Arşivimizden  - From Our Archives

 

Erwin Olaf

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hasan Sönmez

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

Tuba Döner

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

Bookmark and Share
Yörükler

 

Y Ö R Ü K L E R    (Birinci Bölüm)

 

Türkler tarihinin yorulmak nedir bilmez göçerleri, Türkmenistan’ın Merv şehrinden çıkarak Anadolu' ya akmaya başladılar. Steplerde, başı dumanlı dağlarda yaşamaya alışık  rüzgar yanığı yüzlü, yağız Oğuz boylarının mert, yiğit, güçlü, dağ gibi sakin, az konuşan, kendilerine son derece güven duyulan emin insanları bilinmez maceralar bekliyordu artık.


  
Şahin gibi kıvrılıp Ahlat’a kondular, 300 yıl süren büyük göç macerası. Yürüdüler, yürüdüler, düzenli disiplinli, Bey'lerine tam itaat ederek. Göç dayanışma, yardımlaşma ister, disiplin ister, güç ister, lojistik bilgi ister. Onlar hiçbir zaman dağınıklık ve düzensizlikten hoşlanmadılar. Çünkü başıboş toplulukların hareket etme yetenekleri olamaz. Zorluk, meşakkat, acılar, ağıtlar, doğumlar, ölümler, hep arkalarda kalan nemli göz izleri, yitirilen nice canlar, soğuk ayazlar, cehennem  sıcakları. Ama onlar
  gözlerini ötelere daha ötelere dikmişlerdi, adeta gizli bir el, gizli bir güç onları Anadolu' ya itiyordu.



Onlar, devleti biliyorlardı, Cetleri, Ataları, Hakanlar yetiştirmişti, Hanlıklar kurmuşlardı. Başları dik yürüyorlardı,  en önde gençler, daha sonra yaşlılar, sonra çoluk çocuk, kadınlar yürüyordu, gelinler yürüyordu alları morları karışıyordu türkuaz göklere. Erkeğinin yanında kadını, sırtında çocuğu, dokuduğu rengarenk kuşakla kuşaklamış, ana kadın güç demek,  soy demek, doğurganlık demek... Genç erkekler birlikte doğdukları atlarıyla bir ileri bir geriye dört nala at sürerek sorumluluklarını yerine getiriyorlardı. Onbinler yürüyor geleceğe, atlarıyla, davarlarıyla, yurtluklarıyla, her şeyleriyle.


 

                    “ Her gün bir yerden göçmek

                      Ne iyi

                      Her gün bir yere

                      Konmak ne güzel

                      Bulanmadan, donmadan

                           Akmak ne hoş ”   

                                                               Mevlana

 

Bir yerden göçüp bilmedikleri başka diyarlarda yer tutmak, var olabilmek, devlet kurabilmek öyle kolay değildir. Ama onlar bu işin sırrını biliyorlardı.Büyük Selçuklu’yu kurdular, Büyük Osmanlı Cihan Devletini kurdular ve yıkıntıları arasından Büyük Türkiye Cumhuriyeti' ni kurdular. Çünkü onlar şafakta doğup, yatsıda ölenlerden değil, kıyamet gününe dek var olanlardan olmak istiyorlar.



Yıldızlar gibi aktılar 24 boy, tam 24 boy. Kayı, Bayat, Alka evli, Kara evli, Yazır, Dodurga, Döğer, Yaparlu, Afşar, Begdili, Kızık, Karkın, Bayındır, Peçenek, Çavuldur, Çepni Salur, Eymur, Ala Yuntlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva, Kınık boylarına ayrılmışlardı. Bugün bu boylara ait işaret ve yer adlarına Anadolu’ da çok rastlanmaktadır. Sözün sırasını bozmadan uzatmadan diyelim ki, her boyun ağırlıklı olarak  ayrı ayrı yerleştiği vilayetleri ayrıntılı olarak anlatmak çok uzun olacak, biz buradan hemen şahin gibi kıvrılıp sözü dedem Korkut Atamın da eserinde dediği “gün gelecek, hanlık geri Kayı ya dönecek” diye bildirdiği  Söğüt’ de karar kılan ve Osmanlı Devletinin kuruluşunda esas nüveyi teşkil eden KAYI BOYU Karakeçili Yörüklerine.



