Arşivimizden  - From Our Archives

 

Erwin Olaf

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hasan Sönmez

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

Tuba Döner

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > MART 2010 SAYISI - MARCH 2010 ISSUE > Turan Çetin : Bozkır da Güzeldir
Turan Çetin : Bozkır da Güzeldir


Birecik’in Nadide Doğası

BOZKIR DA GÜZELDİR!

 


 

Şanlıurfa ili bilindiği gibi tarihi değerlere sahip olan uygarlıkların ilk başladığı önemli noktalardan biri olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde ise Peygamberler şehri, Medeniyetim beşiği olarak anımsanmaktadır.

 

Bu değerlerin yanı sıra Şanlıurfa’nın doğası dünyada ve ülkemizde önemli bir yer tutmakta olup çok nadir bulunan canlılar il sınırları içerisinde yaşamaktadır. Sebep olarak bozkır (yarı çöl) denilen yaşam alanı bu topraklardadır. Bozkırlarda ağaç olmayan, sadece tek yıllık seyrek olarak otsu bitkiler bulunmaktadır. Aslında uzaktan bakıldığında pek canlı türünün gözükmediği, çöle benzeyen bir alan olarak görülmekte ve ne yazık ki canlı çeşitliliği bilinmektedir.

 

Çünkü okullarda ve yayınlarda her zaman doğa denilince büyük yeşil sık ağaçlı ormanlar olarak öğretilmiştir. Fakat bilinenin aksine bozkırlarda bilinen canlıların dışında çok farklı nadir türler yaşamaktadır. 1.5 metre boyunda dev kertenkeleler, sadece belgesellerde aslanlara kafa tutan sırtlanlar, boyu 2 metreye uzunluğa erişen akbabalar gibi. Bu türlerden daha ayrıntılı bahsetmeye çalışacağım.

 

Bu türlerin bilinmemesinin nedeni ise bozkırda yaşadıklarında dolayı çok iyi kamufle (gizlenme) özellikleri olmaları ve bazılarının sadece geceleri dışarı çıkmalarıdır. Aslında çöl diye adlandırdığımız bozkırlara biraz daha dikkatli bakabilirsek bu saklanmış nadir canlı çeşitliliğini görmemiz mümkündür. Bu da sanırım bakmakla görmek arasındaki farktır.

 

Bozkırda gizlenmiş olarak yaşayan bu canların başında ise;




 

Çizgili Sırtlan (Hyacna hyacna )

 

Birçoğumuzun belgesellerde aslanlarla mücadele ederken seyrettiğimiz sırtlanlar aslında yanı başımızdaki bozkırla kayalık alanların arasında yaşamaya devam etmektedir. Yalnız belgesellerdeki sırtlanlardan farkları benekli değil de çizgili olmalarıdır. Bir de genelde geceleri dışarı çıkmakta ve leşlerle (ölü hayvanlar) beslenmektedir. Bu sayede kadavralarda oluşan mikropların oluşmamasını sağlamaktadırlar. Yani aslında doğanın çöpçüleridirler. Doğa Derneği olarak güncel olarak bu sırtlanların bazılarının yuvalarını tespit etmiş ve yok olmamaları için yöre halkıyla beraber çalışmalar yürütmekteyiz. Bu bağlamda ilk defa ülkemizde kamera görüntüleri alındı ve yuvaları tespit edilerek koruma çalışmaları uygulanmaktadır.



 

Çöl Koşarı (Cursorius cursor) 

 

İsminden de anlaşılacağı gibi çöl ve yarı çöl ortamlarında yaşayan, tehlike anında uçmak yerine koşmayı tercih eden bir kuş türüdür. Ülkemizdeki bilinen tek yaşadığı alan Şanlıurfa sınırlarıdır. Rengi ve yapısıyla tamamen bozkıra uyum sağlamış olan bu tür göçmen bir kuştur. İlkbaharın sonunda gelmesiyle üreme, yavrulama gibi önemli davranışlar gösterdikten sonra sonbaharın başında tekrardan göç ederler. Bu türün yaşadığı alandaki köylüler devamlı olarak gözlemlemekte ve türün yok olmaması için Doğa Derneği ile beraber çalışmalar yürütmektedir. Çöl koşarı dünya ve ülkemizdeki kuş gözlemciliği için önemli bir tür olup sadece Şanlıurfa ‘da görülmektedir.




