Mart 2009 Saat - Time
19:54
Siyasi sebeplerden dolayı bir süre hapis yatmış biri olarak, bu resimlere bakınca ve yazılanları okuyunca, ister istemez etkilendim. Pala diye anılan o gardiyanın tüm anlattıkları doğrumudur bilinmez ama, yeni gelenlere "hoşgeldin" dayağı gibi, nice zulümlerin hatta daha fazlasının günümüzde bile yapıldığı bir gerçektir.
Birde, tv dizisine konu olmuş Sinop Cezaevi. Gardiyan döven, öldüren, cezaevi müdürünü bahçenin ortasında komaya sokan, müdürün odasında müdüre, savcının odasında savcıya diklenen mahkumlar.. Bunların hiçbiri hapishane ortamonda olamaz. Değil diklenmek yada dövmek, sıradan, kapı gardiyanına bile dik dik bakmak, hücreye atılıp, falakaya yatırılma sebebidir. Ayrıca; kadın mahkumların koğuşuna, kolay kolay erkek gardiyan giremez ve kadın mahkumu sağa sola götürürlerken, erkek gardiyanlar kolundan tutup götüremez. Dizideki gibi, kadın mahkumları kolundan tutup, hücrelere erkek gardiyanlar götürse, tecavüz edilmedik veya ilişkiye girilmedik kadın mahkum kalmaz.
Cezaevinin resimlerine bakıpta, "insanın zulmüne dayanmaz yütek" dememek eldemi?
Yusuf Demir eklemiş - adds
| 22 Mart 2009 Saat - Time
07:08
BENDE SİNOPLUYUM AMA İ STA NBULDA YAŞIYORUM SİNOP CENNET GİBİ BİRYER.BEN SİNOP CEZA EVİNE 3KERE GİTTİM AMA ŞİMDİ FİLM ÇEKİLİO AMA İYİ YAPTILAR BÖYLECENE SİNOP TANINIYOR NE GÜZEL BİR ŞEHİR OLDUĞU TANINIYOR...
,
""İNOP CENNET GİBİ BİRYER""
TUBA eklemiş - adds
| 26 Mart 2009 Saat - Time
12:18
slm bende sinopluyum fakat manisa somada oturuyorum 2007 ve 2008 de yazları gidip tatil yapma imkanı buldum sinopta çokkkkkkkk begendimm bu sene yine gelecegimmm bekle beni güzel sınop
muhlis aksoy eklemiş - adds
| 09 Nisan 2009 Saat - Time
21:42
ben sinopta yaşıyorum sinop cezaevinde şu anda film çekiliyor orayı daha önce gezdim korkunç bir yer... hele o zindanlar zindanları bırakın hücrelere gidip bir bakın içiniz ürperir...
birde o çocuk koğuşları, nasıl yaşanır ?... duvarlarda aşk mesajları mahkumların bıraktığı duvar yazıları...cezaevi yıkıldı yıkılacak şuanda kullanılmamasına rağmen oldukça çekici biryer özelliklede macera severler için
sinopa gelip cezaevini ziyaret etmeyenler ne diyeyim en güzel yerlerden birisi
harika gelinde görün
pınar çakar eklemiş - adds
| 15 Nisan 2009 Saat - Time
16:02
Merhaba Sinoplular va Bu sitede emegi geçen herkez Bu tarihi yeri görmek ve gezmek için çokcalışmalıyım sanırım gercekten cok güzel biryer ve tarihe sahip biryer Bunları bizimle palaştıgınız için tesekkürler...!
Cemal ADEM eklemiş - adds
| 16 Nisan 2009 Saat - Time
21:36
tek solukta okudum ürperdim Allah kimseyi şaşırtıp düşürmesin oralara çok zor herşeyin kıymetini bilmek gerek kimse isteyerek düşmez oralara.Allah kurtarsın
zeynep küçük eklemiş - adds
| 24 Nisan 2009 Saat - Time
00:26
zeynep hanıma katılıyorum gerçekten inanılır gibi değil biz parmaklıklar ardında dizisini izliyoruz.duvarlar 3 metre kalınlığındaymış o bile çok şaşırttı beni.
