DOĞAL ÇEVRE VE FOTOĞRAF
Eğer çevrenizde bir aydınlanma, poz değerinde bir yükselme, etrafınızda bir ferahlama hissederseniz; ya da kuş seslerinin çoğaldığı, su şırıltısının, dalga sesinin, çağlayan uğultusunun kolayca işitilebildiği bir noktadaysanız, bir sulak alanın kıyısında veya yakınındasınız demektir.

Bilindiği gibi su yaşamın temel unsurlarından biridir. Bu yüzden insanlar ilk çağlardan beri suya yakın olmayı kendileri için bir zorunluluk olarak görmüşler, köylerini, kentlerini, bağlarını, bahçelerini, sanayilerini, kısacası uygarlık adına geliştirdikleri her şeyi su kıyısında veya su ile kolayca ilişkilendirilecek şekilde kurmuşlar ve düzenlemişlerdir.
Su, her canlı varlık için yaşamsal önem taşırken fotoğrafçılar için farklı anlamlar ve olanaklar ihtiva etmektedir. Şöyle ki:

Işık yoğunluğu: Deniz, göl ve benzeri durgun su alanları, özellikle sakin havalarda, doğal bir ayna işlevi görürler. Üzerlerine düşen ışığı yansıtarak ışık yoğunluğunun artmasına neden olurlar. Ayrıca açık su alanlarında doğal ışığın objelere ulaşmasını engelleyen şeyler yoktur. Bu nedenlerle anılan yerlerde poz değeri bozkırlara, tarım alanlarına, ormanlara göre daha yüksektir.

Yansıma: Durgun sulardaki yansıma biz fotoğrafçılara yaratıcı imkanlar sağlar. Sudaki yansımalar ressamları, müzisyenleri de etkilemiş ve esin kaynağı olmuştur.

Açık alan: Sulak alanların bize çok doğal gelen bu özelliğinden çoğu kez fark etmeden yararlanırız. Örneğin ağaçların sık olduğu bir orman içinde belirli bir ağacı görüntülemekte güçlük çekerken, aynı ağacın göl ya da ırmak kenarında olması halinde, en az bir cephesi açıkta olduğu için onu kadraj içinde kolayca belirgin hale getirebiliriz.

Doğal bitki ve hayvan varlığı: Sulak alanlar organik madde üretimi açısından tropikal ormanlara eşdeğer ekosistemlerdir. Bu nedenle bitki ve hayvan varlığı bakımından zenginlik gösterirler. Özelilikle büyük kuş topluluklarının varlığı sulak alanların en dikkat çekici özelliklerinden biridir.

Sultansazlığı ve Doğu Toroslar – Kayseri
Kısacası sulak alanlar fotoğrafçıların rahat ve zevkle çalışabilecekleri yerlerdir. Genel olarak sulak alan tanımı ve ülkemizdeki sulak alanlardan örnekler vermeden önce tarihçesinden kısaca bahsetmek yararlı olacaktır.
Sulak alanlar çevreci düşünce ve yaklaşımların dünya üzerinde ilk el attığı konulardan biridir. Sığ göllerin, sazlıkların kurutulması, Ondokuzuncu ve Yirminci yüzyılların sıtma hastalığı ile mücadele stratejisinin bir parçası olduğu kadar, topraksız köylülere toprak dağıtma siyasetinin de temelini oluşturuyordu. Bu yüzden Dünyamızın her tarafında drenaj işlemine tabi tutuldular. Bu alanların ekolojik olarak çok değerli olduklarını önce bilim adamları ve kuş gözlemcileri fark ettiler. 
Nemrut krater gölü – Bitlis
İncelemeler, sulak alanların, çevrelerinin su rejimlerini düzenlediklerini, balıkçılık, hayvancılık, için olanak sunduğunu, bilimsel, estetik, rekreasyonel, signetik ve sportif değerler taşıdığını ortaya koydu. 1967 Yılında Uluslararası Doğa Koruma Birliği ( IUCN ) ile Türkiye Tabiatını Koruma Cemiyeti Ankara’da “Sulak Alanlar Ekoloji Teknik Toplantısı” düzenlediler.

