ANADOLU’NUN
AFORİZMALARI VE SIRLARI
Ben Anadolu’yum!
Yaşım insanlık- dünya yaşına eş
Adem’le doğdum, İsa’yla büyüdüm, Muhammed’le olgunlaştım
Her gün bir Ali’yle, bir Ahmet’le doğan kader benim…
Anadolu; arkeolojinin, tarihin, acıların sevinçlerin, bereketin, ev sahibidir. Dünyanın medeniyet merkezi, medeniyetin kaynak gibi aktığı toplumlara, kavimlere ve insanlığa bir ışık gibi yayılan üç yanı bereketle çevrili yaşam alanıdır.
Yunanca: Aνατολή, Latince: Asia minor’dur. Tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapan “Bin Tanrılı İl” ismini de almıştır. Sümer, Asur, Hitit, Yunan, Lidya, Kelt, Pers, Roma, Doğu Roma, Selçuklu, Osmanlı gibi birçok devlete, tarihe damga vuran büyük küçük önemli toplumlara ev sahipliği yapmıştır. Milyonlarca insanın bedeni bu topraklara emanet edilmiştir. Anadolu’da yaşamış kavimlerin kendilerine özgü dilleri, lehçeleri, şiveleri ve ağızları mevcuttur. Buna bağlı olarak birçok gelenek görenek ve günümüze kadar ulaşmış toplumları yönlendiren toplumsal refleksler, Anadolu’nun en büyük zenginlikleridir. Başka bölgeler gibi bir haftalık hafızası olmayan, tarihten de öte bir geçmişe sahip yiğitlerin mekanıdır. Aslında kimseye ait değildir Anadolu, emanettir, bir dünya mirası, gelecek kuşaklara aktarılması gereken gerçek bir yaşam hikâyesidir. Sahip olmak için amansızca yarışılan bu topraklar üzerine birçok devlet kurulmuş ve birçok kavim Anadolu’da yok olmuştur. Ancak bu kavimlerin izleri yer üstünde olmasa da yerin altında bizleri beklemektedir.
Nice yaşanmış ve yaşanan hikâyeler vardır. Anadolu’nun sırları bu hikâyelerdir. Bu sırlar bazı zamanlar yürek burkan, bazı zaman feyz alınan, bazı zamanlar da hayatımıza yön verir. Sırrın şifresi dağlardadır, gizlidir, kimse bilmek görmek istemez, günahların saklandığı ancak sevapların saçıldığı bir dünyaya uygun bir gerçektir.. Tamamıyla keşfedilmemiş gönül gözüdür, erdemdir, bendir, sendir, hissedendir. Türk’ü Arap’ı, Kürt’ü Çerkez’i, Alevi’si Sünni’si Yezidi’si ve ismini saymadığım birçok ırkın ve dinin harmanladığı sırlar diyarıdır. Mevla’nın kulları, 72 dilin sahibi Anadolu insanı, ecnebinin algılayamadığı ev sahipliği ile ruhlarımızı, yolumuzu aydınlatmalıdır.
Kaybolmaya, yitirmeye başladığımız Anadolu erdemleri, insanların dillerinde, türkülerinde, manilerinde, masallarında yaşıyor. Bendeniz bu masalları aradım bulduklarım da sizindir…
SIR 1
Aforizma: “Toroslar’da duman tütüyor rahat uyu Türkiye”
Yer: Mersin – Gözne Yaylası
Toroslar’da yaz kış göçen bir Yörük ailesi
Dumanı tüten naylon bir çadır, anne baba koyunlar dağlara sürülmüş, yaşı ile doğru orantılı olan kuzular küçük çoban Ali’nin yönetiminde. Güzel gülümsemesiyle bizleri karşılıyor.
Sisli bir hava çadırdan bir kiler var. Anadolu kadını her zaman ki gibi boş durmuyor. Sürüden gelecek evin reisi için hazırlık yapıyor.
Bedeni küçük Anadolu’nun sırlarını çok iyi bilen Ali yüreğini açtığı gibi evini de bizlere açıyor. Yüzü güleç zorluk bilmeyen ruhu var.
Aforizma: “Yokluk, herşeye zorunlu olarak tokluktur.”
Eski bir soba, ısınan su ile bulaşık yıkayacak çadırın hanımı. Ali’nin yüzüne gelen ışığın sanki bir sırrı var. Onu hissetmek ve bilmek gerekir. Aramak lazım o sırrı.
Her ne kadar küçük olsa da hayatın zorluklarının bilincinde Ali oğlan. Kapısının aralığından attığı bakış ile yeni sıfatlar ekleniyor Ali’ye kendimizce: Masum ve Olgun…
Ali’nin sorumlulukları var. Hava soğuyor ahıra girmeli koyunlar. Ali oğlan takıyor önüne koyunları
Aforizma: “Fakir daha tok zengin daha aç olmuş ben neyleyeyim”
O ne de olsa bir çocuk, oyun alanı koyunların olduğu yer, oyuncakları kuzular.
Bir de kardeşi var Ali oğlanın. Çıkıyor çadır evden masumca.
O küçük yüreği gibi kıvırcık güzeli. O kadar masum ki ağzından bir kelime bile alamasak da maşallah demek gereken yüzü her şeyi anlatıyor.
Çadır evin kapı aralığından attığı bakış yüreklere bir iz bırakıyor. Bu sırrın adı masumiyet.
