e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
1948 yılında İran’ın batısında ufak bir kasaba olan Ilam’da doğdum ve tüm çocukluğum ve gençliğim orada geçti. İran Ulusal Üniversitesi’nde okuyan bir mimarlık öğrencisi olarak, gerçek sanatsal ifade tarzımın ne olacağını keşfettim; fotoğrafın büyüleyici dünyası. Bu yeni ortamdaki sanat ve teknikleri keşfetmeye kendimi adadım ve profesyonel yeteneklerimi diğer ögrenci arkadaşlarımla paylaşacak seviyeye gelebildim.
Nihayetinde de, mimarlık mesleğini terkederek profesyonel bir fotoğrafçı olma hayallerimi izledim. 1976 yılında İran Kültür Bakanlığı’nda ünlü Tahran Rudecki Sahnesi’nde sahne fotoğrafçısı olarak göreve başladım. Orada Rudolf Nureyev, Herbert von Karajan ve Marcel Marceau gibi esin kaynaklarını fotoğraflayarak duyarlı insan portrelerinde ustalaşmaya başladım.
İlerleyen yıllarda, Londra Senfoni Orkestrası, Bolşoy Balesi ve birçok opera topluluğunu, ülkemin sevilen sanatçısı müzisyen Shajarian’ın konser performanslarını ve birçok sanatçının röportajlarını ve toplantılarını fotoğrafladım. Fotoğrafa ilgim sadece sanat ve kültürü belgelemekle kalmadı, Tahran’da yayınlanan bir dergi olan “Ferdowsi” için politik olaylara dair haberlerin de fotoğraflarını çektim. Bu fırsat beni ve fotoğraf makinemi 1979 İran Devrimi ve sıkıntılı sonuçlarına götüren olayların merkezinde yer almamı sağladı.
Politik faaliyetlerim yüzünden birkaç kez tutuklandım ve son tutuklanmamdan sonra iki yıl kadar hapishanede kaldım. Tüm belgelerim ve aletlerim benden alındı ve geri gelmedi. 1990 yılında Kanada’ya varışımdan sonra, fotoğraf kariyerime kaldığı yerden devam ettim ve çalışmalarımı Vancouver’ın evsiz sokak insanlarının portreleri ve bu şehirde yaşayan ve bu şehire yolu düşen performans sanatçılarının portreleri üzerine yoğunlaştırdım.
Fotoğraflarım New York Press, Street Corner, Megaphone, Danish Weekly, Weekendavisen Berlingske ve bir Alman dergisi olan Max’ta yayınlandı. Son çalışmalarım Vancouver’da bulunan Exposure Gallery ve Gallery Gachet’te sergilendi.
Mimari ile içli dışlı olduğunuz ilk bakışta söylenebilir zira yalnız insan imgelerinin yanı sıra (tarzı ve ruhu birbirinden çok farklı olsa da hem İran’daki hem de Vancouver’daki) mimari yapıları kompozisyonunuzun ana öğesi olarak kullanıyorsunuz. Aslına bakarsanız, fotoğraflarınızda izleyiciyi ilk çarpan, insanları ve mekanları bir araya getiren ve birbirleri ile ilintilendiren, sessizlik hissi oluyor. Bu tespite katılır mısınız?
İnsansız mekanların ölü ve boş olduğuna ve yaşama alanları ile bir arada olamayan insanların boşlukta asılı kalacağına inanıyorum. Fotoğraflarımdaki bu iki ana unsuru görebilmek için her birinin derinlerine doğru yolculuk yapmak ve tüm özelliklerini ve karşıtlıklarını keşfetmek zorunda kaldım.
Mimarinin yaşayan heykeltraşlık olduğunu ya da Frank Lloyd Wright’ın inandığı gibi “Tüm iyi mimari değerlerin insani değerler olduğunu, aksi takdirde hiçbir değer taşımadığını” bilmek benim mimariyi ve insanı bir arada düşünmeme neden oldu.
Bu sebeple, çalışmalarımda içinde insan varlığının olmadığı mimari çekimler çok nadirdir ve manzara fotoğraflarımın bir çoğunda bile insan hayatına dair izler vardır. Ancak çalışmalarımda portrelediğim en güzel ve insani mimari benim “mimarı olmayan mimari” olarak adlandırdığım mimaridir.
