e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
MİTRA TABRİZİAN/SÜRGÜN ÖYKÜLERİ: 1
Sanat tarihi, ülkelerinden, şu veya bu şekilde kopmuş, onlarca sanatçının çarpıcı öyküleriyle doludur günümüzde. Picaso, Capa, Neruda, Nazım Hikmet, bunlardan sadece birkaçıdır aklımıza hemen düşüveren. Baskılar ve yargılamalar ve sürgünler bir boyutuyla da, bu sanatçıların yaratıcılıklarına katkıda bulunmuştur denilebilir.
Yukarıda bahsettiğim isimler, Sanatın engin dünyasında, ürettikleri işler dışında, yaşadıkları sosyo-politik nedenler dolayısıyla da öne çıkmış olanlardır. Bunlara ek olarak, birde yığınla engele karşın, cinsiyet, köken,ve renkleriyle`de bağlantılı olarak, adları ön plana çıkmamış olanlar var ki, iste onları anlatmaya sayfalar yetmez… Düşününki, nedeni ne olursa olsun,yaşadığınız coğrafyadan kopup,dilini ve yolunu bilmediğiniz bir ülkeye geldiniz. Aşmanız gereken saymakla bitmez engel vardır önünüzde bir göçmen olarak. Hepsinin ötesinde`de uğraşı alanınız sanat ise eğer, önünüzdeki açmazların boyutunun dahada artacağını söylememe gerek yok sanırım.
Tahran doğumlu Mitra Tabrizian, yukarıda belirttiğim koşullarda Büyük Britanya coğrafyasında ve küresel ölçekte kendisine saygın bir yer edinen ender sanatçılardan biridir günümüzde. Londra’ya geldiğinde ülkesi İran, tarihinin en kaotik sürecini yaşamaktadır… Sınıf farklılığının da iyice derinleştiği coğrafyasında, sanatçı, Mollaların, ülkenin demografik yapısını tamamiyle değiştirme çabalarına ve baskılarına bir tepki olarak, soluğu Londra’da alır.
`İşlerinde`, ülkesinin sosyo-politik altüst oluş sürecini `sinematik` bir dille sunan Tabrizian, çağımızın hiç bitmeyecek gibi görünen, `göç`, `kimlik`, `ait olma`, `yabancılaşma` ve `sürgün` olma durumlarını ön plana çıkarır hep.
Örneğin 2005/2006 yıllarında batıya sığınan İran kökenli göçmenleri konu alan çalışması “Border” yanı “hudut”, kişisel bağlamda sorunun evrenselliği ve derinliği anlamında önem kazanır. Projenin içindeki küçük ayrıntılar Tabrizyan’ın duygusal gelgitler yaşamasına da yol açar…
Çalışmalarında, son 10 yılda büyük değişiklikler yaşayan `İran yeni dalga` sinemasının da etkileri göze çarpan sanatçının, işlediği konular arasında `anayurt`ve kolonializm de oldukça önemli bir yere sahiptir. Londra`da Westminster Üniversitesinde profesör olan Tabrizianla ilgili olarak İngiltere’de yayınlanan önemli sanat dergilerinden Review`un yazarı Richard Moss,Tabrizianın Tate Modern`de sergilenen “This is That Place” yani “Burası orasıdır” adlı çalışmalarını “gündelik şiirlerin Fotoğrafları” diye niteler…
Tabrizianın, Panaromik ve büyük ölçekteki fotoğrafları, günümüz İran`ın da heterojen kitlelerin sosyal farklılıklarını, sinematik bir dille anlatır. Fotoğraflardaki meslek grupları, cinsiyet ve sosyal çevre dikkatlice ve zekice konumlandırılmıştır.
İlk bakışta hayatın farklı alanlarından seçilmiş, farklı gibi görünen bireyler, aslında aynı potada, Ayetullahların `kabaca zorladıkları` bir sosyal çevrede yaşamaya zorlanmışlardır…
Sohbetimiz sırasında ürettiği işlerin mollalar rejiminin kabaca tepkisini çekmemek adına kendisinin ve İranlı sanatçıların farklı bir dil geliştirdiğini ve bu sayede etkili olabildiğini vurguluyor Tabrizian Rejimin sanata yönelik bakışının `dar`ve `baskıcı` oluşu aslında kendisinin yanında, aydınların ve ıran sinemasının da aşama kaydetmesine yol açtığını ekliyor ve yaratıcılığının zenginleştiğini dile getiriyor. Sohbetimizin sonunda uzun vadede batıda yaşayan İran kökenli sanatçıların da desteği ile ülkesinin yazgısının ve İran toplumunun dönüşeceğini umut ediyor Mitra Tabrizian…
Vehbi KOCA
Ekim 2008
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Vehbi Koca : Londra Günlüğü, Ağustos 2008
Vehbi Koca : Duvara Yazmak