Aforizma: “Gerçek mutluluk mal mülke sahip olmak ile değil, akıl ve erdeme sahip olmak ile mümkündür.”
Hava iyice soğuyor masum prensesin gitmesi gerekli Ali oğul büyüklüğün verdiği şevkle hala bizle.
Dağlarda öyle yaşamlar saklı ki, hayıflandığımız zamanları kayıp zamanlar diye nitelendirebiliriz. Bu yaşamlar mutlu olabilme çabalarını içinde barındırır. Fotoğraflar bunların bir yanıdır, iki boyutlu olanıdır. Daha iyi anlayabilmek için üçüncü boyutu görüp hissetmek gerekir.
SIR 2
Aforizma: “Yaşamaya mecbursun; yediğin ekmeğin, başını sokabileceğin bir dört duvarın varsa devam et yaşamaya”
Yer: Mersin - Adanalıoğlu
Ya dört duvarı olmayanlar, yaşamları çadırlarda geçenler, burada doğup burada ergen olanlar. İşte yaşamın bir gerçeği olan ırgat çadırlarında nefes almaya çalışanlar.
Taşıma suyu ile değirmen dönmez diyenlere inat edercesine değirmeni döndürenler.
Çadırın anaları, evlatları, engellileri…
Aforizma
"Farzet ki olmasın başka dünya,
işte o zaman alkışlar seni
tüm dünya."
"Farzet ki olsun başka dünya,
işte o zaman yuhlar seni
tüm dünya."
Gençler ama bir otorite yanında beklemek zorundalar.
Çadırları içinde beklentileri var, umutları var, istekleri var ama çadırın içinde. Bir türlü o çadırın önünden ayrılamıyorlar.
Aforizma: Sıyrıl kabuğundan yeni zengin ufuklara. Ancak sıyrılırken iç zarını da unutma.
Çadırın önünden ayrıldıklarında mana da değişiyor, eşarbın uçuştuğu gibi, özgürlükleri de serbest kalıyor. Arkada bırakıyor tutsaklık halindeki ruh halini…
Yeni nesiller bu hapsi yırtarcasına bakıyorlar bizlere. Siyah beyaz da olsa fotoğraf, mavi gözleri ile daha mutlu daha umutlu…
Aforizma: Umut fakirin ekmeği diyenlere umut yiğidin lokması de.
SIR 3
Aforizma: “Kaybedeceğin her değer yaşadığın coğrafya için dönüşü olmayan bir felakettir.”
Zaman, Anadolu’nun değerlerini yok etmeye çalışır, betonlar samimiyeti, plastikler kalaycıları, batı da doğuyu yok etmek için çabalar. Bir nevi başarmışlardır, ancak ruh sağlamdır ayaktadır. Ruhun bedenlendiği fotoğraflar da karelerimizde saklıdır.
Arabalar ve minibüsler, eşekleri atları tarihten sildiler. Anadolu’daki kırıntıları için ustalar harıl harıl çalışmaktadır. Yorgun bitkin vazgeçmiş bir halleri varsa da ruhun içinde yıkılmaz bir kayadır.
Karanlıklar içindeki ruh.
Bu ruh, erdemdir, bu ruh ahlaktır, bir tür mihenk taşıdır. Her ne kadar az da kalsalar genler bu ruhu taşır ve yeri gelince harekete geçirir.
Aforizma: Karanlıklardan korkma, güvendiğin, ruhunu bildiğin, yürüyebileceğin yerler için karanlık; en güvenilir alanlardır.
Babanın gölgesinde oğul, ama oğlun gölgesi olacak mı zamana karşı, savaşabilecek mi bilinmez. Ama bu küreselleşen dünyaya, fabrikalaşan, ruhlarını kaybetmiş insan sürülerine bu kadar dayanması bile mucize.
Aforizma: Yeni nesil esir değil, umut dolu bir gelecektir.
Son kalay der gibi uzatıyor usta objektifimize doğru sanatını. Sır, bu kalayda diyorum içimden. Görebiliyorum, hissedebiliyorum, ama çare bulmak istiyorum o an karar veriyorum yazmalıyım, karelemeliyim, kanıtlamalıyım bu sırrı. Belki zamanla ama peşini tek nefer de kalsam bırakmamalıyım.
Aforizma: “Düşünce şekliniz öyle olmalı ki herkes ruhunuza bakıp orada neler olup bittiğini görebilmeli.”
Çeyizlerin bir numaralı malzemesiydi yorganlarımız. Değeri ne kadardır fabrikadan çıkmış herkes için üretilen yorganın bu el emeğinin yanında. Baş harflerinin yazıldığı, yumuşacık üzerimize örtülen bu değer kayboluyor.
Bıçak gibi bakışları ile bıçak ustası, Bursa bıçakları ile yarışmaya çalışıyor. Yörükler çok iyi bilir, çakılar vardır yarı hilal çeklinde bunu üreten ustam, şimdi işler nasıl dediğimizde; bizim bıçakları hiçbir şey geçemez ama KÖTÜ…
3 metrekarelik bir dükkânda, kalayın temizlenmesinden dolayı bir is kaplamış her yanı. Ustam asmış ailesinin fotoğrafını çerçeveleyerek duvara, ama görmek ne mümkün kazımak gerek çerçeveyi. Bu is ciğerlerine de yansımış. Belgeler ellisi dese de gözler bir başka konuşuyor ustam için. Ama sarılmış ata yadigârı el emeğine, savaşıyor plastiğe karşı tek nefer tek ruh ama yok olmayan ve yok olmayacak bir ruh ile.