Kayı, muhkem, kuvvet ve kudret sahibi, sağlam, berk manasınadır. Oğuz’un en büyük boyudur. Üç kıta ve yedi denize altı yüz yıldan fazla hakim olan Osmanlı sülalesi bu boydandır. Kayı Boyundan Ertuğrul Gazi ve her biri birer müstesna şahsiyete sahip çoğu dahi, cihangir, kumandan, şair ve sanatkar olan Osmanlı sultanları, Kayı Han neslinin kıymetini göstermeye kafidir.Kayı’nın ongunu yani damgası iki ok ve bir kurulu yaydır. Kayı boyuna mensup göçebe oymağı, eski zamanlardan beri her yıl Söğüt’teki Beyleri Ertuğrul Gazi Hanın türbesini ziyaret ederler. Tabi bu bayram havasında 725 yıldır hiç aksatılmadan devam eden  ziyaretleri , nasıl yapılır, neler olur Yörükler neler der, neler yer bunları sözün sırası geldikçe anlatacağım.



Kayı Boyu mensupları, genellikle ; Eskişehir, Mihalıççık, Orhaneli, Isparta, Burdur, Fethiye, Muğla, Aydın, Manisa, Ödemiş, Antalya, Mersin, Alaşehir, Balıkesir, Bursa Kütahya, Ankara, Kırşehir, Nevşehir, Gaziantep, Adana, Diyarbekir, Siverek, Siirt, Birecik, Urfa gibi iller de vesikalara göre yerleşiklerdir, tabi daha birçok yere dağılmışlardır, ta Balkanlar ve Trablus-Şam' da dahil olmak üzere.



Karakeçili Türkmenleri de  “Yörük” olarak anılırlar.Bunun sebebi Anadolu' da iskan edilmelerinden önce konar-göçer olmalarındandır.


Kıl poturlu Yörükler, üç etek yırtmaçlı entarili kadınlar, çarığı çay da kalmayan Yörük kadınları.

Aşiret bir yerde oturup kalamaz. Yem, yiyecek tükenir, mallar toprağa saldırır yoksa, açlık hastalık getirir sürüye, kırım kırım kırılır mallar. Onun için sık sık yer değiştirir Yörük. Otlağın yeşilini, suyun bolluğunu seçip konaklar. Ot, yemdir, ot kök boyadır allı morlu, ot yemektir, ot şifadır, ot temizliktir, ot, çiçek, süsüdür obadaki ala gözlü Yörük kızının. Denkler denklenir, yükler yüklenir, develer katarlanıp dizlerine tokurdaklar boyunlarına büyük havan çanları takılır, koyunlar sürülenir. Ak kundaklardaki bebeleri ala kilime sarıp çam beşiklere yatırırlar. Göç zorludur herkes dayanamaz alışık olmayan lime lime dökülür. Kar var dağlarda tepelerde sert sert haşin haşin bir rüzgar kamçılar adamın yüzünü. Bu şamara dayanabilirsen ayakta. Dayanamasan döşektesin. Dağlar zordur zor,başın döner, şöyle bir taş alıp atsan aşağı kül un ufak oluverir uçurumun dibinde.

 

               “Yürü bre Çiçekdağı

                Sen de suna boylum kaldı”…  

 

 

Vakti zamanında ala gözlü cerenler, çatal boynuzlu geyikler, kınalı keklikler cirit atarmış bu dağlarda. Kekliğin “keklik kayası” geyiğin “geyik dağı” varmış. Kekik kokan dağlarımı istiyorum ben, ıslak toprak kokusu ile kekik kokusu, burcu burcu burnumda, dağlarda olasım geliyor,

gözlerim bir çamın koyulaşan yeşilinde,güneşin turuncu ışığına takıla takıla saatlerce yürümek. Ve bir ağacın sırtını acıtan sertliğinde uzanmak istiyorum.


