Bookmark and Share
Yusuf Darıyerli : Panayır


“Toprak çimen ve gökyüzü arasında, şimdi ve burada olana gözlerimle dokunuyorum. Pehlivanköy’de panayırın içinden tren geçiyor; camında bir çocuk gülünç bir resme bakar gibi gülümsüyor… Kasabadan kasabaya zamansız bir öz arayışında sürükleniyorum. Şu orta yerdeki  güleç yüzlü çaycı çocuk; ‘Çek Abi!.. Fotoğrafımı göndermesen de çek!. Benden sana hatıra olsun!..’ diyor, herşeyin bilgece farkında olarak.
.

Yusuf DARIYERLİ



Panayır sözcüğünün çocukluğumdaki karşılığı “gizemli, kışkırtıcı ve ürkütücü büyük bir bayram yeri” dir. Sokaklara, asırlık çınarların gövdelerine, kahvehane duvarlarına siyah-beyaz “Büyük Sonbahar Panayırı” afişleri asıldığında heyecanım doruğa çıkardı. Ekim ayının ilk haftası başlardı panayır. Aklımız orada olduğundan her fırsatta okuldan kaytarırdık. Kaytaramasak da, okul çıkışı soluk soluğa panayıra koşardık. Orası, kasketli adamların, bıyığı yeni terlemiş delikanlıların ve çocukların bir arada olduğu şenlikli bir yerdi. Ama asıl, kocaman adamların bayramıydı bu. İnegöl’ün dışında, “hayvan pazarı” olarak bilinen geniş düzlüğe kurulurdu panayır. Biz çocuklar, günler öncesinden gelip o büyülü cenneti kurmaya başlayan panayırcıları uzaktan, ellerimiz pantolon ceplerinde izlerdik. Kamyon kasalarında, traktör römorklarında sürü sürü getirilen büyükbaş hayvanlar bizi hiç ilgilendirmezdi. İçinde, denizkızlarının, Afrika’dan, Hindistan’dan getirilmiş vahşi hayvanların bulunduğu, oraya nasıl sığdıklarına bir türlü akıl erdiremediğimiz küçücük çadırlar olurdu. Bir de, kapısına kasketli adamların yığıldığı, biz çocukların aralarına karışıp içeriyi görmeye çalıştığımız, ama tam olarak da göremediğimiz, sahnesinde yarı çıplak, şişman kadınların oynadığı, alkış, ıslık ve “aç-aç” sesleriyle inleyen daha büyük bir çadır olurdu. Altında gazocağı yandığını bilmediğimiz büyük bir tepsinin üzerinde tepinen hindiyi seyretmek için ise,  üzerinde “Dans Eden Hindi” yazan küçücük bir çadırın önüne yığılırdık. Hindi bizi öyle eğlendirirdi ki, çıkınca gülüşerek onun taklidini çıkarırdık. Bir başka eğlencemiz de, yerde, bir tabla üzerine sıralanmış sigara paketlerine, (Yeni Harman, Yaka, Kulüp, Yenice) halka atan adamları izlemekti. Ne kadar kaybetseler de, yeniden denemek istemeseler de, tombul kollarına dev bilezikler gibi dizdikleri halkalarla onlara cilveli cilveli gülümseyen, içlerini gıcıklayan şeyler söyleyen esmer güzeli genç kızlara karşı koyamazlardı. Tüfek atılan çadırların önünde de aynı durum vardı. Genç kızlar, namlusunu kırıp tüfeği kurar, içine tek bir saçma atıp en çapkın gülüşleriyle delikanlılara uzatırlardı. Amaç her ne kadar üç metre ilerideki küçük yuvarlak metal hedefi vurup, onun ucuna bağlı küçük roketi aşağı düşürmekse de, tüfeği alırken kızın eline dokunmak dünyalara bedeldi.

 

Ölüme kafa tutan “Karadenizli Kardeşler” in dev bir fıçının içinde motosikletle dönmeleri yüreğimizi ağzımıza getirirdi. Gösterinin sonunda ellerini bırakıp bayrak açınca çılgın gibi alkışlardık.