Tek cümle tek söz;
HERŞEYE RAĞMEN
Anadolu’da nice sırlar vardır. Bu sırları, düşünce yapılarını, kültürleri, özümsemek, harmanlayıp Anadolu kültürü diye yaymak en doğru olandır. Baktığımızın ardındakini görebilmek için bu özü hissetmemiz gerekir. Bu doğrultuda sorumluluk sahibi olan çok gezen ve görenler bunu daha iyi aktarabilirler. Anadolu samimiyetin kaybolmamış değerlerin ana vatanıdır. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan duygu ve düşünceler bu toprakların özüdür. Bu özü görmek hissetmek bu sırları çözmek ile alakalıdır. Dağlara çıkıp Karadeniz yaylalarını görmek, Toroslar’da gezinip Yörüklerle ayran içmek, Meke’ye gidip dervişin zikrini anlamak, Ege’de tarlalarda üzüm kesmek, Mardin’e gidip farklı dinleri irdelemek, Konya’da Mevlana düsturunu öğrenmek, Diyarbakır’da eski Diyarbekir’i özlemek, Hemşin’de Lazcayı kuş dilini işitmek, Muğla’da Ortaca’da Güzelyurt’ta cennet gibi koyları, tertemiz köyleri algılamak gerekir bu sırra ermek için. Bu sır bu erdem asıl medeniyettir ne taklit ne de üzerimize kaplatılmak istenen, öz olan doğru olandır.
“Zihniyet ve şahsiyet eğitimi ancak derin tecrübesi, engin bilgisi, temiz vicdanı, sağlam İmanı, güzel ahlâkı, selîm zevki, coşkun şevki, ilâhi aşkı, tasavvufî neş'esi olan yüksek seviyeli, erdemli kişilerin, zümrelerin ve çevrelerin işi...”
Tuna AKÇAY
Kaynakça
- Bilgi Üzerine Özlü Sözler - Prof. Dr. Coşkun Can Aktan
- Ahlak Üzerine Özlü Sözler - Prof. Dr. Coşkun Can Aktan
- Düşünme Kavramları ile İlgili Özlü Sözler – Dr. Ahmet Karahisari
- Anadolu ve Rumeli Türk Kültürünün Oluşmasında Sevgi ve Hoşgörü Düşüncesi
Mimarı Mevlana Celalettin Rumi’nin Etkisi - Prof. Dr. Erman ARTUN
- Ahi Kelimesi Türk Kültüründe Ahilik – Doç. Dr. Yakup Karasoy
- Türk Medeniyeti Tarihi – Prof. Dr. Mehmet Şeker
Tuna AKÇAY Hakkında
1981 Çanakkale / Küçükkuyu doğumludur. İzmir’de doğup büyümüş Manisalı bir baba, Manisa doğumlu kökeni uşak olan annenin ortanca evladıdır. Babasının Türk Silahlı Kuvvetler mensubu olması nedeniyle sırasıyla; Çanakkale - Küçükkuyu, Sivas - Altınyayla, Isparta, Hakkari - Çukurca, İzmir, Adana, Elazığ, Bilecik - Söğüt’te yaşar. Çocukluğundan beri Anadolu’nun farklı yörelerinde yaşaması nedeniyle genç yaşta kültürel çeşitliliği karelerine taşır. 2000 yılında Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümünü kazanır. Bir yıl Almanca hazırlık okur. Dört yılda da lisans dönemini bitirir. Üniversite yıllarında ülkemizin önemli antik kentlerine Arkeolojik geziler organize eder. Ayrıca ülkenin birçok yerinde gerçekleştirilen çeşitli kazı ve yüzey araştırmalarına katılarak mesleki anlamda bilgisini geliştirir. Bu araştırmalar kazılar sırasında arkeoloji fotoğrafçılığı hakkında fikirler, çalışmalar üretmeye başlar. Özellikle 2001 yılından beri Doç. Dr. Emel Erten başkanlığında yapılan Olba Arkeolojik Yüzey Araştırmasında binlerce kareden oluşan araştırma arşivine katkı sağlar. 2005 yılında Arkeologlar Derneği Mersin Şubesinde kurucu üyesi olarak yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini üstlenir.

Fotoğraf: Memduh Ekici
Daha sonra ilk seçimde başkanlığa seçilerek Mersin’de arkeolojik tahribatı önlemek ve arkeologların özlük haklarını korumak için çeşitli çalışmalarda bulunur. Arkeolojinin tanıtımı, korunması ve kültürel bilgilendirmenin sağlanmasını amaçlayan projelerde koordinatörlükler yapar. Bu konu ile ilgili çeşitli gazetelerde ve yayın organlarında basın bildirileri, köşe yazıları yayınlar. Arkeologlar Derneği Mersin Şubesi’nin 2008 yılında düzenlenen II. Olağan Genel Kurul Toplantısında tekrar başkanlığa seçilir. 2005 yılında Mersin Üniversitesi Arkeoloji Anabilim Dalında Yüksek lisansına başlar. 2008 Ocak ayında da “Olba Mezarları” başlıklı master tezini vererek M.A. unvanını alır. Daha sonra 2009 yılında Almanya’nın Köln üniversitesinde Doktora eğitimini almaya hak kazanır. Bir adet uluslararası bilimsel makalesi ve çeşitli popüler dergilerde yazıları da yayınlanır. 2001 yılından beri fotoğraf sanatı ile ilgilenmektedir. Fotoğraf çalışmaları, portre, yaşam, doğa, estetik arkeoloji ve belgesel fotoğrafçılığı üzerinedir. Fotoğraf ve arkeolojiyi estetik bakış açısıyla değerlendiren çeşitli makaleleri bulunmaktadır. Fotoğraflarını kendi web sitesinde ve paylaşım sitelerinde yayınlar. Ayrıca ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmalarında dereceleri ve başarıları bulunmaktadır.
