e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
Kuş fotoğrafçılığının doğa fotoğrafçılığının bir kolu olduğunu biliyoruz. Manzara veya makro çalışanlardan ne gibi farklılıkları, kolay ve zor yönleri var?
Kuş fotoğrafçılığının doğa fotoğrafçılığının bir kolu olduğu doğru. Bana, Hangi kategoride çalışıyorsun dediklerinde, kendimi;“Doğa ve kuş fotoğrafçısı” olarak tanımlıyorum.
“Gezen aslan aç kalmaz”, bu sözü kuş fotoğrafçılığı ile çok bağdaştırıyorum. Bir anlamda “doğru zamanda doğru yerde olmak” lada özdeşleştirilebilir. Daha da açmam gerekirse, kuş görüntülemek için çıktığımız arazide bazı gün hiç deklanşöre basmadan yada fotoğrafik değeri olan bir kuş görüntüleyemeden döndüğümüz olabiliyor. Oysa makro çiçek yada manzara fotoğraflarında görüntü durağandır. Bu kategoride doğru ışık ve doğru kadrajla başarılı olunabilir. Bizler, bazen bir kanat çırpımının arkasından bakmakla yetiniyoruz. Özetle daha zor bir kategori olduğunu söylenebilir.
İyi bir kuş fotoğrafçısı olabilmek için belli bir kalite ve yeterlilikte ekipmana sahip olmak şartmıdır? Bu iş için minumum gereksinimler nelerdir?
Mutlaka şarttır. Kendimden örnek vermek gerekirse kuş fotoğrafçılığına başladığımda kompakt bir makine kullanıyordum ve sadece 5 MP bir çözünürlüğe sahipti. O dönemdeki bütün emeklerimin boşuna olduğunu şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Bugünkü aynı emeği ve çabayı göstermeme rağmen elde edilen neticelerin istenilen düzeyde değildi. Oysa şimdi elimdeki ekipman ile emeğimin tam karşılığını aldığımı söyleyebilirim.
Kuş fotoğrafçılığı için, en az 8 MP. Çözünürlüğe sahip bir DSLR body ve yine en az 400 mm. ‘lik bir teleobjektifin olması yeterlidir diye düşünüyorum. Marka konusuna gelince, ergonomisine alışılan, bildik markadan şaşmamak gerektiğini savunuyorum.
Sizce Türkiye'de yaşamak kuş fotoğrafçılığı açısından ne gibi avantajlar ve dezavantajlar sunmaktadır?
Avantajından çok dezavantajının bol olduğu bir ülkede yaşamaktayız. Türküdeki gibi “kuş kanadın kalem olsa, ah yazılmaz benim derdim”.!
Sulak alanların bilinçsize yok edilmesi, bilinçsiz tarım ilacı kullanılması, suyumuz ile bilinçsizce uğraşan devlet kurumları, su kaynaklarını hoyratça kullanan özel kuruluşlar, doğal alanların imara açılarak konut alanına dönüştürülmesi gibi nedenlerle kuşların yaşam alanları yok edilmektedir. Dolayısıyla kısa bir süre sonra görüntülediğimiz kuşlar elimizde birer belge olarak kalacaklardır. Bu da çok acı bir sonuç olacaktır.
En iyi avantajlardan biriside, Ülkemizin göç yolu üzerinde bulunması ve bazı bölgelerimizin kendine özgü habitata sahip olmalarıdır.
Göç eden ve yerleşik kuş türleri olduğunu biliyoruz. Göç zamanlarına ve yerleşim noktalarına göre önerebileceğiniz çekim noktaları ve çekim zamanları nelerdir?
Yurdumuz, kuşların göç yolu üzerinde bulunmasından dolayı birçok bölgemiz bu dönemlerde kuş görüntülemek için uygun hale gelmektedir.