Toroslar, Gavur Dağları, Binboğalar, Aladağ, Koç Dağı, Bakır Dağı, Çiçek Dağı, Elma Dağı, Bozdağlar kıvrım kıvrım, yüce yüce aşılmak gerek. Ee sözün sırasını bozmadan diyelim, ölen ölür gömülür göç yolunun sağına dualarla. Kervan devam eder yoluna yürek burkusuyla kalan sağlar bizimdir diyerek.

 

  Bir uzun yoldan geldim.

  Yolumda dağlar vardı bulutlarla öpüşen.

  Bayırlar vardı yeşil,

  Bayırlar vardı sarı.

  Renk renk çiçekler vardı,

  Bayırlarda..

  Mor menevşeler, mor sümbüller

  Sarı çiğdem,

  Ve…

  Kafamda bir hayal vardı,

  Boyu boyuma uyan, huyu huyuma

  Onca güzeller içinde

  Seçtim onu

  Gönlümce… 

 

Eh işte deyiverdim gönlümce, biz yine devam edelim kaldığımız yerden söze...


 

    Sonra durdular…

   

    Dört yüz çadır kalmıştı, kimi geri döndü, kimi yitirildi, göç öğütüyordu obaları, oymakları, boyu…

 

     Bey anamız Hayme ana dedi.. Bey oğlu Ertuğrul' a….

 

     Oğul…

    Anayurttan ayrılalı yıllar geçti. Deli rüzgarlar önünde oradan oraya savrulduk. Beylik otağını kurduğumuz şu yaylalar, artık son durağımız, son konağımız olsun.

    Oğuz’un yurtlarına diktiğimiz ağaçların kökleri kara yerin derinliklerine, dalları gökyüzünün yüceliklerine uzansın.

    Ak-boz atlara binip yağı üstüne yel gibi vardıkta Kadir Tanrı gözü pek yiğitlerimizi korusun.

    Göğsü kaba yerli kara dağlar gibi duran erlerimiz ile; kır çiçekleri gibi saf ve temiz, ak yüzlü, ala gözlü kızlarımız Kutlu Kayı Boyumuza gürbüz evlatlar versinler.

     Altın başlı otağlarımız Çarşamba yaylasını bürüsün.

    Kayı’ nın ve diğer bütün boyların oğullarını Ertuğrul’ umla bir tutarım. Onların hepsini soyumuz için Hakk’ın Kutsal birer emaneti bilirim.

    Oğul…

   Boyundan-soyundan olsun olmasın insanlara adil davran. Adaletten ayrılma ki, insanların birlik ve dirlik kazansın. Yurdunda obanda herkes gezsin.

    Ululuk isteyen töreden ayrılmasın.

    Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur.

    Yüreğinden inancı, ağzından duayı, davranışından erdemi hiç eksik etme. Bir de sabırlı ol oğul, ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur.

   Oğul…

   Beylik demekle, ağırlık vermek iledir.

   Sofranı ve keseni yoksulara açık tut….

 

Dedi, Hayme Ana ve Söğüt’te kışlak Domaniç Çarşamba’ sında yaylak olarak yerleşip kaldılar.