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Tuna Akçay : Türk Tarihinde At
Tuna Akçay : Estetik Arkeoloji Fotoğrafçılığı Işığında Eskiçağ Mezarlarının Fotoğraflanması
Tuna Akçay : Bir Arkeolog ve Fotoğrafçı Gözüyle Arkeolojik Alanlarının Fotoğraflanması : Olba Antik Kenti
Tuna Akçay : Estetik Bakış Açısıyla Arkeoloji Fotoğrafçılığı
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
Yorumlar - Comments
Toplam 51 yorum,
1-51 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Gönülden tebrikler.Sevgiler.....
Şule Gürler eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
00:05
Tuna senin bu gören gözlerini öperim ... çok başarılı buldum ve zevkle izledim.Kutlar başarılarının artarak devam etmesini dilerim.Selam ve muhabbetle.
Tebrikler, başarılarının artması dileğiyle. Selamlar.
Ö.Özgür ONAR eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
14:10
Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?
Demiş ya hani Ahmet Arif. Anadolunun sırlarını zenginliklerini anlatan bu çalışmanızı zevkle okudum,çok beğendim.
Emeklerinize sağlık Tuna bey.Sevgilerimle...
Hasan Sevinç eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
14:11
Tebrik ederim Tuna abi gerçekten çok etkileyici bir çalışma,ellerine sağlık.
yakup parmaksızoğlu eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
14:20
yazinizi guzel fotograflarin esliginde okudum, cok guzel bir uyum saglamissiniz.
Tesekkurler, basarinizin decami dilegiyle.
rafet akdere eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
14:43
kardeş işte bu bizim kültürümüz yörüğüyle çalışan insanları ile elinde avuçunda ne varsa güler yüzü ile paylaşır.yazın ilede çok güzel bir çalışma olmuş.daha nice başarılara diyorum tüm bu başarıları hak ediyorsun.selamlar kardeşim.
ibrahim duman eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
14:49
Sanatı kalıcı yapan kaygıdır. Kültürümüz, bizi ayakta tutan değerlerimiz ve insani bütün hasletlerimiz birleri tarafından yıpratılmaya, yok edilmeye çalışılıyor. Bunu da sanatın bütün imkânlarını kullanarak yapıyorlar biliyorsunuz. Sanatçı dostlarıma bir mesaj vermek istiyorum. BİZİ, BİZ YAPAN DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM. KÜLTÜRÜMÜZÜN KAYBOLAN VE KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ GÜZELLİKLERİNİ GELECEK KUŞAKLARA TAŞIYALIM, MÜMKÜNSE YAŞATMAYA ÇALIŞALIM diyorum. İnsanımızın zavallı, acınacak hallerini öne çıkaran sanata karşı, onun yüreğindeki insani hasletleri ortaya koyalım. Yüzündeki tebessümü, karşısındakini kucaklayacakmış gibi duruşunu, sofrasına söz kullanmadan davetindeki misafirperverliğini anlatalım. Sanatı eleştiri yapmak için kullanmayacağız demek değildir bu. Eleştirimiz yapıcı olacak, yıkıcı değil. Düşmanın zaafını bulmuş gibi haykırmayacağız eleştiri yaparken, dostumuzu uyarır gibi kulağına fısıldayacağız…
SEVGİLİ TUNA ELİNDE TAŞIDIĞIN MEŞALE ANADOLU'YU SEVEN SANATÇI DOSTLARIMIZ TARAFINDAN FARKEDİLMİŞTİR.HEPİMİZ KENDİ MEŞALELERİMİZLE ANADOLUYU AYDINLATMAK İÇİN YOLA ÇIKMAYA HAZIR OLALIM...YÜREĞİNDEN ÖPÜYORUM USTAM...
MEMDUH EKİCİ eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
14:51
keyifle okuyup ,izledim
başarılarınızın devamını dilerim
ERKAN TUNCER eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
15:40
Sevgili Tuna bu işaret ettiğin fotoğraf destekli öykü gerçeğin taa.. kendisi elbette, keşke tüm genç neslimiz bu değerlerin farkında olabilse; yaşadığımız bu emanet topraklarda sorumluluklarını bilebilse diye ümit ederim, gurur duydum yüreğim kabardı seninle. Sağol varol sen emi......
Levent YAVUZ eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
15:46
Tuna bey merhaba,
Nasıl başlayacağımı bilemiyorum,daha doğrusu çalışmanızın bende bıraktıklarını bir iki satıra sığdırabilirmiyim emin değilim.
Samimi ve sıcak satırlarınız,aktardığınız bilgiler ve bunları çok iyi destekleyen fotoğraflarınızla soluksuz okudum.Duygulandım,etkilendim.
Umarım çok kişiye ulaşır bu çalışmanız çok isterim.Özellikle de kimliğini;nereden geldiğini unutmaya yüz tutmuş kesime ulaşması daha büyük dileğim.
