Arşivimizden  - From Our Archives

 

Erwin Olaf

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hasan Sönmez

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

Tuba Döner

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > MAYIS 2008 SAYISI - MAY 2008 ISSUE > Zeynel Yeşilay : Bürokrat Bir Fotoğrafçının Objektifinden
Zeynel Yeşilay : Bürokrat Bir Fotoğrafçının Objektifinden

 

Fotoğrafa nasıl başladınız? 

 

1963 Yılında, babam bana Kodak marka bir kutu fotograf makinası almıştı. Kara bir kutu. Üstünde çengeli var çevirince açılıp makina ikiye ayrılıyor. İçine 6x6 formatında filmi takıp kapatıyorsunuz. Fotograf çekimine hazır hale geliyor. Üstünde bir bakaç var birde ön tarafta objektif. Tek enstantaneli basit bir kara kutu.


 

Ben fotograf çekmeye bu küçük makinayla başladım. O zamanlar Pazar günleri piknik yapılırdı. Ankara’da birkaç akarsu vardı ve temizdi. Onlardan birisinin kenarında yapılırdı o piknikler. Bende o arada, o çok kıymetli makinamla çiçek, böcek, dere, ağaç, annem, babam, kardeşlerimi çekerdim. Çok büyük mutluluktu benim için. Ortaokula başladığımda arkadaşlarımın fotograflarını çekmeye başladım. O zaman Rol film (6x6cm) 25 kuruştu. 15 kuruşa da fotograf baskısı yapılırdı. Ben arkadaşlarıma çektiğim fotografları 25 kuruşa satardım. 25 kuruşa bir sandwich ile bir düz gazoz gelirdi. Epeyi para kazandım bundan.


 

Amcam benim fotografa karşı ilgimi görünce kendisinde bulunan körüklü bir makinayı bana hediye etti. Bu kutu makinaya nazaran çok daha mükemmel bir makina idi. Diyafram ayarı enstantanesi, flaş yeri, kapanınca ince açılınca körüğü ile değişik görünümlü bir makina idi.


 

Ortaokul ve lise yıllarımda bu makinalarla çalıştım. Lisede, bütün lise hayatım boyunca, Öğrenci Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptım. Fotografçılık kolu vardı en sevdiğim faaliyette  bu kolun çalışmaları idi. Çünkü bir karanlık odamız vardı. Kendi fotograflarımızı kendimiz basardık.


 

1963-1970 Yılları arası fotografçılık hayatım bu şekilde devam etti diyebilirim.

 

1970 Yılında Turizm ve Tanıtma Bakanlığına girdim. 1971 yılında görevle Ankara Gemisiyle Yurtdışına çıktım. O zaman kafama bir fotograf makinası almak fikri girdi. Romanya, Yunanistan, İtalya, Lübnan, İsrail, Rodos adası dolaştığımız yerlerdi ve bir ay süreli bu gezi boyunca, ben hep fotograf makinası peşinde koştum. Venedikte 94 bin lirete bir Canon  gördüm. Ama 75 bin Liret ayırmıştım. Pazarlık yaptım alamadım.


 

Beyrut’ta nihayet 70 dolara bir Minolta 7S idi sanırım bir makina aldım. O fotograf makinasıyla çok fotograf çektim. Daha sonar bir Miranda aldım.  İlk refleks makinamdı bu ve değişik objektifleride vardı.


 

Bakanlıkta Foto Film şubesinde görev yapıyordum. Fransızca bildiğim ve fotograf çekmeyi sevdiğim için Bakanlığın yabancı fotografçı ve film çekmeye gelen ekiplerine beni mihmandar olarak verirlerdi. Böylece hem Türkiye’yi rahat ve imkanlı dolaşır hemde fotograf çekerdim. Bakanlıkta  bir Rolleiflex  (6x6cm) vardı onuda kullanıyordum.


 

İk Nikonumu 1976 yılında elde ettim. 20 mm, 105mm, 200mm, 50mm objektifleriyle tam bir takımdı. Artık daha güzel fotograflar çekiyordum. O tarihlerde Kodachrome 25 ve 64  slayt filmleri vardı genelde onları kullanırdım.