Her yıl Eylül ayının ilk haftasında Domaniç de Hayme Anamızı türbesinde anarız ziyaretler yapılır Osman Gazinin salıncağının kurulduğu ulu çınar ağacı orada koruma altında ziyaretçilere sunulur, ama maalesef çınar kurumuştur tabi, hala orada durur.Yemekler yenir, temsili göç uygulanır, kurulan kara kıl çadırlar gezilir. Ertesi hafta da yani h
er yıl Eylül’ ün ikinci haftası Söğüt’te Yörük Bayramı dediğimiz Ertuğrul Gazi Han Dede' mizi ziyareti başlar.T ürkiye’ nin her yerinden binlerce Oğuz Boyunun obaları akın akın gelirler. Yüz binler orada buluşur. Bir sevinç, sevgi bulutu yükselir gökyüzüne, hepsinin yüzü güler baharda çiçeğe uçan arılar gibi mutlu bir uğultu vardır. Babam elimden tutar götürürdü küçücükken Söğüt’ e yıllar öncesinde, babamı da babası, onu da babası götürürdü yıllar yılı devam etti bu töre, gelenek, kimi zaman yayan, kimi atla, kundakdaki bebeler, yaşlı ama dinç ebeler, dedeler…



Bir yıl öncesinden beklenen bayram için hazırlanan, üzerine hatimler indirilmiş, yasinler okunup dualar yapılmış, bulgur, un, buğdayını torbasına çıkınına koyan yola düşer. Türkiye nin her yerinden,  Her kim ki pişen bulgur pilavından yerse ömrü uzun olsun, hastalıklardan şifa bulsun, sofraları bereketli olsun, soyları gürbüz olsun, dert görmesin diyerek dualar edilerek gönderilen malzemelerle pişen etli bulgur pilavının “şifalı pilav” olmasındaki sır da işte budur. Yüz binlere varan ziyaretçilere şifalı pilav, ayran, yörenin meşhur misket üzümleri bedava dağıtılır. Sac üstünde pişirilen çirli gözlemenin tadına doyum olmaz, yemeye gör bir yıl o lezzeti, tadı ararsınız.


Her taraf rengarenk gökkuşağı gibi. Üçetekli allı morlu Yörük kızları, zeybekler, Yörük oba beyleri,  kurulan kara kıl çadırların içinden çıkıveren dağ çiçekleri. Kara kıl çadır dedim de kısaca ondan da  bahsedeyim. Karakeçi yününden kılından yapılır. Ağustos sıcağında bile altına girin sıcak sizi yakmaz serin olur. Kıl çadıra yılan, çıyan, akrep asla giremez, ona giren misafir her şeyden emindir, bir rahatlık ve huzur hisseder. Evet biz  şimdi söz ipinin yumağını  kaldığımız yerden saralım.



Yıllarca bir birini görmemiş dostların buluşması, hasret gidermeler, oğullarına kız beğenen analar, sohbetler, oyunlar, yeni tanışmalar, kurulan kadim, sağlam dostluklar, gelemeyenlere selam bırakılanlar. İlerleyen saatlerde yakılan ateş etrafında ki tatlı sohbetler, kına gecesi, kolay kolay unutulmayan güzel anılar. Her yıl Urfa’dan gelen Cindi Yıldız Dayı Bey' imizin getirip kendi elleriyle meşe külünde pişirdiği mırra’sını içmeden edemem. Ah!. Söğüt, o söğüt ki Osmanlı' nın ilk başkentidir, Payi-Taht, İlk ateş orada yakıldı, dalga dalga üç kıtaya yayıldı.


Söğüt şenlikleri denmesinin sebebi ise, Yörükler baharla birlikte Domaniç/Çarşamba yaylasına çıkarlardı, güzün tekrar kışlak olan Söğüt’ e döndüklerinde bunu şenlikler yaparak kutlarlardı. Güreşler yapılır, cirit oynanır,bucurgat ile dönülür buna benzer çeşitli eğlenceler düzenlerlerdi. Şimdi ise yine çok güzel cirit oyunları oynanır, gerçekten cirit oynayanlar ve seyredenler heyecandan biribirlerinin üzerlerine adeta yığılırlar, seyrine doyum olmaz. Mehteran bölüğü serhat türküleri, mehter marşları çalarak heyecanı doruğa çıkarırlar. Hele zeybeklerin ağır ağır kostak kostak oynadıkları zeybek oyunları tavırlarıyla seyredenleri mest eder, giysileri ise ayrı bir güzelliktir. Zeybekler konusu başlı başına uzun bir konudur. Yörüklerin hayatında önemli bir yeri vardır. İnşallah bu konuyu ayrıca daha sonra anlatmak isterim.


