“Afedersiniz.. Kitabınızı imzalamadan önce yüzüme bakmanızı, sonra birşeyler yazmanızı istiyorum.”
Bunu yapmaya çalışırım. Ancak önce şaşırdığımı söylemeliyim. Daha önce de birçok kez kitap imzaladım. İnanın ilk kez oluyor bu. Oysa öyle kolay kolay şaşırmam ben. Hep, herşeye hazırmışım gibi gelir. Ya da öyle olduğumu düşünmek, kendime oynadığım bir oyun. Demek ki hep, herşeye hazır değilmişim. Şaşırdığım gerçekse bu da öyle. Yine de bu şaşkınlığı yaşadığımı unutmaya çalışacağım. Hiç bir şey olmamış gibi davranıp hep, herşeye hazır olduğuma inanmaya çalışacağım. Öyle gerekiyor. İçimdeki o güçsüz, hemen açılıveren kilidin üstünü birşeylerle örtmem gerekiyor. Söküp atamadığıma göre örtmeliyim.

Buraya gelirken uzun bir süre yürüdüm. Başka insanların yüzüne bakmamaya özen göstererek yürüdüm. Ne garip değil mi? Şimdi siz, sanki bunu biliyormuşsunuz gibi, yüzünüze bakmamı istiyorsunuz.
Pencereden dışarıya bakar mısınız? İşte şu bahçe duvarı. Üç gün önce o duvarın üstüne oturup bekledim onu. Eskiden de onu hep orada beklerdim. Yaklaşık üç yıl. Belki başka beraberliklerden farkı olmayan, ama nedense bizim öyle olduğunu savunarak geçirdiğimiz üç yıl. Söz verdiği saatte geldi. Yüzünde, yeni insanı tarafından takılmış, doğrusu hiç de yakışmayan bir maske vardı. 
Sık sık kontrol ediyor, düşmemesi için belirgin bir özen gösteriyordu. Onu düşürmemesi için sıkı sıkı tembihlendiği o kadar açıktı ki. Maskeyi çıkarmayacağını çok iyi anladığım halde yine de sürdürdüm konuşmamı. Başka şansım olmayacaktı biliyordum. O yüzden sürdürdüm.
Sözlerimi bitirdiğimde kovdu beni yaşamından. Bir de anımsayabildiğim, konuşmaya çalıştığım sırada, maskeyi takanın onu sık sık araması, maskeyi çıkarmamasını yeniden, yeniden anımsatması. En zor olan buydu sanırım. En çok acı veren, en çok parçalayan buydu.
Bir taksiye binip oradan uzaklaşmayı becerebildim sonunda. Gidecek yeriniz yoksa taksiden inmek zorunda kalırsınız. Geri döndüğümde yoktu. Ona, o maskeyi takanın yanına koştuğunu biliyordum. Maske takanın, maskeyi çıkarmadığı için onu kutlayacağını, sonra bu kutlamayı birlikte sürdüreceklerini biliyordum. Geceyi, maske takanın onun çıplak bedeninin üstüne abanıp debelendiğini düşündüğümde ise, başımın döndüğünü, kustuğumu anımsıyorum.
Sonra uyuttular beni. Yeniden doğrulabilmem için, yürüyebilmem için. Birileri için de olsa yürüyebilmeniz gerekir. Bunu isteyip istemediğinizi en son size sorarlar. Biliyor musunuz? Onun için de yürüyebilmem gerekiyor benim. Maske takanın yanında rahat olabilmesi için bir yas devresi gerekmiyor artık. Buraya gelirken, neden insanların yüzüne bakmak istemediğimi anladığınızı sanıyorum.
Ve şimdi siz, kitabımı imzalamadan önce, yüzünüze bakmamı, sonra da birşeyler yazmamı istiyorsunuz. Bir yasak koymadığınıza göre, yazmaya başlamadan önce, size birşeyler sorabilir miyim?
İnsanların yüzüne baktığımda, yüzlerinin etrafına dört çizgi koyarım hep. Sanırım fotoğrafın getirdiği bir alışkanlık. O zaman baktığım yüz herşeyden arınmış gibi gelir. Yine de yalan söylemeyi sürdürür fotoğraf. Ancak yalan yalnız kalır.
Bu akşamki yüzünüz hangi yüzünüz? Örneğin, her cumartesi günü burada yapılan söyleşilerde aynı oyunu oynayan yüzünüz olabilir mi? Bu oyun, cumartesi günleri buraya oturan kişileri farkında olmadıkları bir ankete sürüklüyor olabilir mi? 
Bu akşamki yüzünüz yeni bir oyuncu bulabildiği için gülümseyen, ama evinize gittiğinizde böyle bir hile yaptığı için bakamayacağınız yüzünüz olabilir mi?

Bu akşamki yüzünüz hangi yüzünüz? Yoksa, az önce düşündüğüm o sevimsiz oyunun uzağındaki yüzünüz mü? Bu akşamki yüzünüz böyle bir soruyu ilk kez yönelten yüzünüz olabilir mi? 
Yüzünüze çok kısa bir süre bakabilmeme karşın, hemen görebildiğim o aydınlık bu akşamki yüzünüze mi ait? Bu akşamki yüzünüz, az sonra, o aydınlığı yeniden görmek istediğimde, kaçıracağınız yüzünüz mü?
Bu akşamki yüzünüz hangi yüzünüz? Az sonra dışarıya çıkacağız. Buradaki insanlar, az önce görmüş olsalar da tanımayacaklar beni. Tanımış olsalar bile, yüzlerini başka bir yöne çevirebilecekler. 