Dünyanın ünlü bilim ve iş adamlarının katıldığı bu tarihi toplantının sonuç kararlarından biri de sulak alanların Dünya ölçeğinde korunması için uluslararası bir sözleşme hazırlanması idi. Dört yıllık bir hazırlıktan sonra sözleşme 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanarak hükümetlerin onayına açıldı.

Kısaca Ramsar Sözleşmesi olarak bilinen sözleşmenin açık adı “Özellikle Sukuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme”dir.
Ramsar Sözleşmesi sulak alan tanımını şöyle yapmaktadır: “doğal ya da yapay, geçici veya sürekli, suları durgun veya akıntılı, tatlı acı veya tuzlu, denizlerin gelgit hareketlerinin çekilme devresinde derinliği altı metreyi geçmeyen bütün sular, sazlıklar, bataklıklar ve turbalıklardır.” Sözleşme metninde sukuşu tanımı ise şöyledir: “ ekolojik olarak sulak alanlara bağımlı olan kuşlardır.”

Yukarıdaki tanıma ülkemizdeki bütün göller, lagünler, akarsular, sazlıklar, bataklıklar ve turbalıklar girdiği gibi, denizlerimizin özellikle nehir ağızlarına rastlayan kesimleri de sulak alan tanımı içindedir. Bu sulak alanların bazıları ise Ramsar kriterlerine göre uluslararası önem taşımaktadır. İsimlendirecek olursak, Beyşehir gölü, Eğirdir gölü, Burdur gölü, Manyas gölü, Uluabat gölü, Tuz gölü, Van gölü, Seyfe gölü, Sultan sazlığı, Akyatan ve Yumurtalık lagünleri, Gediz deltası ( İzmir Kuşcenneti) Balık gölü, Karine dalyanı ilk sıralarda yer almaktadırlar. Göller bölgesinde yer alan göllerimizde doğal peyzajlarının güzelliği öne çıkarken, kıyı bölgelerindeki göl ve lagünlerde kuş ve balık varlığının zenginliği dikkat çekmektedir.

Türkiye, sulak alanların korunmalarını ve değerli birer ekosistem olarak yönetilmelerini öngören Ramsar Sözleşmesini 1971 yılında imzalamış ve 1994 yılında onaylamış olmasına rağmen, ne yazık ki sulak alanlarımızın kaybı devam etmektedir. Su kaynaklarını yönetmekle görevli ve sorumlu kuruluşların bu konuda ciddi hatalar yaptığı sadece sulak alan kaybından değil, son yıllarda ülkemizin bazı bölgelerinde yaşanan su sıkıntılarından da anlaşılmaktadır. Fotoğrafçıların, özellikle de doğa fotoğrafçılarının doğal varlıkların yaşatılması için önemli katkılar sağlayabilirler. Sulak alanların değerlerinin ve güzelliklerinin yanı sıra sorunlarını da fotoğraflamaları, gösterilerinde, sergilerinde, yazılarında bunlara yer vermeleri toplumda bilgilenmeyi, farkındalığı artıracaktır.

Yukarıda da belirtildiği gibi, sulak alanlar, fotoğrafı çekilecek objelerin bolluğu, ışık yoğunluğu ve çekim ortamının ferahlığı nedenleriyle, biz fotoğrafçıların severek çalıştığı yerler arasındadır. Eğer doğa fotoğrafçısıysanız, kuşları, böcekleri görüntülemeyi seviyorsanız, sazların, kamışların, kındıraların çizgisel yapıları size çekici geliyorsa, peyzajları, yansımaları, geniş ufukları, çoşan çağlayan suları, ya da tam aksi, sükunetin en derinini anlatan görüntüleri kaydetmek istiyorsanız sulak alanlar istediklerinizi size cömertçe sunacaktır. Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Tansu GÜRPINAR
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Tansu Gürpınar ile Doğa : Doğal Çevre ve Fotoğraf
Tansu Gürpınar ile Doğa : Doğa Fotoğrafı
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"