 

Dev Kertenkele Çöl Varanı (Varanus griseus)

 

Yöre halkı tarafında canavar olarak adlandırılan yaklaşık 1,5 metre boyundaki bir kertenkele türüdür. Bu dev kertenkele bozkır ve yarı çöllerin en nadide canlılarındandır. Yuvası toprak altında olan bu kertenkele kışları yarı pasiftir. Şanlıurfa’nın sıcak günlerinde toprak altından çıkarak, yumurta, hem cinsleri gibi canlılarla beslenmektedirler. Görülmesi zor olan bu tür tehlike halinde hızlı ve çeviktirler. Yapılan çalışmalarla türün Şanlıurfa sınırlarındaki yerleri tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalarda büyüklüğünden ve görünüşünden dolayı köylüler öldürmekteydiler. Yapılan eğitim çalışmaları sayesinde aynı köylüler şu an korumakta ve gözlemlemektedirler. Eğer şanslıysanız bu türü sıcak havalarda ve az bitkili alanlarda göre bilirsiz.




 

Ceylan (Gazella gazella)      

 

Şanlıurfa’nın türkülerine, efsanelerine, motiflerine konu olmuş ceylan halen doğal olarak il sınırları içerisinde 200 adet kadar yaşamaktadır. Ceylanlar bilindiği gibi güzel gözlü, narin canlılardır. Dişileri boynuzsuz, erkeklerin ise uzun ve geriye doğru boynuzları vardır. Ceylanların çoğalması için Şanlıurfa İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ve Doğa Derneği protokolü kapsamında koruma ve bilinçlendirme çalışmaları yürütülmektedir. Ceylanların yaşadıkları köylerdeki ilkokullara eğitim çalışmaları yapılmakta ve yerel halk tarafından sahiplenilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda Şanlıurfalıların da tekrardan bu narin canlıları benimsemesi ve koruma çalışmalarına yönelik desteklerinin alınması amaçlanmaktadır. Şanlıurfa Belediyesi ise şehrin merkezine bilgilendirme panoları, okullara ve yerli yabancı turistler için tanıtıcı broşürlerin hazırlanmasında yardımcı olmaktadır



 

Küçük Akbaba (Neopbron percnopterus)

 

İsminin küçük olmasına bakmayın, boyları 60-70 cm kanat açıklığı yaklaşık 180 cm boyunda leş yiyiciler sınıfında yer almaktadır. Yüksek kayalıkların bozkırlarla kesiştiği alanlarda yaşarlar. Besinleri leş (kadavra) oluşturmaktadır. Bölgemizde yaşayan en büyük kuş türlerindendir. Besinlerini havada dönerek ve yükselerek ararlar. Çöplük ve mezbahalarda görülmesi mümkündür.



 

Uzun Kulaklı Çöl Kirpisi ( Hemiecbinus auritus) 

 

Ülkemizde yaşayan en küçük kirpi türüdür. 120-220 mm arasında boyları vardır. Uzun kulakları sayesinde ısı alış verişini sağlarlar. Genelde geceleri aktiftir. Yuvalarını çalıların altına yaparlar. Böceklerle ve bitkilerle beslenirler. Çöl ve yarı çöl alanlarda yaşarlar. Ülkemizde Güneydoğu ve Iğdır bölgesinde görülmesi mümkündür.



 

Çizgili İshak Kuşu  (Otus brucei)

 

Ülkemizde görülen en nadir kuş türlerinden olan Çizgili İshak kuşu en küçük baykuş türüdür. Bir çok baykuş türü gibi geceleri avlanır.  Ülkemizde ve hatta Avrupa ölçeğinde bilinen üreme noktası sadece Şanlıurfa sınırlarıdır. Dünyada ve ülkemizde kuş gözlemciliği için büyük nem arz etmektedir. Şu an yaşadığı alana Birecik Belediyesi ve Doğa Derneği olarak heykeli dikildi ve bilgilendirme panoları yapıldı. Bu türün devamlılığı ise Fırat kavaklarına bağlı olduğu düşünülmektedir.