ALLAH UZAK TUTSUN HERKESİ
BÜLENT TUFAN eklemiş - adds
| 24 Nisan 2009 Saat - Time
23:36
ALLAH düşürmesin
a eklemiş - adds
| 06 Mayıs 2009 Saat - Time
04:37
selam ben 2007 de ilk defa sinopa gidip cezaevini gezdim evet herkezin anlattigi gibi cok hüzünlü bi yer insan o duvarlari zindanllari gördügünde damarindaki kani donuyor.ama ne yazik ki BIZIM insanlarimiz hic bir seyin degerini bilmedigi icin .ne yazik ki öyle o tarihi duvarlara isim yazip tarih atmislar .ceza evinin cogu yerlerine boya atilmis yataklar cikarilmis kogusdan bence bütün özeligini kaybetmis biraz tarihi yerlerimize deger verelim arkadaslar .deger verelim ki bizim cocuklarimiz da bizim gördügümüz yerleri görebilsin .2008 de birdaha nasip oldu cezaevine gitmek ama ne yazik ki cezaevine gelen bütün insanlar sadece dizi cekilen yerlere hucum edip oralari geziyorlardi her yer cöp ve pislik icinde arkadasllar lütfen biraz daha duyarli olalim
peri eklemiş - adds
| 09 Mayıs 2009 Saat - Time
21:20
sevgili sinan bey..yazı ve palanın anlattıklarını okudum.tahmin edildiği gibi,anlattıklarının çoğu doğru değil. adı geçen cezaevinden kaçan şahıs,E.aladağ 1969 yılında ve kale surların dan gece askerleri atlatarak,sura çıkmış,belindeki çarşafı kullanarak kaleden denize sarkmak suretiyle deniz sarkarak kaçmıştır. İsmi ve resmi şahsımda olan nevşehirden sinopa gelen bir polis memurunca Erfelek ilçesinin bir köyünde yakalanarak, yetkililere teslim edilmiştir.Pala ise; o tarihte cezaevinde henüz çalışmıyordu. yıl 1969...İnsan bunları bilenden öğrenir başkasına da duyduğunu söylerse bir kaybı olmaz sanırım..kişi bildiğinin alimi, bilmediiğinin cahilidir. demişlerdir. ARAŞTIRMACI-GAZETECİ: HAMDİ GÖKÇEN
HAMDİ GÖKÇEN eklemiş - adds
| 08 Haziran 2009 Saat - Time
00:20
1988-89-90 yılları arasında sinop kalesinde kalmıştım.3 arkadaş olarak kastamonu E tipi kapalı cezaevinden açlık grevi sonrasında kapalı bir cezaevi aracı ile yola çıkarılıp, bir öğlen vakti araçtan çıkarıldığımızda öğrenmiştik sinop kalesine geldiğimizi..
Pala denilen gardiyan orada dayaklarıyla nam salmış birisidir..hayret ettiğim onca insanı bayıltırcasına dayaktan geçiren bir gardiyanın bugün hangi yüz ve sıfatla müze nin kapısında durabildiğidir.allahtan içeri almıyorlarmış kendisini...
işkence suçlaması ile belki tarihinde ilk kez başgardiyanlara dava açmış ve onları mahkeme önünde attıkları dayakların hesabını vermek zorunda bırakmış biriyim.o dönemin başgardiyanları ki palada başta olmak üzere iyi hatırlar bu olayı..
normal bir koğuş yaşantım olmadı..bir yıl süresince arka bölümdeki koğuşlarda tek başıma tutuldum.Malta denilen hücre kısmını cezaevi idaresine karşı gelmek suçlamasıyla o dönemler en sık ziyaret edenlerden biriydim.ve malta denilen bölümde bulunan tek kişilik ışık görmeyen kedi boyunda fareleriyle ve sırılsıklam olmuş yataklarıyla 6 ay süresince kapalı tutulmaya zorlanmış biriydim ,hemde tek böbrekli ve hücre şartlarında tutulamaz raporum olduğu halde..
