BİR ARKEOLOG VE FOTOĞRAFÇI GÖZÜYLE ARKEOLOJİK ALANLARIN FOTOĞRAFLANMASI : OLBA ANTİK KENTİ
Geçen sayıda yayınlanan “Estetik Bakış Açısıyla Arkeoloji Fotoğrafçılığı” başlıklı yazımda; “Estetik Arkeoloji” kavramını anlatmaya çalışırken, maddeler halinde sıralanan öneriler, fotoğrafçıları belirli kalıplara sokmak amaçlı değil, özgür iradeleri ve hayal güçlerine bir yön verip estetik arkeoloji fotoğrafları oluşturmaya teşvik etmektir. Bu düşüncenin antik kentlere ve eski eserlere bakış açısının değişmesinde önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum.
İkinci adım olarak bu makalede, bir antik kentin fotoğraflanabilecek alanlarını tanıtıp, çekim koşullarını örneklerle açıklayacağım. Örneklemeler arkeolojik eserlerle sınırlı kalmayacaktır. Böylelikle doğa ile iç içe olan arkeolojik kentlerde, fotoğrafçıların kareleyebileceği birçok malzeme bulunduğu da göz önüne serilecektir.
Örnek olarak Olba antik kentini ele alacağız.
Bir antik kentte dolaşırken, o yerleşimin neden önemli olduğunu, içinde neleri barındırdığını, bilim dünyası açısından ne gibi ilklere ev sahipliği ettiğini bilmek gerekir. Fotoğraflanacak antik kentin kimliğini bilmek, fotoğrafçının yaratabileceği kompozisyonlar için de önemlilik arz etmektedir. Örneğin dini bir yönetimle idare edilen bir kentte karelenen fotoğrafların vurgusu buna göre olmalıdır. Bir başka örnekte ise, Knidos antik kenti fahişeleri ile meşhur bir antik kenttir, buna vurgu yapılarak karelenen fotoğraflar daha etkili ve bilinçli olacaktır. Bu yüzden de Olba’nın kısaca siyasi ve jeostratejik durumundan biraz olsun bahsetmek istiyorum.
Olba kenti de Doğu Dağlık Kilikia bölgesinde yer alır. Günümüzde Mersin’in Silifke ilçesi Uzuncaburç beldesinin
Olba kentindeki en erken buluntular Geç Hellenistik döneme tarihlenir. Kent Geç Hellenistik dönemde merkezi Olba-Diokaisareia’da bulunan Olba tapınak devleti sınırları içerisindedir. “Tapınak Devlet” kavramı genelde tapınağa ait, kült organizasyonunu, bölge içerisinde rahipliği, dini yönetimi tanımlamak için kullanılır. Bu yönetimin başında yönetici olarak bir rahip kralın bulunduğu bilinmektedir. Tapınak devletinin hükmettiği coğrafyada, nüfusu kontrol altında tutan bu yapılanmaya hizmet eden bir de tapınak köleleri (khierodouloi) bulunur. Başrahipler, egemen oldukları toprakların (khorahiera) içindeki tapınak kölelerinin efendisidirler. Ancak yöneticiler bu görevlileri satmaya yetkili değillerdir. Tapınak köleleri dini ayinlerden çok, devletin egemen olduğu sınırlar içindeki toprakların işlenmesi görevini üstlenirler.
Olba’da birçok doğal ana kayadan oluşturulmuş kült ve tapınım alanları bulunur. Özellikle ölü kültü ile ilgili alanlar Olba antik kentinin kimliğini oluşturan önemli mekânlardır. Bu bilgiden yola çıkarak bu kentte vurgulanması gereken önemli kavramlardan bir tanesinin de “Kült” olduğunu söyleyebiliriz. Oluşturulacak kompozisyonlarda seçilecek renk tonlarında bu kavram düşünülerek hareket edilebilir.

