e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
GENÇ FOTOGRAFÇILARIN “SYMZONİA” LARI
Romancı, şair (*), müzisyen, ressam, tiyatrocu, sinemacı,… bazı ustalar konuşma ve söyleşilerinde, imzalarını taşıyan metinlerde sıklıkla kendi sanat alanlarıyla ilgili olan, sonraki kuşaklardan maharetli, çalışkan, yaratıcı, umut vadeden genç sanatçı adaylarını işaret eder, zaman zaman onlardan övgüyle söz ederler. Kimi usta ise bunun üzerinde hiç durmaz, hatırlamaz veya kendinden sonra kayda değer hiç bir sanat insanı yetişmediğini düşünür, belki de.
Şiir ve yazın çevrelerinde bu durum önemli bir olumsuzluk belirtisi sayılıyor olmalı ki, (merhum) yakın zamanda kaybettiğimiz dil ustası Ali Püsküllüoğlu da şikayetçidir adeta, alanında duayen (**) kabul edilen ustaların, genç yeteneklere ilişkin olumlu tek kelime etmemelerinden. O nedenle belki de, “Gençlere El Uzatmak” başlıklı yazısında bu konuyu ele almıştır Ali Püsküllüoğlu (1). Üstelik şimdilerde artık yazın dünyamızda, diğer bütün alanlara oranla, gerek gazetelerin her hafta sunduğu kitap ekleri aracılığı ile gerekse yazı ustalarının gazetelerdeki köşelerinde bol miktarda olumlu örneğe rastlarız (2).
Bildiğimiz bir şey var ki bütün usta fotografçılar, genç kuşak fotografçıların çoğunluğu tarafından yere göğe sığdırılamaz, her etkinlikte başköşeye oturtulur ve gereğince iltifat görürler. Gelin görün ki hatırı sayılır sayıda yetenekli, yaratıcı, fotografa çok emek veren, bu günün usta adayı, geleceğin ustası genç fotografçılara ilişkin, ak saçlı - ak sakallı ustalardan iltifat niteliğinde sözler (ender bazı durumlar dışında) işitilmedi henüz.
Ne acıdır ki ; fotografın “pir”leri, başarılı “yeniyetme” fotografçıların çoğunu tanımazlar. “Varlığımızdan bile habersizler…, umursamazlar bizi,…” diye düşünmekte haksız sayılmaz, başarılı ve yetenekli genç fotografçılar.
Konuyu irdelerken, akla gelecek en önemli şeyin “eleştirmen”lik kurumu olacağını tahmin etmekteyiz. Biline ki kastımız eleştirmenler değildir. Fotograf ustalarınadır sözümüz. Eleştirmen kimliğinin devreye girmesi gereken aşamadan, yani sergi, gösteri, albüm,… gibi sunum aşamasından önceki aşamayı kapsamaktadır söylediklerimiz.
Kaldı ki Türkiye’de fotografın eleştirmenlik kurumundan mahrum olduğu veya eleştirmenlik kurumunun henüz emekleme evresinde olduğu söylenebileceği gibi, tek tek dahi olsa eleştirmenliğe meyletmiş bazı kimselerin mevcut donanımlarıyla, fotografçıları niteliği yüksek yeni yaklaşımlara ve açılımlara taşıyabilecek bir eleştirmen kimliği oluşturabildikleri de iddia edilemez.
Sözünü ettiğimiz eksiklik ustaların yaklaşımlarından mı kaynaklanmaktadır, koşullar mı buna mahkûm etmektedir yahut her ikisi birden mi etkili olmaktadır, ya da akla gelmedik başka nedenler mi vardır ?... Herhangi bir hüküm geliştirmek oldukça zor. Mamafih fotograf dünyamızda böyle bir eksiğin bulunduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Bununla birlikte sözünü ettiğimiz eksiklik; onarılamaz, düzeltilemez bir eksiklik de değildir.
Fotograf : Tekin Ertuğ , 2002 (Çocuk ve Oyun)
Üç çeyrek asırlık ömre merdiven dayamış ya da yarım asrı geride bırakmış ve ülke çapında tanınmış olan ustaların, kendi yaşamlarına ilişkin kaygıları da bir tarafa itmeksizin, yetenekli genç fotografçıların çalışmalarını incelemeleri çok zor olmasa gerektir. Saçı sakalı ağarmış, fotografa bir ömür vermiş ustaların genç fotografçılara ilişkin güdüleyici ve olumlu şekilde takdim edici sözleri (referansları) ya da yazıları, hiç şüphesiz oldukça önemlidir.