bir şarkıda geçer ,dışarda deli dalgalar gelir duvarları yalar,Seni bu sesler oyalar....
o şarkının anlamını o günlerde yürekten hisseden ve gerçektende dalga sesleriyle oyalanan birisi olarak..o atmosferi solumuş ve sağ kalmayı başarmış tüm dostlara selam...
yazılması gereken o kadar konu varki kitaplara sığmaz..
hakan demiray eklemiş - adds
| 15 Haziran 2009 Saat - Time
11:57
orayı gezmek için çok soğukkanlı olmak lazım.ben yeni gezdim ama üzerimden atamadım şokunu.bilirim cezaevinin ne olduğunu ama burası çok farklı.ordaki mahkumların neler düşündüğünü nasıl bir psikolojiye sahip olduklarını merak ediyorum.burası cezaevi değil ölüm evi.tüylerim diken diken oldu.ıslahevini gezerken oğlumu düşündüm acaba benim oğlum burda yatıyo olsaydı ben bir anne olarak nasıl yaşardım.ama en çok prangalar beni üzdü.hangi devirde hangi mahkumlara hangi şartlarda vuruldu acaba.allah orada ölenlere rahmet eylesin.acı bi son insanın çürüyerek ölmesi
arzu eklemiş - adds
| 20 Temmuz 2009 Saat - Time
12:22
Çok güzel olmuş yapanın eline sağlık okurken bile urktum resmen ALLAH kimseyi dusuRmesın....Szede koLay qeLsn
eLif demir eklemiş - adds
| 16 Ağustos 2009 Saat - Time
10:48
Bu fotoğrafları ve yazıyı 2007 de kaleme almıştım. en son ekleme 16 Ağustos 2009 da yapılmış. bir müddettir bu sayfaya bakmamıştım, hepinizden özür dilerim. ben yazdığımda sinop cezaevinde çekilen dizinin senaryosu bile yazılmamıştı. Beğenilerini ileten ve eleştirilerini ileten bütün okurlara teşekkür ederim. Fotoğrafları kullanmak isteyen arkadaşlarımız tabii ki kullanabilirler.
Burada önemli olah bu mekanın iyi bir şekilde korunmasıdır. Diziler bu amaca biraz hizmet etsede gerçeği yansıtmak kimsenin işine gelmez. Sinop Cezaevi, cezaevi kültüründe çok önemli bir yere sahipti. Bunun korunması ve burada aslında hep kültür evlerinde yapıldığı gibi mankenlerle cezaevi koğuşlarını, zindanları yansıtmak lazım.
Ama insan beyni acı olanı hep unutmak eğilimindedir. Bir müddet sonra cezaevinin duvarlarındaki kapılarındaki yazılarda silinip gidecek, aklı evvel birisi badana ettiriverecek. Özelliklerini tek tek yitirmeye başlayacak ve burada yaşanılanlar unutulacak. Aslında pala denilen gardiyan ne kadar anlatsada, hiç olmazsa anlatıyor gelenlere bir şeyler, üçü doğru belki ikisi yalan ama hiç olmazsa anlatıyor bazı gerçekleri.... O yüzden onu yazıya koymakta tereddüt etmedim... Keşke birileri çıkıpta bu cezaevinde kalanlarla röportajlar yapsalar, orda kalanlar oraya giderek kaldıkları yerleri anlatsalar... İyi bir belgesel olur...
Ankara Ulucanlar Cezaevinde havalandırma koğuşunda üst parmaklıklara asılan tuz seramiğinden yapılan kuşlar da vardı.Özgürlük sevgisini yansıttıkları mahkumların... Onlarda kayboldu gitti...Benim yaptığım yalnızca hüznü yansıtmaktı. Cezaevlerinde en çok bulunan şeyi...
