Erzincan, Kemaliye, Akçalı Köyünde doğdu (1930). Okul çağına geldiğinde kendisini gurbette buldu. İlk ,orta ve öğretmen okulunu İstanbul’ da bitirdi. Bir yıl Anadolu’da köyde öğretmenlik yaptı. Sonra G.E.E. Resim – İş bölümüne girdi. Fotoğrafla burada tanıştı (1949).
Meslek olarak seçtiği resim öğretmenliğini, yedek subaylığını yaptığı Kars’ tan sonra Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi ve öğretmen okulunda da 6 yıl sürdürdü. 1959 yılında Ankara Öğretmen okuluna tayin oldu. Çalıştığı bu okullarda fotoğraf kursları açtı.
1966 yılında bakanlıkça gönderildiği Almanya’da mesleği ile ilgili incelemelerde bulunup seminerlere katıldı. Fotoğrafa giriş konulu bir ders kitabı yazdı. Meslekteki son yıllarını Gazi Üniversitesi Resim Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak sürdürdü ve 1977 yılında kendi isteği ile emekli oldu.
Sıtkı Fırat, sanat hayatına resim yaparak başladı. Sergiler açtı, devlet sergilerine katıldı. Fakat fotoğrafa olan ilgisi, fotoğrafın iletişim gücü ve Türkiye’nin tanıtılmasında fotoğrafa duyulan ihtiyaç onu fotoğrafa yöneltti. Yurdu karış karış gezdi. Anadolu’nun birçok yöresi onun objektifi ile tanıştı.

Fotoğrafları banka takvimlerinde, Turizm Bakanlığı’nın tanıtıcı yayınlarında, afiş ve prestij kitaplarında kullanıldı, sergilerle yurt dışına taşındı. 1987 yılında Çin’de açtığı sergi daha sonra Almanya, Malezya, Kuveyt, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Rusya, Romanya, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Japonya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sergilendi.Gittiği her ülkede fotoğraflar çekti.
1980 yılında FIRATCOLOR renkli fotoğraf laboratuarını kurdu. Bu yıllarda katıldığı birçok yarışmada ödüller aldı.1997 yılında Kültür Bakanlığınca “Selçuklu Sanatı” isimli bir fotoğraf kitabı yayınlandı. Aynı yıl Türksav tarafından Türk dünyasına hizmet ödülü verildi.
1999 yılında Çin Kültür Bakanlığınca dünyaca ünlü 14 fotoğraf sanatçısı ile birlikte Çin’e davet edildi ve fotoğraflar çekti. Bu fotoğraflar “Focus On Chine” isimli kitapta yayınlandı. 2000-2002 yıllarında Çin Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nce uluslararası fotoğraf festivallerine davet edildi ve sergiler açtı. Çin’de ki çalışmalarından da 1997 ve 2005 yıllarında Ankara’da iki sergi açtı.
2001 yılında Tüyap Inter Camera fuarında yılın fotoğraf sanatçısı ödülünü aldı. 2003 yılında 50 yıllık çalışmalarından seçtiği fotoğraflardan oluşan “Güneşin Doğduğu Yer TÜRKİYE” prestij kitabını yayınladı.
2005 yılında; fotoğrafla 55. yılında “Yurttan ve Dünyadan Yansımalar” sergisi ile Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nce aynı isimle bir albümü yayınlandı ve bir plaketle onurlandırıldı.Aynı sergi 20 Şubat 6 Mart 2006 tarihlerinde İzmir Devlet güzel sanatlar galerisinde 2 Mayıs 16 Haziran 2006 tarihlerinde de Dışişleri Bakanlığı sanat galerisinde ve daha sonra 11ve 28 Aralık 2006 tarihleri arsında İstanbul Ziraat Bankası Tünel Sanat Galeisinde açıldı. Yurt içinde ve yurt dışında 100’den fazla sergi ve gösteri yapan fotoğraf yarışmalarında jüri üyeliklerinde bulunan Sıtkı Fırat, TÜTAV ve TÜRKSAV üyesi; AFSAD onur üyesi ve Fotoğraf Sanatı Kurumu kurucu üyesidir.

AFSAD da yapılan söyleşiden alıntılar... (31 Mart 2007)
1937- 1947 yılları arasında o zamanın tabiri ile gurbette – şimdi gurbet deyince herkes Almanya ya da uzak yer anlıyor, o yılların gurbeti Anadolu insanı için Ankara ya da İstanbul- ömrünün en güzel yıllarını İstanbul’ da geçirmiş ama şimdiki İstanbul` u tanımıyor ve sevmiyor...

Gazi Eğitim’ de resim derslerinin yani sıra fotoğraf dersine merak sarıyor... Haftada iki saat ders, ve okula ait bir iki makine var... Sıra bile gelmiyor ... Hocası Türkiye ye sanat anlamında fotoğrafı ilk getiren Şinasi Barutçu. Agfa karat ilk fotoğraf makinesi, 6 x 6 12 poz çeken önden körüklü basit bir makine, “Sakladınız mı?” diye soruyorum... ``Nerde ?” diyor, bir yenisini almak için eskisini verirdik``...
Köye, Kemaliye` ye gidip oranın fotoğraflarını çekip arkadaşlar ile fotoğrafı paylaşırdık... Yıl 1950, o zaman Türkiye’ de agrandizör yok, tab yapardık. Köyde elektrik yok, elektrik feneri ile pozlandırma yaparak banyo yapardım...