 

Fırat Kaplumbağası ( Rafetus euphraticus)

 

Dünya dağılımı sadece Fırat ve Dicle nehirlerinde bulunmaktadır. Boyu 1 m aşmayan, başlarının uç kısmında yumuşak bir hortum bulunur.  Su altında çok uzun süre kalabilirler. Diğer türlere oranla çok hızlı hareket edebilirler. Genel olarak sucul hayvanlarla beslenirler. Şanlıurfa sınırlarında çok küçük alanlarda, Fırat nehrinde yaşamaktadırlar. Bu türün nesli tehlike altında olduğundan Doğa Derneği olarak bilinen alanlarda koruma ve izleme çalışmaları yapılmaktadır.     



 

Kelaynak (Geronticus eremita)

 

Kelaynaklar Şanlıurfa’nın en çok bilinen canlılarındandır. Dünya dağılımı Fas, Suriye ve Şanlıurfa olan bu tür. Çevre Orman Bakanlığı tarafından kelaynak Üretme istasyonunda koruma altında tutulmaktadır. Bu bağlamda Doğa Derneği ve Bakanlık arasındaki protokol kapsamında 2002 yılından beri Kelaynak projesi başlamış ve kelaynakların eskiden olduğu gibi insan desteği olmadan yaşamaları ve göç etmeleri için çalışmalar yapılmaktadır.

 


Fırat Arap Tavşanı  (Allactaga williamsi)

 

Güneydoğu Anadolu Fırat Arap tavşanı için oldukça önemli bir yaşam alanı oluşturmaktadır. Bozkırlarda yaşayan arap tavşanının gövdesinin üst kısımları grimsi kahverengi ile koyu gri arasındadır. Toprağa açtığı deliklerde yaşar ve geceleri beslenir. Bitki ve otsu bitkilerle beslenir. Fırat Arap tavşanı, Güneydoğu Anadolu’daki tarlalarda ve boş bakir arazilerde geceleri görülmesi mümkün olup kayalıklı alanlarda yaşar.

 

 

Doğa Derneği; İnsanın bütün varlıklara ve ekolojik bütüne saygı duyduğu; var oluşunun doğa üzerindeki etkisini bilerek yaşadığı ve sonucunda, doğanın korunmasını gerektirmeyecek bir yaşam tarzını benimsediği bir dünyaya ulaşmak için çalışmaktadır.

 

Şanlıurfa’daki çalışmalarımız “Hedef Sıfır Yok Oluş” kampanyası Urfa Bozkırları projesi kapsamında devam etmektedir. Bu bağlamda bütün Şanlıurfalılar ve bu canlılara önem veren herkesin desteğini beklemektedir. Çünkü ancak doğa etkili korumanın bu alanlarda yaşayan insanlarla olacağını benimsemiş durumdadır. Bu nedenle Şanlıurfa Belediyesi ve İl Çevre Orman Müdürlüğü ile ortaklaşa çalışmalar yaparak farkındalık ve duyarlılığı artırmayı hedeflemektedir.

 

Herkesin doğa (asında kendi için) yapacak bir şeyleri vardır. Sadece kendi doğana sahip çık! 

 

İ. Turan ÇETİN

Doğa Derneği Urfa Bozkırları Sorumlusu

turan.cetin@dogadernegi.org  

www.dogadernegi.org

 

 


Turan Çetin kimdir, bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

 

Bu en zor soru olmalı çünkü kişi kendini tanımlayamaz, ama deneyim;

 

Turan Çetin, kendisinin doğada olmasını isteyen ve doğadan bir şeyler alırken azda olsa doğaya bir şeyler vermek için uğraşan birisi,  Doğada bir parça olmaya çalışmak, bir ağacın kökleri gibi doğaya kök salmak ve aynı ağaç gibi etrafına bir şeyler sunmayı amaçlayan birisi…
 

Son 6 yıldır yaşamını Birecik’ de Fırat nehrinin koynunda geçirmeye karar vermiş fahri bir Birecik vatandaşı.

 

Doğa Gönüllüsü olup yaşamınızı bu tür işlere adamaya ne zaman karar verdiniz?

 

Sanırım doğadan almak yerine vermeyi tercih ettiğimde üniversitedeydim, o zamanlar amatör olarak dağcılıkla uğraşıyordum; doğayı dağların zirvelerinde en el değmemiş bölgelerinde arıyordum, sonra fark ettim ki doğa aslında o kadar uzakta değil; evimizde iş yerimizde, yediğimiz yemekte ve içtiğimiz suda hatta doğanın aslında bizzat kendi içimizde olduğunu anladım.