Sizinle tanışmış olmanın getirdiği ayrıcalıkla da gururlandım.
Bu ülke için yapacağınız çok güzel işler olduğuna dair olan inancım birkez daha desteklendi.
Görüntü olarak olmasada ,kalben bir Anadolu Kadını olarak teşekkür ediyor ve kutluyorum.
DENİZ ADALI eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
16:38
Anadolu insanın yaşama sevincini farklı yokluk bilincini ve çalışmanın erdemini anlatan çok özel biryazı ve fotoğraflarla ilişkilendirilmeside güzel olmuş........
paylaşım için teşekkürler ... selamlar.......
Yılmaz Aynalı eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
17:03
sevgili Tuna,
fotograf altı yazılarına hiç gerek yokmuş..
fotografların her şeyi anlatıyor zaten..
başarıların daim olsun..
Tuna Abi gerçekten çok başarılı bir çalışma...Tebrik ediyorum ve ayrıca teşekkür ediyorum bunca güzelliği bize aktardığın için...
Ecem Uygun eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
18:46
Çok iddialı bir başlık "ANADOLU’NUN AFORİZMALARI VE SIRLARI"
Öyle geniş, anlatması zor bir konu.Konuyu ela almak, anlatmak cesaret işi.Bi nedenle başlığa takıldım.
İkincisi "Aforizma" kavramı neden? Bir ironi yoksa, yada ikincil bir mesaj neden "aforizma"? Türkçesi Özlü Söz yada daha yaygın tabirle Özdeyiş deyivermek gerekmez mi?
Yazıya girişi çok begendim.Gerek cümle yapısı ve gerekse anlamı bütünlüğü ve işaret ettiği içerik ile çok bütüncül ve kapsayıcı, tanımlayıcı.Ayrıca içindeki sahiplenme duygusu, coşkusu ile insana anında bulaşan bir sesleniş.Bir an Bedri Rahmi'yi okuduğumu sandım.
Ancak devamında aynı bütünlük, anlam ve tamamlayıcılığı göremedim.Daha tepkisel, taraf tutan ve sınırlandıran bir tavır var.Akla ve mantığa değil daha çok duygusallığa hitap eden, yer yer şehirli bir kendini beğenmişlikle meramını anlatan bir psikoloji içinde.
Genel deneme olarak takdirle karşılıyorum.
Ayrıca Memduh Ekici Dostumun uyarısına da katıldığımı belirtmek gerekli...
Dostlukla
Fatih KISA eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
19:26
bazen sahip olduğumuz değerlerin farkında olamıyoruz ne yazıkkı.. çalışman her anlamda bir farkındalık yaratma gücüne sahip..bunu yaşadım ..teşekkürler ve tebrikler..
Filiz Tüzün eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
19:26
öncelikle samimiyet okunuyor fotoğraflarınızda,
Bu insan ilişkilerini iyi bilmekle ve kendini orada kaybettirmekle alakalıdır,
başarı da burada
tebriklerimle
bekir tuğcu eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
19:46
Sevgili kardeşim Tuna,
Öz ağlamazsa, göz ağlamazmış...
Hem özüne hem gözüne sağlık
Murat Ersin YILIK eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
20:07
Bir solukta okudum makalenizi, içinde cennet saklı. Zenginliğinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Başarılar.
Öncelikle tebrik ederim sizi metin çok güzel,sıcak Anadolu sevgisi hissediliyor ve fotoğraflarınız yazının içinde kaybolmuyor çoğunluğu etkili ve uyumlu çok hızlı yol almışsınız yola devam .......Fotoğraf dersleri alırken mitoloji öğrenmek lazım demişlerdi,siz bu açıdan şanslısınız.....Bundan sonra sizi izleyeceğim.....Güzel ışıklı ve umutlu günler dilerim....
Dr.Sema Demirsoy EFSA ÜYESİ İZMİR
sEMA DEMİRSOY eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
20:42
merhaba
daha öncede size ait çok şey inceledim hepsi çok başarılı ayrıntılı olarakta incelemeye devam edicem sıkı takipçiniz olarak :)
tebrikler paylaşım için çok teşekürler
saygılar
Mine ENGİN eklemiş - adds
| 05 Kasım 2009 Saat - Time
21:43
Sayın Tuna Akçay
Gözne Yaylası'na bir ayna tutarak yaşam mücadelesindeki "an" ları "siyah beyaz" olarak yansıtmakla yetinmeyip bir makale ile fotoroman tadında aktardığınız için teşekkürler.
Tugay Kartal eklemiş - adds
| 06 Kasım 2009 Saat - Time
09:33
Merhaba sevgili Tuna;
Birbirini tamamlayan iki unsurdur yazı ve fotoğraf,tümceleri ilmek ilmek fotoğrafa işlemişsin çıkan motif ne güzel de anlatmış anadoluyu sevgili tuna! Anlayabilenin haz duyduğu gözlerini kapatıp anadolunun has kokusunu hisseden tarzdan bir yazı,farkına varmamışlar için farkına varılır bir uygulama...
Anadolu demek ; emek,çaba,umut,gelenek,görenek,göç,yiğit,at,tarla,ekin,motif,ilmek,halı,insanlık,dostluk,birlik,beraberlik,zenginlik,renklilik ve bu renkliliğin için de tadını çıkarmak demektir!