 

Bakanlığa bir Zenza bronica alındı onu da kullanmaya başlamıştım. Artık fotograflarım  tanınıyor, broşür, kitap, depliyan, afiş ve hatta posta pulu olarak kullanılıyordu… En önemli afişim İshakpaşa Fotografıdır. 70x100 cm ebadında ki bu afiş o zaman büyük bir ilgi uyandırmış ve Doğubayazıta turist gelmesi sağlanmıştı.


 

1976 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuştu. Beni davet ettiler görevli olarak gidip bir ay kaldım. Çektiğim fotograflardan İlk afiş ve broşürler hazırlandı. Kıbrıs’ta,  o dönem bana mihmandarlık eden ve kendisi de kıbrısın ileri gelen ilk fotografçılarından olan Olgun Özer dostumdan çok şey öğrendim.


 

Resme karşı büyük bir kabiliyetim vardı. Orta ve lisede hep en yüksek puan alırdım. Perspektif çalışmalarını çok iyi yapardım ve hep ben tahtaya çizerdim. Bu nedenle güzel sanatlara gitmek istedim. Devlet Güzel Sanatlar Akademisini kazandım, İstanbul’a gitmem gerekiyordu. O zamanlar üniversitelerde bolca olaylar vardı ve ayrıca Ankara’dan istanbul’a taşınmam lazımdı İşim falan darken Sıkıntı olacağını düşünerek Gazi Üniversitenin Fransızca Bölümüne kaydoldum.


 

Resime karşı duyduğum eğilim, merakım ve kabiliyetim kendisini fotografta buldu. Bu yüzden fotografı çok seviyorum. Ve başarılı çalışmaları gerçekletirdiğime inanıyorum. Onbinlerce fotograf çektim. Türkiye’nin önemli Fotograf Sanatçılarıyla tanıştım, birlikte çekim yaptık. Bunlar beni çok mutlu eden olaylardır. Sami Güner, Haydar Volkan, Gültekin Çizgen, Sıtkı Fırat, Ozan Sağdıç, Şemsi Güner, Olgun Özer, Kortan Tümerdem, Roland Michaud, Sabrina Michaud, Marc Mopty, gibi  onlarca  fotograf sanatçısı tanıdım. Herkesten bir şey öğrendim.

 

Fotograf hayatım böyle başladı ve devam ediyor


 

İlk kullandığınız ekipmanlardan ve şimdikilerden bahseder misiniz?

 

1970, 1980 ve 1990’lı yıllarda film kullanıyorduk. Diapozitifte; Kodachrome 25, 64, Kodak Ektachrome 64, 125, 200, 400, negatifde; Kodak Extacolor negatif  filmler ve siyah beyaz Tri-xpan, plus x-pan filmleri kullanmayı tercih ediyordum.

 

Fotograf makinası  olarak, Miranda refleks, Nikon F refleks, Zenza bronica, Hasselblad 500CM idi kullandıklarım. Bütün bu ekipman bugünde var belki ama yaygın olarak kullanılmıyor artık aradaki fark bu.


 

Digital sistem çıkınca tabi bu filmleri kullanılmaz oldu neredeyse. Ben digital kullanmamak için çok direndim ama kolaylığı yüzünden digitale geçtim.

 

Kıbrıs’ta görevli olduğum 2002-2007 yılları arasında, Nikonlarımı götürmüş ve bolca diapoitif almıştım yanıma. Amacım çekeceğim fotograflardan bir kitap çıkarmaktı. Fakat dia banyosunu yaptırmak çok zordu. Olgun beyin laboratuvarında yapılıyordu ama çok dia kullanılmadığı için banyolar bozuluyordu. Buda benim dia çekmemi zorluyordu. Her Ankara’ya geldiğimde çektiklerimi Fıratcolor’a getirip banyo ettiriyordum ki buda zaman kaybına neden oluyor çektiğim dialar günlerce öylesine buzdolabında bekliyordu. Halbuki çekilen filmin en geç 24 saat içinde banyo edilmesi gerekmekteydi.


 

İşte tam bu sıkıntılı dönemde, bir gazete ilanında Sony f 707 fotograf makinasını gördüm. İlgimi çekti ve satın aldım. Beş milyon piksellik güzel bir makinaydı. Sonra Sony F 828, Sony N1, Fuji S3 derken Nikonları kullanmaz oldum.

