Arşivimizden  - From Our Archives

 

Salih Güler

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > MAYIS 2007 SAYISI > Van Gogh ve Empresyonizm
Van Gogh ve Empresyonizm

Vincent Van Gogh, bir papazın oğlu olarak 1853 yılında Hollanda’nın güneyinde bir köyde dünya’ya geldi. 19.yüzyılın yazgısı en trajik sanatçılarından biri olan Van Gogh (Hollandaca söylenişi "fan hoh", Türkçe'de "van gog" olarak yaygındır),  içinde sürekli bunaltılar yaşar ve hiçbir işe yaramadığına olan inancı, bir şeyler yapma, bir çıkış bulma isteğidir bunaltılarının nedeni. Kardeşi Theo, Van Gogh’u izlenimcilerle(empresyonist) tanıştırdı. Theo, olağanüstü erdemlere sahip bir insandı.Yoksul olmasına karşın, ağabeyi Vincent için elinden geleni esirgemedi.Güney Fransa’da onun geçimini sağlayacak kadar ilgilendi. Van Gogh, çeşitli işlerde başarısız olduktan sonra (son işi olan papazlıktan, aşırı inançlı çalıştığı için kovulmuştur) sadece resim yapmaya karar verir. Bu amaçla kardeşi Theo ona sürekli para gönderir. Çalışmadığı ve kardeşinden para aldığı için rahatsızlık duyan Vincent, sorumluluğunu üstlenmek ve kendini kardeşine kanıtlamak için sürekli resim yapar. Acı çeker, mutsuzdur, huzursuzdur ve yalnızdır ama resimleriyle neşe ve sevinç uyandırmak istemiş, acıları sevince, hüzünleri neşeye ve yalnızlığı birlikteliğe döndürmeye çalışmıştır.

 

Arles’ daki gönüllü yanlızlığı sırasında kardeşi Theo’ya yazdığı kesintisiz günlükte tüm düşünce ve umutlarını yazarak içini döküyordu.Kendi kendini yetiştirmiş, kendini bekleyen ünden habersiz bu alçakgönüllü ressamın yazdığı mektuplar, bütün edebiyatların, en dokunaklı ve ilginç belgeleri arasınada yer alır. Bu mektuplarda , sanatçı Vincent’in görev duygusunu, savaşımlarını, zaferlerini, umarsız yanlızlığını ve dostluğa susamışlığını ve ne sonsuz bir gerilimle , ne ateşli bir güçle işine sarıldığını anlıyoruz. Daha 1 yıl dolmadan  1888 Aralık ayında Van Gogh, bir kollaps geçirip delilik bunalımına girer. Ününü borçlu olduğu tablolarının hepsini, 3 yıllık bir bunalım ve umutsuzluk döneminde yapmıştır...


Sunflowers
 

Van Gogh, hem izlenimciliği hem de Seurat’ın noktacılığını benimsemişti.Katışıksız renklerle çizikleme ve noktalama tekniğini seviyordu ama bu resimsel teknik onun ellerinde, Parisli sanatçıların istediğinden çok değişik birşey olup çıkıyordu.Nitekim Van Gogh, her fırça vuruşunu , yanlızca rengi parçalamak için değil aynı zamanda kendi coşkusunu dile getirmek için de kullanıyordu.Yazdığı mektuplardan birinde esinlenme anlarını anlatarak şöyle diyor :  ‘Heyecanlanmalar  bazen o denli güçlü ki insan çalıştığının farkına bile varmadan çalışıyor ...ve fırça vuruşları , bir konuşmada ki veya mektuptaki sözcüklarine benzer bir gelişim ve tutarlılıkla birbirini izliyor..’’


Cafe Terrace 


Oranlama bundan daha uygun olamazdı. Bu anlarda nasıl başkaları yazı yazıyorsa o da resim yapıyordu... Nasıl ki bir mektupta yazının biçimi, kalemin kağıtta bıraktığı izler, yazan kişinin davranışlarına ilişkin ipuçları verirler öyle ki bir mektup büyük bir heyecan durumu içinde yazılmışsa güdüsel olarak varırız bunun farkına ,aynı biçimde Van Gogh’un fırça vuruşları da onun ruh durumuna ilişkin bir çok şey söyler bize. Yeni araçlara olanak veren nesneler ve sahneler ile fırçasını kullanmaktan başka çizim yapmasını sağlayacak motifler boyamayı bir yazarın sözcüklerinin altını çizmesi gibi boyayı kalın katmanlar halinde sürmeyi seviyordu. İşte bu nedenle saman köklerinin , çalılıkların ve buğday tarlalarının, zeytin ağaçlarının pütür pütür dallarının ve servilerin koyu ve kımıl kımıl biçimlerinin güzelliğini ilk bulgulayan kişi o olmuştur.