Olba’da birçok fotoğraflanabilecek alan ve eski eser bulunmaktadır. Ayrıca Olba, doğa ile iç içe olduğundan dolayı fotoğrafçılara farklı kategorilerde fotoğraf çekme imkânı sağlar.
Olba’daki çekim alanlarını sıralayacak olursak;
-Su Kemeri
-Anıtsal Çeşme Binası
-Akropolisten Şeytanderesi Vadisi
-Kalıntılar içinde çeşitli kompozisyon çalışmaları
-Kiliseler
-Açık hava Kült alanları
-Antik kentin etrafına yayılmış çeşitli mezarlar (Lahitler, Tapınak planlı anıt mezar, Kaya mezarları)
-Yörüklerin yaşadığı bir köy olması nedeniyle gündelik yaşam fotoğrafları
-Çeşitli türden canlılar ve kuş fotoğraflarına imkân vermektedir.
Olba, Roma imparatorluk döneminde önemli imar faaliyetlerinde bulunur. Özellikle su sıkıntısının giderilmesi için devasa yapılar inşa edilir. Bu gibi faaliyetlerin sosyal boyutu düşünüldüğünde, kentlere yapılan imar yatırımları imparatorluğun yerel halka yaptığı bir propaganda olarak da değerlendirilebilir. Roma’dan gelen bu hizmet imparatorluğun yayılımcı politikasının da bir göstergesidir. Bu yüzden bir fotoğrafçı bu bilgiyle “propaganda” kavramını devasa binaları kareleyerek vurgulayabilir. Bu kavramı en iyi anlatacak karelerden bir tanesi de su kemerinin (aquaeductus) içinde olduğu bir fotoğraftır.
Su kemerini gösterişli bir şekilde fotoğraflamak için bazı teknikler kullanmamız gerekir. Öncelikle geniş açı bir objektife ihtiyacımız vardır (sigma 10-




Olba’da farklı tipte birçok mezar bulunmaktadır. Kentin her yerinde mezarlara rastlayabilirsiniz. Bu mezarlar değerlendirilerek kurgu, deneysel vb… kategorilerde fotoğraflar yaratılabilir. Ancak bu tip çalışmaların, eski eseri ikinci planda bırakacak şekilde fotoğraflanmasından kaçınılmalıdır. Örneğin Niko Guido’nın eski eserleri karelerine aldığı çalışmalarda nü model ön plandadır. Bu tip çekimlerde arkeolojik alan sadece bir mekan olarak düşünülür ve ikinci plana atılır.




Olba jeolojik yapısı nedeniyle birçok canlıya ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle derin vadiler, çalılık alanlar canlıların beslenme alanlarıdır. Makro fotoğrafı sevenler için birçok canlı, yerleşimin hemen hemen her yerinde bulunmaktadır. Atmaca yuvaları, çeşitli kuş türleri, akrep, yılan, özellikle de kelebek Olba’da bulunan başlıca canlılardandır.







Sonuç olarak bir antik kente fotoğraf gezisi yapılırken, o kentin mimari, sosyal ve siyasal özelliklerini iyi bir şekilde etüt etmemiz gerekir. Fotoğraf sosyal bir sunum aracıdır. Bilinçli olarak çekilen bir karenin yüzlere binlere ulaşacağı düşünüldüğünde, bakan gözlerin de bilgilenebileceğini de düşünmemiz gerekir.
Antik kentlere yapılan fotoğraf gezilerinin artmasını dilemekteyim. Arkeolojik yerleşimlerin sadece eski eser karelenen alanlar olmadığı, doğadan ve insan yaşamından da izler taşıdığını unutmamız gerekir. Karelenen her estetik kare insanların arkeolojik alanlara bakış açısını da değiştirecektir. Saygı duyulana, beğenilene zarar verilmez bu yüzden eski eser tahribatının bu yolla da azalabileceğini umuyorum.