Kıymetini bilmek dileğiye,yazı ve fotoğraflarına istinaden tebriklerimi sunuyorum! Allah yar ve yardımcın olsun! Allah'ın selamı üzerine olsun!
HOŞ KAL...
Semra SARAÇ.. eklemiş - adds
| 06 Kasım 2009 Saat - Time
12:58
Sanırım bazen bakmak, görmek, duymak, yaşamak yetmiyo onu anlamadan birşeyler hep eksik kalıyo. Anadoluya hayran biri olarak sana teşekkür ederim.
Yollarımızın sevgiden yana olması dileğiyle başarılar dilerim.
mustafa coşkun kaplan eklemiş - adds
| 06 Kasım 2009 Saat - Time
14:48
Merhaba Tuna Bey
Hayatın ne içinde nede dışında ikisinin bittiği yerde kimsenin farkında olmadığı -ki hepimiz farkındayız- bu insanların duygularını düşüncelerini hayallerini özlemlerini sizin kadar yalın bir şekilde yansıtan bir başkası daha varmıdır? Bilmiyorum. O kadar çok şey söylemek istiyorum ki... Sanırım kelimeler yetersiz kalır. Emeğinize sağlık
Fotoğraf bir arçtır.Bir anlatım dilidir.Anlatmış işte Ayoğlum Sevgili Tutam mucibince anlatmak istediklerini.Aldığı eğitimin hakkını vermiş.Anlatım yazını da özü ile Türkçe ne güzel.Yoların açık ve aydınlık Olsun Ayoğul Türkiye senden çok şey bekliyor.Türk-e yakışır biçimde.Tebrikler ve selamlarımla.
Kâzım ZAİM eklemiş - adds
| 07 Kasım 2009 Saat - Time
13:39
``Ruhun bedenlendiği fotoğraflar da karelerimizde saklıdır.``
Bunu basarmi$siniz ..
Her sözcügü kavramaya calisarak,her fotografin öyküsünü,icime sindirerek,sizin le birlikte insanimi,degerlerimi bir kez daha betimledim..
Bu muhtesem emeginiz icin önünüzde saygi ile egiliyorum..
yildiz oz eklemiş - adds
| 07 Kasım 2009 Saat - Time
13:49
Gören gözlerine çeken ellerine sağlık başarılı bir foto öykü olmuş yazınıda hayranlıkla okudum başarılarının daim olmasını ve artarak devam etmesini dilerim sevgiler selamlar.
Selma Nigar BAŞTÜRK eklemiş - adds
| 08 Kasım 2009 Saat - Time
01:12
Gören gözlerine çeken ellerine sağlık çok başarılı bir foto öykü başarılarının artarak devam etmesi dileklerimle sevgi ve selamlar.
Selma Nigar BAŞTÜRK eklemiş - adds
| 08 Kasım 2009 Saat - Time
01:17
Sevgili Tuna...
Seninle tanışmaya gerek yok, çünkü fotoğrafların seni anlatıyor, çok güzel bir kalbin ve bu kalptede çok büyük bir fotoğraf aşkın var,umarım o aşk hep kalır, bu güzel sunum için seni gönülden tebrik ederim...
Nazan Gökkaya eklemiş - adds
| 08 Kasım 2009 Saat - Time
16:13
Tuna bey merhaba,
Sitedeki fotoğrafınızı gördüm çok beğendim ve hemen link'i açtım, fotoğraflarınız harika, bunu makalenizle bütünleştirince ortaya enfes bir sunum çıkmış, çok güzel emeğinize sağlık.
Ben Gebze Fotoğraf Sanatı Derneği başkanıyım, sonraya bırakıp unutmamak için bu yorumdan önce hemen link'i dernek ve grup üye arkadaşlarımıza mail attım. Yazın Mersin de buluşup tanışmak dileği ile sağlıcakla kalın.
Selamlar, sevgiler.
Samimi satırlarınızı keyifle okudum, fotoğraflarınızı beğeni ile izledim..
Tebrikler Tuna bey,
Tuğba Kırallı
Tuğba Kırallı eklemiş - adds
| 08 Kasım 2009 Saat - Time
21:55
Şimdiye kadar anlatılmış ve anlatılacak en iyi Anadolu hikayelerinden birisi...
Emeğine,yüreğine,fikrine sağlık Sevgili Tuna...
Umarım bu güzelliklerin devamı gelir..
Zihnimde Anadolu öykücüsü olarak yerini aldın bilesin..
sevgi ve saygılarımla
Barbaros Karagülmez eklemiş - adds
| 08 Kasım 2009 Saat - Time
23:50
Anadolu'nun aforizmaları ve sırları için verdiğiniz emeğe değmiş doğrusu..çok ilgi çekici bir şekilde hazırlamışsınız..fotoğrafları ve yazıları takip ederken inanın her an bir şey olacakmış gibi heyacan duydum..gönülden tebrik ederim..selamlar...elifcan..
elifcann eklemiş - adds
| 09 Kasım 2009 Saat - Time
11:06
Her kare mis gibi Anadolu kokuyor. İçiniz ve karelerinizin her daim Anadolu ile birlikte yaşaması dileğiyle.