Cottage
 

Van Gogh, öylesine yaratıcı bir kişiliğin içine girmişti ki yalnızca ışınlarını saçan güzenşi değil hiç kimsenin dikkatini çekmeyecek değerde bulmadığı sıradan , dinlendirici ve yalınç şeyleri de imgeleştirme gereği duyuyordu. Arles’ da ki dar odasının resmini boyadı. Bu bakımdan kardeşinin yazdıkları onun düşüncesini çok iyi açıklamaktadır. :

 

‘ Aklıma yeni bir düşünce geldi. Bu kez söz konusu olan yalnızca benim yatak odamdır.Ne var ki renk burada herşeyin yerini tutmak zorunda. Böylece nesnelerin basitleştirilmiş üsluplarını vurgulayarak , dinlenmeyi ya da uykuyu anıştırmalı.Tek bir sözcükle ,tabloya bakınca us yada imgelem kendini dinlendirebilmeli.’


Room at Arles
 

‘ Duvarlar solgun mor. Döşeme kırmızı tuğladan. Yatağın ve iskemlenin ağacının rengi taze tereyağının sarı tonunda. Çarşaflar ve yastıkları çok açık bir limon yeşili .Örtü al renginde. Pencere yeşil , küçük masa portakal, leğen mavi ve kapılar leylak. İşte hepsi bu. Kepenglerle örtülü odamda başka hiçbirşey yok.Eşyaların geniş çizgileri bile bozulması olanaksız bir dinlenmeyi dile getirmeliler. Duvarlarda portreler. Bir ayna, bir havlu, birkaç giysi. Tabloda beyaz bulunmadığı için çerceve beyaz olacak. Bütün bunlar bu zorunlu dinlenmenin hıncını çıkaracak. Daha bütün gün çalışacağım üstünde ama görüyorsun, anlayış ne denli basit. Gölgeler ve yansımalar kalkmış. Herşey Japon baskıları gibi, hafif ve basit katmanlarla boyanmış....’

 

Belli ki Van Gogh, başlıca endişesi betimleme değildi. Şeyleri resmettikçe , şeylerde duyduğu ve başkalarına iletmek istediğini ifade etmek için biçimleri ve renkleri kullanıyordu. ‘Üç boyutlu gerçeklik ‘denen şeyi yani doğanın fotoğrafı gibi resmedilişini pek umursamıyordu. Eğer işine yarasaydı şeylerin görünümünü zorlayıp değiştirebilirdi de. Böylece değişik bir yolla o yıllarda Cezanne’nin bulunduğu yol ağzına benzer bir biryere gelmişti. İkisi de doğayı taklit amacını bırakıp kesin adımlarını attılar.Gerçekleri birbirinden farklıydı elbet. Cezanne bir ölü doğa çizdiğinde, biçimler ve renkler arasındaki ilişkileri bulmayı amaçlıyor Van Gogh ise resminin duyduğunu dile getirmesini istiyordu. Eğer amacına ulaşmada bozma  (distorsion) işine yarasaydı bozmayıda kullanabilirdi. Bu noktaya her ikisi de sanatın eski ölçütlerini yadsımadan varmışlardı. ‘Devrimci’ ayaklarına yatmıyorlardı, kendini beğenmiş eleştirmenleri şaşırtma amacı gütmüyorlardı. Kalkıp da bir kimsenin tablolarıyla ilgileneceği umuduna nerdeyse boş vermişlerdi. Çalışmak zorunda oldukları için çalışıyorlardı.