Teşekkür ederim hepinize
Sinan Vargı eklemiş - adds
| 21 Ağustos 2009 Saat - Time
03:22
Sevgili Sinan Bey. Burası için öneriler ve kaygılarınızı giderenler olduğunu biliyorum. Film çekimleri ise,Sinop tan yaşanmış bir öykü yerine kendi hazırladıkları sanaryonun çekim mekanı olarak kullanılıyor bu mekan.Öte yandan bir çok sanaryonunn Sinop Cezaevinde yaşanan gerçekleri yansıtmıyor. O nedenle seyretmiyorum bile. Bunu nerden mi biliyorum diğer kaygında da belirtmiştin ya 10 yıldır cezaevi anıları SİNOPLU BİR GAZETECİ TARAFINDAN NOT EDİLİYOR. Cezaevinde yatanlar, müdürler,mahkum ve diğer çalışanlarla da konuşması devam ediyor. Hatta bu şahıs her gün notlar ilave ediyor .Tıpkı;Özakmanın "ÇILGIN TÜRKLER"ine.1948 yılından beri notlar aldım dediği gibi. Daha da devam edeceğe benziyor.
HAMDİ GÖKÇEN eklemiş - adds
| 22 Ağustos 2009 Saat - Time
01:23
cok etkılendım dıyecek kelıme bulamıyorum
BEN SİNOPLUYUM FAKAT İSTANBULDA YAŞIYORUM. BEN GİDİP GEZDİM VE İNSANLARIN NELER ÇEKİPTE O GÜNLERİNİ GEÇİRDİKLERİNİ HİSSETTİM.CEZAEVİN DE YAŞAYAN TÜM İNSANLARA ALLAH YARDIM ETSİN DİYORUM. VE İNSANLARIN DA GEZMESİNİ TAVSİYE EEDERİM.ŞU YAŞADIĞIMIZ YERLERİN KIYMETİNİ ANLAMALARI ADINA..
DEMET DURAN
DEMET DURAN eklemiş - adds
| 20 Ocak 2010 Saat - Time
15:29
aslen sinopun ayancık kazası inaltı köyündenim gardiyan palanının rehberligi eşliginde sinop cezaevini ailece palanın anlattıgı anılarıyla ailece gezdik ve çok etkilendik söylentilerre göre babam kadınlar kogusunda dogmus rabbim kimseyi ceza evlerine düsürmesin
sabahattin çelik eklemiş - adds
| 07 Şubat 2010 Saat - Time
18:19
ben vatani görevini denizci olarak yapmakta olan biriyim. görev yaptıgım gemi sinop'a liman yaptı. ertesi gün askerleri çarşı iznine çıkardılar . arkadaşlarla beraber sinop'u gezdik. tabi sinop cezaevinede gittik fotoğraf çektik .askerlik zordu, hasret, özlem, yüreklerde yanan bir ateşti .ama asıl hasreti özlemi acıyı orayı gezerken anladık. bizim için aylar geçmezken o şartlarda onlarca yıl ........ allah kimseyi düşürmesin.
