Arşivimizden  - From Our Archives

 

Salih Güler

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > HAZİRAN 2008 SAYISI - JUNE 2008 ISSUE > Şükri Celil Advan : Görsel Mimari
Şükri Celil Advan : Görsel Mimari

                                                                                                  

Mimari yapılar ve ayrıntıları, siyah beyaz tonlama… Fotoğraflarınızda ilk bakışta göze çarpan genel özellikler... Bu tercihlere nasıl bir süreçten geçerek ulaştınız?

 

Ben aslen fizik okudum. Fizik’te de gerçekte sevdiğim tek konu ‘ışık hızı’ idi. Ve eğer o konuyu biraz araştırırsanız, sizi ‘sonsuzluk’ denen şeye doğru götürecektir. Mimarî yapılar ve onlar üzerindeki grafik öğeler bu bakımdan görmek istediğim, dolaylı olarak da göstermek istediğim o sonsuzluk kavramı için aslında uygun bir seçim oluyordu. Etrafımızda yer alan dünyanın neye benzediğini aslında kanıksamış durumdayız, çok öyle ilgilendiğimiz de yok. Her gün önünden geçtiğimiz yapılar üzerinde sonsuzluğa dair hikâyeler bulmak işidir, tam olarak yaptığım şey.. 


 

Fotoğraf nasıl girdi hayatınıza ve hayatınızdaki yeri nedir?

 

İlk olarak 80’li yıllarda rahmetli babamın Almanya’dan getirdiği bir slr makina, Praktica’yı hatırlıyorum. O makinayı nasıl kullanacağımı da Diyarbakırlı tanınmış fotograf sanatçısı Adil Tekin Bey’den öğrenmiştim. Yıllar geçmesine rağmen o Praktica hâlâ hayattadır. Digital makinaların fotografla olan bağımızı güçlendirdiğini düşünüyorum. Yalnız digitalin vermiş olduğu hissi, filmli makinalardan aldığımızla pek kıyaslayamıyorum. Filmdeki gren yapısı henüz digitallerde oluşturulabilmiş değil. Oradaki derinlik çok daha bariz hissedilebiliyordu. Bu bakımdan filmli her bir fotografa  adı konmamış gizli bir sempatim vardır. Fotograf çekmenin yanında, fotograf izlemeyi ayrıca önemli buluyorum. Fotograf çekmediğim gün vardır. Ama izlemediğim gün yoktur diyebilirim. Ayrıca fotograf makinaları da her zaman ilgimi çekmiştir. Bir koleksiyoner değilim, ama en az onlar kadar araştırma yaptığımı söylebilirim. Takıntı şekilde sevdiğim filmler de vardır; Fuji Natura 1600 gibi.          


 

Bir fotoğrafın düşündürdüğü mü, estetikliği mi, varması gereken hedefi mi önemlidir sizce?

 

Evet, sanırım öncelikle baktığım şeyi estetik bir çerçeve içinde de yorumlayabilmeliyim. Kadrajladığım ânın onu da kapsadığını düşünüyorum. Sonuç olarak bilgi birikimlerimiz, hayata bakışımız ve yaşadıklarımızla şekillenen, bir de ‘duygusal zekamız’ var.(Emotional Intelligence Quotient, EIQ). Bunun için Mina Urgan şöyle diyordu; “Ancak sanatla; kitap, müzik, resim fotograf izlemekle gelişir, EIQ’muz”. Eğer fotograf denen şey, bakıldığında içimizde birşeyler bizi dürtüklemeye başlamıyor, üzerine düşünmeye sevketmiyorsa; ya biz hakikaten fotografla ilgili değiliz ya da o fotograf fotograf değildir. Fotografın bu mânâda düşününce önce benden başlayarak, bakan herkes üzerinde duygusal bir bağ oluşturması, duygusal zekalara dokunması gerektiğini düşünüyorum.


 

Çekim aşamanız nasıldır? Ekipmanınızla mı dolaşırsınız yoksa önceden tasarladığınız bir görüntünün peşine mi gidersiniz?

 

Aslında amacım her zaman yanımda bir fotograf makinası ile dolaşabilmek. Gördüğüm şeyleri tasarlamam çok zamanımı almıyor. Ama her zaman fotograf makinası ile dolaşamıyorum. Bazı durumlarda da izinler alınması gerekiyor. Bu durumda bir de ayrıca gün için konuşuluyor ve bu sefer sadece tek bir kare için günlerce beklemiş oluyorsunuz. Yurt dışında hiçbir şekilde rahatsız edilmeyeceğiniz durumlar için (mesela tren garları, terminaller, metrolar) mâalesef gereksiz yere uğraştırılıyor ve fazladan efor sarfediyorsunuz, fotograf çekebilmek için. Ama şunu belirtmem lazım, çekmeyi istediğim ve çekemediğim hiçbir yer yok. Bu bakımdan görüştüğüm tüm yetkililere teşekkürlerimi sunuyorum.