Askerlik sonrası Diyarbakır Ziya Gökalp Lisesi’ ne atanıyor, orada 2 yıl çalışıyor. Öğretmen okulunda kadro açılınca kadrosunu oraya aktarıyor ve eğitsel kol olarak fotoğraf kolunu kuruyor...
`` Agrandizör yok, malzeme yok, kağıt bulunmuyor... Bakır taslardan iki tası iç içe geçirerek agrandizör yapıyor, eski körüklü Zeiss makine ile tabla yapıyor, kondansör olmadığından ışık dağınık ve kötü, dış bükey bir mercek bulup bir sure öyle fotoğraf basıyor``.

Diyarbakır sonrası Ankara` ya tayin oluyor... O yıllarda fotoğrafa hem değer veren yoktu hem de piyasa da çok az fotoğrafçı vardı olan da fotoğrafı bilmezlerdi... ``Piyasa fotoğrafçıları filmi banyo etmesini bile bilmiyorlardı, karanlık odada film ve kağıt sigara ile kontrol edilirdi, hafif karardı mi çıkarıp tespit banyosuna atarlardı...

Ankara da Şinasi Barutçu` nun kurduğu ``Amatör Fotoğraf Kulübü`` vardı... Milli Piyango İdaresi binasının bir vitrinini almış, her hafta toplanır, fotoğrafları inceler üzerine konuşur, en iyi olanları seçer o vitrinde sergilerdik... Ankara da o dönem fotoğrafçı olarak Hayat mecmuasında çalışan, rahmetli Mustafa Türkyılmaz vardı, gazetecilikten geçme, iyi bir fotoğrafçıydı... Ozan Sağdıç, Hamza İnanç; simdi ressam... Necmettin Külahçı...

Sergilerden para kazanılmaz, çok sergi yaptım, hiç para kazanmadım, hatta hep cebimden gitti... Laboratuvarı da emekli ikramiyem ve borç harç ile bir yerden para kazanmak için renkli agrandizör ve bur küçük printer ile –ki o zaman ithalat serbest değil- kurdum, öğretmen maaşı ile bu islerin yürümesi mümkün değildi...

1966 yılında ``Memurin Kanunu`` ndan yararlanarak; görgü bilgi arttırma amaçlı Almanya` ya gidiyor, orada fotoğraf okullarında incelemeler yapıyor, Almanya’ da birisine parasını kaptırıyor, 2 yılda parasını zar zor geri alabiliyor (O yıllarda yılda bir kez yurt dışına çıkılıyor).

O dönemlerde renkliyi evde basardım, ama aksama kadar 2-3 foto zor basardım. Isıyı sabit tutmak lazım tutamazdım... Küvet yaptırdım termostatlı, yine olmadı. Ben de baktım olmuyor renkli basmaktan vaz geçtim... 1980 yılında Fırat Color` u kurdum... Refo’ ya rakip olduk çok iş geldi yapamadık, cihazlar küçük geldi... Sonra, zamanla iş büyüdü kendi kendini amorti etti geldik bu noktaya, ama 25 yıl sürdü...

Şimdiye bakınca; eskisi gibi, stüdyo fotoğrafçıları ayakta kalacak diye düşünüyorum. Laboratuvar matbaa gibi baskıya dayalı bir iş... Film satılacak, banyo yapılıp baskıya girecek... Dijital olayı bu işi öldürdü... Fotoğraf bir görme olayıdır... Dijital makinede çekip anında görüyorsun tatmin oluyorsun, yani gördün mü olay bitiyor... Her çeken de fotoğraf bastırmıyor ... Ama teknoloji olayı, kabul etmek zorundayız... İlerde kimya da kalkacak, daha simdi yazıcılar ile basıyorsun... Dijital bizim yaptığımız anlamdaki fotoğrafçılığı öldürüyor... 5 yılda bir teknoloji değişiyor... Bir çok makine eskimeden devre dışı kalıyor... Yetişemiyorsunuz...
Banka takvimleri bir dia ya 250-300 lira veriyordu o zaman maaşlarımız 5-600 lira ...
Artık yok... Düşünün 100-200 bin tirajlı bir takvim ve o takvim tüm Türkiye’ ye dağılırdı. İnsanların bir çoğu Türkiye` yi o fotoğraflardan ve takvimlerden tanıdı...
Arşivinin büyük bir bölümünü çok yer kaplıyor diye imha etmiş, şimdilerde fotoğrafları neredeyse bir odayı kaplıyor...

Fotoğraf meslek mi değil mi?
Herkes fotoğrafçı dükkanı açıyor ama berber olamazsın diploması var, fotoğrafçılığın diploması yok... Önemli bir sektör ama...
Üniversitede fotoğraf bölümü dersi koydular, yanlış!...İhtisas için 2 yıllık olabilir, 4 sene fotoğraf okutuyorlar, 4 sene eğitim olmaz! Ne okuyacaksın 4 yıl? Ne anlatacaksın 4 yılda masal mı? 1 sene karanlık oda okutuyorlar ben en cahil elemana bir haftada karanlık oda öğretiyorum... Yüzlerine de söylüyorum hocaların, kendi alanlarında başarı sağlayamamışlar burada kendilerine iş yaratıyorlar üniversitelere ders koymakla..
Meslek okulu yok . Ortaokulundan sonra bir meslek okulu olması lazım 2 yıllık, sonra da ihtisas okulları... Yine 2 yıllık...
Orada fotoğrafçılığı öğrenen daha sonra ihtisas okullarında; mobilya ya da sanayi fotoğrafçılığı gibi dallara ayrılarak ihtisas yapmalı... 4 yıl üniversite eğitimi olmaz...
2 oğlu da 25 yıldır 15 gün izin yapmamış ... “Başından ayrıldın mi o iş yeri batar” diyor.
Aykut bazen çeker, biraz da sanırım benden de çekindiler.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"