Not: Olba yüzey araştırmaları TC Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 2001 yılından beri Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel ERTEN başkanlığında, Klasik Filolog Murat Özyıldırım başkan yardımcılığında sürdürülmektedir. Kendilerine bana her türlü konuda destek verdikleri için sonsuz teşekkür ederim.
(M.A.) Arkeolog
Tuna AKÇAY
www.tunaakcay.net
akcaytuna@gmail.com
akcaytuna@hotmail.com
Kaynakça
Erten 2003 Erten, E., “Olba (Uğuralanı) 2001 Yüzey Araştırması”, XX.Araştırma Sonuçları Toplantısı, 185-196, Ankara.
Erten 2004 Erten, E., “Olba 2002 Yüzey Araştırması”, XXI. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 55-66, Ankara.
Erten 2005 Erten, E., “Mersin, Silifke, Olba Yüzey Araştırması-2003, XXII. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 11-23, Ankara.
Erten 2006 Erten, E., “Mersin, Silifke, Olba (Uğuralanı) 2004 Yüzey Araştırması”, XXIII. Araştırma Sonuçları Toplantısı, 309-318, Ankara.
Özyıldırım 2003 Özyıldırım, M., “İlkçağ ve Erken Hıristiyanlık Kaynaklarında Olba Sözcüğünün Değişik Kullanımı”, Olba VIII, 145 – 159, Mersin.
Tuna AKÇAY Hakkında
1981 Çanakkale/Küçükkuyu doğumludur. İzmir’de doğup büyümüş manisalı bir baba, manisa doğumlu kökeni uşak olan annenin ortanca evladıdır. Babasının Türk Silahlı Kuvvetler mensubu olması nedeniyle sırasıyla; Çanakkale-Küçükkuyu, Sivas-Altınyayla, Isparta, Hakkari-Çukurca, İzmir, Adana, Elazığ, Bilecik-Söğüt’te yaşar. Çocukluğundan beri Anadolu’nun farklı yörelerinde yaşaması nedeniyle genç yaşta kültürel çeşitliliği karelerine taşır. 2000 yılında Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümünü kazanır.1 yılı Almanca hazırlık olmak şartıyla 5 yılda lisans dönemini bitirir. Üniversite yıllarında ülkemizin önemli antik kentlerine birçok Arkeolojik gezi organize eder. Ayrıca ülkenin birçok yerinde gerçekleştirilen çeşitli kazı ve yüzey araştırmalarına katılarak mesleki anlamda bilgisini geliştirir. Bu araştırmalar kazılar sırasında arkeoloji fotoğrafçılığı hakkında fikirler, çalışmalar üretmeye başlar.
Özellikle 2001 yılından beri Doç. Dr. Emel Erten başkanlığında yapılan Olba Arkeolojik Yüzey Araştırmasında binlerce kareden oluşan araştırma arşivini oluşturur. 2005 yılında Arkeologlar Derneği Mersin Şubesinde kurucu üyesi olarak yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini üstlenir. Daha sonra ilk seçimde başkanlığa seçilerek Mersin’de arkeolojik tahribatı önlemek ve arkeologların özlük haklarını korumak için çeşitli çalışmalarda bulunur. Arkeolojinin tanıtımı, korunması ve kültürel bilgilendirmenin sağlanmasını amaçlayan projelerde koordinatörlükler yapar. Bu konu ile ilgili çeşitli gazetelerde ve yayın organlarında basın bildirileri, köşe yazıları yayınlar. 2005 yılında Mersin Üniversitesi Arkeoloji Anabilim Dalında Yüksek lisansına başlar. 2008 Ocak ayında da “Olba Mezarları” başlıklı master tezini vererek M.A. ünvanını almaya hak kazanır. Anadolu’nun birçok yerini görme şansı bulduğu için bu yörelerden karelediği çalışmalarını çeşitli ulusal ve uluslararası fotoğraf sitelerinde yayınlamaktadır. Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Tuna Akçay : Estetik Bakış Açısıyla Arkeoloji Fotoğrafçılığı
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"