Yıldız hanım, fotoğraf ile ilk tanışmanızdan bugüne kadar olan fotoğraf yolculuğunuzu anlatır mısınız?
Bu aslında uzun bir yolculuk. Babam uzak yol gemi tamircisiydi. Ümit burnundan, Panama kanalından, Uzakdoğu’nun en ücra köşelerine kadar hep hikayeleri vardır. Tabii detaylar ondan gizli fakat çektiği fotoğrafları bizimle paylaşırdı. Atlas Okyanusu’ndan geçerken geminin güvertesinden çektiği, kocaman geminin üzerinden aşan dalgalar hep aklımda kalmıştır, ‘ o anı yakalamak nasıl olur?’ diye. 
Yıllarca çocuk gözlerle o fotoğrafa baktım. Biraz büyüyünce 12-13 yaşlarındayken babam o fotoğrafı çektiği Agfa fotoğraf makinesini bana verdi. Ben de mahallede arkadaşlarımın fotoğraflarını çekerek başladım. Hep düşündüğüm doğal anı yakalamaktı.

1983 yılında İFSAK (İstanbul Fotoğraf Sinema Amatörleri Derneği) ‘ da 2 aylık kurstan sonra tekrar makinemi değiştirmeye karar verdim. Çünkü o objektif bana yetmiyordu. Geniş açı, zoom ve

1985 yılında ise Mimar Sinan Üniversitesi’nin Fotoğraf bölümünü kazandım. Aşk kapıyı çalınca okula gitmekten vazgeçtim. Fakat fotoğraf gene de hayatımda tüm hızı ile devam ediyordu. 1987 yılında Tempo dergisinde işe başlayınca benim içinde tam olarak profesyonel yaşam benim için başlamış oldu. 3 aydan sonra yazar Atilla Akar ile Eski Tüfekler dizisini Milliyet Gazetesi için hazırladık, fotoğraflarını ben çektim. Amacım Cumhuriyet Gazetesi’ nde çalışmaktı. Aynı yıl Cumhuriyet Gazetesi’nde çalışmaya başladım. O gün bugündür yurt içi ve dışında pek çok yayın için çalışsam da, gazete olarak Cumhuriyet’ ten başka gazeteye çalışmadım. 1989 yılında yarışmalara çok önem vermezsem de bir prestij olan, aldığım Fotoğraf Dalında Yunus Nadi Ödülü ise benim tam hızla fotoğrafa devam etmek için büyük bir etki oldu.

Pek çok basın kuruluşunda görevler aldınız… Fotoğraf, gazetecilik, projeler, çocuk kitapları ve müzik ile dolu bir yaşam… Bu tempoyu fotoğrafladığınızda en unutamadığınız kareler hangi anlardan ortaya çıkıyor?
Yapacağım işi hissettiğim zaman. Zaten işime başlamadan tamamen konsantre olmadan başlamam, fotoğraf çekmeye, yazılarıma ya da çizimlerime. İşimi tutku ile sevdiğim için de her zaman kendimi hazır hissederim. Tam konsantre oluyorsanız iş her zaman güzel çıkar.

Fotoğraf sizin için ne anlam ifade ediyor? Fotoğraf çekmek, paylaşmak, aktarmak hususlarında sizi iten en önemli duygular neler? Fotoğraflarınız ile neyi anlatmayı önemsiyorsunuz?
Gözlerim sürekli fotoğraf arar. Işık ve hareketler… Fotoğraflarımda, çektiğim cansız bir şey de olsa onunla özdeşmiş olmaya çok önem veririm. Çektiğiniz her ne olursa olsun iyi bir iletişiminiz yoksa o donukluğu, yapaylığı hissedersiniz.

Analog ve dijital fotoğrafların sürecini birlikte yaşadınız. Bu konulardaki görüşleriniz nelerdir? Gelişen modeller, dijitalleşen dünya vs. fotoğraf sanatına olumlu / olumsuz neler getiriyor?
Dijital özellikle basında çok hızlı ve ucuz olması bakımından mükemmel. Ama fotoğraf analog makineden çıkar. Hep bir benzetme yaparım. Fransız filmleri ile Amerikan filmi arasında ışık, renk bakımından bu dijital ile analog makine ile çekilen fotoğraf arasında da o kadar büyük bir fark var. Dijitallerdeki o buz etkisini fark edebiliyorum.

Dijitalin bir olumsuz tarafı da benim için, eline her makineyi alan kendisini fotoğrafçı sanıyor. Görmek bir yetenektir. Şarkı söylemek, resim yapmak gibi. Analog makine belki bir kişinin yeteneği olmaya bilir ama daha doğru fotoğraf çekmeye zorlayan bir yapısı var. Film pahalı her çekilen kareden önce çok düşünmeyi gerektiriyor. Ama dijital de biri olmazsa bir olur denip denklanşöre basılıyor. O zaman göz, algılama kısacası beyin tembelleşiyor. Daha önce analog makine kullanıp şimdi dijitale çekenlerde bile bu kaygı var.