Şenlikler Perşembe gününden başlar Pazar günü sona erer. Gelecek sene tekrar buluşmak dilekleri ile vedalaşırlar, çeşitli sebeplerden katılamayan ahbaplara selamlar gönderilir. Ve böylece binlerce ziyaretçi hiçbir kargaşaya, olaya meydan vermeden disiplinli bir şekilde geldikleri gibi yine sessizce dönerler. Bu durum gerçekten dikkate şayandır.

 

 (Birinci Bölümün sonu.)  



Yazı : Rıdvan KAYA
Fotoğraflar : Sema ÖZEVİN
        












Yasal Uyarı : Bu sayfadaki tüm yazı ve görseller, eser sahiplerine ait olup, kısmen veya tamamen izinsiz olarak alınması, kopyalanması ve kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç teşkil etmektedir.
Yorumlar - Comments
Toplam 22 yorum, 1-22 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Belgesl niteliiğnde ki bu .çalışmadasn gerçekten de çok istifade ettik. Fotoğraflarda harika. Bu çalışmanın devamını merakla bekliyoruz. Teşekkürler fotoritimin kendine yakışır mayıs sayısı için de kutluyoruz.selamlar
Murat Şavk eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 11:47
kENDİ KÜLTÜR KÖKLERİMİZİN GÜNDEME GETİRİLMESİ BİZLERİ MUTLU ETTİ. BÖYLESİ GÜZEL ÇALIŞMALARA EMEĞİ GEÇEN ARKADAŞLARA MİNNETTARIZ.DEVAMINI BEKLİYORUZ. TEŞEKKÜRLER.
Ali KARA eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 12:04
Daha önce bazı kentlerde yörüklerin etkinliklerini görme fırsatım olmuştu ancak çok merak ettiğim konular vardı bu çalışma oldukça derli toplu bir bilgi sunuyor geleneksel giysiler içinde küçük yörük kızlarının fotoğrafları beni çok etkiledi sizlere teşekkür ediyorum. çalışmalarınızda başarılar diler sevgiler sunuyorum
Yusuf Balık eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 14:19
Fotoritim e-dergi beni çok etkiledi dahada çok sevindiren yörükler çalışması. hele zeybeklerin oyunları türküleri ve giysileri beni çok duygulandırır. Benim babamda zeybekti çünkü bütün anılarımı canlandıran bir çalışma olmuş teşekkür ediyor vebaşarılarınızın devamını diliyorum fotğrafları çeken sema hanımı ayrıca kutluyorum
Şükran Can eklemiş - adds | 03 Mayıs 2007 Saat - Time 10:36
DEĞERLİ FOTORİTİM BU GÜZEL VE ÇOK DEĞERLİ BÖLÜMÜ HAZIRLADIKLARI İÇİN BAŞTA FOTOGRAFLARI CANLI GİBİ KONUŞTURAN RIDVAN KAYA'YA VE FOTOGRAF SANATÇISI SEMA ÖZEVİN 'E OLMAK ÜZERE TÜM FOTORİTİM AİLESİNİ TEBRİK EDER,BU GÜZEL ÇALIŞMALARINIZIN DEVAMINI DİLERİZ.
NEZİH ÇAPA eklemiş - adds | 03 Mayıs 2007 Saat - Time 12:51
Sema abla çok güzel bir çalışma olmuş.Senin fotoğrafların her zaman süperdir zaten. Yörükler çalışmanın sonunu merakla bekliyoruz.Selamlar
Yunusemra Kaya eklemiş - adds | 05 Mayıs 2007 Saat - Time 16:43
Dergi yazılarınızın ve şiirlerinizin hayranıyım ikinci bölümü merakla bekliyorum başarılı çalışmalarınızdan dolayı sizi kutluyorum
Nezihe köse eklemiş - adds | 05 Mayıs 2007 Saat - Time 17:31
Değerli Çalışmalarınızı takip etmekteyiz.Rıdvan KAYA ve Sema Hanımın Bu Şekilde Gelenek ve Göreneklerimizin Eserleri Günümüze En iyi Şekilde Yansıtılmıştır.Başarılarınızın Devamını Diler Tebrik ederim Saygılarımla.
Y.Özden KONRAT eklemiş - adds | 07 Mayıs 2007 Saat - Time 16:23
Sevgili Sema tesadüfen siteye girerek bu bölüme ulaştım.Fotoğraflar ne kadar da tanıdık derken bir de baktım ki sensin.Çok güzel bir yazı eşliğinde başarılı fotoğraflarla yörükleri anlatmaya çalışmışsınız.tebrik ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum.Sevgiler.
Cihan KARACA eklemiş - adds | 26 Mayıs 2007 Saat - Time 05:53
öncelikle böyle bir çalışmadan dolayı sizlere sonsuz teşekkürler ediyorum.bizlere mutluluk verdiniz.kültürümüzü nesillerimize aktarmak,anlatmak mecburiyetindeyiz.