Sanatsal becerilerinizi entelektüel bir arka planla desteklediğinizi görüyorum. Bu sizin, “insanlara ve mekanlara bakmayı ilk kez öğrendiğiniz” zamanlarda sizden önceki İran’lı fotoğrafçılardan devraldığınız bir miras mı yoksa zamanla varmış olduğunuz bir sonuç mu? Mesleki geçmişinizi de göz önüne alarak şu şekilde sorayım: Fotoğraf çekmeye ilk başladığınız yıllarda İran’da fotoğraf nasıl algılanıyordu ve yaşadığınız süre içinde nasıl bir gelişim gösterdi?
İran’daki fotoğrafın tarihine dair çok eskilere gitmek istemem. İran’da yeni fotoğraf okulu Josef Karsh tarzı portreleri ile Dr. Hadi Shafaeieh ile birlikte ve fotoğraf üzerine yayınladığı bir kaç kitabı ile başlar.
Bir sonraki nesil fotoğrafçılar (ben de dahil olmak üzere), stüdyolardan çıkıp, toplumumuzdaki kültürel, toplumsal ve politik alandaki sıkıntılı noktaları ortaya koymayı hedefleyen sokak fotoğrafı üzerine yoğunlaşan genç üniversite öğrencileri ve politik eylemciler, entelektüeller arasında yetiştiler.
Bilgi akışını sağlayacak internet yoktu, kitaplar son derece sınırlı ve pahalıydı ve renkli fotoğraf bile nispeten yeni ve bütçemizin çok üstünde idi. Öğrendiklerimizin büyük kısmı kişiseldi ve daha çok birbirimizden öğreniyorduk ve kompozisyon, ışık, renk, vs. gibi genel sanat anlayışı üzerine kurulu idi.
Mimarlık okulunun kendimi eğitmek adına bana çok yardımı dokunduğunu ve kariyerim ile fotoğrafa olan ilgimi birbiri ile ilişkilendirmeme olanak sağladığını söylemek zorundayım.
Fotoğraf tarzıma yönelik daha iyi bir yaklaşıma sahip olabilmek için felsefe, sosyoloji, politika, edebiyat ve sanat tarihi gibi birçok sosyal meseleye dair kitaplar okudum.
Fotoğraf, inanıyorum ki, yalnızca iyi bir kompozisyon ya da ışık ve gölgenin sanatsal bir kombinasyonunu yaratmak değildir. Fotoğraf, hikayeler anlatmak için bir dil, haykırmak için bir ağız, diğerlerinin gerçekliği görebilmesi için bir göz tanıklığıdır. Fotoğraf, görsel şiirdir.
Bu çok iyi bir nokta çünkü sokak fotoğraflarınızda her zaman politik bir damar görmüşümdür. “Karar anını” yansıtmada “doğrudan” olma niteliğine odaklanmış gibi görünen “Batılı örneklerinizin” aksine, sizin fotojurnalizm anlayışınız fotoğrafçıyı sadece bir gözlemciden ziyade anlamın kurucu unsuru olarak öne çıkarıyor. Sanırım bu bir şekilde bugünün dünyasında sanatçının tarihsel ve toplumsal sorumluluğu ile ilgili bir şey, öyle değil mi?
İnanıyorum ki, fotoğrafçı olabilmek için acı gibi, mutluluk gibi, hayat, ölüm ve yoksulluk gibi birçok evreden geçmeliyiz. Bunlar okulda öğrenilecek dersler değil, bilmek için yaşamanız, içinde olmanız gereken konular. Ancak böylelikle “olayları ve nesneleri görmeyi” ve etrafa bakmayı kalpten öğreniriz. Bu konu ile ilgili olarak John Berger’in metinlerini okumanızı öneririm.
Kalan kısmı (ışık, kompozisyon ve kalite gibi teknik meseleler) hikayeyi daha iyi anlatmamız için bize yardım edecek araçlardır. Sokak fotoğrafçısı bir sosyolog, bir şair, bir psikiyatr ve hepsinin ötesinde bir politik eylemcidir. Ciddi bir ideoloji sahibi olmadan bir fotoğrafçı olmak mümkün değildir, yoksa duygusuz gözetleme kameralarından farkımız olmaz.