 

Çok kolaylık getirmişti. Yüz bin fotograf çekmiştim. Mültivizyonlar hazırlamıştım. Ve bu fotograflardan seçtiklerimle sergi hazırladım. En önemlisi Sonsuz bir şiir Kuzey Kıbrıs isimli prestij kitabımı hazırladım.


 

İş hayatınız ile fotoğraf çalışmalarınızı nasıl birleştirdiniz?

 

Benim iş hayatım bürokrat olarak başladı ve devam ediyor. 1970 yılında Turizm Bakanlığına girdim. Bürokrat olarak çalışırken aynı zamanda fotograf da çekmeye devam ettim. Hatta Başbakan rahmetli Bülent Ecevit’in Özel Kalem Müdürü olarak çalıştığım zamanda bile bu böyle devam etti. Sergide açtım ve Kültür Bakanlığınca büyük bir kitabım basıldı. Onu nerede hazırladım biliyor musunuz? Başbakanlıktaki masamda. Hergün yüzlerce diapozitifi seçiyordum. Ve orada hazırladım sonra Kültür Bakanığına  teslim ettim ve kitap basılınca da bana getirdiler.

 

Rahmetli Ecevit kimsenin kitabına prensip olarak ön söz yazmıyordu. Bana yazdı ve çok güzel anlamlı bir ön söz idi bunu burada yazmadan geçemeyeceğim.

 

“ Olağanüstü doğa güzellikleri, engin tarihsel zenginlikleri ve arkeolojik hazineleriyle, Türkiye çok fotojenik bir ülkedir.

 

Bir fotoğraf sanatçısı olarak Zeynel Yeşilay Türkiye topraklarının bu niteliklerini yapıtlarında başarıyla yansıtmıştır.

 

Aynı zamanda onun sosyal bilinci Türk toplumunun insancıl yönünü de büyük bir duyarlılıkla portrelerine aktarabilmesini sağlamıştır.

 

Başarılı çalışmaları dolayısıyla kendisini kutluyorum. 

 

Bülent  Ecevit Başbakan”

 

Yukarda yazılan bu güzel yorum benim hayatım boyunca kazandığım en büyük ödüldür. Nur içinde yatsın.

 

Kıbrıs’ta olduğum sure içinde Türkiye fotograf sergisini ve Kıbrıs fotograf sergileri açtım. Mültivizyonlar yaptım. Televizyonlarda bu eserlerim yıllarca yayınlandı.


Rauf Denktaş, sergi ziyaretinde
 

Cumhurbaşkanı Sayın R.Rauf Denktaş, 2003 yılında Türkiye fotograf sergimi açtığında çok güzel şeyler söyledi. ”Ne zaman çektiniz bu fotografları?” diye sorunca ben “Cumartesi ve Pazar günlerimi değerlendirdim dediğimde”,  “Ben geçen Cumartesi ve Pazar günlerime yanıyorum” diye cevap verdi. Doğru dedim bende Başbakanlıkta çalışırken cumartesi pazarımız yoktu.

 

2006 yılında Kıbrıs fotograf sergimi ise Cumhurbaşkanı sayın Mehmet Ali Talat açtılar ve “ Kıbrıs’ı sizin  fotograflarınızda tanıdık” dediler.

 

Bunlar bir sanatçı için çok muhteşem ifadeler ve değerli bir anılardır.


 

Hangi tür fotoğraflar çekmeyi seversiniz? Sizi neler etkiler?

 

Ben kendimi turizm fotografçısı olarak tanımlıyorum. Herhalde Turizm Bakanlığında çalışmış olmamdandır. Çünkü 1970’li yıllarda Türkiye bakirdi. Elli bin civarında turistik yatağımız vardı. Doğa fazla yıpranmamış, kıyılar bu kadar yağma edilmemiş, her şey çok güzeldi. Ben doğamızı, tarihsel zenginliğimizi, sosyal yaşantımızı, gelenek ve göreneklerimizi, mutfağımızı, insanlarımızı çekmeye başladım. Beni çok mutlu ediyordu. Bugün de aynı şeyleri çekiyorum. Benim için bir ağacın görünümü, denizdeki bir yelkenli, bir anıtmezar, bir çocuğun gülen yüzü, gibi her şey benim fotograf çekim alanıma girer.