Göçün en sağlıklı izlenebildiği ve çekim yapılabildiği alanlardan biriside, İstanbul boğazı üzeri ve Sarıyer sırtları olarak bilinmektedir. Ayrıca yurdumuzdaki tüm göl ve sulak alanlarda bu dönemde tür çeşitliliği açısından alternatifler sunmaktadır.
Öncelikle çalışılacak arazinin, arazi yapısı, yol şartları, güneşin seyri gibi doğal şartları ve hangi türün nerde görüntülenebileceği gibi konular hakkında önceden az da olsa belli bir bilgiye sahip olmak gerekir. Arazi şartları ve bölgenin habitatı hakkında bilgi sahibi olmadan verimli bir arazi çalışması yapılması oldukça zordur.
İleriki zamanlarda sadece bir türe yoğunlaşarak çalışmak bile olasıdır. Örnek vermek gerekirse; Kulaklı toygar çekmeye gidiyorum, Büyük kamışcın çekmeye gidiyorum yada, hadi bugün Üveyik çekeyim diyerek bir rota çizmek olasıdır. Tabii her rotada yeni türlere de hazırlıklı olmak gerekir. Bu da yapılan işin ne kadar zevkli ve heyecan dolu olduğunu gösteriyor. Şu ana kadar gördüğüm her kuşu görüntülemiş olsam Türkiye deki en zengin arşivlerden birisine sahip olurdum.
Doğal ortamındaki kuşların hareketlerini takip etmek ve en uygun anı yakalamak için özellikle farklı türlerin fotoğraflarını çekerken) araştırma, tecrübe, şans gibi hangi faktörlere en çok gereksinim duyulur?
Doğal ortamlarında kuşları izlemek ve içgüdüsel yaptıkları hareketlere şahit olmak işin en zevkli yanlarından birisi olsa gerek.
Bu anlamda, görüntüleyemeseniz bile bir atmacanın havada serçeyi kapmasına tanık olmak, Karabaşlı kirazkuşu’nun kelebeği, bir yalıçapkınının balığı afiyetle mideye indirmesine tanık olmak çok kişinin yaşayamadığı bir doğa olayı olduğunu düşünüyorum. Kendi dünyalarında o kadar saf, o kadar doğal ve temizler ki imrenmemek elde değil. Bu görüntüleri yakalamak ise çoğu zaman şans ile ilgili az öncede söylediğim gibi doğru zamanda doğru yerde olmanın çok büyük etkisi var. Emek vermez ve doğru yerde bulunmazsanız şehir merkezinde bir atmacayı avlanırken görüntüleme şansınız oldukça düşüktür. Dolayısıyla, ciddi olarak şansa ve yeterli tecrübeye sahip olmanız gerekir.
Sizce her kuş fotoğrafçısı muhakkak ornitoloji (kuş bilimi) konusunda bir ön eğitimden geçmelimidir? Kuş gözlemiyle ilgili eğitimleri hangi kanallardan alabilirler? Bu konuyla ilgili varsa bildiğiniz kulüp, dernek, v.b. hakkında çok kısaca bilgi sunabilirmisiniz?
Öncelikle kuş fotoğrafçısını ve Ornitolog’luğu birbirinden ayırmak gerekir diye düşünüyorum. Çok iyi bir Ornitolog’un fotoğrafçılık ile ilgisi olmayabilir, aynı şekilde kuş fotoğrafçısı birisinin Ornitologlug derecesinde kuşlar hakkında bilgiye sahip olmasına gerek yoktur. Bu arada Ornitolog olmanın o kadar basit bir statü olmadığını biliyorum. Kuşlar hakkında çok ayrıntılı bilgiye sahip olan birçok kişi tanıyorum ve asla kendilerini Ornitolog olarak görmüyorlar. Ornitolog olmak benim gözümde ulaşılamaz yada ulaşması çok zaman ve emek harcanması gereken bir satatüdür. Bir doğa ve kuş fotoğrafçısı olarak, benim alanımdan çok farklı bir konu olduğu için bu konuda çalışan dernek ve kulüpler ile bir bağlantım bulunmamaktadır.