saygılar

Konya ili Ilgın ilçesi AVDAN köyü YÖRÜKLERİNDEN AHMET SEVEN.
AHMET SEVEN eklemiş - adds | 28 Haziran 2007 Saat - Time 18:44
SAYGILARIMLA;

OSMANLI TÜRK MILLETININ MILLI VE KÜLTÜREL GENETIGI VE ORIJINI OLAN KAYI KARAKECILI BOYUNA ILTIFATINIZDAN DOLAYI TESEKKUR EDERIM. BIR MILLETIN BÜYÜKLÜGÜ, O MILLETIN FERTLERININ VE YA BIREYLERININ ZIHNININ (BEYNININ) BÜYÜKLÜGÜ KADARDIR. BIR MILLET "NE ALIYORUM, NE VERMEM LAZIM" MÜLAHAZASI " HAK MÜLAHAZASI" ILE YÜKSELIR. ASALETI OLAN TOPLUM HÜRMETLENIR- MILLI KIMLIGININ KÖKÜYLE YÜKSELIR- BU GENETIKDIR!! CÜNKI HIS VE DUYGULARLA ALAKALIDIR, BU DA GENETIKDIR. BIR TOPLUMUN ZIHNININ DURULANMASI IYI DÜSÜNEBILMESI, DOGRU BILGI TOPLAYABILMESI- DOLAYISIYLA YÜKSELMESI BAGLILIGI KADARDIR. CÜNKI BIR TOPLUMUN DEGISMEYENI (DEMIR-BAS-OLANI) ETRAFINDA TOPLANABILSI- O TOPLUMUN EMNIYETINI, VE ZIHNINI YÜKSELTICI BIR ELEMENTDIR. DÜNYADA BÜYÜK DEVLETLER VE MILLETLER ORJINI OLAN VE ONA BAGLI OLANLARDIR. BAGLI OLMAYANLAR VE YA ORIJINI OLMAYANLAR- ENDÜSTRIEL VE ZIHINSEL EN DÜSÜK DEVLETLERDIR!