 

Genelde doğal ve tarihi  konularda fotograf çekmeyi seviyorum,


 

Fotoğraf ile ilgili sergi, gösteri ve tanıtım çalışmalarınızı anlatır mısınız?

 

1975 yılında ilk sergimi Kocaeli’nde kurulan fuarda açtım. Kocaeli’nde yerden ve havadan çektiğim fotograflar fuar süresince sergilendi. Sonra bu sergiyi Bakanlık Mısıra gönderdi orada da kaldı.

 

1979 yılında dünya çocuk yılı nedeniyle Ankara’da bir karma fotograf sergisine katıldım.

 

Böyle karma sergilerde pek çok fotograflarım sergilendi. İstanbul’da AKM’de bir sergi açtım. Rahmetli dostum, arkadaşım Selçuk Kızılkayak’ın çektiği filmin galasında Türkiye fotograflarından oluşan bir sergiydi. 


 

İstanbul’da bir yerlerde benim 1981 yılında çekilen Atatürk filminin çekimleri esnasında çektiğim fotograflardan bir sergi açıldı ve sanırım bir müze gibi bir yerde ama hatırlamıyorum.

 

Almanya Frankfurt’ta, Berlin’de iki sergi açtım multivizyon gösterisi yaptım.

 

Çorum ve Bartın’da iki sergi açtım ama bürokraside işlerimin yoğunluğundan katılamadım.


 

İzmir Fuarında, Turizm fuarı sırasında sergi açtım. 1980 yılında Kuşadası ve Foça Fransız tatil köylerinde sergi açtım. Antalya’da Eyilik Vakfının organizesinde sergi açtım.

 

Kıbrıs’ta 2003 yılında “Sonsuz bir şiir Türkiye” sergisini açtım. 2006 yılında “Sonsuz bir şiir Kuzey Kıbrıs “ sergisini açtım. Kıbrıs Fotograf Derneği FODER ile birlikte birkaç sergi açtım. Rum ve Türk taraflarında Amerikalıların organize ettiği bir karma segiye katıldım. Tabi Rum tarafındaki sergilemeye beni davet etmediler. O tarafa Türkiyeli’lerin geçmesi yasak olduğu için gidemedim. FODER’den arkadaşlar beni bir şekilde o tarafa geçirmeyi teklif ettiler ama diplomat olduğum için geçmem mümkün değildi. Türk tarafında ki sergiye katıldım.


 

ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsünde, Yakın Doğu Üniversitesinde bu sergim tekrarlandı. 2007 yılında Ankara Sheraton otelinde 20 Temmuz Barış Hareketi nedeniyle bu Kıbrıs sergimin küçültülmüşünü açtım. Sonsuz bir şiir Kuzey Kıbrıs sergisi 160 adet 50x70 cm fotograftan oluşmaktadır.

 

En son sergimi Eylül 2007 de Pakistan’ın Karachi kentinde açtım.


 

Kuzey Kıbrıs için hazırladığım Sonsuz bir şiir Kuzey Kıbrıs sergisinin Ankara’da 2006 ve 2007 yılında iki defa açılması planlandı ama Kıbrıs tarafından kaynaklanan bazı nedenlerle iptal edildi. Bu sergim, Kasım 2008 de Ankara’da Dışişleri Bakanlığında sergilenmesi planlanıyor.

 

Sergilerimde mültivizyon da gösteriyorum. Bu daha etkili bir sergileme şekli.


 

Fotoğrafa yeni başlayanlar için neler önerirsiniz?

 

Fotograf çekmekten kaçınmasınlar. Özellikle fotograf çekmek bu kadar kolay bir hale gelmişken daha çok insanın fotograf çekmesi lazım. Yalnız cep telefonlarına çok para veriyorlar ve kameralı telefon alıyorlar. Ben buna karşıyım. Eğer fotograf çekeceklerse daha basit ve ucuza sadece alo demek için bir telefon alsınlar ona verecekleri parayla da doğru dürüst bir fotograf makinası alsınlar. Benim gençlere öğüdüm budur.