Hakan Çınar eklemiş - adds
| 09 Kasım 2009 Saat - Time
13:05
herseyin bir sebebi vardir ,tipki yaradilisimiz gibi.belki cok etkili seyler yazamam fakat cok etkilendigimi belirtmek isterim ,tanrinin bahsettigi bu güzel ahlak ve gören gözünüze hayran kalmamak elde degil .Uzun yalunuzda basarilar diliyorum .Berlin den sevgiler
canan özogul avci eklemiş - adds
| 09 Kasım 2009 Saat - Time
18:54
ANADOLU SEVGİSİ
Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,
Hele boz dumanlar çekilsin de gör
Her haftası bayram, her günü düğün;
Hele yaylalara çıkılsın da gör ..
Bilmezsin ovalar nasıldır bizde;
Kağnılar yollarda yoncalar dizde...
Saydıklarım damla değil denizde,
Hele bir ekinler ekilsin de gör ..
Görmedin sen bizim mavi sulari,
Karlar eriyince kırar yuları...
Köpük olur beyaz, sel olur sarı;
Hele taştan taşa dökülsün de gör ..
Sen bizim köyler görmedin ki hiç..
Yolları toz, çamur, evleri kerpiç
O kirli kabukta, o en temiz iç;
Hele bir yakından bakılsın da gör ..
Anlamaz bilmezsin sen bizim halkı;
Sevgiyi bulasın yakına gel ki..
Kalıplar gerçeği göstermez belki,
Gönül perdeleri sökülsün de gör ...
~ Abdurrahim KARAKOÇ ~
KOÇUM, TEBRİK EDERİM. SENİNLE HER ZAMAN GURUR DUYACAĞIZ !
TOLGA AKÇAY eklemiş - adds
| 09 Kasım 2009 Saat - Time
21:02
Tebrikler Sevgili Tuna,
her şeyiyle buram buram Anadolu kokuyor...
eline kalemine karelerine sağlık...
Salim Aydüz eklemiş - adds
| 09 Kasım 2009 Saat - Time
21:46
Sevgili Tuna, Arkeoloji fotoğrafçılığını ne kadar geliştirdiğini zaten biliyorduk. Ama, insanları, toprağı, bulutları, kalayın pırıltısını, yorganın kıvrımını; özetle yaşamı yansıttığın fotoğraflarını zevkle izledim. Aslında bence o fotoğrafların yanlarına birşeyler yazman bile gerekmiyordu çünkü onlar kendilerini anlatıyorlardı. Yıllar önce, Arkeoloji Bölümü'nün birinci sınıf dersinde ön sırada oturan iki "çekik gözlü" den birisi, sevgili öğrencim Tuna... Ne güzel senin yaratıcı tarafını da görmek, eserlerini paylaşmak. Çalışmalarının dervamını diliyorum. Çoktan hak ettiğin güzellikler hep seninle olsun!
Emel Erten eklemiş - adds
| 10 Kasım 2009 Saat - Time
11:14
O kadar iyi anlattınızki etkilenmemek elde degıl- yürekten teşekkürler...
özkan ayhan eklemiş - adds
| 12 Kasım 2009 Saat - Time
13:23
SEVGİLİ TUNA ..GÖZLERİNE ÖLE BI IŞIK VERSİN Kİ ALLAH..UZUN ÇOK UZUN ZAMANLAR BOYUNCA...ÇÜNKÜ GÖRECEĞİN ÇOK SEY VAR..GÖZLERİNE IŞIK GELSİN,SEN GÜZEL ANADOLU'MUZU GÖR..GÖRMEDİKLERİMİZE GÖZÜN IŞIK TUTSUN...GÖZLERİNE SAĞLIK ARKADAŞIM..
Atemberaubende Authentizität und Ehrlichkeit ohne die Intention, die traurige Realität kaschieren zu wollen.
Ein perfekter Beweis dafür, dass das Phänomen "Katharsis" sich nicht nur auf der Leinwand oder der Bühne manifestieren kann.
Ich danke Dir, Tuna.
tebrikler Tuna bey..
Anadolu ancak bu kadar güzel anlatılabilir..
ne diyeyim, Rabbim yardımcınız olsun.
selametle..
Tuna merhabalar, çalışmalarını ve yazını zevkle okudum ve izledim. Eline yüreğine sağlık... Görüşmek dileğiyle... Sevgiler...
Ali ilker ELÇİ eklemiş - adds
| 16 Kasım 2009 Saat - Time
12:55
anadolu gerçeğinin fotoğraflarla böylesi bir bütünlük içinde değerlendirilmesi harika olmuş.siyah-beyaz anlatım seçiminiz ile ayrı bir güzellik kazanmış. emeğinize sağlık,tebrikler...
Ayşe ERDİLAL eklemiş - adds
| 17 Kasım 2009 Saat - Time
14:06
Değerli Tuna ustam,
Aslında sadece buradaki yazınızla ve fotoğraflarınızla sizi değerlendirmeyeceğim. Genel anlamda Tuna Akçay üzerine bir iki kelam edeceğim. Öncelikle idealist kişiliğinizi takdirle karşılamaktayım. İnsanlarımıza hizmet etme isteğinizi, dürüstlüğünüzü, vatana olan bağlılığınızı, fotoğrafı bir araç gibi görerek öz değerlerimizi irdelemenizi daha da sasam mı ki!!! Aslında sayılması gerekli, çalışmalarınız ile ülke çapında bir bir dost kitlesi oluşturmuşsunuz, eğitimiz ve yapacağınız doktora ile de daha da seviyesi yüksek yerlere geleceğinizi, bu ülke için önemli işler yapacağınızı adım gibi biliyorum.