Kuş fotoğrafı çekerken kamufle olarak kuşların mı size yaklaşmasını beklersiniz, yoksa siz mi onlara yaklaşmaya çabalarsınız? Araç içinden yapılan anlık çekimlerle iyi kuş fotoğrafı yakalamak mümkün müdür? Siz ne tür bir taktikle yaklaşmaktasınız konulara?
Kamufle olarak kuşların yaklaşmasını beklemek kuşları görüntülemek için mutlaka en iyi yollardan bir tanesi ancak sanırım benim şahsi özelliklerimden dolayı daha çok doğa ile iç içe olmayı ve dolaşmayı seviyorum. Yani bir yere tıkılıp kalarak uzun süreyi orada geçirmek bana göre bir davranış biçimi değil. Onun yerine araç içinde çekim yapmak ve dolaşmak benimle çok bağdaşıyor. En iyi çekimlerimi araç içerisinde yaptığımı söyleyebilirim. Yerin konumuna ve görüntülenecek kuşa göre de yayan olarak yaklaşmak benim çekim tekniklerimden birisidir.
Yavru kuşların, anneyi ve yavruları rahatsız edecek derecede yakından çekilmesinin etik ve biyolojik açıdan uygun olmadığını biliyoruz. Bu tür kareleri çekerken canlıları rahatsız etmeden uygulanabilecek yöntemler varmıdır?
Benim en çok dikkat ettiğim konulardan bir tanesidir bu. Kuşların doğal hayatına müdahale etmeden ve onları rahatsız etmeden yaklaşmaya çalışırım. Benim orada olduğumdan haberdar olmalarını istemem açıkcası. En son Sarayköy’de böyle bir çekim sırasında kuluçkada olan Uzunbacakların yanından kısa sürede ayrılarak, onları doğal ortamlarında yalnız bırakmıştım. Onları bu ortamlarında rahatsız etmeden görüntülemenin tek yolu ise kamuflaj kullanmaktır. Ancak daha öncede bahsettiğim gibi kamuflaj kullanmak pek bana göre değil açıkçası.
Çok nadir fotoğraflandığını bildiğiniz kuş türleri ile karşılaşmak bir kuş fotoğrafçısı için nasıl bir duygudur? Varsa bu tür karelerinize örnekler verebilirmisiniz?
Çok nadir görülen türleri yada portfolyoda olmayan bir türü ilk defa görüntülerken yaşanılanlar gerçekten çok ilginçtir. İnsanın nefesi kesilir, bu anı kaçırmak istemez ve olabildiğince en iyi kareyi yakalamaya çalışırsınız ve bu anda bütünüyle tüm hayattan soyutlanır ve nefesinizi tutarsınız. Hele iyi bir kare elde ettiyseniz deymeyin keyfinize, eğer ortada tanısal dahi olsa bir kare dahi alamamışsanız o an, o kuşcunun yanına yaklaşmamanız gerekir. Tüm günü terslikler ve sıkıntılar içerisinde geçer. Bu benim çokça yaşadığım anlardan birisidir. Sabah çekimlerinde başarı varsa tüm günüm neşe içerisinde ve zevkli geçer eğer kaçırılmış bir kare ve görüntülenemeyen bir kare varsa o gün benim yüzüm dahi gülmez. Bu durum çok arkadaşın yaşadığı bir duygudur ve yapılan işe verilen önemi gösterir bence.
Çekim sonrasında bilgisayar ortamında fotoğraflarınıza ne tür müdahaleler yapmaktasınız? Bu iş için belli sınırlar veya kısıtlamalar varmıdır?
Dijital ortamda çekilen görüntülerin karanlık odasının PC müdahalesi olduğuna inananlardanım. Ancak; bu müdahale mevcut görüntüyü daha iyi bir sunuma hazırlamaktan öteye gitmez. Keskinlik ve ışık ayarları ile mutlaka oynar ve çerçeve yapmayı da ihmal etmem. Fakat dijital düzenleme ve manipulasyonlar benim görüşüme terstir ve bu tür düzenlemelere de çok prim vermem.