 

Fotograf çekmeyi sevsinler. Konu olarak ya kendilerinin hoşlanacağı bir konu seçsinler ve o dalda başarılı olsunlar, ya da benim gibi ülkemizin bütün değerlerini çekmeye çalışsınlar. Çekmekle kalmayıp paylaşsınlar. Şimdilerde çok güzel fotograf siteleri var. Oralara fotograflarını göndersinler, eleştirsinler ama olumlu eleştiri, başkalarının fotograflarını beğensinler onlardan ilham alsınlar. Kıskanma olayı maalesef bütün mesleklerde olduğu gibi fotografta da var. Bunu yenen insanlar başarılı olurlar. Benim yukarda saydığım fotograf sanatçılarını ben çok sever ve onlara değer veririm. Ama onların içinde birbirini çekemeyen çok fotografçı bilirim.


 

Kendine, çektiğin fotografına güven ve sev, ama diğer sanatçılara da değer ver onların fotograflarınıda sev. Böyle olursa insan başarılı olur.

 

Birde üşenmesinler. Kar yağdığı zaman doğayı çekmeye çıksınlar. Yağmuru çeksinler, dalgaları çeksinler, sonbaharı, yazı ne bileyim herşeyi zamanında çeksinler.


 

Önemli bir öğüdüm de fotograflarını arşivlesinler. Kendilerine en uygun arşivlemeyi seçip bütün fotograflarını ona göre arşivlesinler. Fotograflarına muhakkak bir ad versinler çekilme tarihini ve yerini belirtsinler. Zamanla bunlar hep belgesel birer fotograf olacağını düşünerek çalışmalarını bu disiplin altında yapsınlar.


 

Beğendiğiniz fotoğrafçılar kimlerdir?

 

Rahmetli Sami Güner, Ozan Sağdıç, Sıtkı Fırat, Haydar Volkan, Gültekin Çizgen, Şemsi Güner, Kortan Tümerdem, Yusuf Tuvi, Dursun Ali  Sarıkoç, Yusuf Ziya Ademhan (rahmetli), Adnan Ataç gibi fotograf sanatçılarını severim. Gerçi ayırt etmem hepsi benim için değerlidir. Onların yücelmeleri, başarılar kazanmalarından da bir Türk fotografçısı olarak onur duyarım.


 

Rahmetli Yusuf Ziya Ademhan, Anadolu’nun tam bağrından çıkan değerli bir sanatçımızdı. Kendisi hep dağları dolaşır, Anadolu’nun yaylalarını, Anadolu yaşantısını çekerdi. Turizm Bakanlığı yılda bir kez sanatçılardan diapozitif satın alırdı.

 

Benim bulunduğum Foto Film Şubesi yapardı bu işi. Bu nedenle tüm sanatçıları tanırdım ve onlarla çok güzel sohbetlerde bulunurdum. İşte Yusuf Ziya Ademhan’a da  “Ya abi biraz da Akdeniz, Ege gibi sahilleri dolaş bize biraz deniz, güneş, kum tatil fotografları getir dediğimde, her seferinde tamam Zeynel beyciğim söz bir daha getiriririm” derdi. Ama hiç bir zaman getirmedi, getiremedi. Çünkü o Anadolunun havasına doğasına aşıktı.


 

Nitekim sanırım Erzincan civarlarında bir dağda fotograf çekmek için gittiğinde kayboldu. Bugüne kadar kendisinden bir ses alınamadı. Bu da  fotograf sanatının bir şehididir. Allah rahmet etsin kendisine. Nur içinde yatsın.

 

Fotoğrafla ilgili olarak sizi heyecanlandıran, düşündüren, duygulandıran değişik anılarınız var mıdır? Paylaşır mısınız?

 

Bir gün Sümela Manastırının fotografı çekmek için Maçka’ya gitmiştim. Sümela bir vadide bilirsiniz. Ben karşı yamaca tırmanıp tam karşısından manastırı görüntülemek istedim. Epeyi zorlukla üstümde taşıdığım sehpa fotograf çantam objektifler, Nikon ve zenza bronica ile kendimi zorlukla düz bir kayanın üstüne atmaya çalışırken, iki kolumla kendimi yukarı çekerken, kayanın üstünde sabah güneşinde uyuyan bir yılan ile karşılaşmam beni epeyi heyecanlandırdı. İki kolum meşgul kendimi yukarı çekiyorum yılan burnumun dibinde çöreklenmiş uyuyor. Ne yapacaktım? Ya yılan uyanıp üstüme atlayacaktı ben kendimi aşağıya bırakacaktım, ya da yılan müsaade edecek ben yukarı çıkıp istediğim fotografı çekecektim.