Aksi halde istisna durumlar dışında, genç yeteneklerin hak ettikleri kariyeri elde etmeleri ve isim sahibi olmaları süreci beklenin veya olması gerekenin çok ötesine uzar. Zamanın ibresi kaçınılmaz olarak yetenekli, yaratıcı ve başarılı genç fotografçıların aleyhine işler.
Bu gün “elli”li yaşlarında bulunan orta yaş grubu fotografçıların, kendilerinden önceki kuşaktan ustalar tarafından pek de itibar görmedikleri dikkate alındığında, böylesi önemli bir fırsatı hiç elde edemedikleri ya da kaçırdıkları söylenebilir. O halde, artık ustalık mertebesine erişmiş bu kuşaktan fotografçıların, yaşadıkları olumsuz deneyimleri anımsayarak, ardlarından gelen genç fotografçıları önemsemelerini ve bu bağlamda şimdiye dek oluşmuş bütün olumsuz havayı dağıtacak şekilde, onların çalışmalarına ilişkin görüşlerini çeşitli platformlarda dile getirmelerini beklemek yanlış olmasa gerektir.
Radikal Gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı “Kim Basar Senin Romanını” başlıklı (3) yazısında İsmet Berkan, belki de bütün bir sanat dünyasını yakından ilgilendiren; “kulaklara küpe” niteliğinde, son derece düşündürücü örnek bir olay aktarıyor bizlere.
Yakın zamanda okuduğu bir kitaptan söz ediyor Berkan, yazısında (**), “…Kitabın adı 'Irrationality' yani 'akıldışılık.' Yazarı Stuart Sutherland. Pinter & Martin,
Amerika'da şakacı ve kimliği belirsiz bir kişi, 1977 yılında, Polonya asıllı ünlü yazar Jerzy Kosinsky'nin 'Adımlar' (Steps) adlı ve sadece sekiz yıl önce 1969 yılında Amerika'da Ulusal Kitap Ödülü'nü kazanmış olan yapıtını daktiloya çeker ve takma isim altında ondört büyük yayınevine ve onüç de edebiyatçı menacerine gönderir. Kitabın gönderildiği yayınevleri arasında Steps'in yayıncısı Random House da vardır… Kitabın gönderildiği toplam 27 adresten hiçbiri, ki bunların hepsi yayıncılık ve edebiyat dünyasının göbeğindeki adresler, kendilerine gönderilen kitabın zaten yayımlanmış, halen piyasada satılan bir roman (Steps) olduğunu anlamadıkları yetmezmiş gibi, bir de hepsi birden 'Bu yayımlanmaya değmez' diyerek kendilerine gelen romanı geri çevirmişler… İlk ve en kolay izah tarzı, 'halo efekt' denen etki. Yayınevlerine ve menacerlere gelen zarfların üzerinde Jerzy Kosinsky adı yer alsaydı, sırf bu ismin varlığı kitabın yayımlanmasını kolaylaştıracaktı veya en azından reddedilmesini zorlaştıracaktı… yazarın iyi kabul edilen, zaten ödül de almış olan kitabı dahi olsa, kitap isimsiz birinden gelince okunmuyordu bile ve kolayca reddediliyordu… Kosinsky olayının bir benzerini psikiyatristler kendi alanlarındaki akademik yayın organlarını denemek için düzenlemişler ve çeşitli akademik dergilere daha önce yayımlanmış makaleleri hiç tanınmamış bir takım kişilerin ismiyle yeniden yollamışlar… Sonuç korkunç: Dergilerin pek çoğu gelen makalelerin daha önce yayımlanmış şeyler olduğunun farkına bile varmamış. İşte o farkına varmayanlar da, daha önce yayımlanıp övgüler almış olan makaleleri reddetmişler,… yani yayımlanabilir bulmamışlar!
Böylesi karamsarlaştırıcı bir örnekle ortaya konan ironinin yaşam içinde belirleyici rolü olduğunu teslim ettikten sonra, bu kez fotografa ilişkin sıcak ve olumlu bir örnek sunmak istiyoruz.
Doğan Hızlan’ın gazetedeki köşesinde, “Gündelik Yaşamdan Sanata Bakış” başlıklı yazısının içinde “İğne Deliği Fotografları” Çok Ayrı Bir Görsel Lezzet alt başlığıyla aktardığı fotograf şölenine ilişkin metin şöyleydi (4).