Size tamamen katılıyorum ve inanıyorum ki fotoğrafçı net bir şekilde tarafını belirlemelidir ve kendi yaratısında kişisel olarak var olmalıdır. Ama diğer kültürleri ve insanları “National Geographic tarzı” görüntüleme eğilimi düşünüldüğünde, bu “taraf olma” meselesinin fotojurnalizmde sorunlu bir hale geldiğini düşünüyor musunuz? Kendi kültürünü ve insanlarını fotoğraflarken bile, bugünün fotojurnalizminin ve belgesel fotoğrafının büyük ölçüde oryantalist söylemleri güçlendirdiğini düşünüyor musunuz?
Bir iş, bir meslek olarak fotojurnalizm ile kaynağını kendinden alan fotoğraf projesi arasında ince bir çizgi var.
Bir fotojurnalist olarak sizden editörünüz neyi istiyorsa onu çekersiniz ve çoğu zaman bu içinde duygu olmayan istenmeyen bir iştir. Örneğin, hiçbir zaman kendi başınıza Bay George Bush’un basın toplantısında fotoğraflarını çekmeyi seçmezsiniz ama bir fotojurnalist olarak sizden bunu istediklerinde yapmak zorundasınız, isteseniz de istemeseniz de. Ama heyecanlanır da Bush’a ayakkabı fırlatırsanız bir anda kendinizi dışarıda bulursunuz.
Ama bir fotoğrafçı olarak istediğiniz yere gider, istediğinizi çeker ve kendi çalışmanızı nasıl yönlendireceğinizi seçersiniz. Duygularınızı ve fikirlerinizi ifade etmekte serbest olursunuz.
Bu durumda bile bir çok suçlama ve eleştiri ile karşı karşıya kalırsınız, lütfen Vancouver’da çektiğim şu fotoğraf için yazılmış yorumları bir okuyun:
www.flickr.com/photos/kavous/310040385/
Ama tüm zorluklara ve baş ağrılarına rağmen yaptığım iş beni tatmin etmiştir.
İnsanların hem fotoğrafçı hem de izleyici olarak belgesel fotoğrafları nasıl yarattığını konuşuyorduk. Çalkantılı bir dönemin tanığı ve estetik kaygıları olan bir fotoğrafçı olarak 30 yıl önce çektiğiniz fotoğraflara baktığınızda neler hissettiğinizi merak ediyorum.
İnsanlık olarak sığ hafızalarımız var, tarihi unutuyoruz, sonra da kafamız karışıyor ve gerçeği hayallerimizle karıştırıyoruz. Elbette, bu iki ucu keskin bir bıçak ve çoğu zaman hayatta kalabilmemizin sırrı.
Bu durum yargılarımızda hatalar yapmamıza ve onları kuramsallaştırmamıza sebep oluyor ve bildiğiniz gibi hayatımız yanlış yargılarla dolu.
İran devrimi sırasında bir fotoğrafçı, bir tanık ve eylemci rolleri ile yer almış bir insan olarak, bir kaç kez görsel hafızamı kontrol etmek ve gerçekleri kuramsal fikirlerimden ayırmak zorunda kaldım. Sonuç olarak kendimle ve diğer insanlarla büyük tartışmalara girdim ve kendi gizli dogmatizmimden kaçmaya çalıştım; tabii ki bu bana çok pahalıya mal oldu.
Bu noktayı biraz daha açabilir misiniz? Amacım sizi herhangi bir itirafa zorlamak değil. Buna hakkım da yok ama bir fotoğrafa her bakışımızda geçmişi tekrar düşünerek fotoğraftaki mekanların ve insanların anlamını ve önemini yeniden yarattığımıza inanıyorum. Ve bazen okumalarımız kültürel stereotipleri güçlendirmek üzere bizi yanlış yönlendirebiliyor. Bu beni biraz rahatsız ediyor çünkü bazen insanların fotoğraflarına yanlış kavramlar ve yargılar atfettiğimizi düşünüyorum. Sizin fotoğraflarındaki 30 yıl öncesinin İran’i ve bugünün Vancouver’ı ancak sizin öznel temsilleriniz olabilir ama fotoğraflarınızı başka insanlara gösterdiğinizde insanlar ancak zihinlerinde zaten ne varsa onu göreceklerdir. Bazen kültürel ve politik yanlış okumaları bir türlü engelleyemiyorsunuz. İnsanlar sizin fotoğraflarınıza bakarak yorum yapmaya başladığında bunu hissettiğiniz oldu mu hiç?
İnsanların zihinlerinde olanı gördükleri doğrudur, ya da daha doğru bir şekilde söylemek gerekirse, her bir görüntü insanların kendi imgelemlerini yaratmalarına yardımcı oluyor.