 

Yılan uyandı beni gördü dilini çıkardı baktı ve geriye dönüp aşağıya doğru kaydı. Bana bırakmıştı kayanın üstünü hemen üstüne çıktım. Bu arada bir elimle makinamı alıp bir kare çektim. Çektim ama netlik ayarını yapmak için öbür elimi kullanmam lazımdı onu yapamadığım için karışık bir şey ot falan çıktı. Yılan çıkmamış tabi.

 

En önemli anılarımdan biride İshakpaşa Sarayı Fotografım 1978 yılında 70x100 cm ebadında poster oldu ve bütün dünyaya dağıtıldı. 1987 yılında Berlin’de açtığım sergime gelen bir Alman, Türkiye’ye çok gittiğini anlatıp, bana  ilk gidişinin nasıl olduğunu söyledi. Eşiyle beraber cadde de yürürlerken, bir seyahat acentesinin vitrininde gördükleri bir afişten çok etkilenip içeri girerek oranın neresi olduğu öğrenip yer ayırtarak o yeri görmeye gittikleri anlattı. Bunu merak ettim ve neresi olduğunu sordum. Doğubayazıt’taki İshakpaşa Sarayı demez mi!?  Ben hemen fotografı tarif ettim benim fotografımdan bahsediyordu. Dedim ki size bir sürpriz yapayım mı?


 

 “Nedir o?” dedi, o fotograf çeken benim deyince, öylesine sevindiki boynuma sarıldı. Benim sizin güzel ülkenize gitmeme neden olan bu fotografı çektiğiniz için sizi kutluyorum dedi ve ilave etti, o fotograftan elde etmeyi çok arzuladım ama maalesef elde edemedim. Ben size gönderirim dedim. Ve ona bir fotograf gönderdim.

 

Çok anlatılacak hatıra var ama bu iki anıyla yetineyim.


 

Fotoğraflamak istediğiniz ancak bugüne kadar fotoğraflayamadığınız yer/yerler nereleri oldular?

 

67 Vilayetimiz varken, Zonguldak, Bingöl, Muş, Hakkari, Ordu, Sinop ve Edirne illerimizi görememiştim. Diğerlerini birkaç kez gezmiştim. Sonraları Zonguldak’ı gördüm.

 

Özellikle Edirne’yi çok görmek istiyordum. Kaç kere gitmek için davrandımsa bir nedenden dolayı gidemedim. Tekirdağ, Kırklareli oraları gördüm. Ama Edirne’yi göremedim. Selimiye Camisinin fotografını çok çekmek istiyorum. Mimar Sinan, Selimiye Camisini yaparken o yaşlı kadından lale bahçesine karşılık bir iz olsun diye sütuna işlediği ters laleyi merak ediyorum. Hatta  1994 tarihinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Necmettin Cevheri’nin Özel Kalem Müdürü iken Yağlı güreşe  davet edildik.. Ben seviniyordum gidip göreceğim diye. Uçak biletim okeyli cebimde havaalanına giderken. Sayın Bakan telefonla aradı benim Ankara’da kalmamı istedi (O günlerde önemli birşeyler vardı.) Ve ben Bakanı yolcu ettim, biletim cebimde geri döndüm. Bakalım ne zaman kısmet olacak?


 

Kapadokya üzerinde balonla uçup fotograflamayı çok istiyorum. Hakkari, Cilo dağları üzerinde kayalarda ilk insanlara ait ilkel resimler var. Bunları yıllar önce Ersin Alok fotograflamıştı. Bende bir gün imkanım olursa fotograflamak isterim.


Zeynel Yeşilay, Özel Kalem Müdürü olarak çalışma yıllarında...

 

İmkanım olsa Mısır, Paris, Hollanda, Türki Devletlerde fotograf çalışmaları yapmak isterim.

