e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kapılarını yeni güne açan Tahmis Kahvesi, yılların eskitemediği yüzlere ev sahipliği yapıyor. Kahve içmek, nargile fokurdatmak ya da yarenlik etmek isteyenlerin mekanı olan Tahmis, “Mekteb-i irfan” tanımının da hakkını veriyor. Gün görmüş masaları, asma katı ve başka hiçbir yerde soluyamayacağınız havasıyla görülmesi farz olunan bu has mekanda içeceğiniz bol köpüklü bir menengiç kahvesi, damağınızda hoş bir tat bırakmanın ötesinde, hafızalarınızdan değil 40 yıl belki bir ömür silinmeyecek anılar katacak hayatınıza…
Keyifli sohbetlerin yapıldığı, memleket sorunlarının tartışıldığı, çaylar yudumlanırken tavla, okey ve kağıt oyunlarının oynandığı Tahmis Kahvesi, eski semt kahveleri gibi; giderek yaygınlaşan kafe kültürüne direnircesine dimdik ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Kor olmuş, köz ateşte yapılan çayın yanı sıra, özel olarak yapılan menengiç kahvesi ile bir tutku haline gelen Tahmis Kahvesi, Türkiye’nin en güzel semt kahvehanelerinin tespiti için yapılan bir araştırma sonucunda; turist rehberleri, gezginler, gazeteciler, yazarlardan oluşan büyük jüri tarafından Türkiye’nin en gözde 10 kahvehanesi arasında yer aldı.
Gaziantep, Kozluca Mahallesi, eski buğday arsasının kuzeyinde yer alan Tahmis Kahvesi, Mevlevihane’ye gelir amaçlı yaptırılan dükkanlardan yalnızca bir tanesi. Gaziantep Şer’i Mahkeme Sicil kayıtları, 1635 tarihli vakfiyesi ve Mevlevihane’nin semahane kapısı üzerindeki 1638 tarihli Farsça kitabesinden “Ayıntab Sancak Beyi Türkmen Mustafa Ağa Bin Yusuf” tarafından yaptırıldığı anlaşılıyor.
Tahmis’in kelime olarak kökeni Arapça. Osmanlıca’ya da buradan girmiş. Kelime anlamı, “kavrulmuş ve öğütülmüş kahve satan yer” demek. Tahmis’in sonu “sin” ile biterse, ateşte kızdırıp kavurma – kahve kavrulan yer – kahve satılan ye anlamına gelir. Eğer sonu “sat” ile biterse, “dövülmüş kahve satan yer” anlamında kullanılır.
Tahmis isminin Kurtuluş Savaşı öncesi, Antep’i işgal eden İngilizler tarafından verildiği konusunda bir söylenti var. İngilizler işgal günlerinde burada konaklamış ve İngiltere’deki “Theimes Nehri” ile bağlantı kurarak buraya kısaca “Tayms” demişler. Ancak, kahvehane müdavimlerinin anlatımlarına göre, kahvehanenin ismi ile İngilizler’in hiçbir bağlantısı yok. Burası işgalden önceki yıllarda da “Tahmis Kahvesi” olarak anılmaktaydı…
Kahvehane, kuruluşundan bugüne dek çok değişik insan topluluklarına ev sahipliği yapmış. Dönemin siyasi, ekonomik, eleştirel sohbetleri burada yapılmış, şairler tarafından “tahmis”ler yazılır, yaşanmış halk hikayelerinin en güzel örnekleri yine burada dinleyicileriyle buluşmuş. Belki de burayı diğerlerine göre ayrıcalıklı tutan, en büyük özelliği fiziksel dokusundan çok, tarihe yaptığı tanıklığı, edebiyatın, musikinin, karagöz gösteri sanatının en güzel örneklerinin sunulduğu mekan olmasıdır.
Hikaye ve Karagöz; Tahmis’in olmazsa olmazları…
Kahvehanenin özellikle Ramazan aylarında farklı bir havaya büründüğü söylenir. Şu anda kullanılmayan kahvenin asma katı yani yazlık bölümü, ramazan aylarında ve özel günlerde musiki ve gösteri sanatlarına uzun yıllar ev sahipliği yapmış. Özellikle hikayeciler ve Karagöz ustaları, kahvehaneyle bütünleşmiş bir geleneğe dönüşmüşler.

Diğerlerine göre ayrıcalıklı tutan, en büyük özelliği fiziksel dokusundan çok, tarihe yaptığı tanıklığı, edebiyatın, musikinin, karagöz gösteri sanatının en güzel örneklerinin sunulduğu mekan olmasıdır.

Müşteriler 50-60 yıllık
Tahmis Kahvesi’nin en önemli özelliklerinden bir tanesi de müşterilerinin uzun yıllar bu mekandan kopamaması. Müdavimlerin büyük bir bölümü 40 yıllık müşteri olma özelliğini taşırken, 50-60 yıllık müşterileri de oldukça fazla. Bazıları evlerinin ya da işyerlerinin yakınında olmasından dolayı bu kahvehaneye gelirken, zaman içinde ev ve işyerleri uzaklaşan müdavimler daha sonra da buradan kopamamış.

Kutlarlar, Ataylar, Mehmet Tüzün, Özkülekçiler, Koçumlar, Değirmenci Mehmet ve Nevres Fesli aileleri mensuplarının yanı sıra, Ömer Acıoğlu, Erdem Ocak, Zekeriya Tokatlıoğlu, Bayram Arık, Ekşi Mustafa, Ahmet Muhtar Ademoğlu’da bu kültürü yaşatanlardan bir kaçı.

Bu güne kadar, “Baba evi”, “Zerda”, “Büyülü fener”, “Yabancı Damat”, “Güneş doğudan doğar” gibi bir çok televizyon dizisine mekan olan Tahmis, yolu Gaziantep’e düşenlerin, küçük de olsa bir mola vermeden geçmediği bir durak. Asırlık kahvenin gün görmüş masalarından birine oturup bölgeye has menengiç kahvenizi söyleyip, nargilenizi fokurdatmaya başladınız mı, çok geçmeden tarih de dile gelecektir…

Önceleri dedesi, babası ve şimdilerde ise, Bahattin Dedekurt kahveyi işletmektedir. Kahvehane’nin kira bedeli ise, Ocak ailesinden Şeyh Mehmet Münip Efendi Vakfı’na ait olup, mütevellisine ödenmektedir. (kahvenin yazılı olan vakfiyesi ise, deri üzerine olup, şuanda Erdem Ocak’ta bulunmaktadır.)

Yukarıda anlattığım yazımın birinci bölümünü oluşturan kısımlar, kahvehanenin daha çok son yüz yıllık bölümlerinden birer esinti olarak nitelendirilebilir. Kahvenin bana göre incelenmesi gereken en büyük özelliği; Mevlevihane bütünselliği içerisinde, arasa meydanıyla bağlantılı olarak hareket etmekten geçer.

Tahmis Kahvesi ile ilgili daha detaylı, Mevlevihane bütünselliği içerisindeki anlatımı, Bülent Ağcabay tarafından daha kapsamlı, makale olarak yayımlanmıştır.
Fotoğraflar : Metin KARADAĞ
Yazı : Gazeteci-Yazar Bülent AĞCABAY Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.