Ama biz şairler, ressamlar, tarihçiler ve sosyologlar, insanların çok zor fark edeceği şekillerde onları doğru ya da yanlış olarak yönlendirebiliriz. Onların duygularını tetikleyerek, neye inanmalarını istiyorsak ona inanmalarını sağlayabiliriz. Tabii, güçlü zihinleri ve ideolojileri olan insanda bunu başarmak mümkün değildir. Her neyse, yaptığımız her şey izleyiciler tarafından bir şekilde yargılanacaktır ve insanlar genel anlamda yanlış yöne doğru yönelmeyeceklerdir.
Fotoğraf çekerken sahneyi kurgular mısınız yoksa belli görüntüler için “ava çıkar mısınız”? Kendinizi anlık görüntülerin fotoğrafçısı olarak mı tanımlıyorsunuz?
Aile fotoğrafları çekerken bile sahneyi ya da ışığı kurgulamam. Ama genellikle düzgün bir arka plan ve ışık yönünü kontrol ederim ve doğru pozu yakalamak için insanların görüntüye girmesini beklerim. Çoğu zaman eğer fotoğrafın öznesini kaçıracak gibi isem, çabucak ve aniden fotoğraf çekerim. Geceleri bile ekipmanımı yanımda taşırım.
İran, Vancouver ya da Türkiye’den fotoğrafçıları takip ediyor musunuz? Bize kimleri önermek istersiniz?
Favori Flickr fotoğrafçılarım, sokak fotoğrafında Rui Palha (çok iyi bir dostum ve bu alanda dünyanın en iyilerinden birisidir), belgesel fotoğrafta Emmanuel Smague, bir fotoğraf sanatçısı olarak Murat Harmanlıklı, savaş fotoğrafında Zoriah, sokak porte fotoğrafında Tom Stone, manzara fotoğrafında ise Harald Mieling’dir. Röportaj için Rui Palha’yı tavsiye ederim.

Dear Mr. Ahmet Kavousian, we know your photographs and your story, partly, from your flickr page but we’d like you to know you better. Who are you and how did you start taking photographs?
I was born in Ilam, a small town in west of
Committing myself to the study of the art and techniques of my new medium, I was soon able to offer my professional capabilities to fellow students. Finally, I left my job as an architect following my all time dreams to become a professional photographer.
In 1976 I undertook a contract from
In the years to follow, I would photograph concert performances of the
Interested to document not just arts and culture, I also covered news of political events for the
I was arrested for my political activities several times and jailed over two years after last arrest and all my documents and gears were taken away from me and never recovered.
Since arriving in
Recently my photography has been published in the
One can easily guess that you are so much into architecture because apparently you are using architectural structures (both in
I believe, spaces without people are dead and empty, also people not combined with their living ambient are hanging in the air. To be able to see this two major elements of my photography I had to travel deep inside each one of them, discover all their characteristics and contrasts. Knowing that architecture is inhabited sculpture or as Frank Lloyd Wright believed "All fine architectural values are human values, else not valuable" made me imagining this two always together. Therefore in my works, architectural shots without any human existence are rare, even in most of my landscapes there is a footprint of human life.
But the most beautiful and human architecture I ever portrayed in my works are the ones I've called "Architecture without an architect"
I am seeing that you have backed up your skills with an intellectual background. Is this something you inherited from earlier photographers in
I don't want to go too far back about history of photography in
New school of photography in
Next generation of photographers (including myself) were raised among intellectuals, young university students, and political activists who got out of the studios and experienced street photography aiming cultural, social and political hot spots in our community.
There was no Internet as an information highway, books were very limited and expensive, even color photography was relatively new and high above our budget. What we learned was mostly personal or from each other based on general understanding from art like composition, light, color etc.
I have to say school of architecture helped me a lot to educate myself and made me able to bridge the gap between my career and attraction to photography. I start to read about many social issues like philosophy, sociology, politics, literature, and history of art... to have a better approach to my style of photography. Photography, as I believe, is not only creating a nice composition or artistic combination of light and shadows. Photography is a language to tell stories is a mouth to scream, is a witnessed eye to let others see reality. Photography is visual poetry.
That's a good point because I have always sensed a political grain in your street photography. Unlike your "western counterparts" who seemingly focus on the quality of being "direct" in reflecting "the decisive moment", your photojournalism clearly involve the photographer as the constitutive agent rather than the mere observer. I think this is somehow related to the historical and social responsibility of the artist in our world, isn't it?