 

Doğa Derneği hakkında kısaca bize bilgi verebilir misiniz?

 

2002 yıllından beri ülke genelinde doğa koruma çalışmaları yürüten bir sivil toplum kuruluşu.

 

Derneğimizin merkezi Ankara'da bulunuyor. İletişim ve kampanya çalışmalarımızı İstanbul ofisimizden yürütüyoruz. Bununla birlikte Bursa, Burdur, Hasankeyf ve Birecik'te temsilciklerimiz bulunuyor. Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesindeki iletişim ofisimiz buradaki gönüllülerimizin desteğiyle faaliyet gösteriyor. Ankara'nın Beypazarı ilçesinde bölgenin doğasını ve derneğimizi tanıtmak için oluşturduğumuz Doğa Evi bulunuyor. Öte yandan, Türkiye'nin 16 farklı ilinde yerel projelerimizi yürüten doğa koruma kuruluşudiye biliriz. 

 

VİZYONUMUZ

 

İnsanın bütün varlıklara ve ekolojik bütüne saygı duyduğu; var oluşunun doğa üzerindeki etkisini bilerek yaşadığı ve sonucunda, doğanın korunmasını gerektirmeyecek bir yaşam tarzını benimsediği bir dünyaya ulaşmak.

 

MİSYONUMUZ

 

Doğa ve insanı bir bütün halinde ele alarak başta "Önemli Doğa Alanları" olmak üzere tüm Türkiye sathında doğanın yaşamasını sağlamak.

 

Doğa Derneği çatısı altında ürettiğiniz projelerden bahsedebilir misiniz?

 

Türkiye'nin doğal zenginliğini belgeleyen "Önemli Doğa Alanları" kitabını hazırladık.

 

Örnek projelerimizle Dünya Sıfır Yok Oluş Komisyonu'nun yönetim kuruluna seçildik.

 

Doğanın korunmasında aktif çalışmak isteyen gençler için Doğa Okulu eğitim programını düzenledik.

 

Çocukların doğayla ilişkisini güçlendiren Doğa Çantam ve Yeşil Kutu eğitim programlarını hazırlayıp uyguladık.

 

Her yaştan insanı doğaya çeken kuş gözlemciliğinin ülkemizde yaygınlaşmasını sağladık.

 

2004 yılında Dünya Kuşları Koruma Kurumu'nun (BirdLife International) Türkiye ortağı olduk.

 

Doğa derneği Hasankeyf kampanyası çalışmaları yürütmekte,

 

Urfa Bozkırlarında Çizgili Sırtlan ve Çöl varanı hakkında proje çalışması yapmakta

 

Kelaynak kuşları için göç çalışmalarına devam etmekte

 

Ülke genelinde birçok alanda doğa koruma çalışmalarına aktif devam etmekte ve desteklemekte.  

 

Doğal alanlarda çalışma derken neler yapıyorsunuz?

 

Doğa derneği 3 yıllık bir çalışma sonucunda Türkiye’nin önemli doğal alanlarını belirledi. Bunlar belirli kriterler eşliğinde belirlenerek 305 adet bölgeyi oluşturmaktadır. 

 

Doğa derneği öncelikli olarak bu alanlarda çalışma yaparken alanla ilgisi olan ve bağlantısı olan kurumlarla iş birliği yapmaktadır, özellikle bölgedeki yerel karar vericiler, alanda yaşan insanlar, avcılar çiftçiler olmaktadır.  Çünkü bir alanda koruma çalışması yapılacaksa ancak orada yaşayan kişilerle çalışması gerektiğine inanmaktadır. 


 

Sadece sizin çabalarınızla bölgenin korunması mümkün değil anladığım kadarıyla. Bölgedeki köylü, avcı vs. insanlarla ilişkileriniz nasıl? Doğa Koruma bilincini bu insanlara nasıl aktarıyorsunuz?