 

Van Gogh mektuplarından birinde, çok sevdiği bir arkadaşının portresini yapmaya nasıl başladığını yazar. Van Gogh doğru portreyi çizdikten sonra renkleri ve çevreyi değiştirmeye başlıyor. ‘Saçların sarışın rengini abartıyorum, portakala rengini, krom rengini, limon rengini alıyorum ve başın arkasına, odanın sıradan duvarını değil , sonsuzluğu boyuyorum. Basit bir dipdüzeye, boya tablasının verebileceği en yoğun en zeng,n maviyi sürüyorum. Sarışın ve parlak baş, gökte bir yıldız gibi mavi yüklü bu dip yüzey üzerinde gizemlice belirginleşiveriyor. Ah sevgili dostum, seyirci bu abartmada karikatürden başka birşey görmüyor. Ama umurumuzda mı bizim? ‘

 

Van Gogh, seçtiği yöntemin karikatürcünün yöntemiyle karşılaştırılabileceğini söylemekte haklıydı. Her zaman ifadeci dir karikatür . Çünkü karikatürcü , seçtiği kurbanın benzerliği ile oynar o kişi hakkında düşündüğünü ifade etmek için onun biçimini bozar. Bu doğayı bozmalar , gülemecenin bayrağı altınada gittiği sürece hiç kimse güç bulmadı onları anlamayı. Gülmece sanatı, herşeye izin verilen bir alandı çünkü halk ona S ile başlayan Sanat’a gösterdiği önyargı ile yaklaşmıyordu. Fakat öznenin üstünlüğünden çok belki sevgiyi, hayranlığı veya korkuyu ifade etmek için şeylerin görünümünü bilinçler değiştiren bir sanat yani ciddi bir karikatür düşüncesi , Van Gogh’un da öngördüğü gerçek bir engel oluşturdu. Yine de aykırı bir şey yok bunda. Apaçık gerçek şu ki, duygularımız görüş biçimimizi daha çok ta anılarımızı kendi renklerine boyarlar. Hepimiz aynı yerin ruh durumumuza göre nasıl değişik geldiğini denemişizdir.

 

Starnitegh

Yaşamı süresince hiçbir yapıtını satamayan Van Gogh'un tanınması, ölümünden 11 yıl sonra, 1901'de resimlerinden 71'inin Paris'te sergilenmesiyle başlar.
 

Bugün Avrupa sanat geçmişinin en önemli ressamlarından sayılan Van Gogh'un, dışavurumculuk, fauvism ile soyutlama'nın erken dönemleri üzerinde büyük etkisi olmuştur. Amsterdam'daki Van Gogh Müzesi, onun ve çağdaşlarının yapıtlarını barındırır. Yine Hollanda'daki Otterlo müzesinde de çok sayıda Van Gogh yapıtı vardır.

 

Van Gogh'un bazı resimleri yeryüzünün en pahalı resimleri arasında yer alır. 1987'de "Irisler (Süsenler)" adlı tablosu 53,9 milyon ABD dolarına, 1990'da "Doktor Gachet'in Portresi" adlı tablosu o zamana dek görülmemiş bir fiyata, 82,5 milyon ABD dolarına satılmıştır.


Hazırlayan : İnci İŞLER

Yasal Uyarı : Bu sayfadaki yazı , yazara ait olup, kısmen veya tamamen izinsiz olarak alınması, kopyalanması ve kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç teşkil etmektedir.
 

Yorumlar - Comments
Toplam 14 yorum, 1-14 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Van Gogh 'un Osmanlı ünlü minyatür sanatçısı Levni den etkilendiğini düşünüyorum. Tablolara dalınca o aklıma düştü.. Tabi sanat evrenseldir elbette bizim sanatçılarında etkilendiği kişiler oluyor. Güzeldi teşekkürler
rıdvan kaya eklemiş - adds | 04 Mayıs 2007 Saat - Time 15:45
Van Gogh'u ve eserlerini sunusunuz ressama olan hayranligimi seckin bir zevkle yasatti. Ingo F. Walther ve Raiber Metzger'in Van Gogh The Complete Paintings eserini henuz almistim. Ressamin eserleri ve yorumlariyla dopdolu bu calismayi incelemeyi simdi sabirsizlikla bekliyor, diger Van Gogh hayranlarina tavsiye ediyorum.
Seval AKYOL eklemiş - adds | 08 Mayıs 2007 Saat - Time 20:14
İlerleyen sayılarımızda Geleneksel Türk sanatlarından aslında bildiğimiz nice ünlü ustaların nasıl etkilendiğini hatta birebir örnek aldığını da anlatacağım.
Teşekkürler ilginize...