 

Izgarada pişen köftelerin, sucukların iştah kabartan kokuları yayılırdı çadır lokantalardan. Sac kavurmalar, börekler, ayranlar, gazozlar, çaylar satılırdı. Köylülerin kasketlerini düşürtecek kadar yüksekte bir cambaz tel üzerinde yürürken, “bu ne ki, içerde daha neler göreceksin” diyen sihirbaz, çadırının önünde ağzından bir ejderha gibi alevler püskürtürdü.

 

Babamın “parayer” dediği panayır bitince, “hayvan pazarı” nda hüzünlü, kocaman bir boşluk kalırdı.

 

İnegöl büyüyüp kent görünümü almaya başladıkça, birçok ilçede olduğu gibi panayırlar ve hayvan pazarları da kurulmaz oldu.

 

Yusuf Darıyerli’nin “Panayır” adlı fotoğraf albümüne bakarken yıllar öncesine, çocukluğumun kasabasına ve sonbahar panayırlarına hem eğlenceli hem de hüzünlü bir yolculuk yaptım. Her biri bir öykü bu fotoğrafların. Birbirine bağlanan, tematik bütünlüğü olan, yaşamın nabzını tutan, insanı bütün içtenliğiyle kavrayan sıcacık öyküler toplamı. Bugün, bazı yerlerde “son” panayırlar hâlâ kuruluyorsa da, yakın bir gelecekte unutulup gidecekler. Yusuf Darıyerli bu geleneği hem sanatsal bir şölene dönüştürüyor, hem de belgeleyerek geleceğe bırakıyor. Yürekten kutlarım. Ellerinize sağlık Darıyerli.

 

Cemil KAVUKÇU 




























Panayır Albümü Hakkında

Panayır kitabı Haziran 2008’de Ağustos Yayınları tarafından bir grup sponsor desteğinde yayımlandı. Bu çalışmaya, Kodak Türkiye' de malzeme sağlayarak destek oldu…


Panayır  - The Country Fair
Türkçe-İngilizce
Yayıncı: Ağustos Yayınları
Çeviri: Nancy F. Öztürk
ISBN: 978-9944-384-02-5
Haziran 2008
160 sayfa, 23 x 22 cm
Cilt: Şömizli Kapak, İplik Dikiş
Kâğıt: 170 g, Mat Kuşe Sappi Quatro


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Türkiyede iyi iş üreten nadir insanlardan birisi magnumphotos tadında çalışmaları ile usta fotoğrafçı...
Engin Güneysu eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 02:15
Fotoğrafların hepsi birbirinden güzel ama en çok çayırda koşan çocuklar. Böylesine her yönden yüksek kalitede siyah beyazlar ders niteliğinde adeta. Üstadım ellerinize sağlık.
Bülent Suberk eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 14:34
selam ve sevgiler.
başarılar dilerim.
özcan çeltikli eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 18:24
Sevgili Yusuf Darıyerli'yi; uzun soluklu ve fotoğraf dünyamızın en özellerinden birisi olan bu çalışmasında sarfettiklerinin kendisine duygu öncelikli olmak üzere her şekilde geri dönmesi ve diğer çalışmalarına yine duygu öncelikli katkı sağlaması dileğiyle kutluyorum.
orhan yayla eklemiş - adds | 16 Aralık 2008 Saat - Time 16:40
Çok saygı duyduğum, özendğim bir fotoğrafçı ve ilk gördüğüm günden bu yana hep büyük bir hayranlıkla izlediğim bir seri.. Derin saygılar..
cem gülenç eklemiş - adds | 17 Aralık 2008 Saat - Time 01:52
Müthiş fotoğraflar...
Özellikle 2001 de Bigadiç panayırında çekilen motorsiklet gösterisi...

Panayırlar çocukluğumuzun en heyecanla beklenen etkinliğiydi.
Sibobu bozuk topla 3 gol 1 Marlboro,ÇinÇin oyunu,tüfek atışları(tüfek bahane),aç aç çadırları,kasnaklar,motor gösterileri...
Bizim bölgede hala söylenir.''Panayir para yir''
Maalesef artık tarih oldu,bu sene panayır yapılmadı.

Saygılar...

Serkan Çolak eklemiş - adds | 15 Ekim 2009 Saat - Time 20:49
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.