 

Aslında bölgedeki avcılar, çiftçiler doğayı çok iyi biliyor ve tanıyorlar, özellikle tür koruma çalışmalarında bölgede yaşayan yerel halktan çok büyük destek almakta ve iş birliği içerisinde çalışmaktayız,  sorunuzu birkaç örnekle açıklamaya çalışayım;  Şanlıurfa bölgesinde çalışmaya başladığımızda yerel halk sırtlan ve çöl varanlarını öldürüyorlardı ve bunları anlatırken övünerek ve kahramanlık hikayesi olarak aktarılıyordu. Doğa derneği olarak çalışmalara başladıktan sonra o canlılarla aynı alanda yaşan yani aslında onları öldüren kişiler arasında bağlantılar kurmaya başladık ve bu bağlantıları onlara gösterdik. Çöl Varanı doğal ortamında fare yılan gibi canlılarla besleniyor, bu da çiftçiler için çok büyük yarar sağlamakta;  Çizgili sırtlan ise leşle beslendiği için yaşadığı bölgede leşleri temizliyor bu da o alanda hastalıkların artmasını engelliyor. Aslında köylünün sağlığını koruyor. Bu bağlantıları gösterdiğiniz zaman bu sefer aynı kişiler korumaya ve kollamaya çalışıyor, Bu da en etkin koruma olan yerinde ve doğrudan koruma anlamına geliyor

 

Doğa konusunda yapmak istedikleriniz yani hayalini kurduğunuz neler var?

 

Ülkemizin ne kadar değerli ve birbirinden benzersiz bir coğrafyası ve doğası olduğunun farkına varılması, bu da aslında halen çok değerli ve yabani bir doğamızın hala olduğu,


Ülkemiz topraklarında çizgili sırtlanlar, çöl varanları, leoparlar ve hala kaplan yaşamaya devam etmektedir.

 

Hayalim ise, bu türlerin yaşadığını kamuoyuna duyurmak ve sahiplenilmesini sağlamak, sadece fotoğrafını çekmek değil, sürdürülebilir koruma çalışmalarıyla bu canlıların yaşamaya devam etmelerini görmek.


Doğada nasıl fotoğraf çekiyorsunuz? Ne tür ekipmanlar kullanıyorsunuz?

 

Aslında çok profesyonel ve çok pahalı bir ekipmanım yok, sadece optik zoom iyi bir makine olması yeterli geliyor,  özel durumlarda foto kapan kullanabiliyoruz.

 

Doğada fotoğraf çekerken az sayıda olmanız ve yalnız olmanızın çok faydası oluyor, birde doğa çok büyük bir çatı olduğu için çok farklı açılarda çekim yapma imkânınız oluyor,  doğaya sadece bakmak yerine görmeyi denemekle çok güzel çalışmalara imza atılabilinir.


 

Fotoğraf çekmek için özel türlere yaklaşırken nelere dikkat ediyorsunuz?

 

Bu türe göre değişiyor, bir kere en başta türü çok iyi tanımaz ve en ince ayrıntısına kadar bilgi sahibi olmalısınız. Hangi canlı türü olursa olsun onun gibi düşünmelisiniz. Empati yaptığımızda ve onu gerçekten anladığınızda o canlıya saygı duymaya başlarsınız, bu sefer fotoğrafını çekmekten daha önemli olan onu rahatsız etmemek oluyor. Öncelikleriniz değişiyor…

 

Teknik olarak ise, çekeceğiniz türün yaşam alanına uygun kıyafetler önemli, sizi fark etmeden istediğiniz görüntü alabilirsiniz. Ben çalışmalarında metal saat yüzük gibi yansıtıcı özelliği olan malzemeleri kullanmamaya çalışıyorum. Siz fark etmeden tek bir yansımayla tüm gününüz boşa gidebilir. Ayrıca doğada olmayan parfüm, deodorant gibi kokular sürmemek gerekli, unutmayın ki doğadaki canlılar bizlerden çok daha iyi koku alabiliyorlar. Bunun için de rüzgarın yönü de çok önemli, mümkünse rüzgarı karşıdan almalısınız.

 

Ve en önemlisi; sabırlı olmak ve gerçekten yeteri kadar emek vermek gerekli… Eğer hala istediğim türü çekemediysem yeteri kadar emek vermediğimi düşünürüm. Çöl varanının istediğim görüntüsünü çekebilmek için 5 yıl kadar uğraştım. Ama sonunda istediğim gibi bir kare elde ettim.

 

Bozkırda veya doğada çekimler esnasında başınızdan geçen en ilginç olay neydi? Bizimle paylaşır mısınız?