Bu akşamki yüzünüz o yüzlerden biri mi? Sokakta bir başıma kaldığımda, üşüdüğümde, anımsayabileceğim yüzünüz mü bu akşamki yüzünüz? Yoksa sokağa adım atar atmaz unutmamı isteyeceğiniz yüzünüz mü?
Bu akşamki yüzünüz, kurallarını sizin koyduğunuz bu oyunu sürdürmek istediğimde, yarın ve artık yanınızda taşımayacağınız yüzünüz olabilir mi? Oyunu bitirmek istemediğimi, bu akşamki yüzünüzü yeniden arayabileceğimi söylediğimde, ya da bunu siz anladığınızda, artık telaşlar içinde kalacak olan yüzünüz, bitirme, kurtulma, uzakta olabilme tuzakları hazırlayan yüzünüz, bir sonraki yüzünüz mü olacak? 
Bu akşamki yüzünüzü, o yüzünüzle barışık olmaya hazırladınız mı? Yoksa yüzlerinizi birbirine göstermemek için hep bir öncekinin üstünü karalamaya alışkın mısınız? Hep birbirini tanımayan yüzleriniz mi olacak sizin?
Bir sonraki yüzünüze bakmamamı, sizi artık göremememi başardığınızda rahatlamış da olacaksınız. 
Bu akşamki yüzünüzü hiç aramadan, ona hiç seslenmeden de olabileceğinizi düşünebiliyorsanız sorun yok. Peki, artık hiç anımsamadığınız, size artık bir yabancı gibi gelen ve bende kalan yüzünüz ne olacak?
Şimdi birşeyler yazabilmem için söyler misiniz, bu akşamki yüzünüz hangi yüzünüz?
03 Aralık 2000, Ankara
Tuğrul Çakar’ın “İki Hayat Çek Usta, Bol Acılı Negatif” adlı kitabından alınmıştır. (Komer Kültür Sanat Yayınları) 1946 yılında Sakarya’da doğdu. Yüksek öğrenimini Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde tamamladı. Fotoğraf çalışmalarına 1978 yılında başladı. 198l – 1985 yılları arasında Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nde ( AFSAD ) Yönetim Kurulu, Fotoğraf Dergisi’nde ise Yayın Kurulu ve Danışma Kurulu üyeliği yaptı. 1980 – 1993 yılları arasında Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü’nde fotoğrafçı olarak çalışan Tuğrul Çakar ilk kişisel sergisini l985 yılında Londra’da açtı. Sergi çeşitli üniversitelerin isteği üzerine iki yıl açık kaldı. Ankara ve İstanbul’da tekrarlanan sergi istek üzerine son olarak İzmir’de izlenime sunuldu. Bu dönemde İngiltere’de yayınlanan “ The Photographer ” Dergisi’nde makalesi eşliğinde portfolyosuna yer verildi. Çok sayıda saydam gösterisi de düzenleyen Tuğrul Çakar, günümüze kadar olan çalışmalarını 10 kişisel sergi ve karma sergilerle Türkiye’nin pek çok yerinde izlenime sundu. Ulusal ve uluslar arası alanda düzenlenen birçok fotoğraf yarışmasında seçici kurul üyeliği yapan ve 1993 yılında Gazi, 1999 yılında Hacettepe Üniversitelerinde fotoğraf dersleri veren Tuğrul Çakar, Uluslar arası Fotoğraf Federasyonu (FİAP) tarafından “ A FİAP ” ünvanı ile onurlandırılmıştır. Çok sayıda fotoğrafı ödüle değer bulunan Tuğrul Çakar, Adana Fotoğraf Amatörleri (AFAD) ile Fotoğraf Sanatı Derneği (FOTOGEN) üyesi olup, FOTOGRAF SANATI KURUMU’nun (FSK) da kurucu üyesidir. Ayrıca DASK (Doğa Araştırmaları Sporları ve Kurtarma Derneği) üyesi olan Tuğrul Çakar DOGAY (Doğada Görüntü Avcılığı Yarışması)’nda DASK temsilcisi olarak Seçici Kurul Üyesidir. 1990 yılında ‘ SUYA ÇAĞRI ‘, 1992 yılında ‘ FIRAT’I BEKLERKEN ‘ adlı iki fotoğraf albümü yayınlayan Tuğrul Çakar, 1993 yılına kadar yayınlanmış fotoğraf yazılarını ve öykülerini “ EN UZAKTAKİ GRİ ” isimli kitapta topladı. Yazmayı sürdürdüğü öyküleri ise, İMGE yayınevi tarafından, l999 yılında “ AKŞAMÜSTÜ YİNE HÜZÜN ”, Komer Yayınevi tarafından “ İKİ HAYAT ÇEK USTA BİR BUÇUK BOL ACILI NEGATİF” İsimleri ile yayınlandı. Son olarak elle renklendirilmiş fotoğraflarından oluşan albümünü “ CAM EVLERİN KADINLARI” ismi ile yayınladı. Fotoğraf ve yazın üzerine yoğunlaştırdığı çalışmalarını Ankara’daki atölyesinde sürdürmekte, Başkent Üniversitesinde öğretim elemanı olarak çalışmaktadır. Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Tuğrul ÇAKAR Hakkında
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
04 Ekim 2008 MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
06 Ekim 2008 ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
11 Ekim 2008 KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"