 

Teşekkür ediyorum…

 

Röportaj : Levent YILDIZ


www.zeynelyesilay.net


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 7 yorum, 1-7 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Sayın Yayın Yönetmeni ve Muhterem Okurlar,

Sevgili Zeynel Yeşiay'ı Turizm Bakanlığı ile yaptığımız işler muvacehesinde tanıdım. Ve Bakanlık tarafından, sadece benim çekmem istenen, Shoping in Turkey klavuzu dolayısı ile Sevgili Selmin Başak, Canım kardeşim Zeynel Yeşilay ile günlerce Kapalı Çarşıda ve bazı başka alışveriş merkezlerinde çekimler yaptık. O zamanlar Sevgili Zeynel bir amatördü. Ama nice kulağı geçecek yaman bir boynuz olduğu da açıkça belliydi. Herşeyden daha önemlisi: Edepli, bilinçli, meraklı, azimli, heyecanlı, çalışkan, sabırlı, tahammüllü, soran, öğrenen, mükemmek bir insandı. Fotograf konusunda gösterdiği performans, bence çok profesyonelimizin kıskanması gereken bir performanstır. Sevgili zeynelin yukarıda saydığım özellikleri, tüm gençlere her konuda ders de olmalıdır. Uzun yaşamasını ve daha çok eserler vermesini temenni eder, çok zor beyenen bir profesyonel olarak, milletim adına Onu taktirle muhabbetle saygıyla ayakta alkışladığını ifade etmek isterim.

Haydar Volkan
haydar Volkan eklemiş - adds | 05 Mayıs 2008 Saat - Time 23:37
güzel fotoğraflar...
dilek alın eklemiş - adds | 10 Mayıs 2008 Saat - Time 16:19
sevgili zeynel bey
fotoğraflarınızda tekniğin yanında gördümki
vatan sevginizin ve insana olan saygınızın yansımaları var.
sizi kutluyorum. sizi tanımış olmaktan çok mutluyum.
sizin gibi erdemli ve birikimli insanlara çok ihtiyaç var.
pozitif enerjiniz sizi ayakta tutuğu gibi çevrenizide ayakta tutacak güçte.
sevgi ve saygılarımla
Sami TÜRKAY eklemiş - adds | 13 Mayıs 2008 Saat - Time 21:13
Sevgili Yeşilay,
Fotoğraflarına bakarken 80 lerin başında rahmetli Güran Erbek'in evinde çizdiğimiz kilim motifleri ve sohbetler geldi.
Bürokrasi ile uğraşırken bile fotoğrafı bırakmadın. Ama şimdi daha hürsün.
Fotoğraf ortamlarında daha sık görüşmek ümidini taşıyorum.
Eline gözüne ve yüreğine sağlık...
uğur kavas eklemiş - adds | 17 Mayıs 2008 Saat - Time 18:50
sevgili dayıcım,herşey çok güzel...size bu kadar yer gezdirebilen fotoğraf sanatçılığı aşkınıza bir kez daha hayran kaldım ve de fotoğraflarınıza...sevgiler
aygün özberk eklemiş - adds | 20 Temmuz 2009 Saat - Time 11:43
Merhaba Zeynel Abi
Sizin öz geçmişinizi okurken ,sizden ne kadar uzak kaldığımızı,neler yaptığınızı ve nerelerde yaşadığınızı hayranlıkla okudum.Ellerinize sağlık,çok güzel fotograflar.Kitabınızı temin etmeye çalışacağım.Başarılarınızın devamını dilerken,sergi ve diğer etkinliklerin tarafıma duyurulmasını rica ederim.






Kuzeniniz Emel Güngör eklemiş - adds | 31 Ekim 2009 Saat - Time 21:08
sevgili zeynel 81 yılında sen ilter güran mine beraberce anvers müzesi calışması fetiye ölü deniz marmaris afrodisyas gezilerini anımsadım dış işlerine geçince türkiyeden biraz uzak kaldık o günler güzeldi sana ve iltere sevgiler muhittin çevlikli
muhittin çevlikli eklemiş - adds | 30 Mart 2010 Saat - Time 15:19
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

 

e-Panel

Ara - Search


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.