 

Çok yakın bir zamanda koruma çalışmalarında yoğun ve başarılı olduğumuz bir köyde puhu kuşu (kanat açıklığı 1,5 m boyu 70 cm civarında)  arazisine gitmiştik. Gittiğimiz yer bir kanyondu, üç kişiydik, arazide ilerlemeye başladıkça insansızlaşmaya başlıyordu. Bir süre sonra tepeden biri bağırmaya başladı, “Buraya girmek yasaktır “ aslında alanda yasak olacak bir statü olmadığını biliyordum. Hızlıca yaklaşmaya başladı, yanımdaki arkadaşların tedirgin olduğunu anladım, sanırım bir sorun çıkacaktı.  Yanımıza geldiğinde alana girilmesinin yasak olduğu ve bu alanda önemli canlıların yaşadığını söyledi.  Alan 5 yıldır doğa derneğinin köylülerle çalıştığı bir alandı. Genç arkadaş beni tanımıyor ama köy muhtarı amcasının tembihleriyle alanı koruyordu. Amacımızı ve kendimiz tanıtınca herkesin yüzü güldü.

 

Bu aslında yaptığımız çalışmaların doğru yolda olduğunu ve alanı en iyi koruyanların ve sahiplenenlerin o alanda yaşayan kişiler olduğunu bir kez daha göstermişti.   


 

Çizgili Sırtlan ve Çöl Varanı'nı fotoğraflamanın oldukça zor olduğunu biliyoruz. Bunun fotoğraflama hikâyesini anlatır mısınız?

 

Fotoğraflamak her zaman benim için çok daha geri planda kaldı. Bahsettiğimiz her iki türü de var olduğunu bildiğim halde görmek için uzun süre çaba harcamadım. Çünkü bizim önceliğimiz o canların görüntülenmesinden daha çok sağlıklı ve sürdürülebilir yaşamasını sağlamaktır.

 

Zaten bu şekilde çalışıp o alanda yaşaya yerel halkla karşılıklı güven oluştuktan sonra uygun bir ortamda uygun fotoğraflar yakalanması mümkün oluyor. Çizgili sırtlan ve çöl varanını fotoğraflama esnasında her iki alanda da yerel halkın desteği ile gerçekleşti. Onlar olmasa bırakın fotoğraf çekmeyi, o canların izini bile görmeniz çok zor.  

 

Bu bölgede en önemli türlerden biri de kelaynaklar. Kelaynakların korunması türün çoğaltılabilmesi ve göç yapabilmelerinin sağlanabilmesi için nasıl çalışmalar yapılıyor. Bu konuda da bize bilgi verebilir misiniz?

 

Sizinde bahsettiğiniz gibi kelaynaklar bölge ve bölge halkı için çok önemli, bunun için doğa derneği 2005 yıllında Çevre Orman bakanlığı ile bir protokol yaptı. Amaç; kelaynak kolonisinin sayısının "yüz"e ulaşması, üreme dönemi boyunca kayıtlar alınarak gözlem yapılması, eğitim çalışmaları ve göç denemelerinin başlaması.

 

Öncelikle doğa derneği olarak her yıl üreme döneminde (Şubat - Eylül) kelaynak kolonisi tam zamanlı izlenmekte ve raporlanmaktadır. Hangi kuş nerde?  Kiminle yuva kuruyor? Kaç yumurtası ve yavrusu olup kaç tanesi sağlıklı olarak koloniye katılıyor? Bunların cevaplarını bulup koloni hakkında üreme dönemi raporları hazırlanıyor, aslında bu iş çok sabır isteyen ve uzun süreli çalışılması gereken bir konu çünkü bir kişi her gün saatlerce tek tek bütün kuşları teleskopla izlemesi ve raporlaması gerekli.

 

Eğitim çalışmaları ise; Birecik merkezdeki ilköğretim öğretmenleri ile ortaklaşa kelaynak hakkında öğrencilere bilgilendirme çalışmaları yapılıyor, tabii bunlar ders olarak değil de oyunlarla çocukların daha iyi anlamasını sağlayarak gerçekleşiyor, bu sayede kelaynakların yerelden korunması güçlenmiş oluyor.