SEVGILER VE SAYGILARLA,

KAYI-KARAKECILI BOYUNDAN; RAFET KIRLIOGLU; ALMANYA
RAFET KIRLIOGLU eklemiş - adds | 06 Ağustos 2007 Saat - Time 01:22
ben eyyup kendimde karakeçiliyim gerçekten çooooook güzel olmuş helal olsun
eyyup karabıçak eklemiş - adds | 26 Eylül 2007 Saat - Time 12:42
BEN ESKİŞEHİR İLİ SEYİTGAZİ İLÇESİ KARAKEÇİLİ YÖRÜKLERİNDENİM AMA BİR TÜRLÜ SÖĞÜT ŞENLİKLERİNE GİTMEK NASİP OLMADI ÇOK ÖZENİYORUM AMA İNŞALLAH GELECEK SEFERE GİTMEK İSTİYORUM. BU ARADA YAZIYI ÖVMEDEN GEÇEMEYECEĞİM GERÇEKTEN GÜZEL OLMUŞ AKICILIĞI Bİ TARAFA YÖRÜKLERİ ANLATAN BU KADAR GÜZEL Bİ YAZI OKUMAMIŞTIM.
SATI SEVİNÇ eklemiş - adds | 25 Aralık 2007 Saat - Time 09:20
ben İzzet DERELİ antalya manavgat kara evli yörüklerindenim Tüm yörük kardeşlerimi selamlıyorum
izzet dereli eklemiş - adds | 05 Ocak 2008 Saat - Time 21:46
balıkesır kepsut karakecılı yoruklerındenım...tum yoruk kardeslerımı saygı sevgıyle selamlıyorum
erdal küçük eklemiş - adds | 24 Ocak 2008 Saat - Time 17:34
KİMSE GÖZ DİKMESİN BU CENNET YURDA HADDİNİ BİLSİN HERKEZ YÖRÜKLER VAR BURDA.... BEN POYRAZ EFE antalya yörüklerindenim.... rıdvan abi paylaşımın muhteşem olmuşş.o kadar sıcak o kadar içtenlikle anlatmışşsın ki yörükleri şimdiye kadar yörükler konulu hiç bu kadar güzel yazı okumamıştım.yüreğine sağlık abiii muhteşem olmuşş.tabi resimelrde o şekilde.baktıkca bakasım geliyor.. emeğine,yüreğine sağlık abicimm bizlerle paylaştığın içinde sağolasınn sağlıcakla kalll :)
fatma yalçın eklemiş - adds | 13 Mart 2008 Saat - Time 16:14
selam ben adanadan emrah kara evli ve honamlı yörüklerinin kız alıp vermesiy le bir karışım haline gelmişim. her iki yörüklerdende gurur duytuyorum yörük kardeşlerime selam
emrah özkozanoğlu eklemiş - adds | 13 Temmuz 2008 Saat - Time 23:11
www.kepsutluyuz.com adresine tum yörük kardeslerimi beklıyorum.
erdal kucuk eklemiş - adds | 13 Temmuz 2008 Saat - Time 23:20
selamün aleykum.ben antalyadan yazıyorum.bilidğim kadarıyla karakeçililerdeniz.geçmişimizi,atalarımızı,ecdadlarımızı unutmayalım her zaman sahip çıkalım.tüm anadoluyu ve yörük kardeşlerimizi selamlıyorum.
ali keser eklemiş - adds | 11 Ağustos 2008 Saat - Time 14:39
HERKESE MERHABA
KONYA ILGIN.DIĞRAK KÖYÜ YÖRÜKLERİ HANGİ BOYDAN GELİYOR.BİLEN VARSA YAZSIN SEVİNİRİM.KÖKENİMİZİ ARIYORUM.
ALİ TOPÇU eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 16:33
tüm yörüklere selam olsun
MEHMET ALİ TOPÇU eklemiş - adds | 24 Aralık 2008 Saat - Time 18:09
Harika bir sayfa olmuş, ellerinize sağlık çok teşekkür ederiz...Benim soyumda Honamlı..Atalarım Güzelbeyli yörükleri...Biraz kabarayım...Yörüklerin efendisi ve en asili derler bizim için...Tüm yörükler öyledir gözümde...İnsanları bu sayfaları okurken bulmak çok hoş...Halkımız için her zaman en güzelini diliyorum...Sağlıcakla ve esenlikle kalınız...
nurcan yıldız eklemiş - adds | 07 Şubat 2009 Saat - Time 20:15
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

 

e-Panel

Ara - Search


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.