İnsana ve çoğunlukla portrelere yönelen bir objektifiniz var… Sizce portre fotoğrafçılığı nedir, nasıl olmalıdır?
İnsansız fotoğraf olmaz diye düşünüyorum. Fotoğraf hayatımın bazı dönemlerinde mesela sadece tarihi eserleri çekmişim ve insan olmadan. Sonra fark ettim, düşündüm neden böyle oldu diye. O zamanlar insanlardan uzaklaştığım günler olduğunu fark ettim. İnsanı seviyorum, onlarla iç içe olmak, duygularını, bakışlarını yakalayıp fotoğrafa aktarıp onların o anlarını durdurmayı.

Portre ya da yaşam fotoğrafları çekecekseniz mutlaka empati göstermeniz gerekir. Onları hissetmek, sohbet etmek ama bunu yapay bir şekilde görev gibi yaparsanız insanlar hemen hisseder. Bunun için bu gerçek ilgi olmalı. Mesela fotoğrafa başlarken ve hala örneğim olan Josef Koudelka Çingeneler fotoğrafları, 1968 olayları hissederek çektiği için yaşayan fotoğraflar. Hatta kendisi 1968 Prag ını çekerken profesyonel bir fotoğrafçı değildi. Ülkesinde olaylar oluyordu ve o bunları görüntüleyip belgelemek istedi. İçtenlikle yaptı. Ve o sıra çekim yapan profesyonel fotoğrafçılar arasında en iyi onun fotoğrafları idi.

Fotoğraf sizce yaşanarak öğrenilebilinir mi? Fotoğraf, eğitim, tecrübe gibi konularında görüşleriniz nelerdir?
Fotoğraf daha öncede söylediğim gibi görmek de bir yetenek. Bir kişi sesi güzel olmasa da eğitim alarak doğru şarkı söyleyebilir. Ama hiçbir zaman yorum yapamaz yaratıcı olamaz yani zanaatkar olarak kalır. Fotoğrafta da bu böyle.
Ama, yetenek varsa da onu köreltmemek lazım. Bunun içinde çalışmak, çalışmak, çalışmak…

Günümüz basın fotoğrafçılarını ve fotoğrafçılığını nasıl buluyorsunuz, düşünce ve fikirlerinizi öğrenebilir miyiz?
Çok iyi basın fotoğrafı çeken arkadaşlar var. Ama bunları nedense yazılı basında görmek pek mümkün olmuyor. Düşünüyorum da acaba sayfa sekreterlerine ya da görsel yönetmenlere de mi çok iş düşüyor. Çünkü gazetelerdeki fotoğraf kullanımından hiç memnun değilim. Rast gele sayfaya uysun diye kesilen fotoğraflar var. Üç fotoğraf kullanılacağına bir tane kullanılsın ama fotoğraf olsun. Yazıyı okutturan çoğu konu da fotoğraftır.

Fotoğrafçıların bir negatif tarafı da her şeyi kendilerinde hak görmeleri. Olay anında veya daha sakin olan çekimlerde benzetme yapacak isem aslan avcısı gibi çevreye rahatsızlık verircesine çekimler yapıyorlar. Halbuki iyi fotoğraf kendinizi kamuflaj yaparsanız sakin ve derinden giderseniz fotoğrafı yakalayabilirsiniz.

“Güney Doğu Anadolu’nun Gülen Yüzleri” projeniz hakkında bilgiler almak istiyorum. Bu proje nasıl oluştu, nerelerde, kimlerle ve ne gibi çalışmalar gerçekleştirmeyi planladınız, gerçekleştirdiniz ve bundan sonra neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Bu projeyi baştan sona kendim oluşturdum. Gazetem Cumhuriyet elinden geldiğince maddi, manevi olarak her zaman yanım da oldu. Bunun için iş arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum. Başlangıçta bu projenin bütününe sponsor bulmak zor oldu, hatta olamadı. Ama Güney Doğu Anadolu’ da biliyorsunuz 9 ilimiz var. Onlara her gitmeden önce her zaman yeni plan yaptım. Bazı zamanlar devletin bazı kuruluşları yatacak yer verdiler. Ama o bölgedeki tüm çalışmalarımı bir ekip ile değil tek başıma sürdürdüm. İstanbul dan her gidişimde bana nasıl tek başına gidiyorsun korkmuyor musun sözleri içten di, ama ben hiç bunu düşünmeden yapmam gerekeni yapmak için orada olmam gerektiğine inanarak hareket ettim ve gittim. Orası da bizim vatanımız ve orada da aileler çocuklar yaşıyordu. Onların da günlük yaşamları ve gelecekten umutları vardı. Batıdaki her çocuk gibi. Yalnız onların oyunları biraz daha farklı idi batıya göre. Onlar bilgisayarın başında vakit geçirmiyorlardır, ailelerindeki sorumluluklarını biliyorlardı. 
Bu çalışmam 2 yılın sonun da bitti. Projem devam ederken gazetem Cumhuriyet’te çıkan Diyarbakır çalışmam üzerine Diyarbakır Valisi röportaj yaptığım çocukları makamına çağırarak onlara hediyeler veri, 2008 yaz tatillerini aileleri ile 1 hafta Bodrum’da geçirdiler. Ayrıca İstanbul’ a da onlar için bir gezi düzenledi.