"İğne Deliği" tekniğini kullanan 33 genç fotoğrafçının çalışmaları her zaman bulunup görülecek cinsten değil. Yine İstanbul Modern’de düzenlenen sergideki fotoğrafların teknik özelliğini yazmalıyım önce. Adana Adasokağı Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Nuri Gürdil’in kurduğu fotoğraf atölyesine katılan öğrenciler, gerekli donanımı sağlayamadıkları için sorunu fotoğraf makinesinin en ilkel hali sayılan ve Camera Obscura ilkesine dayalı çalışan Pinhole / İğne Deliği tekniği ile çözmüşler. Öğrenciler, üzerlerine delik açılmış konserve kutularını ve benzer nesneleri kullanarak İğne Deliği düzeneklerini yaratmışlar. Yaratıcılığın en zor koşullarda bile kendini göstermesinin başarılı bir örneği. Bu çalışmalarıyla ödüller almışlar, yurtdışındaki sergilere çağrıldılar. Öğrenciler, Adana ve çevresinin anıtsal yapılarının, kültürel mirasının fotoğraflarını çekmişler. Sergi küratörü Engin Özendes, "genç fotoğrafçıların ellerinden çıkan fotoğrafların yüksek bir estetik değere sahip olduğunu" belirtiyor. Gerçekten, çok etkileyici fotoğraflar.
Kül Öykü Gazetesinde yayınlanan “Kıyı Nerededir“ başlıklı yazısında Aydın Afacan da(5); John Cleves Symmes, “Symzonia” adlı kitabında kutuplarda birer delik bulunduğunu, gemilerin bu deliklerden içeride, yani “Symzonia” adını verdiği iç dünyada seyahat edebileceğini…, söyler ve herkesin bir “Symzonia” sı olmalı, şeklinde etkili, naif bir vurguya da yer verir.
Eğer genç kuşak fotografçılardan başarılı eserler ortaya koyabilenler, fotografın duayeni olarak kabul edilen fotograf ustaları tarafından olumlu birer cümle ile bahsedilmezlerse, istemeseler de ömürleri boyu kendi Symzonia’ larında bir başlarına seyahat etmek zorunda kalabilirler.
Ama eğer, ustalar yazılarında yahut kendileriyle gerçekleştirilen söyleşilerde genç yeteneklerden birer olumlu cümle ile söz ederlerse, Symzonia’ larında onlarla birlikte herkesin seyahat etmesine yardım etmiş olurlar.
Tekin ERTUĞ
(*) “Şiir” i Edebiyat kapsamında ele alanlar olduğu gibi, edebiyatın dışında kabul edenler de var. O nedenle sadece “Edebiyat” ya da “Yazın” demek yerine, “Şiir ve Yazın” diye yazılmıştır.
(**) Duayen : Aksakal ( Fransızca Doyen ) Bkz. www.tdk.gov.tr Güncel Türkçe Sözlük
(***) Sayın İsmet Berkan’ ın yazısından sadece bazı cümleler seçilip alınmıştır. Böyle bir kısaltmaya gidilirken de içerik ve anlam değişikliğine yol açmamaya özen gösterilmiştir. Seçtiğimiz cümlelerden dolayı bir kusurumuz var ise, bağışlanmayı dileriz.
(1) Püsküllüoğlu Ali – Dile Karışılmaz mı ? ( Dil ve Şiir Yazıları ), Deneme, Can Yayınları, 2008, s.139- 140
(2)Olumlu bir örnek için Bkz. Tamer Ülkü – Çileli Yolda Çılgın Gezginler, Sabah Gazetesi, 18.06.2007
(3) Berkan İsmet - “Kim Basar Senin Romanını ?”, Radikal Gazetesi, 20.04.2008
(4) Hızlan Doğan - “İğne Deliği Fotografları” Çok Ayrı Bir Görsel Lezzet, Hürriyet Gazetesi,04.08.2008
(5) Afacan Aydın - Kıyı Nerededir, Kül Öykü Gazetesi, Ekim 2007, Sayı: 8
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : Kapak Fotoğrafı
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : Fotoğraf Atölyeleri
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : Mayıs 2008'de Gerçekleşen İki Büyük Fotoğraf Etkinliğine Dair
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : Mut'da Dogay
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : Fotoğrafçı "Hatırat" ı
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : Bilgisayar Başında Sergi ve Açılış Kokteyli
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : Yılan Adası ya da Gül Adası
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : Bitiş Çizgisi
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından: Eser Adı İsimsiz
Tekin Ertuğ ile Sanatın Kıyısından : "Roman" a Öykünen Fotoğraf
Tekin Ertuğ ile Söyleşi - 1
Tekin Ertuğ ile Söyleşi - 2
Tekin Ertuğ ile Söyleşi - 3
Tekin Ertuğ ile Söyleşi - 4
Tekin Ertuğ : Fotografla Portre Yapmak ve Fotografçının Yaratıcılığı
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.