Kuş fotoğrafçılığında en ciddi sorunlardan birinin süper tele kategorisindeki objektiflerin ışık geçiriminin az olması ve elde çekim yaparken en küçük titreşim nedeni ile görüntünün blur çıkma tehlikesinin bulunması olduğunu biliyoruz. Çekim esnasında kullandığınız süper tele objektifin titreşimini engellemek için ne tür yöntemler veya teknikler kullanırsınız? Genellikle elde mi, yoksa sabitleyici bir araçla mı çekim yaparsınız?
Çekimlerimin tamamına yakını elde yapılan çekimlerdir. Titreşimi önlemek için genellikle yüksek enstantaneyi tercih eder ve arabayı destek alarak çekimler yaparım.
Çekilen kuş fotoğraflarını kişiler nasıl değerlendirebilirler? Dergi, bilim yayınları, kitap, medya, sergi vs. nerelerde kullanma imkanı var ülkemizde?
Ülkemizde yaklaşık 450 değişik kuş türü ile karşılaşmak olası. Bu uğurda birçok arkadaşımız canla başla ve en önemlisi zevkle bu türleri görüntülemeye çalışıyorlar. Bende bu uğurda epeyce zaman ve emek harcayanlardanım. Yaklaşık 150 türü kendi portföyümde barındıran birisi olarak iki yıldır bu görüntüleri insanlar ile paylaşma sevdasına düştüm ve bu uğurda anaokullarında, liselerin fotoğraf kulüplerinde, çevremizde düzenlenen festivallerde, mimarlar odası gibi kuruluşların düzenledikleri aktivitelerde görüntülediğim kuşları insanlar ile paylaştım ve bu sunumlara vakit buldukça devam ediyorum. Ufak kuşlara serçe, büyük kuşlara karga diyen bir gençlik var ve bende elimden geldiğince görüntülediğim türleri topluluklarla paylaşmak istiyorum ve bu bana çok büyük haz veriyor. Ayrıca katıldığım iki karma sergide de bu görüntüleri insanlar ile paylaştım. Bu arada tanıtım yada reklam amaçlı gelen tekliflere de sıcak bakıp elimdeki görüntüleri paylaşıyorum. İleriki aşamada yöresel bir kitaba katkı koyabilmek ise en içtenlikli dileklerimdendir.
Son olarak, kuşları fotoğraflamaya yeni başlayacaklara ne gibi önerileriniz olabilir?
Yeni başlayanlara önerim, mutlaka kuşları ve arazi yapısını tanıyan kişilerden yardım istemeleri ve kuşlarla ilgili yerli yada yabancı dilde basılmış olan kitaplardan birer tane edinmeleridir. Emeklerinin karşılığı alabilmek içinse, yukarıdaki bahsettiğim ekipmanlardan edinmeleridir.
Denizli’de kuş fotoğrafçılığı ile uğraşan çok iyi bir ekibimiz olduğuna inanıyorum. Bu birlikteliğimizi diğer kategorilerde çalışan ve fotoğrafa gönül veren 36 üyemiz ile birlikte DEFSAD’ı (Denizli Fotoğraf Sanatı Derneği) kurarak gösterdik. Türkiyedeki 20. fotoğraf sanatı derneği olduğumuzu biliyorum. Bu ay içerisinde yaptığımız genel kurulda da Yönetim kurulu başkanlığına seçildim ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla DEFSAD’ı “daha iyiye, hep beraber” sloganıyla srdürebilmek için önemli bir görev üstlendik. Faaliyetlerimizi ve fotoğraflarımızı www.defsad.org sitesinde arkadaşlarımız ve fotoğraf severler ile paylaşıyoruz.
Kaliteden ödün vermeyen, fotoğrafik değerleri yüksek bu dergi için emeği geçen herkesi kutlarım.
Paylaşımınız için teşekkürler...
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.