Biten bu projem için şimdilerde albüm (foto-röportaj) ve Diyarbakır, İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Paris de açılacak olan sergim için sponsor arayışı içerisindeyim. Diyarbakır Valisi katkı yapacağına söz verdi. Diğer valiliklerden cevap bekliyorum.
Albüm (foto-röportaj) basıldığında Cumhuriyet Kitap’tan çıkacak.
Böylece Güney Doğu Anadolu’da çocukların yaşamlarının bir belgesi olacak.
Röportaj: Levent YILDIZ
İstanbul doğumluyum. 1987 yılından bu yana profesyonel fotoğrafçı-yazar olarak çalışıyorum. 2003 yılından bu yana da fotoğrafçı-yazarlığımla birlikte, çocuk kitapları yazıp resimliyorum. Bekar ve Tuna’nın annesiyim.

ÇALIŞMALAR:
Milliyet- Tempo Dergisi- Cumhuriyet(Kültür Sayfası) Cumhuriyet Dergi- Cumhuriyet Kitap - Cumhuriyet Gezi- Cumhuriyet Hafta Sonu-Der Mannheimer Morgen-Der Tagesspigel- Date Line-Status Estate- İsim Şehir - Adres- Voyager- Marie Claire- Marie Claire Maison- Yapı Kredi Kitaplık- Doğa Gezi-Picus - Saya- +Life İstanbul- İstanbul (Türk Tarih Vakfı)- Suriname (Hollanda)- The Gate- Crossroad - Heritage- Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları-Zip İstanbul- TRT INT’ e Gezgin Çocuk Programına yarım anismasyon –City Plus- Platform(Almanya)-Ulusoy Travel-Regnum - SeeLife- Cemal Reşit Rey Konser Salonu /Konser Salonu Fotoğrafçısı
VİSİTUR /Uluslararası Kongre Fotoğrafları.
Engin Gürkey & Production
Serkan Çağrı &NOTİST
Şebnem Organizasyon – Set-up(Still-Life) & Düğün Hikaye
FOTOĞRAF ÖDÜLLERİM:
1985-2. Muğla Kültür ve Sanat Şenliği ‘Yaşayan Muğla’ Mansiyon 5 sergileme.
1990-TMMOB ‘Çevre’ Fotoğraf Yarışması Başarı Ödülü
1989-1990..Yunus Nadi Fotoğraf Ödülü
Euro Color 1. Ödülü.
1994-1995 Çukurova Rotary Kulübü - Adana ‘Sokaktaki Çocuklar’ Birincilik Ödülü
1995- 9.Altın Koza Kültür ve Sanat Festivali- Suavi Sonar Ödülü
2000- Mimarlık ve Kültürel Çoğulculuk’ Fotoğraf yarışması 2 adet ‘Eşdeğer Ödül’
2001- Bir Kaynak Olarak Mimarlık ‘Fotoğraf Yarışması ‘Eşdeğer Ödül’
FOTOĞRAF SERGİLERİM:
Temmuz Şile Festivali- Şile Meydanı
1986 Aralık Muğla Tansaş Sergi Salonu
2005 Aralık İstanbul Perpa
KİTAPLARIMIN YAYINLANDIĞI YAYINEVLERİ:
Morpa Yayınları 3 kitap (öykü)
Erdem Yayınları 10 kitap (Öykü ve Resimleme)
Hitit Yayınları 4 kitap (Boyama)
Denge Kitap 4 kitap (Boyama) 1 kitap (antoloji-resimleme)
Duru Yayınları 3 kitap (resimleme) 1 kitap (resimli sözlük) 6 kitap(resimleme-öykü)
Timaş Yayınları 10 kitap (boyama)
YA-PA 7 (resimleme- öykü)
Cumhuriyet Kitap – Muhsine Helimoğlu Yavuz kitabı resimleme
PROJELER:
‘Güney Doğu’nun Gülen Yüzleri’
DİLLER: İngilizce- (İyi yazıp- konuşmak) İtalyanca (Az yazıp- konuşmak)
HOBİLERİM: Dans(Latin)- Müzik (Latin-Caz-Blues-Balkan-Fado)-
Film (Dökümanter-Orta Doğu-Latin)-Latin Perküsyon çalmak-Şarkı sözü yazmak-Gezi-
KATILDIĞIM KONSERLER:
3 Temmuz 2004 Sabancı Üni. Ritim Atölyesi
22 Temmuz 2004 Şile Festivali Ritim Atölyesi
14 Mayıs 2005 Işık Ün. Şile
Kültür Koleji…2005
Koç Lisesi….2005
İMZA…
YILDIZ ÇELİK
(YILDIZ ÜÇOK VE YILDIZ ÇELİK KOOİMAN İMZAM İLE DE ÇALIŞTIM)
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
e-Panel
M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı
Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi
Anadolu Fotoğraf Dergisi