 

Göç çalışmalarımız projemizin en büyük amacı; Kelaynakların insan desteği olmadan eskiden olduğu tekrar göç etmelerini sağlamakta…

 

Bunun için yurt dışından konuyla ilgili uzmanlarla üç yıldır çalışmalar yapmaktayız, Metot ise belirlenmiş kuşlara uydu verici takılarak göçe bırakılıyor ve GPS sistemiyle uydu üzerinden takip ediliyor, bu üç yıl içinde oldukça yol kat edildi. Kuşların halen göç edebildiklerini ve halen yabani davranışlar gösterebildiklerini gördük, yakın bir zamanda özgür ve tam yabani kelaynak kolonisine kavuşacağımıza inanıyoruz.


İ. Turan Çetin


Sizin gibi bu konuda çalışma yapmak isteyenlere neler önerirsiniz?

 

Fotoğraf çekmek çok büyü bir duygu, özellikle görüntülenmemiş türlerle çalışmak çok daha heyecanlı ve gurur verici. Bu konularda herkesin mutlaka bir ideali olması gerektiğine inanmaktayım. Ben beş yıl önce kendime görüntüleme konusunda dört tür belirledim ve şimdi iki tür görüntülendi, sırada iki tür daha var.

 

Tavsiyem ve arzum tek amacınız fotoğraflamak olmasın, o türü veya o doğayı sizin çektiğiniz karedeki gibi kalması için emek harcayın. Bir kuş çekiyorsanız o kuşu o alanda yaşayan kişilere anlatın. Neden korunması gerektiğini neler yapılması gerektiğini, sizden sonra o kuş olan yaşamaya devam etsin. Belki yıllar sonra tekrar gittiğinizde az bir emeğinizle büyük işler başarılmış olur.

 

Doğa için herkesin yapacak bir şeyleri vardır, dediğim gibi doğa çok uzaklarda, dağların yamaçlarında veya ıssız ormanlarda değil, aslında çok yakınınızda yemeğinizde, suyunuzda, kendinizde. Sadece doğa için kendim için ne yapabilirim diye düşünüp bu konuda çalışan uzman kuruluşlarla görüşün.

 

Almak yerine vermeyi deneyin…

 

 

Röportaj: Funda GÖNENDİK  
 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Belgesellerde gördüğümüz Afrikada olur diye düşündüğümüz canlıları Urfadan hemen yanıbaşımızdan çekerek bizlerle paylaşan ve öğreten Fotoğrafcı doğacı arkadaşa Çetin Bey'e çok çok teşekkür ederim..Emeğinize elinize sağlık..
Bünyamin Bozkurt eklemiş - adds | 08 Mart 2010 Saat - Time 12:57
Turan harika fotolar ve bilgiler.
Eline, gönlüne sağlık.
Selamlar...
Barış Koca eklemiş - adds | 08 Mart 2010 Saat - Time 18:14
Bu kadar çeşitli türün bizim ülkemizdede yaşadığını bilmek harika... Artık 'bi gün Afrikaya safriye gitmeliyim' hayalini değiştirip 'bi gün Urfaya safariye gitmeliyim' diye değiştiribiliriz demek ki. Bize hayallerimizin o kadarda uzakta olmadığını göstermek için yıllarca emek harcamış ve iki türü resimlemek için sabırla beklemiş arkadaşımızın ellerine,emeğine sağlık ve saygı!!!
Lale Deniz eklemiş - adds | 09 Mart 2010 Saat - Time 12:16
Herkesin birilerine anlatacak bir masalı vardır. Çok masaldada bir Tanrı misafiri vardır insanların fakirhanelerini zenginleştiren. Bizim içinde yaşadığımız bozkırlarımızın ne kadar zengin oluğunu bize gösteren sevgili Tanrı misafirimize çok teşekkürler... Misafirliğini fahri vatandaşlığa çeviren Birecik halkınada ayrıca teşekkürler, İyi ki varsın Turan :)
Pınar Gündoğdu eklemiş - adds | 09 Mart 2010 Saat - Time 13:47
Bu muhteşem doğa zenginliğini koruyup yaşatan,tuku ve özveri ile belgeleyen,ekranlarımızda görmemizi sağlayan doğa severlere saygıyla...
Zeki Beştepe eklemiş - adds | 13 Mart 2010 Saat - Time 14:32
Bu ender canlıların tek tek ele alınıp, işlenmesi ve tanıtılması gerekiyor, her birisi bir konu niteliğinde tebrikler ve hayranlık içerisindeyim,
murat atakan eklemiş - adds | 23 Mart 2010 Saat - Time 23:07
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

 

e-Panel

Ara - Search


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.