a.rahman eklemiş - adds
| 25 Nisan 2010 Saat - Time
14:27
bir solukta okumak diye buna denir sanırım... içim ürperdi çok merak ediyorum nasıl bi yer inş birgün gitme şansım olur ve yakında giderim çnkü o yerin kendi havası değişmeden gerçeğini görmek istiyorum.. teşekkrler
ayşe beynam eklemiş - adds
| 05 Mayıs 2010 Saat - Time
18:26
evet yazılanların hepsi dogrudur ben bu gun arkadasımın işi için sinoptaydım işimiz bitince meşhur tarihi sinop cezaevini gezmek istedik ve içeri girdik,aman ALLAH ım nasıl bir yer burası dedim kendi kendime hele o girişte soldaki zindan,kanım dondu içeri girdiğimde duvarda asılı duran çok kalın bir zincir ve zincırın ortasında demirden bir boyunluk asagısında pıranga baglı,birden aklıma orada yatan insanar geldi ne kötü kaderleri varmış içerisi kapkaranlık bilmeseniz gecemi gündüzmü anlamak mümkün degil. iki tane çok kalın tahta kapı üzerlerine kapanıyor ne acı bir bekleyiş feryet etsen ki duyar oturacak yerin yok ALLAH korusun.çocuklar kogusu, diğer koguslar,havalandırmalar,nemli hücreler,kapılar her şey insanın kanını donduruyor.ama en çokta bilmem sizin içinize dogdumu cezaevi kapısından bir mahkum gözüyle içeri girmek arkanıza bakmadan ve içeri attıgınız ilk adımdan sonra yürğinize düşen kor alev ve bana göre dünyada basınıza kıyametin kopması.çok kötü çok yazan bütün arkadaslara ve sayın sinan beye tesekkürlerimi iletiyorum.irademize nefsimize elimizden geldigi kadar hakim olmaya çalısalım.ÖZGÜRLÜK gibisi yok.
SAVAŞ SARMUSAK eklemiş - adds
| 12 Mayıs 2010 Saat - Time
22:33
Değerli Arkadaşlar.
Sinop cezaevi konusunda biz dışardan ne yazarsak yazalım, gerçeği ancak anlatılanlardan aktararak, yıllar boyu burayı ziyaret eden birisi olarak yazabiliriz. Her ne kadar başka cezaevleri konusunda yazanların tecrübeleri de olsa Sinop ayrı bir örnektir. Bu açıdan Sinop cezaevinde yaşanılanların yerel araştırmacılar kadar, yatan insanlarımız tarafından da kaleme alınmasının tarihe bir belge olması sağlanmalıdır.
Şu anda Sinop cezaevinde çevrilen dizi film, kadınlar koğuşunu ne yazıkki olduğu yerinden çok farklı bir şekilde gösteriyor. En azından bunu bilinmesi, kadınlar koğuşunun gerçek yerinin iki metre eninde 7 metre duvarları ile güneşi görmeyen bir yer olduğunun insanlar tarafından bilinmesi gerekiyor. İşi bizim gibi görüp yazanlar, fotoğraf çekenler yerine, burada yatanların, yatanlarla görüyüp bir kitap bir belgesel yazacakları da şimdiden kutluyorum..
Sinan Vargı eklemiş - adds
| 07 Haziran 2010 Saat - Time
15:07
hocam sızı tebrık edıyorum bu fotograflar ve yazınız ıcın saygılar
ismail barış eklemiş - adds
| 30 Haziran 2010 Saat - Time
00:51
gitmiş olsaydım bile bu şekilde bilemezdim o mekanı,filmlerde gördügümüz bir yer ama hikayesi farklı fotograflarla destekli hikayeleri de farklı
ememginize saglık
mine kocaballı eklemiş - adds
| 02 Temmuz 2010 Saat - Time
00:01
yaa. aslında ne denir ki bilemiyorum çok çok üzücü düşünmek bile ürpertiyor :((
gülçin eryol eklemiş - adds
| 24 Temmuz 2010 Saat - Time
20:52
bende gittim gördüm hele zindanıyla tek kişilik hücreleri görmeniz lazım...!
cigdem ozarslan eklemiş - adds
| 26 Ağustos 2010 Saat - Time
14:35
Sinop a gelip gören arkadaşların yorumu'' ah ne kasvetl,i iç karartıcı,köhne bakımsız bir yer ''diye yorumlar yapıyorlar ''Ne bekliyorsunuz ki diyorum .Burası sonuçta tarihi bir cezaevi adı üstünde hala bu havayı yaşatıyorya amaç ta bu zaten'' diyorum.Gerçekten defalarca gezdim ama her seferinde sanki cezaevinde yatmış insanların psikolojisine bürünüyorum.Sanki onların yaşadıklarını anlıyorum.
FAMİLİAR eklemiş - adds
| 03 Eylül 2010 Saat - Time
10:42