inci işler eklemiş - adds | 10 Mayıs 2007 Saat - Time 00:07
Dramatik yaşamı,benzersiz resimleriyle büyük bir ressamı bizlere tanıttığınız için teşekkürler İnci hanım..
sevgilerimle,Cem
Cem Güneysu eklemiş - adds | 10 Temmuz 2007 Saat - Time 16:33
geçen yılın bu zamnlarında çizim yapmaya başladım ve şu an görsel iletişim tasarımı bölümu öğrencisiyim.ilk kez kalemi eline alan biri olarak sadece hoşuna gittiği için farkında olmadan van gogh un düşünen adam eserini çizdim ve buyuk beyeni topladı.hayatını inceledikçe kendimden bir çok şey buldum.son zamnlarda çizim yapmaya motive olmazken sitenizde onun hayatını okumak bana ilham kaynağı oldu teşekkurler..
özgü TAN eklemiş - adds | 24 Temmuz 2007 Saat - Time 15:45
hello!

your web is so interesting . unfortunatlly i cant underestand turkish but your fotoes are so beutifull

good luck.

diba from iran
diba eklemiş - adds | 05 Ağustos 2007 Saat - Time 08:36
57 yaşında yağlı boya resim yapmaya başladım ilk resmim Van Gogh un çiftlik tablosunun kopyası idi çok iyi seçim yapmışım renklerin sihrini ve hür çalışma ruhunu hissettim.Saygın sanatçıyı farklı yönleri ile tanıttığınız için tşk ederim.Sanatçının hayranları ile tanışmaktan mutlu olurum.
turgut özel eklemiş - adds | 05 Ağustos 2007 Saat - Time 23:13
cok iyi yapmıssınız ama arkadaşı yüzünden küsüp kulağını kesım maddı sıkıntıdan göğüsüne mermı sıkıp intihar ettığı kısmı yapmamıssınız D: saolun başarınızın devamını dılerım :D ...
A. Semih Doğan eklemiş - adds | 12 Kasım 2007 Saat - Time 10:12
bende bu siteyi beğendim ama diğer arkadaşımın dediği gibi kulağını kestiğini yazmamıssın..Aslında en önemli budur ama yine i yapmıssınız başarınızın devamını dilerim
deniz ballı eklemiş - adds | 20 Kasım 2007 Saat - Time 19:27
amazing
grety mankol eklemiş - adds | 02 Aralık 2007 Saat - Time 12:10
HARİKA RESİMLER
VAN GOGHA BAYILIYORUM
HAYAT HİKAYESİNE BAKIYORUMDA KEŞKE BİRAZ DAHA SABRETSEYMİŞ
ZEYNA APPLE eklemiş - adds | 19 Aralık 2007 Saat - Time 16:25
ben daha 13 yaşındayım fkat resimlere ilgim büyük .Van Gogh'un resimlerini çok sev,yorum hep resimlerimi onunkilere benzetmek istemişimdir her ne kadar uğraşsamada onun gibii çizemedim fakat iyi resim çizmesini bceririm ilerde daha iyi olmayı çok istiyorum Van Gogh'a
tablolarına söylenecek söz yok güzel demekle yetinemem çok dikkatli bakınca tablolara içinde koybolup gidiyorum
teşekkürler
çisil özkan eklemiş - adds | 24 Şubat 2008 Saat - Time 16:54
tablo konuları hakkında bilgi verilseydiiyi olurduama yine de başarılı olmuş sağolun
selma çelebioğlu eklemiş - adds | 15 Kasım 2008 Saat - Time 14:57
Sarının ressamını bu kadar kısa bir biçimce başka nasıl anlatabilirdiniz ki? "Kulakların ne kadar güzel!" diyen bir bar kadınına kulağını kesip vermesi de olmalıydı bu yazıda ve belki kardeşi Theo ile olan ilişkileri de incenelenbilirdi. Bir yazıya sığmayacak kadar büyük bir usta. Anımsattığınız için teşekkür ederim. Selamlar, sevgiler. Dostlukla...
H.Bahadır LAÇİN eklemiş - adds | 15 Kasım 2008 Saat - Time 21:00
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.