 

Gördüğünüz örneklerden muhakkak etkileşim olmuştur görsel anlamda. Örnek alıp, etkilendiğiniz fotoğrafçılar oldu mu?

 

Tam olarak örnek aldığım bir isim var diyemem. Ama genel olarak fotograflarından etkilendiğim bir dolu isim var. Fotograf denen şeyi bana sevdiren.. Jacques Henri Lartigue’in tüm çalışmaları. Özellikle kendisinin “Les Femmes Aux Cigarettes” isimli kitabı, benim için bir fotograf türünün tanımı demektir. Bresson’ın fotograflarını da çok etkileyici bulurum. Sıradan olayların bile içinde unutulmaz şaheserler bulunabileceğini gösterir. Portre’lerinin de çoğu aklımdadır ama Bresson denince aklıma hemencecik “Behind the Gare Saint-Lazare [1932]” gelir. Sonra deklanşöre her basışında doğru zamanı bulan yegâne isim dediğim bir adam var; Josef Koudelka. Her çalışması ayrıca bir film olabilecek kadar güzeldi. Sinema’da Tony Gatlif ne ise, Fotograf’ta da Josef Koudelka O’dur diyorum. Wong Kar Wai’nin ayrıntılardaki takıntısı, cinematografı Christopher Doyle ile kurguladığı atmosfer, sinemanın haricinde her fotografçının ilgisini çekecek, ilham verecek kadar güçlü idi. Ve Wong’un bir de set fotografçısı vardı; Wing Shya. Bizzat o atmosferin içinde gezinerek, başka bir dünyadan kareler yakalayabilen şanslı isimlerden biri olmuş oluyor. Yine yeni sanatçılardan Stefan Rohner’in çalışmalarını takip ediyorum. Etkileyici portreleri bulunuyor.


 

Fotoğrafa PS veya diğer işleme programlarının ne kadar katkısı var sizce? Kullanıyor musunuz? Hangisini ve nereye kadar?

 

Ben siyah beyaz çevrimi ve belki crop (onu da genelde 1:1 için kullanıyorum) haricinde fotografta ekleme, çıkarma vb. kadraja o ân alınanlar dışında sonradan digital etkilerin olmaması gerektiğini düşünüyorum. Öbür türlü fotograf artık manipüle edilmiş oluyor. Onun adının da fotografın ötesinde başka bir isimle adlandırılmış olması lazım diyorum. Bu bakımdan digital dünyanın da –Photojournalism- standartları dışına çok fazla çıkmaması gerektiğini düşünüyorum.


 

Ben hep fotoğrafların, sahiplerinin kişiliklerini ve hayat görüşlerini yansıttıklarını düşünürüm. Sizce de böyle mi? Fotoğraflarınız sizi yansıtıyor mu?

 

Evet, sanırım öyle… Mimarî eserler ve aslında onlar içindeki ayrıntılarla bu kadar ilgileniyor olmayı, bana bir şekilde sinemacıların kattığını düşünüyorum. Sinema’da minimalizmle çok fazla zaman harcadım diyebilirim. Bu konuda Yasujiro Ozu, Edward Yang, Tsai Ming-liang, hatta WKW ve Christopher Doyle, oradan Tarkovski’ye ve bize kadar uzanırsak Nuri Bilge Ceylan’lara kadar hepsinin aslında hayatın içinde küçük şeylerle, ayrıntılarla bir alıp veremedikleri olduğunu görürsünüz. İyi bir izleyicinin bunlara kulak kesilmemesi işten bile değildir. Benimkisi sadece o ân onların filmlerini izlemiş olmaktan geçiyor... Ötesi yok...


 

Tarz değişir mi? Bir gün farklı şeyler de deneyebilirim (portre, nü, kurgu vb gibi...) diyebilir misiniz?

 

Aslında etrafımızdaki ayrıntıları görebilmek işinden pek uzaklaşacağımı sanmıyorum. Ama yakın zamanda o ilk zaman fotografçılarının yaptığına benzer şekilde, belki bir tür rangefinder fotografçılığı, belki de photojournalism demeliyim; ufak bir makina ile (sigma dp1) sokaklara, özelde insanlara bakmayı istiyorum. Bunun dışında aklımda başka bir tür çalışmak yok.


 

Fotoğraf için ekipman ne kadar önemlidir? Kullandığınız ve sahip olmak istediğiniz ekipmandan bahseder misin?

 

Doğrusu ya, bunun çok önemli olmadığını düşünüyorum. İyi bir göze sahip olmaya çalışmak, bunun için efor sarfetmek, kendini geliştirmek daha önemli bir konu. Ben son birkaç yıldır hep compact makinalar kullandım. İyi bir ekipman tabiiki daha doğru sonuçlara ulaştırmak için belki katalizördür. Ama mutlak şart olduğunu sanmıyorum. Ben yine yakın zamanda dslr sensörü kullanan ama nisbeten compact bir kasaya sahip Sigma dp1 kullanmayı düşünüyorum. Benim için önemli olan her ân yanımda bir makinanın olmasıdır.