Kocaman bir yüreğiniz var yaşınız daha otuza merdiven dayamış yirmili yaşlar da olsa da emekli olmadan yaptığınız birçok hizmetiniz var. Sizinle yüz yüze görüşmesem de çalışmalarınızla sizi çok iyi tandığımı iddia ediyorum.
Birgün görüşüceğiz demiştiniz inşallah çocuklarımın da olduğu birgün olur ki sizden feyz alırlar.
Bu çalışmanızı okudukça sizi anlıyorum çıktısını alıp birçok insana da okutuyorum. Yüreğiniz dert görmesin.
Emekli Öğretmen Kemal Tan
Kemal Tan eklemiş - adds
| 18 Kasım 2009 Saat - Time
12:39
Hayattaki en büyük kaybımız, sahip olduklarımızın farkında olmayışımızdır. Özellikle şehir hayatı süren insanlar, zamanla yarışan, her zevki ölçütlendiren, belirli kalıplara sığdırılmış ve bunu mecburen kanıksamış insanlardır. Her an bir yere yetişme telaşı içinde oradan oraya koşuştururlar. Bu koşuşturmacada sadece zaman değildir kaybolan, değerlerimiz de kaybolur yavaş yavaş. Patron çok iş verdiği için mesailer uzar, eve geç gelinir ve ailenin bir araya geldiği sohbet ettiği o sofralar kurulmaz olur. Yıllık izinler ekonomik kriz nedeniyle 1 haftaya düşer ve bayramlarda çok para kazanmak çabasıyla büyükleri ziyarete gitmeyiveririz. Bir dahaki bayrama kalır el öpmeler... Vs. vs. Biz bu keşmekeşte hiçbir şeyi anlayamayız. Şu fotoğraflara bakınca o çocukların ne kötü şartlarda ne zor yaşamları var diye düşünüyoruz! İlk göze çarpan çerçeveler oluyor da içindeki resmi göremiyoruz. Aslında bu tam da bizim kültürümüz işte, bizim insanımız. Yardımsever, cömert, şefkatli, misafirperver. Birinin kabı boşken haberi olmadan dolduran, biri hasta olunca çorbasını yapan. Biz sahip olduklarını yoktan var etmiş, ekmeğini taştan çıkarmış, alın terinin hesabını vermiş milletin evlatları torunları olarak ne yazık ki değişiyoruz, bu yapay düzene ayak uydurup robotlaşıyoruz. Sahip oldukça daha fazlasını istiyor, bir türlü egomuzu tatmin edemiyoruz. Kendimizi “Anadolu” dururken yeni kalıplara sığdırmaya çalışıyoruz. Yeni isimler ararken, soy ismimizi unutuyoruz. Avrupalılaşıyoruz (!) mu der bazıları, hayır: yozlaşıyoruz. Çünkü özümüzü kaybediyoruz. Nereden geldiğini bilmeyen kimse, bulunduğu yerde “var” olmayı başarabilir ama “ait” olmayı asla. Değerlerini kaybeden, kültürüne sahip çıkmayan bir toplum da, yok olur gider. Biz bu sosyal erozyonu önlemeli, tarihimizden yadigâr, bizi atalarımıza bağlayan köklerimizi sağlamlaştırmalıyız. Fotoğraf, anın ölümsüzleştirilmesi için en büyük aracımızdır ve bu hisle ve duyguyla yaratılmış her kare de geleceğimizin kökleri için atılmış bir adımdır. Bu duyarlığı tüm karelerinde hissediyor ve seninle gurur duyuyorum. Başarıların daim olsun, tüm kalbimle yanında ve arkandayım…Yolun açık olsun…
HÜLYA YAVUZ eklemiş - adds
| 19 Kasım 2009 Saat - Time
00:08
merhaba değerli dostum Tuna,
seni tebrik ediyorum anlatım ve sunum çok hoşuma gitti.
Anadolu yağmurdur,
Anadolu çamur...
Anadolu hem sefahattır hem de cefaat
sefahatı cefaatten, cefaati sefahatten gelir aslında
zorlukla kazanılmış ekmeğin tadı başka olur
bu insanlar şükrüde bilir fikr etmeyide
aza kanat ettikleri için fedakarlardır.
Zoru tanımayan kolaydan uzak insanlardır onlar.
yüreğine iyilikten başkasını alamayanlardandırlar
Anadolu hep olduğu gibidir yada göründüğü gibi...
ANADOLUYU anadolu yapan SAMİMİYETTİR.
ELİNE SAĞLIK TUNA ÇOK İYİ ÇLIŞMA BEĞENDİM .....
Ragıp SARI eklemiş - adds
| 29 Kasım 2009 Saat - Time
20:13
Özümüz, sizin gözünüzden ve sözünüzden geçerek bizlere yansımış.
Devam çalışmalarınızı da takip etmeyi umuyorum.
Başarı dilekleriyle.
Murat İskenderoğlu eklemiş - adds
| 01 Ocak 2010 Saat - Time
12:30
çok güzel bir portfolyo
beğenerek izledim
talip kaya eklemiş - adds
| 02 Ocak 2010 Saat - Time
16:45
müthişti. izlediğim birkaç fotoğraf serisinden en beğendiğim seri, diyebilirim.
yüzler güzeldi.
çiğdem mungan eklemiş - adds
| 28 Haziran 2010 Saat - Time
22:09