I believe, to became a photographer we should pass through many stages like pain, happiness, life, death, poverty... These are not school courses to read and learn, these are things to be touched with to get to know. Then we learn by heart "HOW TO
The rest (technical issues like light, composition and quality) are tools helping us to tell the story better. Street photographer is a sociologist, a poet, psychiatrist, and above all a political activist, not possible to be a photographer without having a serious ideology, and if not we are only a moving senseless surveillance camera.
I completely agree with you and I strongly believe that a photographer must clearly take sides and get personally involved in his/her creation. But don't you think that that "taking sides" issue has become more problematic in photojournalism especially considering "the National Geographic style" of photographing other cultures and peoples? Don't you feel that today's photojournalism and documentary photography reinforce orientalist discourses to a great extent even when one takes photographs of his/her own people and culture?
There is a narrow line between photography as a self motivated project and photojournalism work.
As a photojournalist you shot what your editor ask you to shot, in many cases could be a senseless unwanted job, for example you never choose by yourself to shoot a press conference of Mr. George Bush, but as a photojournalist you have to do it if they ask you, no matter you like or not, and if you get excited and throw your shoes to him, you are out immediately.
But as a photographer you choose where to go, what to shoot and how to manage your work. You are free to express your feelings and ideas. Even in this case you will face lots of criticism and accusations, please read the comments in this shot I did in
We were talking about how people created documentary photos both as the photographer and the viewer. I wonder how you feel when you look at the photographs that you took 30 years ago both as the witness of an era of turmoil and as a photographer with aesthetic concerns?
We as people have shallow memories, we forget the history, then we get confused and mixed up the reality with our dreams, of course this is double edge sword and a survival secret for us most of the times. This make us to mistake in our judgments and theorize them, and as you know our life is filled with this misjudgments.
As photographer, viewer and activist in Iran“s revolution, I had to go beck to my visual notes of those several times, then try to separate realities from my theoretic understandings, and in result get involve in a big big argument with myself and others and try to scape from my hidden dogmatism. and of course this cost me a lot.
Can you elicit this a little bit? My point here is not to push you to any kind of confession. I have no right to do this but instead I believe that each time we look at a photograph we recreate the meaning and significance of the figures in retrospect, in terms of both human beings and places, and sometimes our readings may mislead us to bolster the cultural stereotypes. This makes me a little bit uneasy because sometimes I feel that we attach misconceptions and misjudgments to people's photographs. Your Iran 30 years ago and Vancouver today can only be your subjective representations but when you show your photographs to other people, people may see what they have already in their minds. sometimes you just can't prevent cultural and political misreadings. Have you ever felt this way when people start talking about your photographs?
This is true that people see what they already have in their mind, or better to say each image helps them to portray their imaginations. But we as poets, painters, historians or sociologists may lead or mislead them in a way they hardly realize.
By triggering their emotions we can make them believe what we like, of course this is not happens to people with stronger minds and ideologies. Anyway, whatever we do will be judge by our viewers and people in general wont go wrong.
Do you ever set up the scene in any way or "hunt" for specific images or do you describe yourself as the photographer of instant moments rather?
I never ever set up any scene or light for my photography even in my family photos. But I usually check for proper background and light direction and wait for people to enter the scene then hunt the proper pose. also many times I shoot quick and instant if the subject is going to be missed, I always carry my gears even at night.

Do you follow photographers from
My favorite Flickr photographers are for street photography, Rui Palha (he is a great friend of mine and one of the best in the world), for documentary, Emmanuel Smague, as an artist photographer Murat Harmanlikli, as a war photographer, Zoriah, as a street portrait photographer Tom Stone, and as a landscape photographer Harald Mieling. I recommend Rui Palha for an interview.
Röportaj ve Çeviri (interview and translation by) : Umut HEPVAR
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Umut Hepvar : Şeb-i Yelda : Birgit Jürgennsen
Umut Hepvar : Şeb-i Yelda : Fotoğrafın Doğusu Batısı Olur Mu
Umut Hepvar : Şeb-i Yelda : Hafıza-i Beşer (N)İsyan ile Malüldür
Umut Hepvar : Şeb-i Yelda : Fotoğraf ve Ötekileştirme
Umut Hepvar : Susan Sontag ile Röportaj
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.