Fotoğrafçılık ideallerinizi anlatır mısınız?

 

Şimdilik daha çok Ankara’yı kapsayan sonsuzluk temalı çalışmamı, başka şehirleri de içine alarak büyütebilmek. Bunu şöyle de açıklayabilirim, mesela bana gelip buyrun sizden bir de İstanbul’u istiyoruz demelerini istiyorum ve benim gözümle İstanbul’daki sonsuzluk fotograflarını insanlara sunabilmeyi.. Sonrasında tabii ki dünyadaki örneklerle bu çalışmayı büyütebilmek. 


 

Diğer zamanlarında fotoğraf dışında Celil Advan neleri yapmaktan keyif alır? Bunlardan fotoğrafçılığına yansıyan şeyler var mı?

 

Fotograf dışında hayatımın önemli bir kısmında Sinema var. Bir dönem yılda 400’ü aşıyordu izlediğim film sayısı. Sonra sonra frenlemeye başladım. İyi bir festival takipçisiyimdir. Yıl içinde dünya çapında arthouse diyebileceğimiz filmleri festival yöneticilerinden önce ayıkladığım, izlediğim ve listelediğim çok olmuştur. Bunlar içinde en önemli saydığım Oldboy vardı. Onu aylar öncesinden bir dolu sinefil’e haber vermiştim. Günbegün beklemiş ve Cannes’da büyük ödülü alacağını söylüyordum. Öyle de olmuştur.


Sinema’nın özünde fotografın olduğu aşikâr. Bunlar içinde minimalist yönetmenlere özel bir önem verdiğimizde, aslında her birinin ciddi birer fotografçı kadar kadrajlarına özen gösterdiğini görürsünüz. Sinema seyrinizi o minvalde ilerlettiğinizde bakış açınızın aslında o adamların görmek istediği dünyadan farklı olmadığını, benzer şekilde düşünmeye başladığınızı da görüyorsunuz. Bu bakımdan algıma doğrudan etki etmesine izin verdiğim yegâne isimlerin, minimalist yönetmenler olduğunu söyleyebilirim.


Şükri Celil Advan
 

Bana söz hakkı verdiği için öncelikle İnci Hanım’a ve Fotoritim yönetimine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Fotograf dolu günler dilerim..


 

Röportaj : İnci İŞLER 
 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 5 yorum, 1-5 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Selamlar Sevgili Celil.

Mimari fotoğraflarını uzun zamandır ilgiyle takip eden bir arkadaşın olarak dingin tarzının sürekli olmasını temmeni ediyorum.
Farklı olabilmeyi dolayısıyla farkedilmeyi başarabilenlerdensin ;)
Hüseyin Türk eklemiş - adds | 03 Haziran 2008 Saat - Time 11:49
merhabalar

Şehirlerimizin genelinde o kadar çirkin bir yapılaşma var ki ve her daim batıyorlar,öyle dediğiniz gibi kanıksayabilmiş filan değilim-keşke öyle olsa... mesleğiniz mimarlıksa kaçma şansınız yok, görüyorsunuz.

Mimari bir gözle söyleyebileceğim, oldukça başarılı buluyorum çalışmalarınızı...sade,estetik ve güçlü mimari bakışınızı keyifle izlemeye devam ediyorum...

başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim.
ellerinize sağlık...

güzin tezel eklemiş - adds | 04 Haziran 2008 Saat - Time 03:39
öyle güzel bir düzen varki fotograflarınızda..

estetik, yalın ve şaşırtıcı

Nilgun Kara eklemiş - adds | 05 Haziran 2008 Saat - Time 15:33
Hüseyin'cim.. Çok teşekkür ediyorum kardeşim. Gerçekten mutlu oldum.
Güzin Hanım.. Eksik olmayın efendim. Bir mimarın gözü ile böyle hoş şeyler işitmek, gerçekten çok güzel. Saygılar sunarım..
Nilgün'cüm.. Çok teşekkür ediyorum. Çok sevindim güzel kardeşim.. Sevgiler...

Kusuruma bakmayın.. Ancak gelebildim ve cevaplayabildim.. Uzaklardayım efendim. Selamlar...

Celil.
S. Celil Advan eklemiş - adds | 10 Haziran 2008 Saat - Time 17:01
Oldukça güzel açıklamalarla bezenmiş, her birini hayranlıkla izlediğim çok başarılı kareler.

Sonsuzluk hissinin, bir binanın dış cephesinde bu denli başarılı anlatılması az rastlanılacak türde bir yetenek.

Tebrikler ediyorum.
Tolga Sipahi eklemiş - adds | 04 Temmuz 2008 Saat - Time 22:02
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.